Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/4862

Karar No

2023/1801

Karar Tarihi

28 Şubat 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1778 E., 2022/326 K.

...

HÜKÜM/KARAR: Esastan Red

İLK DERECE MAHKEMESİ: Yığılca Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2013/9 Esas, 2021/36 Karar

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının delik delme ustası operatör olarak hizmet akdi ile çalışırken 27.09.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini, olay sırasında sağ bacağından yaralandığını ve sol bacağının diz üstünden koptuğunu, kazanın meydana gelişinde davalının tam kusurlu olduğunu ileri sürerek neticeten 477.724,10 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının vasıfsız işçi olarak asgari ücretle çalıştığını, davacının meydana gelen olaydan yaklaşık 6 ay sonra tekrar müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin olaydan dolayı davacının bütün hastane masraflarını karşıladığını ve davacıya ödeme yaptığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerçekleşen iş kazasında davalı işverenin %70 oranında davacı işçinin %20 oranında ve dava dışı işçinin %10 oranında kusurlu olduğu, davacının %44,00 maluliyet oranına göre belirlenen tazminatından gerekli indirimler yapıldıktan sonra lehine hükmedilebilecek tazminatın 193.630,72 TL olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve Yargıtay İçtihatları ile de sabit olduğu üzere kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğinden bahisle davacı lehine 193.630,72 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının çırak olarak değerlendirilmesinin gerçeğe aykırı olduğunu, davacının mermer ocağı şantiyesinde delik delme ustası olarak çalıştığını, söz konusu işin vasıfsız işçiler tarafından yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, tanık beyanları ile müvekkilinin usta olarak çalıştığı ispat edildiğini, hesap raporunda davacının deneyimsiz işçi olduğundan bahisle tazminat hesabı yapılmasının doğru olmadığını, davacının maaşının asgari kısmının bankadan kalanını ise elden aldığını, müvekkilinin asgari ücretin iki katı tutarında maaş üzerinden yapılan hesaplama neticesinde ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya atfedilen kusur oranının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya atfedilen %20 oranında kusur oranının kabulü halinde 477.724,10 TL üzerinden mahsup yapılarak karar verilmesi gerekirken bilirkişi tarafından ikinci alternatif olan 375.768,00 TL üzerinden %20 oranında mahsup yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 18.02.2021 tarihli kusur raporu neticesinde yeni kusur oranına göre mahsup işleminin yapılarak 412.01,108 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarında bilirkişi incelemesinin maden işletmeciliğinde tecrübeli olan maden mühendisi bilirkişisinin de bulunduğu heyetçe yapılması gerektiğini, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuki mesnetten yoksun ve hakkaniyete aykırı olduğu, dosyadaki tanık beyanları, diğer bilirkişi heyet raporları ve davacının ikrarları gibi bütün verilerin göz ardı edilerek rapor hazırlandığını, yerel mahkemece hesap bilirkişi raporunda belirtilen ikinci alternatife göre yapılan hesaplamanın davacının vasıfsız işçi olarak çalışması, müvekkili şirkette çalışmaya devam etmesi, müvekkili şirketin kaza anından itibaren davacıya maddi ve manevi destek olması nedeniyle hakkaniyete uygun olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte meydana gelen kaza olayında müvekkili şirketin kusurunun %70 oranında olduğunun kabul edilmesi durumunda yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmeye göre; yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının asgari ücretle çalıştığı varsayımı ile yapılan hesaplamaya itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davacıya kusur verilmesinin doğru olmadığını,

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Davacının görevli olduğu yer ile iş kazasının meydana geldiği yerin farklı kademelerde bulunduğunu, davacının yaklaşık 5 metre aşağı inerek görev yerini sorumsuzca terk ettiğini ve kepçenin çalışma sahası içerisine girdiğini, olay yeri inceleme tutanağı ve dosyada mübrez tanık ifadelerinde belirtildiği üzere davaya konu iş kazasının bu şekilde meydana geldiğini, ancak bilirkişiler tarafından olayın nasıl meydana geldiğine ilişkin detaylı bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın kusur raporu düzenlendiğini, maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarında kusur oranının net olarak tespit edilebilmesi için bilirkişi incelemesinin maden işletmeciliğinde tecrübeli olan maden mühendisi bir bilirkişininde bulunduğu bilirkişilerce yapılması gerektiğini, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, davalı şirketin iş yerinde gerekli denetim ve gözetimi tam olarak sağladığını, üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği eğitimini işçilere düzenli olarak verdiğini ve işçilere iş güvenli bakımından gerekli alet ve teçhizatı eksiksiz olarak verdiğini, bu nedenle müvekkili şirkete, çalışma sırasında gerekli tedbirleri almadığı gerekçesiyle kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, 6331 sayılı Kanun'un olaydan sonra yürürlüğe girdiğini, uygulanmasının mümkün olmadığını, bilirkişilerce davalı şirketin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediği, işyerinde risk değerlendirmesi yapılmadığı, kepçe ile çalışma sırasında işaretçi kullanılmadığı, işaretçinin riskli alana çalışanın girmesini engellemediği, kepçe operatörü, çalışanlar ve işaretçi arasında iletişimin tam olarak sağlanmadığı, iş güvenliği eğitimi verilmediğinin ifade edildiğini, bu ifadelerin açıkça hukuka aykırı olduğunu, öncelikle işbu kazanın oluşmasında iş makinesinde sesli ve ışıklı sinyal tertibatı olmamasının işbu dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde en önemli gerekçe olarak gösterildiğini ancak kazanın iş makinesinin geri manevrası sırasında olmadığı göz önünde bulundurulduğunda bu gerekçe ile dava konusu kaza arasında illiyet bağının bulunmadığının açık olduğunu, bu sebeple de müvekkili şirkete bu gerekçe ile kusur atfedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ceza dava dosyasının hazırlık aşamasında alınan raporda davacının asli kusurlu bulunduğunu, yine ceza dosyasının kovuşturma aşamasında alınan 2014 tarihli raporda işveren vekilinin kusursuz bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

Hükme esas alınan 18.02.2021 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı şirkete kusur verilme nedenleri dikkate alındığında davalı vekilinin kazanın oluşmasında iş makinesinde sesli ve ışıklı sinyal tertibatı olmamasının iş kazasının meydana gelmesinde en önemli gerekçe olarak gösterildiği ancak kazanın iş makinesinin geri manevrası sırasında olmadığına yönelik temyizi hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda davalı şirkete iş makinesinde sesli ve ışıklı sinyal tertibatı olmamasından dolayı bir kusur izafe edilmemiş olması, yine davalı vekilinin 6331 sayılı Kanun'un olaydan sonra yürürlüğe girdiği, uygulanmasının mümkün olmadığına yönelik temyizi ise 18.02.2021 tarihli bilirkişi kusur raporunda her ne kadar 6331 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 5 inci maddelerinden bahsedilmiş ise de anılan raporda davalı şirkete salt 6331 sayılı Kanun'u dayanak alan bir kusur izafesi yapılmamış olması, davalı işveren şirkete kusur izafe edilme nedenlerinin 6331 sayılı Kanun öncesinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine de aykırılık teşkil ediyor olması nedenleriyle bozma nedeni yapılmamıştır.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekili tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından davalı şirketin bir mermer ocağı işlettiği, davacı bu işletmede 2010 yılının 5 inci ayında çalışmaya başladığı, kaza tarihi olan 27.09.2012 tarihinde davacının usta işçi olmadığı, zira Kurum tarafından yapılan tahkikat neticesinde düzenlenen inceleme raporunda yer alan ifadesinde davacının bu işte daha önce tecrübesi olmadığını, işi bu işyerinde öğrendiğini beyan ettiği, ceza dava dosyasında alınan tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde mermer sayalama, delik delme işlerinde çalıştığının açık olduğu, kaza tarihi olan 2012 yılında 35 yaşında olan davacının kazadan hemen önce aldığı mermer blok imalatı kursu bitirme belgesi kapsamında vasıfsız bir işçi de olmadığı, 01.08.2019 Uyap kayıt tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının ücretinin asgari ücretin 1,7586 katı olduğu kabulünden hareketle hesaplama yapıldığı ve bu hesap raporuna davacının ücret noktasından bir itirazı bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi'nce davacının asgari ücret aldığı kabulünden hareketle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.

Somut olayda, 2010 yılının 5 inci ayında davalı işyerinde çalışmaya başladığının davacı tarafından ifade edilmesi ne var ki ağır ve tehlikeli işlerden sayılan mermer ocağı işyerinde mermer sayalama ve delik delme işinde çalışması ve kazadan önce aldığı kurs bitirme belgesi gözetildiğinde yapılan işin niteliğine göre davacının asgari ücretle çalışması mümkün olmamakla birlikte yukarıda açıklandığı üzere davacının kaza tarihi itibariyle asgari ücretin 1,7586 katı düzeyindeki ücrete bir itirazının bulunmadığı gözetilip bu tutarı aşmamak üzere ve fakat dosyadaki ücrete ilişkin verileri irdelemek suretiyle gerçek ücretin belirlenmesi gereğinin gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur.

Mahkemece yapılacak iş, davacının usta işçi olmadığı açık olmakla birlikte davacının yaptığı işin ağır ve tehlikeli işlerden oluşu, yaptığı işin niteliği, kaza tarihindeki yaşı, iş yerindeki kıdemi, kazadan hemen önce aldığı mermer blok imalatı kursu bitirme belgesi kapsamında vasıfsız bir işçi olmaması dikkate alındığında asgari ücretle çalıştığı yönündeki kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu dikkate almak, davacı usta işçi de olmadığına göre hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporunun usta ücretine göre hesaplama yapan ihtimaline de itibar edilmeyeceğini gözetmek, davacının asgari ücretin 1,7586 katı düzeyindeki ücrete yönelik bir kabulü olduğunu göz önünde bulundurmak suretiyle dosya kapsamında yer alan emsal ücret araştırmalarını bu kapsamda yeniden irdelemek, gerekirse sendikalı olmayan davacı yönünden sendikalarca bildirilen ücretlerin dikkate alınamayacağını gözetmek suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TÜİK ve meslek odalarından yeniden emsal ücret araştırması yaparak gerçek ücreti asgari ücretin 1,7586 katını geçmeyecek ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, davacının 11.08.2020 tarihli hesap raporunun asgari ücret ihtimali dışındaki diğer hesaplama unsurlarına yönelik itirazının da bulunmadığını dikkate alınarak yeniden alınacak bilirkişi hesap raporunda bilinen (iskontosuz) / bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini 11.08.2020 tarihli hesap raporundaki tarihleri esas alarak belirlemek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, davacı yararına 8.400 TL Avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine,

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:30:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim