Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13472
2023/13602
27 Aralık 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1257 E., 2023/937 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/143 E., 2022/33 K.
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında işe başlama tarihinin 10.09.1987 olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 10.01.1971 doğumlu olduğunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre kural olarak 18 yaşını doldurmuş olanların memur olabileceğini, ancak belli durumlarda kaza i rüşt kararı alınmış olması şartıyla 18 yaşını doldurmamış olanların da memur olabildiğini, müvekkilinin de kaza i rüşt kararı ile ergin kılındığını ve davalı hastanede 10.09.1987 tarihinde 11. derecede elektrik teknisyeni olarak işe başladığını, aynı yıl üniversite sınavını kazandığı için 12.10.1987 tarihinde istifa ederek kurumdan ayrıldığını, müvekkilinin 20.04.2015 tarihinde Cimer'e yaptığı Şikayet başvurusunun reddedildiğini, ... Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 1987 yılına ait hizmeti 18 yaşın altında geçtiğinden hizmet olarak kabul edilmediğini, 11.05.2020 tarihinde Kamu Görevlileri Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığına başvuruda bulunduğunu ancak olumsuz sonuç aldığını, müvekkilinin görevi ile ilgili öğrenim aldığını, kaza i rüşt kararı ile ergin sayıldığını, bu sebeple 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve ilgili mevzuat gereği SGK kayıtlarının bu tespite göre düzeltilmesini talep ettiklerini belirterek Mahkememizden, müvekkilinin davalı ...'nde 10.09.1987 tarihinde işe başladığının ve sigortalılık başlangıcının 10.09.1987 olduğunun tespitine, iş bu talebin kabul edilmemesi halinde; davacının 18 yaşını doldurduğu 10.01.1989 tarihi itibariyle sigortalılık başlangıcının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, hizmet tespiti davalarının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davanın yasal süresi zarfında açılmadığını, davacının dosyasında yapılan incelemede adı geçen sigortalının dava dilekçesinde belirtilen süre içerisinde çalışmasını gösterir herhangi bir bordro v.s belgenin bulunmadığını, bu nedenle davacının çalıştığı iddialarının varsayımdan ibaret olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesi'nde (1671 iş yeri sicil nolu) 10.09.1987 tarihinde işe başladığı ve fiilen çalıştığı, davacının 18 yaşını doldurduğu 10.01.1989 tarihi itibariyle sigortalılık başlangıcının tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davanın zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın süre yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacının çalışmaya hangi tarihte başladığı ile ilgili bilginin bulunmadığını, Yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle kaldırılması gerektiğini, belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Hizmet tespitinin 5 yıllık hak düşürücü süreye tabii olduğunu Yerel Mahkemece bu durumun resen gözetmesi ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının söz konusu iş yerinde çalıştığını gösteren tek bir bordro dahi bulunmadığını, davanın sadece tanık beyanları ile ispatının mümkün olmayacağını, davacının davasını ispatlayamadığını, belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Somut dosyada, davacının Teknisyen (Elektrik) olarak 10.09.1987 tarihinde kazai rüşt kararı ile göreve başladığı, Üniversiteyi kazanması üzerine de 12.10.1987 tarihinde görevinden ayrılmıştır. Burada sorun davacının sigorta başlangıç tarihinin tespitidir. Dosyada ki mevcut belgelere göre davacının çalıştığında asla şüphe yoktur. Sorun bu çalışmanın sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilip edilmeyeceğidir. İzmit Sosyal Güvenlik Merkezinin 30.12.2019 tarihli yazı cevabından davacının 14.04.1995 tarihinden itibaren sigortalı sayıldığı, kazai rüşt ile çalıştığı 1987 tarihli çalışmasının sigorta başlangıcı olarak kabul edilmediği anlaşılmaktadır.
Davacının talebi sigorta başlangıç tarihinini 10.09.1987 olması nedeniyle bunun tespiti olmadığı takdirde 18 yaşını doldurduğu 10.01.1989 tarihinini sigorta başlangıç tarihi olarak kabulünü talep etmiştir.
Dosya kapsamında resmi yazışmalar, SGK yazıları uyarıca emekli sandığına tabii olarak çalışan davacının resmi evraklarla işe girişinin ve ayrılışının ve kesintilerinin yapıldığı sabit olmakla, hak düşürücü sürenin dolduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur...." gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekilleri istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında işe başlama tarihinin 10.09.1987 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen ele alınması gereken bir husustur.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 1 inci maddesiyle; Maliye Bakanlığı’na bağlı olmak ve bu Kanunda yazılı emeklilik işlerini görmek üzere ...’da, tüzel kişiliğe sahip Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı kurulmuş ise de, 20.05.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı ... Kanununun 43 üncü maddesiyle, 5434 sayılı Kanun'un bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmış, devredilen kurumlar ve devre ilişkin hükümler içeren geçici 1 inci maddesiyle de, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, hiç bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla, görevleri ile birlikte, 1 inci maddeye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip ...’na devredilmiştir.
Anayasanın 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" ve yine Anayasa'nın 37 nci maddesi ile "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." Anayasanın 125 inci maddesinde yer verilen kural, yönetimin/idarenin kamu hukuku ya da özel hukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır.
“Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlığını taşıyan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 134 üncü maddesinde, bu Kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 101 inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına alınmıştır.
İş mahkemeleri, esas olarak iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasından kaynaklanan bireysel ve toplu hak uyuşmazlıklarını çözmek üzere, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa dayanılarak kurulmuştur.
Bu kapsamda ...'nun prim ve diğer alacaklarının hesaplanması, sigortalı olma hakkının kazanılması ya da kaybedilmesi, işçilik alacaklarının belirlenmesi gibi kendi içinde bütünlük ve uzmanlık gerektiren konular bu mahkemelerin görev alanına girmektedir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, idari nitelikteki bir davanın hukuk mahkemesine açılması durumunda izlenecek sürece ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununda birbirini tamamlayan düzenlemeler yer almaktadır. 6100 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde, yargı yolunun caiz olması durumu, dava koşulları arasında sıralanmış, 115 inci maddesinde, dava koşulu eksikliğini saptayan mahkemece davanın usulden reddine karar verileceği belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenlerce açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sıralanmış, 9 uncu maddesinde, çözümlenmesi Danıştay’ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girmesine karşın, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi durumunda, bu konudaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren 30 gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı makamına başvuru tarihinin, Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği, adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra, anılan 30 günlük süre geçirilmiş olsa da idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabileceği bildirilmiştir.
3.Değerlendirme
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirme sonucu; 5510 sayılı Kanunun geçici 4'üncü maddesi gereğince, 5434 sayılı Kanun kapsamında anılan kanun kapsamında işe başlama tarihinin tespiti istemine ilişkin eldeki uyuşmazlığın çözümünde; 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak olup, 506 veya 5510 sayılı Kanun'ların uygulama yeri bulunmadığından, sözü edilen 134 ve 101 inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemeleri görevli olmayıp, bu tür davaların idari yargının görev alanı içerisinde olduğu ortaya çıkmaktadır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece hatalı değerlendirme sonucu, işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:32:48