Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/8969
2023/13526
26 Aralık 2023
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1190 E., 2022/1178 K.
KARAR: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/1071 Esas 2020/148 Karar
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı .... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; 13.05.2014 tarihinde meydana gelen ... maden kazasında müvekkillerinin murisinin vefat ettiğinden bahisle; anne ... için 128.504,26 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, baba ... için 1.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, kardeş ... için 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili özetle; İş Kanunu'na göre işin tamamının, bir bütün halinde anahtar teslimi niteliğinde yükleniciye verildiğini; bu yolla işten tamamen el çekildiğini; sigortalı işçi çalıştırılmadığı için de işveren sıfatına haiz olunmadığından bu işi devralan yüklenici firmanın alt işveren ve işi devreden TKİ'nin ise asıl işveren olarak nitelendirilemeyeceğini; sözleşmenin 16. maddesinde alt yüklenici çalıştırılmayacağı ve işin tamamının yüklenici firma tarafından yapılacağı belirtilmesinin, ... Kömürleri AŞ.'nin asıl işveren ve işyeri sahibi olduğunu gösterdiğini; bu nedenlerle müvekkili kurum ile davacının çalıştığı müteahhit arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını; bu nedenle davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini; müvekkili kurumun linyit üretimi ile ilgili madenleri işletmek veya işlettirmek ve aramak amacı ile bu ve benzeri işleri rodövans veya hizmet alımı (ihale) usulü ile yaptırdığını; müvekkili kurumun bu tarz işlerdeki görevinin her iki işlettirme yönteminde söz konusu işin yürütümü, firma çalışanlarının sevk ve idaresi ve Kurum işçilerinin firma işçileri ile birlikte çalışmasının söz konusu olmayıp, Kurum kontrol teşkilatının tespiti, ödenecek hakedişe esas olmak üzere kömürün kalitesi ve miktarının belirlenmesi ile sınırlı olduğunu; işin yüklenicisi Park Teknik tarafından yangınları önlemeye yönelik tedbirlerin alınmaya çalışıldığını ancak yangın gibi diğer madencilik riskleri (metan, yeraltı suyu gibi) nedenlerle yıllık üretim miktarına ulaşamayacakları ihtimalinin şirketlerin mağduriyetine sebebiyet vereceğini ve ileride telafisi mümkün olmayan problemlerle karşılaşabileceklerini bu durumdan hem şirketlerin hem de kurumun olumsuz etkilenebileceğinden mevcut sözleşmeyi devretmek istediklerini; aynı ocağın uygun kısımlarında mekanize, diğer kısımlarında klasik ayak modeli yaparak ve sahada oluşabilecek riskleri göz önüne alarak ilgili işi 30.10.2009 tarihinde ... Kömürleri AŞ.'nin devraldığını; ... Kömür İşletmeleri'nin sözleşmeyi devraldığı tarihten bu yana üretim sırasında ocakta iş güvenliğini tehdit eden herhangi bir unsurdan dolayı TKİ'ye başvuruda bulunmadıklarını; ocağın iş sağlığı ve güvenliği açısından denetiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından yapıldığını; işin gereği olarak yalnızca teknik şartnamede belirtilen ekipmanın işe uygun olup olmadığı ve hizmet işleri şartnamesine göre üretilen kömürün teknik şartnamede belirtilen niteliklere uygunluğunun İdare Kontrol Teşkilatı tarafından kontrol edildiğini; hizmet alım sözleşmesine göre işin tanımı dışında herhangi bir kontrol yapılmamakla birlikte, 6331 sayılı Kanun'un kapsamında denetleme yetkilerinin de bulunmadığını; daha önce meydana gelen ölümlü kazalarda müvekkili kurumun ne idari ne de cezai bir soruşturmaya dahil edilmediğini; kullanılan malzeme ve ekipmanın yeterliliği ve kullanılan malzemelerin uygunluğunun denetiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait olduğunu; bu nedenle kanunlar tarafından kendisine verilmeyen bir yetkinin kullanılmasını beklemek ve bu nedenle de sorumlu tutulmanın hukuka ve hayatın olağan akışına uygun olmadığını; hizmet işleri şartnamesinin 40. maddesine göre meydana gelecek kazalardan dolayı her türlü tazminat sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunun belirtildiğini; ayrıca İş Kanunu'nun 2 nci maddesine göre kamu kuruluşlarının asıl işveren olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını ve bu şekilde kamu mağduriyetinin önlenmeye çalışıldığını; müvekkili kurumun ihale makamı olduğunu ve Borçlar Kanunu'nun 71 inci maddesine göre işletme sahibi olan ve işletmeyi fiilen işleten şirketin ayrı bir SGK işyeri numarası olduğundan müvekkili kurumun sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini; müvekkili kurumun kazanın olmasında kusurunun olmaması nedeniyle davacının elem duymasına da sebebiyet vermediğini; talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Kömür İşletmeleri A.Ş. ve .... vekili özetle; gerekse mahkememizce alınan beyanlarında özetle; dava konusu maden kazasının meydana geldiği maden ocağının işletmesinin müvekkillerinden ... Kömür İşletmeleri AŞ.'ne ait olduğunu, meydana gelen maden kazasının oluş sebebinin henüz tespit edilemediğinden şu aşamada bir suçlamadan bahsedilemeyeceğini, müvekkili şirket ile TKİ arasındaki sözleşmenin muvazaaya dayanmadığını, müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği konusunda işçilerine gerekli eğitimleri verdiğini, çalışan her personele iş güvenliği için gerekli olan tüm malzemelerin temin edildiğini, düzenleyici önleyici faaliyet kontrollerinin yapıldığını, gerekli risk değerlendirme çalışmalarının yapıldığını, gerekli sayıda iş güvenliği ve sağlığı uzmanının görevlendirildiğini, tanık anlatımları ile güvenlik tedbirlerinin alındığının ispatlandığını, ayrıca kamu kurumları tarafından gerekli denetimin yapıldığını ve yapılan denetimlerde bir noksan tespit edilmediğini, savcılık tarafından yürütülen soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin felaketi özlenir hale getirecek nitelikte fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı annenin maddi tazminat isteminin kabulüne, adı geçen davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı babanın kendi çalışmalarından dolayı yaşlılık aylığı bağlanması sebebiyle bu davacıya iş kazası ölüm geliri bağlanmadığı ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 günlü, 2016/5 E. 2018/6 K. sayılı bağlayıcı içtihadı ile Yargıtay 21 Hukuk Dairesinin 18.10.2018 günlü 2017/3179 E. 2018/7568 K. sayılı ilamında yer alan "Mahkemece, farazi desteğin karine olduğu kabul edilerek, Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre davacı ana ve/veya babanın birbirlerine desteği ile varsa diğer çocuklarından alabilecekleri destek de dikkate alınarak hakkaniyete uygun makul bir maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması isabetsizdir." şeklindeki gerekçe dikkate alınarak muhik bir tazminat takdir edilmesi gerektiği gerektiğinden bahisle taleple bağlı kalınarak davacı babanın 1.000,00 TL'lik maddi tazminat talebinin kabulüne, yine davacı baba lehine 100.000,00 TL manevi, davacı kardeş lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacıların davasına ispatlayamadığını, maddi ve manevi zarar somutlaştırılmadan, davacılar ile ölen işçi arasında eylemli ve gerçek bağ araştırılmaksızın verilen kararın hatalı olduğunu, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ilede sabit olduğu üzere müvekkili Kuruma kusur yüklenilmesine neden olan hususlara ilişkin bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığını, ceza ilamının maddi olayları saptayan kısmının hukuk hakimini bağlayacağını,soyut gerekçelerle hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, kaza sonrası kazada yaşamını yitirenlerin yakınlarına yaşadıkları elem ve üzüntüyü hafifletmek ve ekonomik kayıplarını gidermek için AFAD tarafından yardım yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu yardımların tazmin sorumluluğunu kaldırmayacağı kabul edilse dahi hükmedilecek tazminat miktarında dikkate alınması gerektiğini,maddi tazminata yönelik bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, TKİ ile yüklenici ... Kömür İşletmeleri A.Ş. arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, asıl alt işverenlik şartlarının olayda gerçekleşmemesine rağmen davaya konu kazada müvekkili kurumun kusurundan söz edilmesinin ve husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, davaya esas alınan kusur bilirkişi raporunun çelişkiler içerdiğini,hüküm kurmaya elverişli olmadığını,bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmediğini, müvekkili kurumun ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'yi teknik, idari, iş sağlığı güvenliği konularında kendisine kusur atfedilmesini gerektirecek nitelikte denetleme ve kontrol görevi ile yetki ve sorumluluğunun bulunmadığını, işi durdurma yetkilerinin olmadığını, bu hususların teknik şartnamede de yer aldığını, teknik şartnamenin maden kanunun ve iş kanunu çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, işletme risk ve sorumluluğunun yüklenici şirkete ait olduğunu, bilirkişi raporundaki müvekkili Kuruma %15 kusur atfeden çoğunluk görüşün kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili Kurumun kusurunun bulunmadığını, bu rapora dayanılarak müvekkili Kurum aleyhine hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili Kurum yönünden davanın reddi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Genel Müdürlüğü vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle, .... hakkında verilen kararın hatalı olduğunu, bu davalı hakkındaki feragatin diğer müteselsil borçlulara etkisinin değerlendirilmediğini, ... Holding hakkındaki davadan feragat edildiğine göre kendileri hakkındak davanın da reddine karar verilmesi gerektiğini, ... Kömür İşl. A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kusur ve husumet yönünden hatalı karar verildiğini, maddi ve manevi tazminatların fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesi.
- Değerlendirme
Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, .../ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472).
Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde içtihadı birleştirme kararı gereğince davacı baba lehine muhik bir maddi tazminat takdir edildiği ne var ki taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL maddi tazminata karar verildiği açıklanmıştır. Maddi tazminat noktasında taleple bağlı kalınarak karar verildiği belirgin bulunduğuna göre bunun sınırlı talep nedeniyle henüz hüküm altına alınamayan bir bakiyesinin bulunması gerektiği de açıktır. İlk Derece Mahkemesince maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak kabul edildiği belirtilmiş olmasına karşın gerekçede maddi tazminatın aslında toplamda kaç TL olarak takdir edildiği ve fakat sınırlı talep nedeniyle taleple bağlı 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiği yönünde bir açıklama yapılmaması yerinde görülmemiştir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
- Sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davalı TKİ'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:33:39