Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/880

Karar No

2023/1394

Karar Tarihi

20 Şubat 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/3299 E., 2022/3274 K.

DAVALILAR: 1 ...

2 ...Tıbbi Cihaz ve Aletleri Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ...

FER'Î MÜDAHİL: ... vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ: 04.10.2017

KARAR: Esastan Red

İLK DERECE MAHKEMESİ: Denizli 4. İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/412 E., 2022/313 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların tıbbi malzeme alım satımı üzerine faaliyet gösteren bir iş yeri olduğu, müvekkilinin 1993 yılının 7. ayında ...'nın yanında pazarlamacı olarak işe başladığını ve 15.11.1997 yılına kadar aralıksız olarak işe devam ettiğini, müvekkilinin bu dönemlerde sigortalı olarak çalıştığını zannetmekteyken 27.12.2016 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumundan sigorta primlerine yönelik hizmet kaydını çıkarttığında primlerinin eksik olduğunu görmesi sonucu iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek, belirttiği dönemlerde aralıksız olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar ... Tıbbi Cihazlar ve Aletleri Gıda Turizm Petrol Özel Eğitim Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle eldeki davanın yasada belirtilen 5 yıllık hak düşürücü sürenin aşımından sonra açıldığından süre yönünden reddine karar verilmesini, davacının tespit talebinin 20 yıl önceki döneme dayanmakta olup, geçen bu zaman içinde davalı şirkette pek çok kişinin çalıştığını, halen davalı şirket nezdinde çeşitli işyerlerinde yüzü aşkın personel çalıştığını, doğal olarak davacının, davalı şirket yetkilileri ve diğer davalı tarafından tanınmamış ve hatırlanamamış olduğunu, davalı şirkette ve davalı ... yanında davacı işçinin çalışması olup olmadığına ilişkin arşiv taramasında hiçbir belgeye ulaşılamadığını, davacının çalışma iddiasının doğru olmadığı kanısında olduklarını, davalı şirkette ve davalı ... yanında davacının iddia ettiği dönemde çalışmış ve davacının müvekkiller yanında çalışması olup olmadığını bilebilecek tanıkların bilahare bildirileceğini, davacı tarafından delil olarak dayanılan Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1994/820 Esas sayılı dosyası içeriğine ilişkin dava dosyası sureti veya ilgili evrak suretlerinin taraflara tebliğ edilmediğinden bu delile karşı cevap haklarının saklı olduğunu ve açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Feri Müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasında haksız olup davanın zaman aşımına uğradığını, öncelikle açılan davada zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacının davasının haksız olup reddinin gerektiğini, hizmet tespiti davalarında yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranması gerektiği, hizmet tespiti davalarında kurum kayıtlarının esas olup aksinin ancak benzer yazılı deliller ile ispatlanabileceği bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiği ve özetle açıklanan nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalışmasının bir bütün halinde olduğunu, 01.09.1997 öncesi çalışmalar yönünden zaman aşımı/ hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini, Yargıtay 10. H.D.'nin bu yönde kökleşmiş içtihatlarında kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasından bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır denildiğini, buna göre bildirimli süre sonuna 15.11.1997 tarihinden sonraki 5 yıl hesaplandığında sürenin 31.12.2002 tarihinde bitmiş olacağının açık olduğunu, davanın ise 2017 yılında açıldığını, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Eldeki davada, Yargıtay'ın yukarıda belirtilen kararındaki normatif düzenleme ve ilkeler gözetiltiğinde mahkemece davanın hak düşürücü sürede açılmaması sebebi ile reddi yönündeki değerlendirmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalışmasının bir bütün halinde olduğunu, 01.09.1997 öncesi çalışmalar yönünden zaman aşımı/ hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini, Yargıtay 10. H.D.'nin bu yönde kökleşmiş içtihatlarında kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasından bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır denildiğini, buna göre bildirimli süre sonuna 15.11.1997 tarihinden sonraki 5 yıl hesaplandığında sürenin 31.12.2002 tarihinde bitmiş olacağının açık olduğunu, davanın ise 2017 yılında açıldığını, kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun'un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.

2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.

3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Somut olaya gelince, davalı işyerinden 01.09.1997 15.11.1997 tarihleri arası 75 gün çalışmalarının bildirildiği, davacının bildirim öncesi 01.07.1993 01.09.1997 tarihleri arası hizmet tespiti talebi bakımından, bildirimin sona erdiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde açılmadığı, dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisinden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapistinaftemyizincelenenvı.kararınkararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim