Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1492
2023/1656
23 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/523 E., 2021/589 K.
...
KARAR: Kabul
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptaline davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece yapılan inceleme sonunda bozulmuş ve Mahkemece bozma doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece yapılan inceleme sonucunda karar yeniden bozulmuştur.
Mahkemece bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. Dava
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı kurumdan 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin (C b) bendine göre 01.08.2004 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazanmış iken davalı Kurumun 09.07.2007 tarih ve 504349 sayılı yazası ile aylığının iptal edilerek kendisine ödenen aylıkların faizi ile birlikte geri istendiğni, oysa davalı kurumca yapılan işlemin tamamen hatalı olduğunu, zira davacının iş göremezlik oranının 01.08.2004 tarihindeki cetvele göre hesaplandığında vergi indirimine hak kazandığından 506 sayılı Kanun'un 60/C b maddesine göre yaşlılık aylığı almasına herhangi bir engel bulunmadığını, dolayısıyla davalı kurumun Maliye Bakanlığınca değiştirilen iş göremezlik oranı tespit cetveline göre başlangıçtan itibaren aylığını iptal etmesinin hukuken yanlış olup, kazınılmış hak kavramının da çiğnendiğini ileri sürüp davalı Kurumun 09.07.2007 tarihli 504349 sayılı işleminin iptali ile davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine aylıklarının kesim tarihi olan 19.07.2007 tarihinden itibaren tekrar bağlanarak ödenmeyen yaşlılık aylarının tahakkuk tarihinden itibaren faizi ile tahsiline şimdilik 400,00 TL nin davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiş, 11.02.2013 tarihli dilekçe ile ''Kesilen aylıkların yeniden bağlanması ve davacıya ödenmesi taleplerinden vazgeçtiklerini bu konuda karar verilmesini istemediklerini "bildirip 14.12.2013 tarihli celsede beyanını tekrar etmiştir.
II. Cevap
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; vergi indirimine esas Sağlık Kurulu raporlarını sahtecilik yoluyla temin ederek davalı Kurumdan 506 sayılı Kanun'un 60/C b maddesine göre kendilerine yaşlılık aylığı bağlattıran çok sayıda şahsın bulunduğuna ilişkin ... Haber programında ileri sürülen iddialar ile ... ili, Kemalpaşa ilçesi, C.Başsavcılığına yapılan ihbarların incelenmesi sonucunda Kurum Baş Müfettişi ... tarafından düzenlenen 13.10.2006 tarihli 1 sayılı soruşturma raporu gereğince sahte olabileceği şüphesiyle Alsancak Devlet Hastanesince 1996 2005 döneminde verilen şeker ve epilepsi hastalıkları teşhisine dayalı sakatlık raporlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının ortaya konulabilmesi için Kurum Başkanlığının 01.08.2006 tarihli 625840 sayılı genel yazısına istinaden kontrol muayenelerinin yaptırılması ve bu kontrol muayeneleri sonucunda gerçeğe aykırı olduğu tespit edilen sakatlık raporlarını alan şahısların yaşlılık aylıklarının iptali ve o güne kadar yapılan tüm aylık ödemelerinin kanuni faizi ile birlikte tahsilinin istenildiğini, bu bağlamda 506 sayılı Kanun'un 60/C b maddesine göre tarafına yaşlılık aylığı bağlanan 8845514 s.s ve 2/3793045 tahsis numaralı davacının vergi indirimine esas sağlık Kurulu raporunun sahte olup olmadığının tespiti ve hakkında ileri sürülen iddialarının araştırılması nedeniyle hastaneye sevki yapılarak alınan raporun aylığa hak kazanığı tarihte yürürlükte olan eski yönetmelik hükümlerine göre Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca değerlendirilmesi sonucu davacının aylığının 01.08.2004 tarihi itibariyle iptal edildiğini,. Bu nedenle kendisine yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının borç kaydedilerek Kurum alacağının tahsili için ... 9. İcra Müdürlüğünün 2007/5977 sayılı dosyasında icra takibi açıldığını davacının raporunun süreklilik arz ettiğini kontrol işleminin yapılamayacağını ve bu çalışma gücü kayıp oranına göre olay tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik gereği yaşlılık aylığına hak kazandığını müktesep hakkı olduğunu iddia etmekte ise de bu iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu savunup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. Mahkeme Kararı
Mahkemenin 19.03.2014 tarihli ve 2007/405 2014/129 Esas ve Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 8845514 s.s. (2/3793045 tahsis) numaralı davacı ...'ın; davalı Kurumun yaşlılık aylığının iptaline dair 09.07.2007 tarihli, 504349 sayılı işleminin iptali ile ... 9.icra Müdürlüğünün 2007/5977 (yeni: 2011/5218) sayılı dosyasından yapılan takipten dolayı, davalı Kuruma 18.472,96 TL asıl, (17.08.2007 itibariyle hesaplanan) 2.685,61 TL işlemiş faizi olmak üzere, toplam 21.158,57 TL borçlu olmadığı ve söz konusu icra takibinin iptalinin gerektiğinin tespitine, ödenmeyen yaşlılık aylığının tahsili talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
IV. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
- Dairenin 08.09.2014 tarih ve 2014/14022 2014/16804 Esas ve Karar sayılı ilamı ile "Somut olayda; davacıya Kurumca %65 oranındaki çalışma gücü kaybı gözetilerek, yukarıda zikredilen yasal düzenlemeye göre yaşlılık aylığı bağlandığı, kontrol muayenesi sonucu çalışma gücü kayıp oranının %36 olduğunun bildirilmesi nedeni ile bağlanan aylık iptal edilerek yersiz ödenen tutarların borç kaydedildiği, Ege Üniversitesi Adli Tıp anabilim dalından alınan 03.05.2012 tarihli raporda davacının durumunda değişiklik olmakla birlikte “diyabet, epilepsi seyrek” tanısı ile vücut fonksiyon kaybının, eski yönetmelik hükümlerine göre %52 olacağı, yeni yönetmelik hükümlerine göre ise %36 olacağının bildirildiği, itiraz üzerine aynı yerden aldırılan ikinci raporda ise “diyabet, epilepsi sık (yılda 3 4 kez)” teşhisi dikkate alındığında ise %72 olacağının belirtildiği anlaşılmakta ise de; öncelikle davacının aylıklarının kesildiği tarihten yeniden bağlanmasına ilişkin talebinden vazgeçtiği dikkate alınarak, hakkında yersiz ödemeye konu dönem bakımından 2004 yılı ile 2007 yılı arasındaki epilepsi halinin seyrek veya sık olup olmadığı hususunun belirlenmesi ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan davacıdaki beden çalışma gücü kayıp oranı ve başlangıcı yönünden rapor alınarak, anılan Kurul raporunun Kurum yönünden bağlayıcı olduğu gözetilerek, beden çalışma gücü kayıp oranı ve başlangıcı yönünden Adli Tıp 3. İhtisas ve Genel Kurulundan rapor alınmak sureti ile çelişki giderilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir." denilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Bozma İlamı Sonrası Mahkeme Kararı
Mahkemenin 05.03.2018 tarih ve 2015/51 2018/68 Esas ve Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile , 8845514 S.S. (2/3793045 tahsis) numaralı davacı ...'ın; davalı Kurumun yaşlılık aylığının iptaline dair 09.07.2007 tarihli, 504349 sayılı işleminin iptali ile, ... 9. İcra Müdürlüğünün 2007/5977 (yeni: 2011/5218) sayılı dosyasından yapılan takipten dolayı, davalı Kuruma 18.472,96 TL asıl, (17.08.2007 itibariyle hesaplanan) 2.685,61 TL işlemiş faizi olmak üzere, toplam 21.158,57 TL borçlu olmadığı ve söz konusu icra takibinin iptalinin gerektiğinin tespitine, Ödenmeyen yaşlılık aylığının tahsili talebi yönünden davacı vekilinin beyanı doğrultusunda Karar verilmesine Yer olmadığına,
karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
- Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 15.03.2018 tarih ve 2017/4173 2018/2392 Esas ve Karar sayılı ilamı ile " Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada, Adli Tıptan ve Yüksek Sağlık Kurulundan raporlar aldırılmış ve bu raporlarda, davacının 2004 2007 yılları arasında nöbet geçirme halinin seyrek seyrettiği belirtilmiş ise de, davacının epileptik nöbetleri ile birlikte diyabet hastalığının da ne zaman başlayıp ne zaman bittiği hususunun değerlendirilmesi ve bu dönemdeki toplam sakatlık durumunun net olarak ilgili (1998 ve 2006 tarihli özürlülük ölçütü hakkında yönetmelikler) yönetmelik hükümleri kapsamında ve yönetmeliklerin yürürlük tarihleri dikkate alınarak, belirlenmesi gerekli iken, bu yönde bir belirlemenin bulunmaması karşısında, belirsizliklerin giderilmesini sağlayacak şekilde 506 sayılı Kanun'un 109 uncu maddede belirtilen prosedür gereğince, öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan, itiraz halinde ise Adli Tıp Kurumundan yeniden aldırılacak raporlardan sonra, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." denilmek suretiyle Mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "toplanan deliller . 07.08.2015 tarihli YSK raporu, 30.01.2017 tarihli Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu ile itirazların değerlendirilmesine yönelik en son alınan 02.11.2017 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporundaki tesbitler doğrultusunda mahkememizce 2015/51 Esas, 2018/68 Karar sayılı ilamı ile dosyada karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2018/3651 Esas, 2019/4579 Karar sayılı kararı ile mahkememizin kararının bozulduğu, bozma gerekçesinde ise; özetle belirsizliklerin giderilmesini sağlayacak şekilde 506 sayılı yasanın 109 uncu maddesinde belirtilen prosedür gereğince önce Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunda, itiraz halinde ise Adli Tıp Kurulundan yeniden aldırılacak raporlardan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek dosya mahkememize gönderilmiştir,
Mahkememizce dosyanın yeniden esasa alınarak yapılan yargılamasında Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2018/3651 Esas, 2019/4579 Karar sayılı kararı gereği öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alındığı, itiraz üzerine dosyada 12.07.2021 tarihli Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan yine rapor alındığı, bu rapora karşı her hani bir itirazın bulunmadığı, dolayısıyla sözü edilen ATK 3. İhtisas Kurulunun 12.07.2021 tarihli raporundaki tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda;
8845514 S.S. (2/3793045 tahsis) numaralı davacı ...'ın;
Davalı Kurumun yaşlılık aylığının iptaline dair 09.07.2007 tarihli, 504349 sayılı işleminin iptali ile,
... 9. İcra Müdürlüğünün 2007/5977 (yeni: 2011/5218) sayılı dosyasından yapılan takipten dolayı, davalı Kuruma 18.472,96 TL asıl, (17.08.2007 itibariyle hesaplanan) 2.685,61 TL işlemiş faizi olmak üzere, toplam 21.158,57 TL borçlu olmadığı ve söz konusu icra takibinin iptalinin gerektiğinin tespitine,
Ödenmeyen yaşlılık aylığının tahsili talebi yönünden davacı vekilinin beyanı doğrultusunda karar verilmesine yer olmadığına, " karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz başvuru dilekçesinde; Kurumun yaptığı işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının soyut beyanıyla verilen kararın hatalı ve yanlış olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sakatlığı nedeniyle bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesi sonucunda yersiz ödeme çıkartılması işleminin iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 60/C b maddesi ile 4958 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi
- Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:11