Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13188
2023/13668
28 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2022/180 E., 2023/243 K.
KARAR: Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde rücuan tazminat davasında davanın reddine dair verilen kararın davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Kurum vekili, Kurum sigortalılarından ...'ın 22.10.2014 tarihinde kendi sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Samsun ili ... Kavak yolu 6400 metrede seyir halinde iken karşı yönden gelen 55 K 6523 plakalı kamyonla çarpışması sonucu çift taraflı meydana gelen trafik kazasında vefat etmiş ve bu kazadan dolayı kurumca sigortalının hak sahiplerine (eşi ... için 247.782,28 TL kız çocuk ... için 78.330,14 TL) olmak üzere toplam 326.112,42 TL ilk peşin sermaye değerli gelir ödemesi yapıldığını, müteveffanın ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının teftiş kurulu tarafından hazırlanan rapor ile sigortalının çalışmakta iken işveren tarafından yürütülmekte olan bir işte gerçekleştirilen 5510 sayılı Kanun'un 13 a, b maddesi gereğince iş kazası olduğunun tespit edildiği, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107/2 maddesi gereğince alacağın uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde artırılmak üzere şimdilik 15.000,00 TL'nin ilk peşin sermaye değeri gelirin tahsis onay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, müvekilli şirketin ikametinin ... Ümraniye ilçesi olduğundan öncelikle yetkinin ... Anadolu adliyesine ait olduğunu, müvekkil şirketi aleyhine açılan davaya yetki itirazlarının bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı kurumun sigortalının kusur oranına göre 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereği ödediği tutarın yarısını rücu edebileceğini, davacı tarafın ancak ödediği tutarın yarısını müvekkil şirketten talep edebileceğini, poliçe teminatı proporsiyon hesabı yapılarak paylaştırılır kuralının ihlal edilmemesinin gerektiği, vefat eden mirasçılarının müvekkil şirketlerine başvuru yapmış olmaları nedeniyle; müvekkili şirket tarafından 21.10.2015 tarihinde 126.722,52 TL asıl alacak, 17.724,79 TL feri olmak üzere toplam 144.447,31 TL ödendiğini, kalan poliçe limitlerinin 141.277,48 TL olduğunu, poliçe limitinden fazlasına hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, davacı tarafın sigortalının kusurunu ve zararını usulen ispat etmesinin gerektiği, bu nedenlerle sorumluluklar bulunmayan aleyhlerine açılmış olan maddi tazminat talepli davanın reddine, davacının davasının ispatı halinde müvekkil şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Petrol A.Ş. vekili, müteveffanın 24.02.2017 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, kendisinin 2 yıllık yüksekokul mezunu inşaat teknikeri olduğunu, trafik kazasının olduğu tarihte davalı şirketin ...'ta bulunan şantiyesinin saha sorumlusu olarak görev yapan müteveffanın davalı şirkette çalışmasının beden gücüne değil teknik bilgileri dayalı olarak çalıştığını, yine kazanın olduğu tarihte kendisinin ailesi ile birlikte Samsun il merkezinde ikamet ettiği, yani şantiyede kalmadığını, mesai saati dışında zamanını ve gece dinlenmesini ailesinin yanında geçirdiğini, kazayı geçirdiği aracın şirket tarafından kendisine tahsis edildiğini, sürücü belgesinden anlaşılacağı üzere müteveffanın 22 senelik şoför olduğu, kaza günü saat 10:30 civarında ... daki şantiyeye gitmek üzere Samsun dan yola çıkmış, yaklaşık 65 70 km yol kat ettikten sonra ... daki şantiyeye 6 7 km mesafe kala saat 11:30 sıralarında girdiği bir virajda şerit ihlali yapınca karşı yönden gelen kamyonla çarpışmış ve akabinde yaşamını yitirdiğini, tüm bu nedenlerle davalı işverenden veyahut çalışma düzeninden kaynaklanan herhangi bir sebebin müteveffanın söz konusu trafik kazasını geçirmesine tesir etmesinin mümkün bulunmadığı, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarih, E.2016/431, K.2020/71 sayılı kararıyla; "... 5510 sayılı Kanun maddesi 21 uyarınca Kurumun işverene rücuu için işverenin kusuru yahut iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin bulunması gerekmesine karşın, davaya konu meydana gelen kazada davalı işverene atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, davalı ... şirketinin de müteveffa sigortalının kullandığı aracın zmms şirketi olup, sigorta ettiren diğer davalının kusurunun bulunmaması sebebiyle sigorta şirketinin de sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşılmakla; davacının rücuya ilişkin davasının her iki davalı bakımından da reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı Kurum vekili, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Baş Müfettişi tarafından hazırlanan 19.02.2016 tarih 93264/14/İR/14 sayılı rapor ile sigortalının çalışmakta iken ve işveren tarafından yürütülmekte olan bir işte gerçekleştiğinden 5510 sayılı Kanun'un 13 a, b maddesi gereği iş kazası olduğu tespit edildiğini, Bilirkişilerin davalı işverenin meydana gelen olayda kusurunun olmadığı yönündeki değerlendirmeleri tamamen hatalı olduğunu, olay detaylı bir şekilde değerlendirildiğinde, trafik kaza tespit tutanağı ve SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Müfettişi tarafından hazırlanan 19.02.2016 tarih 93264/14/İR/14 sayılı raporu dikkatlice incelendiğinde meydana gelen olayda davalı işveren şirketin kusurlu olduğu bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.11.2021 tarih ve E.2021/1028, K.2021/1485 sayılı kararı ile "İlk Derece Mahkemesinin bu karar ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, Dairemizce de bu karar ve gerekçeye itibar edildiği, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1 b 1 inci maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
- Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 21.04.2022 tarih ve E.2022/682, K.2022/6138 sayılı kararında; "... Dosyanın tetkikinde, trafik/iş kazası neticesinde kazalının vefat etmesi nedeniyle oluşan kurum zararının tahsiline ilişkin eldeki rücu davasında alınan 2018/10. ayına ait bilirkişi raporunda, kazalının %100 kusurlu olduğu, davalı şirketin kusurunun olmadığı; 30.04.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda ise kazalının %80, davalı işverenin %20 kusurlu olduğunun belirtildiği, raporlar arasında oluşan çelişki giderilmeksizin ilk rapora itibar edilerek davanın reddine karar verildiği, ceza ve tazminat dosyaları celbedilmeden ve kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edildiği anlaşılmakla; konuyla ilgili ceza ve tazminat dosyalarının celbi ile kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Sonuç olarak; 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca Kurumun işverene rücu edebilmesi için işverenin kusuru yahut iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin bulunması gerekmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak dosyanın tevdi edildiği iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinin sunmuş olduğu denetime elverişli ve hükme esas alınan rapora göre; müteveffanın davaya konu kazada tam kusurlu olduğu, işverene "kaçınılmazlık" ilkesinden dolayı kusur izafe edilemeyeceği belirtilmiştir. Davalı ... şirketinin de müteveffa sigortalının kullandığı aracın ZMMS şirketi olup, sigorta ettiren diğer davalının kusurunun bulunmaması sebebiyle sigorta şirketinin de sorumluluğuna gidilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili, hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini, delillerin hatalı değerlendirildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371; 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz sebeplerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
DavacI Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:32:00