Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/11154
2023/12948
18 Aralık 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1764 E., 2023/454 K.
KARAR: Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 25. İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/141 E., 2020/292 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının, davalıya ait işyerinde 02.01.1999 tarihinde işe girdiğini, işten çıkartıldığı 30.11.2017 tarihine kadar çalıştığını, işten çıktığı tarihte ücretinin 2.800,00 TL olduğunu, sabah ve öğlen yemeklerinin işveren tarafından karşılandığını belirterek, davacının dava konusu hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ... Toptancı Hali bünyesinde sebze meyve komisyonculuğu faaliyeti ile uğraştığı, davacının bu işyerinde 2004 2012 yılları arasında çalıştığını, 10.02.2012 tarihinde kendi isteği ile ayrıldığını, bu tarihten sonra aralarında hizmet akdi kurulmadığını, piyasa hamalı olarak parça başı iş yaptığı, hamaliye ücreti aldığı belirtilerek, davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; fiili çalışma olgusunun araştırılması gerektiğini beyanla, davanın redddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, tanık olarak bildirilen kişilerin beyanlarının dikkate alınmadığını, bu hususa ilişkin olarak itirazda bulunulduğunu, mahkemenin bu beyanları dikkate almadan hüküm kurduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, yeniden karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, tanık olarak bildirilen kişilerin beyanlarının dikkate alınmadığını, bu hususa ilişkin olarak itirazda bulunulduğunu, mahkemenin bu beyanları dikkate almadan hüküm kurduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun'un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.
- Değerlendirme
1 Davalının ... Toptancı Hali bünyesinde sebze ve meyve komisyonculuğu faaliyetinde bulunduğu, bu iş yerinin 01.01.1994 tarihinde kanun kapsamına alındığı ve halen faal olduğu, davacı adına 07.06.2004 10.02.2012 tarihleri arasında davalıya ait 1008964.06 sicil numaralı iş yerinden kuruma hizmet bildiriminde bulunulduğu, davacı, 02.01.1999 07.06.2004 ve 10.02.2012 30.11.2017 tarihleri arası bildirilmeyen hizmetlerinin tespitini talep ettiği, Mahkemece, 2012 yılında sonra davalıya iş yerinde sürekli çalışmasının bulunmadığı, çağrıldıkça gelen hamal olduğu, davacının serbest piyasa hamalı şeklinde çalışmasını sürdürdüğü, 10.02.2012 30.11.2017 tarihleri arasında hizmet akdinin unsurlarının mevcut olmadığı, 02.01.1999 07.06.2004 tarihleri arası süre yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, kararın eksik inceleme sonucu karar verildiği anlaşılmaktadır.
2 Öncelikle hizmet tespiti yönünden incelemeye konu somut olayda, 4/b sigortalılık dosyası olup olmadığı Kurumdan sorulup celp edilmeli, hamallık işini ifa eden veya hal işçisi olan kişinin yaptığı işin niteliğine göre; dinlenen bordro tanıklarından davalı işyerinin sürekli hamala ihtiyaç olduğu anlaşılmakta olup, davalının, 2012 yılından itibaren serbest hamal olarak çalıştığı iddiasına ilişkin olarak, çalışmanın geçtiği yerdeki toptancı halinin varsa yönetiminden, belediye ve zabıtadan davacının serbest çalışan hamal olduğuna dair herhangi bir yerde kaydı veya yetkililerce verilmiş çalışma kartı bulunup bulunmadığı sorularak, varsa dinlenilmemiş bordro tanıkları dinlenilmeli, davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışıp çalışmadığı, bu yönde piyasa hamallarının bağlı bulunduğu Serbest Hamallar Odası veya Yük Taşıyıcıları Odası vs. gibi bir oda veya dernek varsa davacının kaydı olup olmadığı sorulmalı, varsa işyeri ile ilgili vergi yoklama tutanakları, belediye tarafından yapılan denetimlerde düzenlenen tutanak ve belgeler celbedilerek tutanak ve belgelerde ismi geçen ilgili olan tanıklar dinlenilmeli, bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınıp araştırmanın genişletilerek toptancı halinde benzer işi yapan işveren ve çalışmaları bu işverenlerin kaydına geçmiş sigortalı kişilerin davalı Kurum kayıtları ve zabıta marifetiyle belirlenerek beyanlarına başvurularak, varsa tarafların tabi olduğu meslek kuruluşlarındaki kayıtları ile çalışma şekli ve koşulları hakkında bilgi almak suretiyle davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin niteliği açıklığa kavuşturulduktan sonra hak düşürücü süre ve redde konu dönem konusunda hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1 Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:40:41