Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/13474

Karar No

2023/13501

Karar Tarihi

27 Nisan 2024

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1815 E., 2023/1715 K.

KARAR: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 8. İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/312 E., 2022/57 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınarak, 01.11.2018 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve aylıkların davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.1990 15.03.2010 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf pilot subay olarak görev yaptığını, emekli sandığı bünyesindeki görevinden ayrıldıktan sonra 07.06.2010 tarihinde özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalışmaya devam ettiğini, 15.10.2018 tarihli dilekçesi ile emeklilik tahsis işlemleri için başvuruda bulunduğunu, davalı kurum tarafından talebinin reddedildiğini, verilen cevapta hizmet sürelerinin yanlış hesaplandığını, mevzuat hükümlerinin hiçbir surette uygulanmadığını, fiili hizmet zammı sürelerinin gerek yaştan, gerekse işe başlangıç tarihinden birlikte düşülmesi gerektiğini belirterek fiili hizmet zammı sürelerinin yaştan ve işe başlama tarihinden mahsubi ile müvekkilinin başvuru tarihini takip eden 01.11.2018 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitine, hak edilen emekli aylıklarının hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı hakkında yapılan işlemin kanuna ve hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kurum tarafından son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde hizmet süresi fazla olan çalışmasının 4/1 a kapsamında olan davacının, yaşlılık aylığına hak kazanma şartlarının 506 sayılı yasanın geçici 81 inci maddesine göre değerlendirildiği, 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaştan düşülmeksizin 5510 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca yarısı dikkate alınmak suretiyle 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B H bendine göre 51 yaşını ikmal ettiği 27.04.2022 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı kabul edilerek davacıya yaşlılık aylığı bağlanmadığı görülmüştür.

506 sayılı Kanun'un ek madde 39 Gereğince davacının kazandığı 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi prim ödeme gün sayısına ilave edilmek suretiyle ilk defa hizmete başladığı tarih olan 01.01.1987 tarihi kabul edildiğinde 506 sayılı yasanın geçici madde 81 uyarınca 23.05.2002 tarihinde... g sigortalılık süresi 14 yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkekler 5 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmalarını ve en az 5375 gün malulük, yaşlılık ve ölem sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler hükmü uyarınca maddede aranılan 50 yaş şartından 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi düşülmesi durumunda 46 yaşında yaşlılık aylığı almaya hak kazanabilecektir.

506 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde "Bu kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam olunur. Ancak bunlardan 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden %30 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir. Bu primin 1/4'ü sigortalı hissesi, 3/4'ü işveren hissesidir". Hükmü uyarınca 01.11.2018 tarihinden itibaren 4/a sigortalı çalışmalarının devam ettiği sürece davacıdan SGDP kesilmek suretiyle yaşlılık aylıklarının ödenmesi devam edilebilecektir.

Mahkememizce yapılan değerlendirmelere göre 506 sayılı Kanun'un mülga 62 nci maddesinde ki ''Çalıştığı işten ayrıldıktan sonra'' ibaresinin anayasa mahkemesi kararı ile iptal edildiği, 5434 sayılı Kanun kapsamındaki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmesi durumunda sigortalılık süresine eklenerek işe başlangıç tarihinden ve yaş haddinden de indirilmesi gerekeceği, davacının 16.10.2018 tarihinde 46 yaşında olduğu, 31 yıllık sigortalılık süresi, 11379 günlük prim ödeme gün sayısı şartlarını birlikte ikmal ettiği, 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacağı, bu konuda alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunduğu anlaşılmış davanın kabulüne davacının 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, 30.08.2018 tarihinden sonra tüm sigorta kollarına tabi çalışmasına devam etmiş ise davacıdan SGDP kesilmek sureti ile yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilebileceğinin tespitine, davacının geç ödenen yaşlılık aylıklarına ay be ay işleyecek yasal faiz talep hakkı bulunduğunun kabulüne, dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı hakkında kurumca uygulanan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu esasen fiili hizmet süresi zammının davacının talebinde belirttiği şekli ile uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalıdır.(Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.12.2021 tarih, 2021/11054 Esas ve 2021/16758 Karar sayılı Kararı)

Somut olayda, 01.10.1990 15.03.2010 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında ve 07.06.2010 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1 a bendi) kapsamında sigortalı olan ve 1395 gün fiili hizmet zammı süresi bulunan davacının 15.10.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu ancak yukarıda yer alan açıklamalar kapsamında söz konusu fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesine imkan vermediği, bu sürenin sadece yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre de tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b.2 bendi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yerine, davanın reddine dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

  1. Dairemizin, bozma ilamı ile;"...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Belirtilmelidir ki tahsis yapılmasına ilişkin eldeki gibi davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Buna göre, 15.10.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.09.1990 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 28 yıl, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 11 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığına ve 5525 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (ı) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5525 gün ve 52 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 27.04.1972 doğumlu davacının 52 yaşını doldurduğu 27.04.2024 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." şeklinde karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda, davacının 01.10.1990 15.03.2010 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1 c bendi) kapsamında ve 07.06.2010 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a bendi kapsamında sigortalı olduğu, 1395 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, 15.10.2018 tarihinde yazılı tahsis talebinin olduğu, yukarıda açıklandığı üzeri fiili hizmet zammı süresi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesinin mümkün olmadığı, ancak fiili hizmet zammı süresinin yaş koşulunun değerlendirilmesi bakımından dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda davacının dava devam ederken 12.06.2020 tarihinde yaşlılık aylığı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 356 ncı ve 359 uncu maddeleri uyarınca davanın kısmen kabulüne davacının 12.06.2020 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, davacıya 12.06.2020 tarihi itibariyle bağlanacak yaşlılık aylığının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı 12.06.2020 tarihinden itibaren bildirilen sigortalı çalışmalarının SGDP kapsamında olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,.." dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davacı hakkında fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesi şeklindeki bir uygulamaya kanun ve kurum genelgelerinin cevaz vermediğini, bu nedenlerle yasaya aykırı uygulamalar ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep ettiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınarak, 01.05.2018 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve aylıkların davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsilinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 359 uncu maddesi ile 369 uncu maddesi ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un ek 39 ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile birlikte 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi hükümleridir.

2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında, “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.

3.5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alınması gerekirken yazılı şekilde karar tesisi de isabetsizdir.

  1. Değerlendirme

Eldeki davada, davacı hakkında 12.06.2020 tarihi itibari ile tahsis şartlarının oluştuğunun anlaşılması karşısında bu tarihi takip eden aybaşı olan 01.07.2020 tarihinden itibaren tahsise ve bu tarihe göre 01.10.2020 tarihinden itibaren de faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırıdır.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

1.Davalı ... Başkanlığının temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, (1) nolu bendinin tamamen silinmesi ile yerine;

"Davanın kısmen kabulü ile davacının 01.07.2020 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile hak edilen aylıkların 01.10.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının 01.07.2020 sonrası 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a bendi kapsamında geçen çalışmalarının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma olarak çevrilmesine, fazla istemin reddine" kelimelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevapistinafdüzeltilerektemyizyargılamakısmenkabulkararımahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:46

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim