Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12453

Karar No

2023/13540

Karar Tarihi

27 Aralık 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1007 E., 2023/2 K.

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. İş Mahkemesi

SAYISI: 2013/620 E., 2020/132 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti, ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile yeniden bağlanması istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasından kaynaklı dul yetim aylığının davalı Kurum tarafından kesildiğini, kesilme nedeninin boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı olduğunun müvekkiline bildirildiğini, bu bildirime itiraz ettiklerini ancak taleplerinin yargı yoluna başvurabileceği bildirilerek işleme alınmadığını, idari yargıya başvurduklarını ve ... 2. İdare Mahkemesinin 2012/1651 Esas sayılı davasının görev yönündemüvekkilinin babasından kaynaklı dul yetim aylığının davalı Kurum tarafından kesildiğini, kesilme nedeninin boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı olduğunun müvekkiline bildirildiğini, bu bildirime itiraz ettiklerini ancak taleplerinin yargı yoluna başvurabileceği bildirilerek işleme alınmadığını, idari yargıya başvurduklarını ve ... 2. İdare Mahkemesinin 2012/1651 Esas sayılı davasının görev yönünden reddedildiğini, müvekkilinin eski eşi ile birlikte yaşadığı yönündeki davalı idare iddialarının ve bu iddiaların dayanağı tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin aylığının kesildiği Ağustos 2011 ayı ile Yılmaz Üresin isimli şahıs ile evlendiği Ekim 2012 ayı arasında kendisine ödenmesi gereken 14 aylık maaşın tahsilinin gerektiğini belirterek, Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitini, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla Ağustos 2011 Ekim 2012 ayları için şimdilik 5.600,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum içi yazışmalar devam ettiği için Kurumdan gelen belgeler dosyaya ibraz edilinceye kadar ek cevap haklarını saklı tutarak Kurum işlemlerinin belli yasal prosedüre tabi olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasal mevzuata uygun olduğunu, asıl olanın Kurum kayıtları olduğunu, davacının eş değer belge ve deliller ile davasını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "toplanan delillere, nüfus kayıtlarına, nüfus kayıtlarındaki adres hareketlerine, boşanmaya ilişkin bilgilere, SGK denetmenlik raporuna, tanık ...' un beyanına, boşanma dosyasına, ... 18. İş Mahkemesi'nin 2017/209 Esas sayılı dosyasına ve tüm dosya kapsamına göre davacının eşi ... ile anlaşmalı şekilde boşandığı gerekçesiyle murisinden aldığı maaşının kesildiği, boşanma tarihinin 16/11/2006 olduğu, boşanma davasının anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandığı, ... 18. İş Mahkemesinde bu işleme dayalı itirazın iptali davasının açıldığı, mahkemece davanın red edildiği, ancak Yargıtayca bozulduğu ve davanın derdest olduğu, bu dosyada dinlenilen tanıklar davacının gelini Hikmet İşdoğan ile yeğeni ...'in boşanmadan sonra davacının kızının yanında kaldığını söylerken Mahkememizde ise yeğen amcasının yanında gelin de kendi yanlarında kaldığını söylediği, her iki dosya arasındaki beyanların da çelişkili olduğu, inandırıcı olmadığı, dinlenilen muhtar ve azalarının da bilgilerinin olmadığı, ... ...' un ise denetmenlik raporunda beyanının yazılı şekilde mahkememizdeki yeminli beyanı ile de davacının eşi ile birlikte 2010 yılında apartmanda taşınıncaya kadar yaklaşık 1 sene kaldıklarını belirttiği, davacının bir başkası ile evlenmesinin ise 2012 yılında olduğu, oysa muvazaalı boşanmaya dayalı işlemin ve SGK tahkikatının ise daha önce yapıldığı, SGK denetmenlik raporunda belirtilen apartman görevlisinin beyanının tahkikatın yapıldığı adresteki emniyet soruşturması ile de doğrulandığı, davacının eşi ... ile itiraza konu işlem tarihinden önce birlikte yaşadıklarının sabit olduğu, dolayısıyla denetmen raporunun aksinin ispatlanamadığı, dolayısıyla kurum işleminin yerinde olduğu, davacıya kesilen maaşının verilemeyeceği, evlendiği tarihe kadar maaş bağlanamayacağı, davanın ispatlanamadığı sonucuna varılmış," ve davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını, davacının bir süre sonra 2012 yılında Yılmaz Üresin isimli kişi ile evlendiğini, aralarında çelişki bulunan ve yıllar öncesine ilişkin doğru dürüst hatırlamadıkları ve gerçekleri bilmekten uzak olan, dinlenen tanıklardan müvekkil ile aralarında husumet bulunan ... gibi tanıkların ifadelerine dayanarak davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete, adalete ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 27.12.2016 ve 15.04.2019 tarihli emniyet tutanaklarına göre davacı ve boşandığı eşinin boşanma tarihinden sonra 1 yıl süreyle birlikte yaşadıklarının belirlendiği; emniyet aracılığıyla yapılan araştırma sonucunda denetim tarihinde ... olduğu belirlenen ...'un tanık ifadesinde "davacının ve boşandığı eşinin 2010 yılı sonralarından itibaren 2011 yılı sonuna kadar ...Mah. Erenler Cad. ... Sokakta bulunan 2 nolu binanın 6. kat 21.nolu dairede eşi ile beraber oturduğunu" söylediği; MERNİS kayıtlarında davacının bu adreste 01.02.2010 12.07.2011 tarihleri arasında ikamet ettiği ve anılan tanık beyanında ikamet süresi olarak açıklanan dönem uyuştuğu anlaşılmakla, davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadığının kabulü ile 5510 sayılı Kanun'un 56/2 nci maddesi gereğince davanın reddine dair mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili istinaf gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığına ilişkin tespit içeren sosyal güvenlik denetmen raporunun aksinin toplanan delillerle ortaya konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

1 Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.

2 5510 sayılı Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

3 Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki boşanma tarihi itibarıyla gerçek samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

4 Gelirin aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

5.Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.

6 Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 nci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

  1. Değerlendirme

1 İncelenen dava dosyasında; davacının 16.11.2016 tarihinde boşandığı, vefat eden babasından dolayı 01.03.2007 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, ihbar üzerine, Kurumun 28.04.2011 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, Mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının, MEDULA kayıtlarının getirtildiği dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

2 Mahkemece yapılması gereken iş, hak sahibi davacıya boşandığı eşiyle fiili birlikteliğine devam etmesi nedeniyle yersiz ödenen ölüm aylığının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemli açılan ... 18. İş Mahkemesinin 2013/1119 Esas, 2016/139 Karar sayılı dosyası ile verilen kararın Dairemizin 20.02.2017 tarih ve 2016/12199 Esas, 2017/1249 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşıldığından, öncelikle bu dava ile tarafları aynı olan itirazın iptali davasının birleştirilmesi hususu düşünülmeli yada anılan davanın sonucu işbu inceleme konusu dava yönünden bekletici sorun kabul edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  1. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesimernismeduladerecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:32:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim