Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1039
2023/1640
23 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/2802 E., 2022/1896 K.
...
...
HÜKÜM/KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Hatay İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/33 E., 2021/573 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil SGK vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esasten reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil SGK vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 01.12.1989 30.05.2008 tarihleri arasında davalı Kurum Hassa Halk Eğitim Merkezinde tam olarak geçen çalışmalarının olmasına rağmen bildirimlerinin eksik olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin 01.12.1989 30.05.2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde tam ve kesintisiz olarak geçen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
- Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özet ile; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle reddini talep etmiştir.
2.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurumun öncelikle davalı sıfatının feri müdahil olarak değiştirilmesini ve haksız olarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Yerleşik Yargıtay içtihatları ve bozma ilamı gereği özellikle sigortalılık tespitini kapsar nitelikteki davalarda eylemli çalışmanın ispatında her türlü delile başvurulması gerektiği hususu da dikkate alınarak Mahkemece beyanlarına başvurulan ...' in ifadesinde;"Davacıyı Hassa Halk Eğitim Merkezinde birlikte çalışmamızdan ötürü tanırım davacıda bende usta öğretici olarak çalışırdık. Ben Hassa Halk Eğitim Merkezinde 1987 yılında çalışmaya başladım 2017 yılında da emekli oldum davacıda benimle aynı zamanlarda çalışmaya başlamıştır ancak tarihini tam olarak hatırlamamaktayım yaklaşık 10 yıl önce de evlenerek ayrılmıştır davacının çalışmasının kesintisiz olmadığını biliyorum ancak hangi tarihlerde işten ayrılıp hangi tarihlerde yeniden işe başladığını hatırlamıyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, tanık ...' in ifadesinde; "Davacıyı Hassa Halk Eğitim Merkezinde birlikte çalışmamızdan dolayı tanırım ben 1987 yılında çalışmaya başladım pandemi nedeniyle de ara verilene kadar çalışmaya devam ediyordum davacı da bende usta öğretici olarak çalışırdık davacının ne zaman işe başlayıp ne zaman ayrıldığını hatırlamıyorum ancak birlikte çalıştığımızı hatırlıyorum davacı benim gibi kesintisiz çalışmayıp belli aralıklarla çalışmıştır." şeklinde beyanda bulunduğu, tanık ... ifadesinde;"Ben halk eğitim merkez müdürüydüm, 1989 1996 yıllarında görev yapmaktaydım, davacı 1989 yılında işe başlamış olabilirdi, ben 1996 yılında işten ayrıldım davacı halen devam etmekteydi, davacı mevsimlik çalışandı usta öğretici olarak çalışmaktaydı, aldıkları ücretleri devlet memurun ücretlerinden düşüktü, gecici çalıştıkları için primleri devlet memurların primleri kadar tutmuyordu daha az tutuyordu, biz primlerini yatırırken eksiklik bırakmadan ücretlerini ödedik, SGK ları yatırıldı." şeklinde beyanda bulunduğu, yine dosya kapsamında beyanları alınan Davalı ... Vekilinin gösterdiği tanıkların aynı zamanda bordro tanıkları olduğu, yine davalı MEB tanıkları olan ..., ..., ...' in ortak beyanlarından davacının usta öğretici olarak ... ilçesi halk eğitim merkezinde 1989 2008 dönemi her eğitim öğretim döneminde olmak üzere Kasım ve Mayıs aylarında çalıştığı, yapılan çalışmaların kısmi zamanlı hizmet olarak resmi kayıtlara intikal ettiği, 1 günlük çalışma saatinin 8 saat olarak davalı kurum tarafından hesaplandığı, yine bozma ilamı sonrasında dosyaya ibraz edilen banka kayıtlarının incelenmesinde ise, kayıtların 2007 2008 yıllarını kapsadığı ve bu yıllara ait bordro tahakkuk miktarı kadar davacıya ödeme yapıldığı, diğer yandan dosyaya gelen puantaj kayıtları ve ücret bordrolarından davacının 1992/3. dönem ve sonrası çalıştığı ders saatinin tespit edilerek bunun öncesi dönemde her 8 saatlik çalışma karşılığı 1 günlük sigorta bildirimi yapıldığı, gerek 5510 ve 506 sayılı Kanun gerekse 4857 sayılı Kanun hükümleri gereği her 7,5 saatlik çalışmanın (haftalık 45 saat / 6 gün = 7,5) 1 gün çalışma sayılması, her 6 günlük çalışma sonrası 1 gün için hafta tatili de hak edeceğinden hafta tatiline ilişkin de bildirim yapılması gerektiği ve bu bağlamda puantaj kayıtlarına göre bildirilen süre ile bildirilmesi gereken sürenin farkı kadar sürenin de davacının hizmetlerinde değerlendirilmesi gerektiği" gerekçelerine dayalı olarak hükme esas alınan 03.05.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, bildirilen süreler dışlanmak suretiyle eksik gösterilen gün sayılarına göre, "Davanın kısmen kabul kısmen reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde;"...Davacının kurumumuz bünyesinde çalıştığı süreler hak düşürücü süreye uğramış olup bu nedenle davanın kısmen kabul kararı yerinde değildir. Ayrıca eksik bildirildiği belirtilen sürelerde davacı kurumumuzda çalışmamıştır. Davacının çalıştığı süreler SGK ya bildirilmiştir. Bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kısmın kaldırılması gerekmektedir." hususları belirtilmiştir.
2.Feri Müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde; "...Mahkemece Kurumumuz fer'i müdahil konumuna alınmamış, davalı imiş gibi yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuştur. Belirtilen yasal düzenleme gereği Kurumumuzun yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması yasalara aykırıdır.
Yine Davada zamanaşımı ve hak düşürücü süre bulunduğundan davanın usul hukuku açısından reddi gerekmekte iken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, cevap dilekçemizdeki usule ve esasa ilişkin itirazlarımız ve sair delillerden de anlaşılacağı üzere davacı davasında haksızdır. Dosya kapsamında dinlenen tanıklar, davacının davalı nezdinde, belirtilen tarih aralıklarında çalıştığına ve davayı kabul anlamına gelmemekle çalışmanın kesintili/ sürekli geçip geçmediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, net ve kesin beyanlarda bulunmamıştır.
Bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde de belirttiğimiz üzere; kaldırma kararında belirtilen eksiklikler giderilmeden bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen 03/05/2021 tarihli rapordaki aleyhe hususları kabul etmiyoruz. Davacının eksik gün iddiasına ilişkin dosya kapsamında yazılı delil yer almamaktadır. Halk Eğitim merkezlerinin dönem kursiyeri aldığı nazara alındığında, davacının kesintisiz çalıştığı talebi yersizdir. Davacının tespitini talep ettiği hizmetlerin kamu kurumunda geçen hizmetler olduğu da unutulmamalıdır. Kurum kayıtları resmi belge niteliğinde olup aksi ancak eşdeğerde yazılı belgelerle kanıtlanabilir. Sadece tanık beyanlarına itibar edilerek karar verilemeyeceği çeşitli Yargıtay kararlarında belirtilmiştir. Buna rağmen Yerel Mahkemece, Davacının talep ettiği çalışmaları sadece tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm altına alınmıştır.
Sayın Mahkemece, davacının dava konusu tarihlerde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığı araştırılmamıştır. Sigortalı olma koşullarının varlığının ispatı şarttır. Yargıtay’ın muhtelif kararlarında, fiili çalışma olgusunun, çalışmanın gerçekliğini belirten yazılı delil ya da 506 sayılı Yasa ve 5510 sayılı Kanuna göre verilmesi gereken dönem bordrolarının verilmiş olması ve primlerinin yatırılması ile kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir.
Davacının çalışmayı kanıtlayıcı herhangi bir belgesi/ eksik gün iddiasına ilişkin dosya kapsamında yazılı delili bulunmadığından davanın tümden reddi gerekmekte iken yazılı şekilde kısmen kabul yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacı, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile de davalı nezdinde fiili çalışmasının varlığını somut ve her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispat edememiştir. Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda soyut tanık beyanlarına dayanılarak karar verilmiş, yeterli komşu iş yeri araştırması yapılmamış, komşu işveren ve çalışanı tespiti yapılarak beyanları alınmamış, Mahkemece tanık beyanlarının sağlığının denetlenmesi açısından araştırma yapılmadan, hatalı gün hesaplamaları ve eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 13’üncü maddesinde yer alan “İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesidir.” hükmü de gözetildiğinde; çalışma ilişkisinde, “tam süreli iş sözleşmesi” olarak nitelenmeye olanak verecek bir bağımlılık ilişkisinin bulunmadığı dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. 10. Hukuk Dairesi 2016/12807 E., 2016/12183 kararında belirtildiği şekilde araştırma yapılmadan ve hükme dayanak teşkil edecek nitelikte bulunmayan rapor esas alınarak verilen karar yasaya aykırıdır.
Halk Eğitim Merkezi usta öğretcileri kısmi zamanlı çalışma şeklinde çalışmaktadırlar. Bu kısmi zamanla çalışanlar içinde 6111 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesine eklenen (i ) fıkrası ile bu süreler için borçlanma imkanı getirilmiştir. Bu yönden kısmi zamanlı çalışmaların dava ile tespit edilmesi mümkün değildir.
Davacı için tespit edilen süreler, davacı için davalı tarafından belirtilen süreler de nazara alındığında hatalı olarak ayda 30 gün sigortalılığı geçecek şekilde hükme geçirilmiştir.
506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince eylemli çalışmanın yapıldığının kanıtlanması bakımından, çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanıp dayanmadığının, iş görme ediminin fiilen yerine getirilip getirilmediğinin tespiti gerekmektedir.
506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesine göre açılan hizmet tespit davaları, kamu düzenini ilgilendiren, Hakim’e resen delil toplama yetkisi veren davalardır.
Çalışma olgusunun hizmet akdine dayanıp dayanmadığı, hizmet akdinin unsurlarından ücret, süreklilik ve bağımlılık unsurlarının varlığı, imza incelemesi, vergi dairesinde davacı adına stopaj yatırılıp yatırılmadığı araştırılmalıdır. Ancak bu hususlarda da herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Mahkemece hüküm altına alınan süre ile ilgili çalışmayı kanıtlayıcı delil bulunmamaktadır. Davacı tarafından ispatlanamayan davanın tümden reddine karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğrultusunda hüküm kurulması isabetsiz olup, kararı istinaf etme zarureti doğurmuştur..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı doğrultusunda eksikliklerin giderildiği, bordro tanıkları ..., ... ve 1989 1996 yılları arasında Halk Eğitim Merkezi Müdürü olarak görev yapan ...'in dinlendikleri, bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunda, davacının çalışmasının ders saati karşılığı olduğu ve kesintili çalıştığının, dosyaya gelen banka kayıtlarının 2007 2008 yıllarını kapsadığının ve bu yıllara ait bordro tahakkuk miktarı kadar ödeme yapıldığının, dosyaya gelen puantaj kayıtları ve ücret bordrolarından davacının 1992/3 dönem ve sonrası çalıştığı ders saatinin tespit edildiğinin, bunun öncesi dönemde her 8 saatlik çalışma karşılığı 1 günlük sigorta bildirimi yapıldığının tespit edildiği, 5510 ve 506 sayılı Kanun ve 4857 sayılı Kanun hükümleri nazara alındığında her 7,5 saatlik çalışmanın (haftalık 45 saat /6 gün 7,5) 1 gün çalışma sayılması, her 6 günlük çalışma sonrası 1 gün için hafta tatili de hak edileceğinden bu güne (hafta tatiline) ilişkinde bildirim yapılması gerektiği gözetilerek, Puantaj kayıtlarına göre bildirilen süre ile bildirilmesi gereken sürenin farkının tespit edilerek raporda yer alan “eksik bildirilen gün sayısı” sütununda dönemsel olarak belirtilerek gösterildiği, ilk derece mahkemesi tarafından da denetime elverişli rapor doğrultusunda; puantaj kayıtlarına göre bildirilen süre ile bildirilmesi gereken sürenin farkı kadar sürenin de davacının hizmetlerinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen diğer istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, gerekçesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçelerine dayalı olarak, " davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1 b 1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Fer'i Müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerine değinerek, Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, dosya kapsamında dinlenen tanıkların net ve kesin beyanlarının olmadığını, davacının çalışmasını kanıtlayıcı herhangi bir belgesinin olmamasına rağmen davanın tümden reddi gerekirken, kısmen kabul şeklinde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, tanık beyanlarına itibarla verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ifade etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının kurum bünyesinde çalıştığı sürelerin hak düşürücü süreye uğradığı, bu nedenle kısmen kabul kararının yerinde olmadığı, ayrıca eksik bildirildiği belirtilen sürelerde davacının kurumda çalışmadığı, Halk Eğitim Merkezlerinin dönemsel kursiyer aldığı, davacının sürekli çalışmasının mümkün olmadığı, kaldı ki davacının ders saati karşılığı çalıştığından dolayı, ders saati karşılığı ücreti yatırılıp çalıştığı sürelerin SGK'ya bildirildiği, bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kısmın kaldırılması gerekirken verilen esastan red kararının yerinde olmadığı belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu maddesi hükümleridir.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer'i müdahil SGK vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:11