Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1949

Karar No

2023/1840

Karar Tarihi

1 Mart 2023

...

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/220 E., 2019/203 K.

DAVA TARİHİ: ...

EK KARAR TARİHİ: ...

KARAR: Kabul

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen aksine Kurum işleminin iptali ile maluliyet aylığı bağlanması istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine dairece düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Mahkemece verilen 01.11.2021 ve 04.11.2021 tarihli ek kararın davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairece 01.11.2021 tarihli ek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ek kararının da davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, Mahkememize açmış olduğu davanın dilekçesinde: Müvekkilinin Bağ Kur'lu olmadan önce görme hastalığının bulunmadığını, görme kaybının sigortalı oluş tarihinden sonra tesadüfen gerçekleşen bir olay neticesinde meydana geldiğini, müvekkilinin geçimini hayvancılık ve tarımla kazanan bir kişi olduğunu, görme kaybı olayının ise müvekkilinin bir gün koyun güderken aniden yere düşmesi neticesinde ortaya çıkan bir durum olduğunu, müvekkilinin geçen süre içerisinde görme kaybı yaşamaya devam ettiğini, müvekkilinin görme kaybı yaşadıktan sonra bir çok sağlık kurumuna müracaat ettiğini ve bu müracaatları sonucunda sağlık durumunu gösterir raporlar düzenlendiğini, ... Üniversitesinin 11.01.2008 tarihli 9 sayılı Prf. Dr. ... 'un raporunda müvekkilinin görme işlevi bozukluğunun %100, tüm vücut fonksiyon kaybının %85 olduğunun belirtildiğini, müvekkiline ait birden fazla sağlık kurulu tarafından rapor verilmesine rağmen Sosyal Güvenlik Kurumunun müvekkili hakkında 1479 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin 2 nci fıkrasına göre malullük durumunu için gereken şartların hepsinin mevcut olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumunca başvurunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu bu nedenlerle davasının kabulünü talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde: ... Bağ no'lu tarım sigortalısı davacının malulen emeklilik hakkının tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması için dava açtığını, sigortalıların malul olup olmadıklarının tespiti ve malullük aylığının bağlanabilmesi için mevzuatta yer alan koşulların yerine getirilmesi gerektiğini, davacının 28.01.2008 tarihinde malüllük talebinde bulunduğunu ve bu talebine göre Aydın Devlet Hastanesine sevk edilen davacının 29.01.2008 tarih 303 sayılı sağlık kurulu raporunda Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğüne maluliyet durumunun değerlendirilmesi için gönderildiği, Genel Müdürlüğün 2009/39 sayılı genelgelerine istinaden Bölge Sağlık Kurullarının oluşması için Maluliyet Dosyasının İzmir Bölge Sağlık Kurulunca değerlendirildiğini, İzmir Bölge Sağlık Kurulunca Sigortalının malullük durumunun değerlendirildiğini, red kararı verildiğini, kurumun mevzuat çerçevesinde işlem yaptığını açılan davanın yerinde olmadığını bu nedenle reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde 05.03.2019 tarihli 2017/220 Esas2019/203 Karar sayılı karar ile

Davanın kabulü ile,

1 Davacının maluliyet başlangıç tarihinin 29.01.2008 olduğunun tespitine, ve talep tarihini takip eden aybaşından itibaren davacının malullük aylığına hak kazandığının tespitine,

2 Takip tarihini takip eden aybaşından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte malullük aylığının ödenmesine,

3 Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,

4 Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan maktu 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

5 Davacı tarafça bozma öncesi ve bozma sonrası yapılan toplam 354,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6 Taraflarca Aydın Mahkemeler Veznesine yatırılan ve kullanılmayan bakiye avansın karar kesinleştiğinde iadesine, karar verilmiştir.

IV. DÜZELTİLEREK ONAMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Düzelterek Onama

... vekili ... ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Av. ... aralarındaki dava hakkında Aydın 1.İş Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 09.02.2021 gün ve 2019/3517 Esas, 2021/1354 Karar sayılı ilamı ile " Hükmün 1 inci bendinin tamamen silinmesi ile yerine “Davanın kabulüne, davacının maluliyet başlangıç tarihinin 29.01.2008 olduğunun, bu tarihe göre, 01.02.2008 tarihinden itibaren maluliyet aylığı tahsisine hak kazandığının ve 01.05.2008 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren aylıkların yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesi gerektiğinin tespitine” kelimelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA," karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Ek Kararlar

İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2021 tarihli 2017/220 Esas2019/203 karar sayılı ek karar ile; "1 Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekiline 06.08.2018 tarihli 2018/33405 adli tıp nolu 2018/12762 karar nolu 566,50 TL tutarındaki Adli Tıp faturası ile 23.02.2018 tarih ... adli tıp nolu 815,00 TL tutarındaki Adli Tıp faturasının Adli Tıp Kurumu Döner Sermaye Saymanlığının T.C. ... Şubesindeki TR ... iban nolu hesabına veya Türkiye ... Şubesindeki TR ... ve TR ... iban nolu hesaba yatırılararak banka dekontunun mahkememize sunulması için 15 günlük kesin verilmesine," karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli 2012/1 Esas 2016/123 Karar sasyılı ek karar ile; "1 Davalı Sosyal Güvenlik Kurumunca 07.03.2016 tarihli 2015/93926 adli tıp nolu 2016/38 karar nolu 760,00 TL tutarındaki Adli Tıp Faturası ile 09/06/2015 tarih 2015/5562 adli tıp nolu, 2015/6428 karar nolu 610,25 TL tutarındaki Adli Tıp faturasının Adli Tıp Kurumu Döner Sermaye Saymanlığının T.C. ... Şubesindeki TR ... iban nolu hesabına veya ... Şubesindeki TR ... ve TR ... iban nolu hesabına yatırılarak, banka dekontunun Mahkememize sunulması için 15 günlük kesin süre verilmesine, " karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararlara karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; "Dosyanın bozma öncesi ve sonrası esas numaralarına istinaden 01.11.2021 ve 04.11.2021 tarihli ek kararlar ile ödenmeyen adli tıp faturalarının müvekkil Kurumca ödenmesine karar verilerek tarafımıza 15 günlük kesin süre verilmiştir. Yerel mahkemece verilen bu ek kararlar hatalıdır. Nitekim hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar daha sonra değiştirilip genişletilemeyecektir. Yerel Mahkemece gerekçeli kararda, adli tıp faturalarının ödenmesine ilişkin bir hüküm kurulmamıştır. Dosya kesinleştikten sonra ek karar kurularak müvekkil Kuruma adli tıp faturalarının ödenmesi gerektiğinin bildirilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesiyle ek kararların bozulmasını talep etmiştir.

C.Bozma Kararı

Dairece 27.09.2022 tarihli 2021/12698 Esas 2022/11325 Karar sayılı ilam ile; "Eldeki davaya ilişkin olarak ise, 01.11.2021 tarihli ek karar bakımından yapılan değerlendirmede; HMK’nın 305/A maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığı, yasanın 305/2 nci maddesine aykırı şekilde hüküm kısmının ve davalının sorumluluk durumunu değiştirmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle mahkemece verilen 01.11.2021 tarihli ek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay ilamının davalı kurum vekiline tebliği üzerine, 11.01.2023 tarihli dilekçe ile "Her iki ek kararın da benzer mahiyette olduğu göz önüne alındığında Yerel Mahkemenin 04.11.2021 tarihli ek kararının da bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir. Nitekim hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar daha sonra değiştirilip genişletilemeyecektir. Yerel Mahkemece gerekçeli kararda, adli tıp faturalarının ödenmesine ilişkin bir hüküm kurulmamıştır. Dosya kesinleştikten sonra ek karar kurularak müvekkil Kuruma adli tıp faturalarının ödenmesi gerektiğinin bildirilmesi usul ve yasaya aykırıdır " diye belirtilerek yukarıda anılan 04.11.2021 tarihli ek kararının da bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı kurum vekilinin verdiği 12.01.2023 tarihli dilekçenin temyiz dilekçesi mi yoksa maddi hata talepli mi olduğu hususunda toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı HMK’nun 294 üncü maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2 nci maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305 inci maddesine göre; "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde düzenlenmiş, anılan kanunun 306 ncı maddesinde" (1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” şeklinde tavzihin usulü belirlenmiş bulunmaktadır.

6100 sayılı HMK'nın 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren ve “Hükmün Tamamlanması” başlıklı HMK 305/A maddesinde ise “Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. ” şeklinde düzenleme yer almaktadır.

28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un HMK 305/A maddesine göre taraflardan her biri nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilirler.

Öte yandan, usul yasaları yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal uygulanmaya başlamaktadır.

Tavzih, kelime anlamı itibariyle açıklama, aydınlatma anlamına gelmekte olup, değişiklik, ekleme ya da çıkarma kavramlarını içermemektedir. Hâkim, karar verdikten sonra bu kararını tarafların talebi olsa dahi değiştiremez. Ancak, istisnai hallerde hüküm açık değil, hüküm fıkraları birbirine aykırı ise ya da uygulanmasında tereddütler oluşturacak nitelikte ise bu halde belli koşullarda hüküm tavzih edilebilir. Öğretide tam bir fikir birliği içerisinde kabul edildiği üzere tavzih yolu ile ancak hükümdeki kapalılık, açık olmayan hal, tereddüt ya da çelişki ortadan kaldırılabilir. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu noktada mahkeme daha önce unutulan bir hususu hükme ekleyemez veya hükümden çıkaramaz. Tavzihin amacı hükmü değiştirmek, unutulan bir hususu hükme eklemek veya hükümde taraf olan birini taraf konumundan çıkarmak ya da hükümde taraf olmayan birini taraf konumuna sokmak değildir. Tavzihin amacı; hükmü açıklamak, icrasındaki tereddüdü gidermek ya da birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa bu aykırılığı gidermektir. Hüküm, tavzih yolu ile değiştirilemez, tavzih yolu ile hükmün gerçek anlamı ortaya konulur ya da hükümdeki çelişkiler giderilir. Bu kapsamda tavzih yolu ile taraf değiştirilemeyeceği gibi taraf olmayan biri taraf konumuna getirilemez ve taraf konumunda olan biri taraf konumundan çıkarılamaz. Aynı şekilde taraflardan birine yüklenen yükümlülük artırılamaz ya da azaltılamaz.

  1. Değerlendirme

İş Mahkemeleri Kanun’unun 8/3’üncü madde hükmü uyarınca İş Mahkemelerince verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunması hallerinde dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayanılarak verilmiş olan onama ve bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır.

O halde, davalı kurum vekilinin verdiği 12.01.2023 tarihli dilekçenin temyiz dilekçesi olarak değil, maddi hata talepli dilekçe niteliğinde olduğu kabul edilerek, Dairenin 27.09.2022 tarihli 2021/12698 Esas 2022/11325 Karar sayılı ilamının maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından bozma kararının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmaktadır

Eldeki davaya ilişkin olarak ise, 01.11.2021 ve 04.11.2021 tarihli ek karar bakımından yapılan değerlendirmede; HMK’nın 305/A maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığı, Kanun'un 305/2 nci maddesine aykırı şekilde hüküm kısmının ve davalının sorumluluk durumunu değiştirmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Dairenin 27.09.2022 tarihli 2021/12698 Esas 2022/11325 Karar sayılı ilamının maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından bozma kararının ortadan kaldırılmasına,

  1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2021 tarihli 2017/220 Esas2019/203 karar sayılı ek kararı ile, 04.11.2021 tarihli 2012/1 Esas 2016/123 Karar sasyılı ek kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecikararcevapdüzeltilerektemyizyargılamavı.kararımahkemesionanmasına"onamaderecebozulmasınasonraki

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:29:47

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim