Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/568
2023/1300
16 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/263 E., 2022/1707 K.
...
...
HÜKÜM/KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 13. İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/268 E., 2021/226 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 01.01.2014 28.10.2017 tarihleri arasında pasta ustası olarak çalıştığını, davalı işyerinde en son 3.600,00 TL net ücret aldığını, bu miktarın asgari ücret tutarındaki kısmının banka üzerinden, kalan kısmın elden verildiğini, resmi tatilin denk geldiği aylarda ise davalı işverence bankadan yapılan ödemenin cüzi miktarda arttırılarak, elden verilen ödemenin kısıldığını ve toplamda 3.600,00 TL tutarındaki ödemeye eşitlendiğini, prime esas kazancının da çalıştığı son dönemde 2.016,00 TL üzerinden yatırıldığını, müvekkilinin çalıştığı dönem boyunca SGK primlerinin gerçek bedelinin altında yatırıldığını beyanla gerçek ücretinin tespiti ile davalı şirket tarafından yatırılmayan primlerinin yatırılmasına karar verilmesini talep ederek dava açmış, yargılama aşamasında Mahkemeye sunduğu yazılı beyanında davalı iş yerinde çalıştığı süre içerisinde 2014 yılında aylık 2.000,00 TL net ücret, 2015 yılında aylık 2.500,00 TL net ücret, 2016 yılında aylık 3.000,00 TL net ücret, 2017 yılında aylık 3.600,00 TL net ücret aldığını beyan ederek prime esas kazancın tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren vekili, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının çalıştığı süre zarfından maaşının tamamının Garanti Bankası aracılığı ile hesabına yatırıldığını, her ay maaş bordrosu hazırlandığını ve davacının tüm maaş bordrolarını herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan imzaladığını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre işçinin herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan imzalamış olduğu bordroların aksini ispat edebilmesi için yazılı delil sunmak mecburiyeti gerektiğini, davacının maaşının 3.600,00 TL olduğuna ilişkin herhangi bir makbuz, banka kaydı vs. yazılı belge sunamadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden resen araştırma yapılması gerektiğini, ücret hususunda yazılı delil aranması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, HGK'nın 2016/10 376 E. 2020/306 K. sayılı ilamı ile; HUMK'nin 288 ve 292 inci, HMK'nin 200 ve 202 inci maddelerinin eldeki davada uygulama alanı bulmayacağının, resen araştırma yapılması gerektiğinin, iddia ve savunmanın genişletilmesi ilkesinin uygulanamayacağının, hakimin kesin delillere bağlı olmadığının ve tüm dosya kapsamı ile emsal ücret araştırmasına göre sonuca gidilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, Mahkemenin, "sigortalı ile işverenin herhangi bir nedenle üzerinde uzlaşabilecekleri ücret miktarına itibar edilmesi davanın kamu düzenine ilişkin olma niteliğine uygun düşmeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin yerinde olmadığını, davacının 15 yıllık kıdeme, davalıya ait iş yerinde ise yaklaşık 4 yıllık kıdeme sahip bulunduğunu ve pozisyon olarak tanık beyanlarında da görüleceği üzere şefin bir alt kademesinde yani en yüksek 2. pozisyonda çalıştığını, bu durumun bile tek başına asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu gösterdiğini, 2016 yılı aralık ayına ait ödemeye ilişkin iş yerindeki tüm işçilere yapılan maaş ödemelerinin (bankadan yatırılan elden yapılan ödemeler şeklinde) nasıl ve hangi şekilde yapıldığını gösteren işverence düzenlenmiş evrakın davacı tarafından o dönemde fotoğraflanmış olunmasına rağmen "bu listede herhangi bir imza ya da kaşe bulunmadığı, davalı şirket tarafından hazırlandığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge olmadığı" şeklindeki gerekçenin de yerinde olmadığını, emsal ücret araştırmaları ve tüm tanık beyanları göz önünde bulundurularak davacının gerçek ücretinin asgari ücret olmadığının tespitinin gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki davada; dava dışı (aynı zamanda davalı şirketin müdürü) ... adına tescilli ... sicil numaralı iş yerinden 01.04.2014 03.07.2017 tarihleri arasını, ... ile ...'ın ortak olduğu davalı şirket adına tescilli ... sicil numaralı iş yerinden ise 01.07.2017 28.10.2017 tarihleri arasını kapsar şekilde adına hizmet bildiriminde bulunulan davacının hizmet süresinin tespitine yönelik bir talebinin olmaması ve uyuşmazlık konusu tarih aralığında bu yönde bir talepte bulunmasını gerektirecek boşluğunun da bulunmaması; tanık ile ispat sınırının 2014, 2015 ve 2016 yıllarında 2.500,00 TL, 2017 yılında ise 2.590,00 TL olması, uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı iş yeri değişmeyen davacının 10.10.2019 günlü oturumda yıllar itibariyle somutlaştırdığı ve hüküm altına alınmasını istediği ücretlerin brüt tutarlarının tanık ile ispat sınırının üzerinde olması, 2014 yılına ait aylık brüt ücret miktarı 2.500,00 TL'nin altında kalmasına rağmen bu yıla ilişkin somut bir delilin ve tanık beyanının bulunmaması, davalı tarafından sunulan ücret bordrolarının davacının imzasını içermesi ve davacının da bu imzalara karşı koymaması; davacı vekili tarafından 04.11.2020 tarihli dilekçe ekinde sunulan ve işveren tarafından 2016 yılı Aralık ayına ait ödenen ücret bilgilerini gösterdiği iddia edilen çizelgenin; davalı işverenden sadır olduğunu gösterir herhangi bir delilin bulunmaması ve dolayısıyla yazılı delil başlangıcı olarak kabulünün mümkün bulunmaması, 6100 sayılı HMK'nin 200. maddesinde yazılı olan sınırları aşan ücret alma iddiasının kural olarak yazılı deliller ile kanıtlanmasının gerekmesi, bu kapsamda emsal ücret bildiriminin ve tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmaması, davacı tarafından alındığı iddia edilen ücret miktarlarının kanıtlanamaması, mevcut delil durumu ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda belirtilen kanuni düzenlemelere ve Yargıtayın yerleşik görüşlerine uygun bir biçimde kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile
-
5510 sayılı Kanun'un 88 in ci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:32