Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13065
2023/13315
25 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1408 E., 2023/764 K.
KARAR: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2019/461 E., 2021/558 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Kurumda 15.03.1992 tarihinde çalışmaya başladığını, 21.06.2005 tarihinde açığa alındığını, 25.12.2012 tarihine kadar açıkta kalan davacının açtığı dava neticesinde Ordu İdare Mahkemesi 2011/1891 E. 2012/1127 K. sayılı ilamı ile yapılan işlem nedeniyle parasal kayıplarının giderilmesine karar verildiğini, ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/316 E. sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verildiğini, davalı Kurum ile yapılan 06.06.2017 tarihli sözleşme ile 21.06.2005 25.12.2012 tarihleri arasına ait SGK primlerinin ödenmesinin davalı işverence kabul edildiğini buna göre davacının davalıya ait işyerinde 21.06.2005 25.12.2012 tarihleri arasında İş Kanunu kapsamında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının görev yaptığı sırada usulsüz işlemleri nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/167 E. sayılı sayılı dosyası ile zimmet suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiğini, mahkeme kararı sonrası davacının çalıştırılıp çalıştırılmaması ile ilgili Türkiye Ziraat Odaları Birliğine yazılan yazıya verilen cevap neticesinde çalıştırılmamasına karar verildiğini Ordu İdare mahkemesi kararında birikmiş aylıklarının ödenmesine karar verildiğini, prim ödemeleri ile ilgili bir talebin olmadığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının açıkta kaldığı ve İdare Mahkemesi kararı uyarınca ücretleri ödenen ve davalı kurumca primlerinin de ödeneceği kabul edilen dönemde toplanan tüm deliller, gelen müzekkere cevapları, dinlenen taraf ve tanık beyanları doğrultusunda davanın kabulüne, davacının, davalı ... Başkanlığına ait 34581 sicil nolu işyerinde 21.06.2005 25.12.2012 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği gerekçeleri ile yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği gerekçeleri ile yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının 21.06.2005 25.12.2012 tarihleri arasında açıkta kaldığı dönem içerisinde işyerinde fiilen çalıştığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığını, dosyada dinlenen tanıkların davacının bu dönem içerisinde davalının işveren nezdinde çalışmadığını belirttikleri, davacının söz konusu döneme ilişkin mali kayıpları İdare Mahkemesi kararı ile ödenmiş ise de iş sözleşmesinin ayırt edici ve belirleyici özelliği olan “zaman” ile “bağımlılık" unsurlarının oluşmadığını salt ücret ödemesinin sigortalılık niteliği bahşetmeyeceğini, bu nedenle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek fer'i müdahil Kurum ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 21.06.2005 25.12.2012 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleridir.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üyeler ... ve ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan ... ve Üyeler ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla
25.12.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİDİR
I. TEMEL UYUŞMAZLIK: **
1.Temel uyuşmazlık;" davalı ... Odasında 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Birlikleri Kanunu’nun 38. Maddesi uyarınca statü hukuku kapsamında istihdam edilen ancak 506 sayılı kanun (4/a) uyarınca sigorta primleri ödenen, bu kapsamda çalışırken 21.06.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan suç duyurusu yapılarak açığa alınan, 14.04.2011 tarihinde yargılandığı suçtan beraat edip, idari yargıda açtığı davada tüm sosyal ve özlük haklarının ödenmesi sureti ile tekrar 25.12.2012 tarihinde davalı oda tarafından yargı kararı ile işe başlatılan ve açıkta geçirdiği tüm süre üzerinden ücretleri ve sosyal hakları ödenen davacının davalı tarafından ücretleri ödenen açıkta geçen süreler için prim ödemesi yapıp yapmayacağı, bu dönemin hizmet tespitinin istenip istenmeyeceği", kısaca İlk Derece Mahkemesinin belirlediği gibi" maaşları ödenen açıkta kalınan dönemin aynı zamanda sigortalı olarak kabul edilip edilmeyeceği" noktasında toplanmaktadır.
- İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda;
"Taraflarında kabulünde olduğu üzere davacının açıkta kaldığı dönemde fiili bir çalışması bulunmamakla birlikte askıda olan hizmet ilişkisi devam etmiş ve açılan davalarda davalı tarafın davacıyı açığa alma işleminin hukuka aykırı olduğu ve bu döneme ait tüm ücret alacaklarının ödenmesine karar verildiğinden bu dönemde davacının hizmet ilişkisinin devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, davacının açıkta kaldığı ve idare mahkemesi kararı uyarınca ücretleri ödenen ve davalı kurumca SGK primlerinin de ödeneceği kabul edilen dönem için hizmetinin tespitine ve davanın kabulüne" karar verilmiştir.
- Kararın davalı ve feri müdahil tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda emsal Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/9766 Esas, 2022/13179 Karar sayılı ilamına atıf yaparak;
"Davacının 21.06.2005 25.12.2012 tarihleri arasında açıkta kaldığı dönem içerisinde işyerinde fiilen çalıştığına ilişkin bir iddiası bulunmadığı gibi, dinlenen tanıklarca davacının bu dönem içerisinde davalı işveren nezdinde çalışmadığı gibi başkaca işveren nezdinde de bir çalışmasının bulunmadığı, davacının söz konusu döneme ilişkin mali kayıpları idare mahkemesi kararı ile ödenmiş ise de; iş sözleşmesinin ayırt edici ve belirleyici özelliği, “zaman” ile “bağımlılık" unsurlarının oluşmadığı, salt ücret ödemesinin sigortalılık niteliği bahşetmeyeceği gözetilmeden davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması hatalı olduğu" gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın esastan reddine karar verilmiştir.
- Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine ise çoğunluk görüşü ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi benimsenerek kararın onanmasına karar verilmiştir.
II. HUKUKSAL DEĞERLENDİRME;
-
Belirtmek gerekir ki davacının çalıştığı dönemde davalı ... Odasının tabi olduğu mevzuat hükümleri olan 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Birlikleri Kanunu’nun 38. maddesinde “Birlik ve odalarda istihdam edilenlerin işe alınma, çalıştırılma, sicil, atanma, yükselme, nakil, işten ayrılma ve çıkarılma, disiplin işlemleri, aylık ücret ve diğer tüm özlük hakları ile işten ayrılanlara ödenecek tazminatların usul ve esasları tüzükte gösterileceği” belirtilmiş, tüzük çıkarılmış, yargı kararına konu olmuştur. Tüzüğün 45. maddesinde Ziraat Odalarında ve Ziraat Odaları Birliğinde çalıştırılacak kimselerin memurlar ve hizmetliler olacağı belirtilmiş, hizmetliler ile ilgili ise 47. maddede ise “Hizmetlilerin vasıfları istihdam şartları, ücretleri İdare Heyetlerince tesbit ve odalarda, oda meclislerince ve Odalar Birliğinde birlik umumi heyetince tasdik edileceği, 15 gün önce ihbar edilmek veya 15 günlük ücretleri ödenmek şartıyla bunların her zaman işlerine nihayet verilmesinin caiz olduğu” belirtilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi kararına göre 45. madde kapsamında çalıştırılanlar memur olup, statü hukukuna tabidirler(03.05.2010 gün ve 2009/277 E, 2010/112 K).
-
Ancak statü hukukuna tabi olan bu çalışanlar Sosyal Güvenlik hakları bakımından 506 sayılı kanun hükümlerine (5510/4.1.a kapsamında) tabi kılınmıştır.
-
Açığa alınma olarak da adlandırılan görevden uzaklaştırma ile bir cezalandırma yapılmış olmaz. Bu uygulama ihtiyaten alınır ve belirli bir süreliğine devlet memuru görevini yapmaz. Bu karar ile memurun görevi sonlandırılmamaktadır. Burada sigortalı ile işveren arasındaki ilişki askıda olup, iş görme ve ücret asli edimleri yerine getirilmezken, tarafların birbirlerine karşı diğer gözetme ve sadakat gibi hak ve borçları devam eder. Bir anlamda göreve son verme veya fesih bulunmamaktadır.
-
Danıştay Birinci Dairesinin 1982/112 Esas No, 1982/130 Karar No ve 07.06.1982 tarihli istişari kararına göre; "T.C. Anayasasının 132. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28.maddeleri hükümlerine göre, idare, bir idari işlemin iptaline iliş kin yargı kararına uymaya ve bu kararın amaç ve kapsamı doğrultusunda işlem tesis etmeye ya da eylemde bulunmaya zorunludur. Bu zorunluluğun, duraksama konusu yönünden idareye hangi yükümlülükleri getirdiğini saptayabilmek için iptal kararlarının sonuçlarının belirlenmesi gerekli bulunmaktadır. İdari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde, bu iptal kararlarının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliğini sağladığı idare Hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yukarıda anılan Anayasa, Yasa hükümleri ve idare hukuku ilkesi karşısında, idare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yada işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılması ilkesi gereği olarak, önceki hukuki durumun geçerliğini sağlamak görevi ile yükümlüdür. İptal kararının bu sonuçları doğurduğu gözönüne alındığında, haklarında göreve son verme, görevinden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemler yapılan kamu görevlilerinin, yargısal yoldan bu işlemlerin iptalini sağlamaları halinde, idarenin, bu kararlara uygun işlem tesis etmesi ve işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarını, o görev yapılmış gibi ve başkaca bir hükme gerek olmaksızın kendiliğinden ödemesi gerekli bulunmaktadır. İptal kararı üzerine memurun, görevine iadesi ile yetinip, memuriyet görevinin fiilen yapılmadığı süreye ilişkin maddi haklarını ödememek, iptal kararı ile ortadan kaldırılmış bir işlemin sonuçlarını geçerli bırakmak anlamına gelir ki, bunun yukarda açıklanan idare hukuku ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Bu durumda, haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin yargısal kararla iptali üzerine göreve döndürülenlere, dava dilekçelerinde bir istemde bulunmuş olup olmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerekir".
-
İdari yargı tarafından verilen kararlara istinaden sigortalıların fiilen çalışmadıkları süreler için ücret ve benzeri nitelikte ödeme yapılması halinde, ücretlerin ilişkin olduğu aylara mal edilmek, ücret dışındaki diğer ödemelerin ise ödendiği ayın kazancına dahil edilmek suretiyle sigorta primlerine tabi tutulması gerekmekte olup, görevden ayrı geçen ancak fiilen çalışılmış gibi kabul olunması gereken sürelerde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine tabi fiili ve kaydi çalışması olsa dahi, bu süreler için geriye dönük olarak aylık prim ve hizmet belgelerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi gerekmektedir.
-
Nitekim Dairemizin 10.06.2013 tarih ve 2012/18321 Esas, 2013/12914 Karar sayılı ilamı ile aynı ilkelerden hareketle;
"İdari yargıda açılan iptal davaları sonunda idari işlemin iptaline karar verilmesi halinde; idare hukukunun özel hukuktan farklı ilke ve esasları çevresinde, iş bu iptal kararları geçmişe şamil olarak hüküm ve sonuçlarını yaratacağından idarece tesis edilen idari işlemin ve buna bağlı olarak yapılmış sair işlemlerin başlangıçtaki duruma getirilmesi gerekecektir.Somut olayda da, idari yargıda idarenin (işverenin) iş akdinin feshine ilişkin işleminin iptali ile göreve iade kararı verilmesiyle, iş akdi fesih tarihi itibariyle geçerlilik kazanacaktır.
Hizmet akdinin feshine ilişkin kamu işvereninin tek yanlı hukuksal işleminin iptal kararı ile yapıldığı tarihten itibaren ortadan kaldırılması, bunun doğal sonucu olarak da, hizmet akdinin fesih tarihi itibariyle yani başlangıçtan itibaren geçerlilik kazanması, giderek bu dönemde davalının ücret ödemesine açıklanan nedenlerle hak kazanması karşısında; hukuki nitelikçe geç ödenen geçmiş dönem ücreti niteliğindeki bu ödemelerin 506 Sayılı Kanun’un 77. maddesi hükmünde öngörülen prime esas kazançlar kapsamında bulunduğu da açıkça ortadadır"
gerekçeleri ile açıkta geçen sürelerin hizmetten sayılacağı kabul edilmiştir.
III. SOMUT UYUŞMAZLIK: **
-
Dosya kapsamından davalı kuruma ait işyerinde 15.03.1993 tarihinde çalışmaya başlayan davacının usulsüz işlemler yapıldığı gerekçesi ile 21.06.2005 tarihinde açığa alındığı ve açıkta kaldığı sürenin 25.12.2012 tarihine kadar devam ettiği, bu dönem içerisinde davalı işveren nezdinde fiili çalışmasının bulunmadığı,
-
Ordu İdare Mahkemesinin 14/09/2012 gün ve E:2011/1891, K:2012/1127 sayılı kararının ile İkizce Ziraat Odası Başkanlığında memur olarak görev yapan davacı hakkında evrakta sahtecilik suçuyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu nedeniyle soruşturmanın selameti açısından 21.06.2005 gün 48 sayılı Oda Yönetim Kurulu kararıyla açığa alındıktan sonra İkizce Asliye Ceza Mahkemesinde “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan dolayı açılan davanın sonuçlanmadığı nedeniyle 16.09.2005 gün ve 192 sayılı kararla açığa alma kararının devamına karar verildiği,
-
İkizce Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2011 gün ve K:2011/27 sayılı kararıyla davacının üzerine atılı suçun(resmi belgede sahtecilik) yasal unsurlarının oluşmadığı nedeniyle beraatine karar verildiği
-
Kararın kesinleşmesi üzerine göreve başlatılması yönünde yapılan başvurunun, davacıya güven kalmadığı, Odanın maddi gücünün kalmadığı ve personel ihtiyacının olmadığı gerekçesiyle reddine ve davacının çalıştırılmamasına ilişkin 09.09.2011 günlü işlemin tesisi üzerine anılan işlemin iptali ile işten ayrıldığı 21.06.2005 tarihinden dava tarihine kadar biriken aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline; davacının bu işlem nedeniyle oluşan parasal kayıplarının (zararlarının) giderimine karar verilmesi yolundaki isteminin kabulüne karar verildiği, söz konusu karara yönelik temyiz başvurusunun Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/02/2017 tarih ve 2013/4958 esas, 2017/744 karar sayılı kararı ile temyiz itirazının reddine, 23.01.2019 tarih ve 2017/4157 esas, 2019/339 karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği,
-
Karar sonrası davacının 25.12.2012 tarihinde tekrar işe başlatıldığı ve açıkta kalınan tüm süre için ücret ve sosyal haklarının ödendiği, ücretlerinden gelir vergisi kesildiği, bu konuda taraflar arasında düzenlenen 06.06.2017 tarihli “SÖZLEŞME” başlıklı belgede 21.06.2005 25.12.2012 tarihleri arasındaki maaşlarının TZOB tarafından hesaplanacağı ve SGK primlerinin de ödeneceğini hususunda taraflar arasında mutabakata varıldığı,
anlaşılmaktadır.
IV. SONUÇ: **
- Açığa alınan davacı sigortalı, ceza yargılaması sonrası beraat etmiş, idari yargı kararı ile görevine iade edilirken fiilen çalışmadığı tüm süre ücret ve sosyal haklarının ödenmesine karar verilmiş ve davalı ... davacının gelir vergisi de kesilen ücret ve sosyal haklarını ödemiştir. İşlem yapıldığı andan itibaren ortadan kaldırıldığına göre işlemin hiç yapılmamış sayılması ilkesi uyarınca davacı sigortalı çalışmış gibi değerlendirilecektir. Bu görev yapılmış sayıldığına ve aradaki ilişki askıda olup devam ettiğine göre sosyal güvenlik hukuku açısından hizmetin tespiti ve primlerin ödenmesi gerekir. Davacının açıkta geçen süresi yönünden idari yargı kararı ile kurum işlemi iptal edildiğine ve baştan beri çalışma sayıldığına göre bu hizmetin tespiti gerekir. İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesi isabetlidir. Bölge Adliye Mahkemesinin ve çoğunluğun taraflar arasındaki ilişkinin askıda olmadığı, bir anlamda fesih sayıldığı, fiili çalışma da yapılmadığı gerekçesi ile davacının hizmet tespiti isteyemeyeceği yönündeki gerekçesi, temel hak olan sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracak niteliktedir. Çalışılmış sayılan ve ücretleri ödenen, bu nedenle davacının kıdeminde de dikkate alınan sürenin sosyal güvenlik açısından zorunlu sigortalılık süresi olduğu açıktır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun onama görüşüne katılınmamıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:35:26