Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/7219

Karar No

2023/13486

Karar Tarihi

26 Aralık 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/659 E., 2022/904 K.

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2004/1110 E., 2019/150 K.

Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Nakliyat Tic ve San. Ltd. Şti.'ye ait, ancak gayri resmi şirket ortağı ...'a ait ... plakalı kamyonda sigortalı olarak aylık 300 Milyon TL' ye şoför ve muavin olarak çalışmaya başladığını, araçta ...'un yanında bulunduğunu ve ona yardım ettiğini, yaklaşık bir ay sonra 11.12.2002 tarihinde ...' da ...'un şoför hatasından kaynaklı kaza olduğunu, ancak kazanın ... tarafından polis tutanaklarında aracın lastiği patladı şeklinde gösterildiğini, müvekkilinin kaza sonucunda belinin kırıldığını, çok kötü bir vaziyetteyken polisler tarafından ifadesinin alındığını, 4 gün Özel ... Hastanesinde yatırıldığını, ameliyat yapılmadığını, 2 ay sonra kontrole getirilmesi istenmesi üzerine ... Nakliyat Tic. ve San. Ltd. Şti'ye ait kamyonun yatağında ...' a getirilerek evine bırakıldığını, müvekkilinin 8 ay boyunca evinde sırt üstü hareketsiz yatmak zorunda kaldığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 10.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 11.12.2002 tarihinden itibaren en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın kamyonun ön sol lastiğinin patlaması neticesinde hakimiyetten çıkarak meydana geldiğini, davalı ... ile o tarihte tescil maliki olan ... Nakliyat Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin kaza sebebiyle sorumluluğunun olmadığını, tedavi masraflarının tamamının davalılar tarafından karşılandığını, maddi manevi tazminat miktarının çok fazla olduğunu, kabul etmediklerini, kaza tarihinde trafik sigortasını ve kasgko sigortasını güvence altına alan ... Sigorta A.Ş. ve Anadolu Sigorta A.Ş.'ye ihbar ettiklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 11.12.2002 tarihinde davalı ...'un sevk ve idaresinde olan, ... Nakliyat Tic.. Ltd.Şti'nin davacının işvereni ve aracın sahibi olduğu, trafik kazasının ''ön sol tekerin patlaması neticesinde şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana geldiği '', meydana gelen bu kazada davalı ...'a kazanın'' ön sol tekerin patlaması nedeninden '' kaynaklı olması nedeniyle kusur atfedilemeyeceği, meydana gelen trafik kazasında davalı işverenin ihmalinden kaynaklı bir tespitin ortaya konamadığı, dolayısıyla davalı işverenin de meydana gelen kazada kusurunun olmadığı, işverenin kusursuz sorumluluğunun değerlendirilmesinde ise iş kazalarında işverenin kusursuz sorumluluğunun iki durumda olacağı, bunların; tehlike sorumluluğu ve adam çalıştıranın sorumluluğu olduğu, bu sorumluluk hallerinin işverenin her türlü özen borcunu yerine getirse dahi meydana gelen kazadan dolayı sorumlu olabileceği halleri düzenlediği, ancak zarar araya giren başka bir sebepten dolayı (mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve 3.kişinin kusuru) meydana geldiği durumlarda aradaki illiyet bağının kesileceğinden işverenin tehlike ve adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğundan sorumlu tutulamayacağı, eldeki dosyada trafik kazasının '' ön sol tekerin patlaması '' mücbir sebebinden kaynaklandığı, dolayısıyla işverenin bu durumda kusursuz sorumluluğundan da bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili dilekçesinde özetle; davalı şirketin tam kusurlu olduğunu belirten 17.04.2012 tarihli adli tıp kurumu raporunun dikkate alınmadığını, aracın maliki şirketin bakım ve onarımının tam ve noksansız olarak yapıldığı, lastiklerin yeni olduğu hususunu ispatlayamadığını, davalı tarafça takoğraf ve servis kayıtlarının ibraz edilmediğini, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından trafik bilirkişisinin de katıldığı 24.12.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda davalıların olayda kusurunun bulunmadığını belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından verilen 17.04.2012 tarihli raporun trafik ihtisas dairesi tarafından verilmiş olması nedeniyle kusur oranı yönünden dosya kapsamı itibariyle esas alınamayacağı, dava dilekçesinde "... Araç tamamen ...'un şoför hatasında ve aşırı hızından dolayı kaza yapmıştır..." şeklinde yazılmak suretiyle dava açılmıştır. Dava dilekçesinde aracın bakımlarının tam ve noksansız olarak yapılmadığı, lastiklerin yıpranmış olduğu, dinlenmeksizin yola çıkılması talimatı verildiği vs. hususlarının belirtilmediği, kazanın aracın ön sol tekerinin patlaması mücbir sebebinden kaynaklandığı, işverenin kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinin kabulüyle verilen kararın, dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1 b 1 maddesi uyarınca davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Daire Başkanlığının 17.04.2012 tarih ve 260/220312 26036/2497 numaralı raporu ile müvekkilin kusursuz Davalı ... Nakliyat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti'nin %100 kusurlu olduğu tespit edildiği halde bu mahkeme kararının esas alınmasını, aracın lastiğinin patlamasından işverenin sorumlu tutulması gerektiği, aracın lastiklerinin yeni, araç sürücüsünün deneyimli ve dinlenmiş olduğuna ilişkin takağrof ve diğer tüm servis kayıtlarını sunmayan davalıların kusursuz olduğundan bahsedilemeyeceğini, kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan işleten ve adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında da işverenin sorumlu tutulması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, trafik iş kazası kapsamında davalıların kusurlarının bulunup bulunmadığı giderek davalıların tazminattan sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktalarındadır.

  1. İlgili Hukuk

"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Tazminat sorumluluğu ve miktarının tespiti" açısından iş kazasının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41, 42, 43, 44, 45, 46 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesi hükmü, "Olayın iş kazası olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile iş kazasının SGK yönünden sonuçları" açısından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 11, 12, 19, 20 ve 26 ncı maddeleri ile "İşletenin sorumluluğu açısından" 2918 sayılı Kanun'un 85 ve 86 ncı maddeleridir.

  1. Değerlendirme

1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir.

2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.

3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makineleşmenin artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır.

4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır.

5.Anayasanın 17 nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir.

6.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinde; “İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.” “İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur.” hükmüne yer verilmiştir.

7.Bu maddeye göre işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre; "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." düzenlemesi yer almıştır.

8.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.

9.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir.

10.Mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Diğer yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21 1121 Esas, 2013/386 Karar)

  1. Davaya konu olay iş kazası olmakla beraber trafik kazası niteliğinde olması nedeniyle işletenin sorumluluğu gerektiren hallerin incelenmesini de zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda Karayolları Trafik Kanunu'nun 86/1 inci maddesine göre işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için kusuru bulunmamasının yanında araçtaki bir bozukluğunda kazayı etkilememiş olması gerekir. İşleten, motorlu aracın yapımcısının hataları veya onarım sırasında oluşan bozukluklar sonucu oluşan kazalarda kurtuluş kanıtına dayanamaz. Bozukluk kavramına, donanımdaki gereç ve aygıtlardaki (malzeme) ayıplar, yapımda bozukluk, kötü onarımdan ileri gelen bozukluklar, zorunlu donanımların bulunmaması, iyi çalışmaması gibi durumlar girmektedir. Araçtaki teknik bozukluklar mücbir sebep olarak değerlendirilemez.

  2. Öte yandan İşleten, aracın trafiğe elverişli bir biçimde çıkarılmasını ve yeterli bakımının yapılmasını sağlamalıdır. Frenin veya lastiğin patlaması, rotun çıkması gibi teknik arızalar, yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Araçta teknik arıza olması, mücbir sebep değil umulmayan hal olarak kabul edilebilir. Çünkü genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür. Eğer karşı konulamıyorsa o işletme konusunda bir eksiklik hatta düzensizlik, bozukluk var ya da o konuda gerekli dikkat ve özen noksan demektir. Kusurun söz konusu olduğu hallerde, mücbir sebepten söz edilemeyeceği de açıktır. İşleten kusurlu bulunmasa da araçtaki bozukluğun neden olduğu kaza sonucu oluşan zarardan sorumlu olacaktır.

  3. Bu açıklamalara göre mahkemece, davalı işveren şirketin aynı zamanda davacının olay anında sürücü yanında yolcu olarak bulunan işçisine karşı, işleten olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesindeki kusursuz sorumluluğunun 86 ncı maddesi kapsamında kurtuluş kanıtının getirilmesi halinde son bulacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

  4. Olayın özelliği itibariyle uygulanma imkanı bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1 inci maddesi "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmünü, aynı Kanun'un 86 ncı maddesi "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir" hükmünü içermektedir.

  5. Somut olayda davacının davalı şirket nezdinde çalışması esnasında 11.12.2002 tarihinde diğer davalı ... idaresindeki ... plakalı kamyonda bulunduğu sırada, kamyonun ön sol tekerinin patlaması ile şoförün aracın hakimiyetini kaybetmesi ile demir korkulukları aşıp yol kenarındaki heyelan duvarına çarpması neticesinde davacının sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayın ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde görülen ve karara bağlanan 2012/260 Esas ve 2015/467 K ile davalı şirket yönünden iş kazası olarak tespit edildiği ve kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 05.06.2018 tarih ve 2017/5782 E 2018/5377 K ile Onandığı anlaşılmıştır.

  6. Kusur oranının tespiti yönünden Adli Tıp Trafik İhtisas Kurulundan alınan 17.04.2012 tarihli raporda davacının kusursuz, davalı şoför ...'un kusursuz, olayın gerçekleşmesinde lastik patlamasının %100 oranında etkili olduğu, davalı işveren şirketin bu kusurdan kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında sorumlu tutulabileceğine dair görüş bildirildiği, davalılar vekilinin anılan rapora itirazı üzerinde; 24.12.2018 tarihli raporda aracın mekanik, teknik ve donanımsal bir arızası olduğuna dair tespit olmadığından işveren şirketin kusursuz, davalı şoför ...'un kusursuz ve davacının kusursuz olduğu belirtilmiş mahkemece anılan rapora itibarla, olayda tekerin patlamasının mücbir sebepten kaynaklı olduğuna işaretle davanın reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da; yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenin aynı zamanda işleten sıfatının bulunduğu hususu değerlendirilmeden giderek 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi kapsamında kurtuluş kanıtı getirip getirmediği değerlendirilmeden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

  7. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; dava konusu trafik iş kazasının gerçekleştiği aracın lastiklerinin olay anında yolculuğa uygun ve bakımlı olup olmadığı konusunda davalı tarafın var ise delillerini ibraz etmesi imkanı tanındıktan sonra, trafik kazasının gerçekleştiği anda aracın hızının olaya etkisi de gözetilerek şoför tarafından alınabilecek önlem olup olmadığı da dikkate alınarak kusur oran ve aidiyetinin tespiti açısından trafik iş güvenliği alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından teşkil edilecek heyetten kusur oran ve aidiyetini belirler mahiyette rapor almak sonucuna göre davalıların sorumluluklarını değerlendirerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

  8. Öte yandan dava dosyasında davalıları temsilen Av. ... vekaleti olmakla beraber davalı vekili olarak görev yaptığı anlaşılan Av. ...'a ait vekalet veya vekil tarafından tevkil edildiğini gösterir yetki belgesinin olmadığı anlaşılmakla HMK'nun 77 nci maddesi kapsamında bozmadan sonra yapılacak yargılamada bu husustaki noksan ikmal edilerek yargılamaya devam edilmesi hususuna dikkat edilmesi gerektiği açıktır.

  9. Ayrıca davalı şirketin unvanın Ticaret Sicil Müdürlüğünden tespit edilebilen kayıtlara göre ... Nakliyat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. olarak değiştiği anlaşılmakla beraber anılan şirketin kullanmayı terk ettiği eski unvanı dikkate alınarak yargılama yapılıp kararda da bu eski unvanın belirtilmesi de hatalı olmuştur.

  10. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

21.O hâlde, davacı vekilinin temyiz sebepleri ile HMK'nun 369/1 inci Maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Davacı vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:34:30

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim