Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1611

Karar No

2023/1749

Karar Tarihi

27 Şubat 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/3048 E., 2022/3265 K.

...

...

HÜKÜM/KARAR: Esastan red

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/715 E., 2022/498 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, davacının 01.11.2002 tarihinde davalı ...'a ait aynı ünvanlı iş yerinde araç satışlarıyla ilgilenmek üzere çalışmaya başladığını, fakat işe girişinin 29.03.2004 olarak bildirildiğini ve 2004/01 dönemine ait prim ödemesinde bulunulduğunu, iş yerinde çalışmaktayken, davacının bilgisi ve dahili olmadan 30.11.2004 tarihinde 13 koduyla (kadın işçinin evlenmesi) işten çıkışının yapıldığını, yine bilgisi ve dahili olmadan 07.01.2005 tarihinde ... iş yeri numaralı SS. ... Kooperatifinde işe girişinin, 31.08.2005 tarihinde ise işten çıkışının yapıldığını, davacının ... ünvanlı iş yerinde çalışmasının 03.02.2006 tarihine kadar devam ettiğini, davacının 01.01.2004 03.02.2006 tarihleri arasındaki ... unvanlı işyerindeki çalışmasının tespitini istemiştir.

II. CEVAP

  1. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

  2. Feri müdahil SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının dava konusu ettiği dönem bakımından çalışma olgusunu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde; mahkemece yapılan araştırmada davacının hizmetinin tespitinin istendiği dönemlere ilişkin vergi kaydının bulunmadığının tespit edildiğini, ... 4. Noterliğinden alınan araç satış listelerine ilişkin herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığını, talep etmelerine rağmen taraflarına elden takip yetkisi verilmediğini, oysa bu delile ilişkin değerlendirme yapılmış olsa idi vergi mükellefi olmayan müvekkilinin araç satışlarını hangi iş yeri adına yaptığının tespit edilebileceğini, bu araç satış listesindeki satış tarihleri ve bu hususu doğrulayan tanık beyanlarının kurum kayıtlarına geçirilmeyen çalışma olgusunu hiçbir şüphe ve duraksama oluşturmadan ispatladığını, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının hizmet cetveline göre, 29.03.2004 30.11.2004 tarihleri arasında davalı ... ’a ait işyerinden bildirimlerinin yapıldığı ve 29.03.2004 tarihinde işe giriş bildirgesinin verildiği, bu dönemin öncesi ve sonrasında ise dava dışı işverenlerce bildirimlerinin yapıldığı, dava açılış tarihinin ise 26.12.2019 tarihi olduğu, yukarıda bahsi geçen Yargıtay ilke kararındaki normatif düzenleme ve ilkeler gözetildiğinde talep edilen sürenin hak düşürücü süreye uğradığı gözetildiğinde sonuç itibari ile davanın reddi yönündeki kararın yerinde olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalıya ait iş yerinde kesintisiz ve fiili olarak 01.11.2002 tarihinden 03.02.2006 tarihine kadar çalıştığını, ancak 01.01.2004 tarihinden önceki çalışmanın tespiti noktasında talepleri olmadığını, hak düşürücü süre meydana gelmeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

2.506 sayılı Kanunun 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

3.Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değerde delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.

  1. Değerlendirme

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01.01.2004 03.02.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmalarının tespitini talep ettiği, davacının ... sicil nolu ... adına kayıtlı "oto komisyonculuğu" işyerinden 29.03.2004 30.11.2004 tarihleri arasında; ... sicil nolu dava dışı "SS ... Yapı Koop" adına kayıtlı "bina inşaatı" işyerinden 07.01.2005 31.08.2005 tarihleri arasında bildirimleri bulunduğu, 1007529 sicil nolu işyerinin 29.03.2004 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, 30.11.2004 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamından çıkarıldığı, İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdine dayandığı, hizmet akdinin unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise "hak düşürücü süreden davanın reddi gerektiği, sonuç itibariyle İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu" şeklinde gerekçe düzeltilerek karar verildiği, ne var ki Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davacının birebir 01.01.2004 03.02.2006 tarihleri arasını talep ettiği davalı adına "oto komisyonculuğu" işyerinden 29.03.2004 30.11.2004 tarihleri arasında bildirimin bulunması karşısında, 29.03.2004 tarihi ve sonrasının hak düşürücü süreye uğramayacağı, bu tarih öncesinin ise hak düşürücü süreye uğradığı belirgindir.

Diğer taraftan, 29.03.2004 sonrası talep yönünden, dava dışı "SS ... Yapı Koop" adına kayıtlı "bina inşaatı" işyerinden 07.01.2005 31.08.2005 tarihleri arasında bildirimleri bulunduğu ve bu sürenin 07.01.2005 tarihi sonrası yönünden talebin hak düşürücü süre yönünden kesinti doğuracağı anlaşılmakta ise de, söz konusu kooperatifte çalışılmadığının ve bu sürede davalı işyerinde çalışıldığının iddia edilmesi karşısında, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124'üncü maddesi de nazara alınarak yasal yöntemine uygun biçimde SS ... Yapı Kooperatifinin davaya katılımı sağlanmalı, göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, Kooperatif işyerinden bildirimlerin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığı, davalı ...'ın bu işyerinin muhasebecisi olup olmadığı araştırılmalı, bu işyerinden bordro tanıkları dinlenmeli, çalışmanın hangi işyerinde geçtiği belirlenip gerektiğinde hak düşürücü sürenin buna göre belirlenmesi gerekmektedir.

Hak düşürücü süreye uğramayan süreler belirlendikten sonra, hizmet tespiti açısından, HMK 31 inci maddesi kapsamında davacıya davasını somutlaştırması yükümlülüğü çerçevesinde, davacı beyanı alınarak dava konusu dönemde alım satım işlemlerinin hangi noterlerde ne şekilde yapıldığı sorulmalı, davacının bildirdiği Noterlik çalışanlarının beyanına başvurulmalı, deliller hep birlikte değerlendirilerek, takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

O halde, dosyanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin 1/b 2 bendi gereğince yeniden esas hakkında karar vermesi gereken Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtilen hususlara göre araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

VI. KARAR

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesiderecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:30:43

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim