Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/881
2023/1453
21 Şubat 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/289 E., 2021/645 K.
...
KARAR: Kısmen kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 22.12.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığını beyanla, 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
- Davacı vekili yargılama sırasında 14.05.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerini toplam 91.240,84 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, olayın davacının kusurundan kaynaklandığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 2015/305 Esas,2019/466 Karar sayılı kararıyla; Davanın kısmen kabulü ile,
1 Davacı işçinin geçirdiği kaza nedeniyle meydana gelen 91,240,84 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2 Davacının iş kazası nedeniyle oluşan %25 maluliyeti, kazadaki kusur durumu ve ekonomik koşullar ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiği dikkate alındığında 27.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2020 tarihli ve 2019/3764 E 2020/437 K
sayılı kararıyla; Davacının davalı işyerinde çalışırken kesim makinasında sunta kestiği sırada sol el baş parmağı, işaret parmağı ve orta parmağının parçalanarak kesildiği, SGK tarafından olayın iş kazası kabul edilerek sürekli iş göremezlik oranının SGM, YSK ve ATK tarafından %25 olarak belirlenip 52.169,26 TL gelir bağlandığı, 30.06.2017 tarihli müfettiş raporunda kazanın iş kazası kabul edilerek kazanın meydana gelmesinde kazalı ...'un %15, işverenin %85 kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan 11.01.2016 tarihli kusur bilirkişi heyet raporunda davacı ve davalının %50'şer kusurlu olarak belirlendiği, itiraz üzerine alınan 15.01.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda raporlar arası çelişki giderilerek, davacının %15, davalının %85 oranında kusurlu kabul edilerek, müfettiş raporuna iştirak edildiği, hükmolunan manevi tazminat miktarının kaza tarihi, davacının maluliyeti, kusur oranları ve dosya kapsamı nazara alındığında usul ve yasaya uygun olduğu, sonuç olarak tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, ilk derece mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1 b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yolu ile temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemizin 30.03.2021 tarih ve 2020/7044 E 2021/4207 K sayılı ilamıyla; kazalı sigortalının, davalı işyerinde kesimci olarak çalıştığı, yatar daire testere makinesinde sunta kesimi esnasında kestiği suntanın kırılarak eline çarpması sonucu parmaklarının kesildiği, bu olay nedeniyle % 25 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığı, mahkemece aldırılan 11.01.2016 tarihli kusur bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde kazalının % 50 oranında, davalının % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, anılan rapora tarafların itirazı üzerine alınan 15.01.2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda; olayın meydana gelmesinde kazalının % 15 oranında, davalının % 85 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği ve mahkemece bu raporun hükme esas alındığı ancak kusur oranlarında oluşan bu çelişkinin mahkemece giderilmediği gibi bahse konu raporlarda kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı, bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak işin, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, ceza ve rücu dava dosyasındaki kusur raporları gözönünde tutulmak suretiyle, tarafların kusurunun aidiyeti ve oranının hiç kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması açısından olay tarihindeki iş güvenliği mevzuatı gözetilerek dosya kapsamında yer alan ve kusurun ağırlığının aidiyetini birbirinden farklı şekilde yorumlayan, dosyadaki kusur bilirkişi heyet raporları arasındaki çelişkiyi gidermek için, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine dosyayı tevdi etmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek, maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek
ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile, 1 Davacı işçinin geçirdiği kaza nedeniyle meydana gelen 91,240,84 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2 Davacının iş kazası nedeniyle oluşan %25 maluliyeti, kazadaki kusur durumu ve ekonomik koşullar ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiği dikkate alındığında 27.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; kazanın tamamen davacı kusurundan kaynaklandığını, işyeri şahsi dosyasında sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere işverenin iş sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini, davacının %100 kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, ilk kusur raporunda müvekkiline %50 kusur izafesine rağmen 2. raporda izafe edilen kusurun fahiş oranda arttığını, bu kusur raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
C.A. Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
2.Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
3.25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun'un 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
4.6100 sayılı HMK’nın 362/1 a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
5.HMK 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
6.HMK 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
7.Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
8.Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
9.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacı ve davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C.B. Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 51,52,54,55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri .
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR: **
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:32:06