Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/11018

Karar No

2023/13296

Karar Tarihi

21 Aralık 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/132 E., 2023/305 K.

HÜKÜM/KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 4. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/146 E., 2022/250 K.

Taraflar arasındaki hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... A.Ş. ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... A.Ş. ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... firmasında genel formen olarak aylık net 5.000,00 TL. ücretle 06.04.2015 15.12.2015 tarihleri arasında Acusu Mevkii ... Köyü Dere içi HES İnş. işyerinde sürekli çalıştığını, bu çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini, işyerinin 17.06.2011 tarihinde yasa kapsamına alındığını, işyerinin ana firmasının ... Enerji Elek. Üretim A.Ş. olduğunu, ... İnş. Ltd. Şti'nin 4 no.lu taşeron olduğunu belirterek davacının davalı işveren nezdinde 06.04.2015 15.12.2015 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespitine, bu günlerin hizmet günlerine eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... A.Ş. vekili, husumet itirazında bulunduklarını, davacı işçinin müvekkil şirket çalışanı olmadığını, ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'nin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 04.05.2011 tarih ve EÜ/3201 13/1935 nolu üretim lisansı gereğince; ... ili Maçka ilçesi ... mahallesinde Dereiçi Hidroelektrik Santralini inşa etmek ve 04.05.2011 tarihinden itibaren 49 yıl süreyle, üretim faaliyeti göstermek üzere 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 04.05.2011 tarihli ve 3201 13 sayılı kararı ile üretim lisansı verildiğini, müvekkili firmanın lisans sahibi olduğunu, işveren sıfatı bulunmadığını, ... Maçka ilçesinde lisansa konu santralinin bir kısım işlerinin yapılması ve tamamlanması için; ... Mühendislik San ve Tic. Ltd. Şti. ile 11.12.2014 tarihli anahtar teslimi sözleşme imzalandığını, davacının iddia ettiği dönemin, ... Ltd. Şti. ile imzalanan sözleşme dönemine geldiğini, dolayısıyla eğer böyle bir çalışma söz konusu olmuş ise davanın ... Ltd. Şti.' ne karşı açılması gerektiğini, anahtar teslimi sözleşme ile bir iş yerinin tamamen devri ve teslimi söz konusu olduğundan, lisans sahibi ... A.Ş.'nin işveren sıfatının bulunmadığını, işçi alacaklarında sorumluluğu olmadığı savunarak davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... İnş. Ltd. Şti. husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, davacının müvekkil firmada çalışmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği gibi ana firma ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. olup; davanın iş bu şirkete karşı açılması gerektiğini, bu nedenle öncelikle husumet yönünden davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafın müvekkil firmada çalıştığı yönündeki beyanları kabul etmediklerini, davacının bu iddiasını ispatlaması gerektiği, davacı ile müvekkil şirket arasından herhangi bir iş akdinin sözkonusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Feri müdahil SGK vekili; hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin davalar oldukları için mahkemece re'sen araştırma yapılarak çalışma olgusunun varlığı için inandırıcı ve yeterli kanıtların aranması, sigortalılık şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğini, işverenin bu husustaki kabulünün dahi hukuki sonuç doğurmadığını, bu nedenle davacı tarafından gösterilen tanık beyanlarıyla yetinilmeyerek işçinin arkadaşlarının ve komşu işyeri çalışanlarının bilgilerine de başvurularak, iş yeri kayıtları da celp edilerek somut ve inandırıcı bilgilerle tespit yapılması gerektiğini, diğer davalı işveren tarafından Kuruma bildirilen hizmetlere istinaden kurumca işlem yapılmakta olup bildirilmeyen hizmet kaydına istinaden işlem yapılmasının söz konusu olamayacağını belirterek davanın Kurum açısından reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamı, 5510 sayılı Kanun, 506 sayılı Kanun ve aynı Kanun'un özellikle 63 maddesi, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği, Yargıtay ilamı hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının söz konusu davayı açmada hukuki yararı olduğu, tespit edilen hizmetlerinin davacı vekilinin talebi doğrultusunda sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma olduğu, dava konusu dönemde, davalıya ait işyerinde hizmet akdi ilişkisine dayalı olarak fiili ve kesintisiz çalışma iddiasının tanık beyanları ve dosyada mevcut diğer deliller ile doğrulandığı anlaşılmış davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davacının dava dilekçesinde prime esas kazancının tespitine yönelik talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmemiştir.Mahkememizin 07.04.2022 tarihli kararında "06.04.2015 15.12.2015 tarihleri arasında 249 gün süre ile" denildiği, bu tarih aralığında 249 gün süre bulunduğu ve davacının bu tarihteki tüm ay ve günlerde çalıştığı anlaşılmış bu nedenle gün ve ay olarak belirtmek yerine bu tarih aralığında kesilen dönem olmaması nedeniyle hükümde kesintisiz ve sürekli ifadesi kullanılmıştır." gerekçesiyle;

"Birleşen ... 5. İş Mahkemesinin 2021/279 Esas sayılı dava ve asıl davanın kabulüne; 1 )Davacının, 1064314.61 sicil sayılı işyerinde ... A.Ş.'nin Maçka Hes İnşaat işinde aracı olan işveren ... İnş. Ltd. Şti. bünyesinde 06.04.2015 15.12.2015 tarihleri arası dönemde kesintisiz ve sürekli olarak 506 sayılı Kanun'un 63/B madddesi kapsamında Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak çalıştığının tespitine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... A.Ş. ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı ... A.Ş. vekili; davanın zaman aşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken kabulü yönünde kurulan kararın hatalı olduğunu, davanın kanunların şart koştuğu sürelerde açılmadığını, bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının davalı şirket çalışanı olmadığını, husumet itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, davacının hiçbir şekilde davalı şirkette çalışmadığını, davalı şirketin hizmet dökümünde de böyle bir çalışana rastlanmadığını, mahkemede dinlenen davacı tanıklarının hiç birinin davalı şirkette bordro tanığı olmadığını, dinlenen tanıklarının neredeyse tümünün davacının ... İnş. Taah. Maden San. ve Tic. Ltd. Şti. nin ortağı olduğunu söylediklerini, asıl işveren alt işveren yönü ise; hizmet tespiti ile değil; işçilik ücretlerin ödenmesi ile ilgili sorumluluk olduğunu, zaten davalının ... İnş. Taah. Maden San. ve Tic. Ltd. Şti. ile asıl işveren alt işveren ilişkisinin de olmadığını, davacının aylık 5.000,00 TL ücret ile hizmetin tescilinin hatalı olduğunu, 2015 yılı itibariye 5.000,00 TL ücretin değil mühendis, şantiye şeflerinin bile alamadığı maaş olduğunu, maaş konusunun salt tanık ifadeleriyle hüküm kurulacak bir husus olmadığını, öncelikle davacının formen olup olmadığı o yeterlilikte bir belge ve kuruluş kaydının olup olmadığı; şayet olduğunua kanaat getirilmişse emsal ücret araştırması ile aylık alabileceği ücretler celp edilip değerlendirilmesi gerektiğini belirterek;

Fer'i müdahil Kurum vekili; davacının çalıştığını iddia ettiği tarihterde davalı iş yerinde çalıştığına dair herhangi bir resmi kayıt ve belge bulunmadığını, yani davacının iddialarını kanıtlayacak resmi dayanağı bulunmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davacının davalı işyerinde emekli olduktan sonra 06.04.2015 15.12.2015 tarihleri arasında sosyal güvenlik destek primine tabi sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitini talep ettiği, özellikle dava konusu tarihlerini kapsayacak şekilde davalıya ait işyerinde çalışması bulunan bordro tanıklarının beyanlarına ve puantajlara göre davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı ve SGK vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş ve istinaf taleplerinin esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum ve davalı ... Enerji.. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, davanın reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk
  1. Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

  1. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir.

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 480 Esas 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10 481 Esas 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10 482 Esas 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10 608 Esas 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10 1617 Esas 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüştür.

Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinde ücret, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bend gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancın da gözetilmesi gerekmektedir.

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
  1. Değerlendirme

1)Eldeki dava, davacının, davalı işyerinde çalıştığı süreler ile prime esas kazancın tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece hizmet tespiti isteminin kabulüne ilişkin verilen karar yerinde ise de prime esas kazancın tespiti yönünden verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davacının prime esas kazanç tespiti istemi yönünden yazılı delille ispat koşulunun aranması ve buna göre prime esas kazancında hükümde gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:36:16

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim