Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/12641
2023/12854
14 Aralık 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/2242 E., 2023/2408 K.
KARAR: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/306 E., 2023/171 K.
Taraflar arasındaki borcun iptali ve tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 24.11.2021 düzenleme tarihli, 2021/83 icra takip nolu ödeme emrinde müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin Kanuna ve gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkil işveren, ... isimli şahsı ev hizmetlerinde çalışmak üzere 2016 yılında işe alarak, 5510 sayılı Kanun'un Ek 9 (Ev Hizmetleri) / 10 günden fazla kapsamında sigortasını başlattığını, işlemeye başlayan ilk prim tarihi 2016 yılının 4 üncü ayıdır ve çalışmış olduğu süre içerisinde ücreti ve primleri eksiksiz olarak yatırıldığını, sigortalının 2018 yılının 8 inci ayında son maaşı ve ücretinin yatırıldığını, sonrasında sigortalının işten ayrıldığını, sigortalının işten ayrılışının sigortaya bildiriminin atlandığını, müvekkilinin çalışma yoğunluğu ve akabinde, dünyada pandemi ilan edilmesinden kaynaklı tüm dünya genelinde aksaklıklar oluşması sebebiyle müvekkilce sigortalının işten çıkma bildirgesi yapılmadığını, bildirimin yapılamaması sebebiyle 2018 in 9 uncu ayı itibariyle 2021 in 9 uncu ayına kadar SGK tarafınca işsizlik ve prim borcu işlenmeye devam ettiğini, çalışmayan kişinin fiilen çalışıyormuş gibi priminin ödenmesinin Devleti ve Kurumu zarara uğratacak olup, ileriye dönük erken emekliliğin sağlanmasına ve sigortalık hizmetinden haksız şekilde istifade etmeye sebebiyet vereceğinden durum fark edilince derhal iş bu ödeme emrine itiraz etme gereği doğduğunu belirterek müvekkilin borcunun olmaması sebebi ile tahsil işleminin durdurulmasına, takibe konu borç ve ferileri ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının Kurumca gönderilen 24.11.2021 düzenleme tarihli, 2021/83 icra takip nolu ödeme emrinin iptali istemiyle açılan dava haksız ve yersiz açılmış bir dava olup, reddi gerektiğini, dava süresinde açılmadığı için davanın süre yönünden reddini talep ettiklerini, 6183 sayılı Kanuna göre dava açma süresi ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün olduğunu, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle davacılar tarafından açılan davada dava değeri gösterilmediğini, harcı eksik olduğu için davanın usulden reddinin gerektiğini, Kurumda ... T.C. Kimlik numarası ile işlem gören Ek 9 ev hizmetleri kapsamındaki işveren ... 01.04.2016 tarihinden itibaren ... T.C. Kimlik numaralı ...'u yanında çalıştırdığını, işveren yanında çalıştırdığı sigortalısından dolayı tahakkuk eden prim ve işsizlik borçlarını 2018 9(dahil) döneminden itibaren ödemediğini, işveren müvekkil kuruma ... adına işten ayrılış bildirgesi vermediğini ve halen işverenin çalışanı olarak görüldüğünü, işverenin 31.12.2021 tarihi itibariyle ev hizmetleri ek 9 kapsamında toplam 51.543,93 TL. borcu bulunduğunu, 6183 sayılı Kanun'un 58/5 inci maddesinin: “İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir.” hükmü gereğince davacıdan % 10 haksız çıkma tazminatı talep ettiklerini belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davada bordro tanığı iken davalı olarak davaya dahil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı tarafın adresinde ev hizmetlerinde çalışmak üzere 2015 yılında işe girdiğini, hafta içi hergün 09.00 14.00 saatleri arasında çalışan müvekkilinin çocuk bakımı, temizlik ve diğer ev işleri ile ilgilendiğini, 01.04.2016 tarihinde davacı tarafından sigortasının başlatıldığını, müvekkilinin sigorta işlerini bizzat takip eden ve bildirim yükümlülüğü kendisinde olan davacı işverenin işten ayrılış bildirimini yapmayacağını asla düşünmediğini, davacı tarafça müvekkilinin işten çıkış yaptığının SGK'ya bildirilmesinin unutulması konusunda müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin işten çıkış bildiriminin SGK'ya yapılmaması hususunda hiçbir kusuru ve sorumluluğu olmaması ve SGK'ya işten çıkış bildirimini yapmanın yalnızca işverenin sorumluluğu kapsamında olması sebebiyle müvekkilinin işbu davaya davalı sıfatı ile dahil edilmesi ve müvekkilimize sorumluluk atfederek biriken SGK prim borcunun ödemesinin üstüne bırakılmaya çalışılması usule, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyada mevcut denetim raporu ile dahili davalı ...'un işten ayrılış tarihinin 20.03.2020 olarak tespit edildiği görülmüştür. Buna karşın dahili davalının 30.08.2018'de işten ayrılışının bildirildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde dahili davalının son maaşının 2018 yılı Ağustos ayında ödendiğini ve dahili davalının bu tarihten sonra işten ayrıldığı beyan edilmiş ise de; davacının ve davacının eşinin SGK'ya vermiş oldukları beyanlarda 30.08.2018 tarihli işten ayrılış bildirgesinin gerçeği yansıtmadığını, dahili davalının emekli olması nedeniyle bu şekilde işlem yapıldığını, çalışmasının 20.03.2020 tarihine kadar devam ettiğini beyan ettikleri görülmüştür. Davacı tanığı ... Mahkememizde de aynı yönde beyanda bulunmuş olup davacının bu beyanları kabul ettiği, davacı vekilinin 16.02.2023 tarihli celsede de dava dilekçesinde sehven 2018 yılı 8 inci ayına kadar çalıştığının yazıldığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlara göre dahili davalının iş sözleşmesinin 20.03.2020 tarihine kadar devam ettiği hususu sabittir. Bu durumda davacının 01.09.2018 20.03.2020 tarihleri arasında doğan prim borçlarından sorumlu olacağı açıktır. Denetim raporunda işte ayrılış tarihinin 20.03.2020 olarak güncellenmesi yönünde görüş bildirilmiş ise de dava konusu ödeme emrini 2018/09 2021/09 dönem aralığında doğan prim borçları için düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu hususla ilgili SGK'ya müzekkere yazılmış, SGK'dan gelen 17.02.2023 tarihli yazı cevabına göre 20.03.2020 tarihinden sonraki prim borçlarının silinmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacının 01.09.2018 20.03.2020 tarihleri arasında doğan prim borçlarından sorumlu olduğu sabit ise de dava konusu ödeme emrindeki miktarların dönem bazında ayrıştırılmadığı, bütün olarak belirlenen miktara faiz uygulandığı, bu ödeme emrine göre davacının daha sonra iptal edilen 20.03.2020 sonrasına ait prim borçlarından sorumlu tutulduğu, davacının sorumlu olacağı 01.09.2018 20.03.2020 dönemi için usule uygun yeni bir ödeme emri düzenlenmesi gerektiği, bu haliyle dava konusu ödeme emrinin usul ve yasaya uygun olmadığı göz önüne alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Dahili davalı ...'un yasal hasım konumunda olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği göz önüne alınarak aleyhine yargılama giderine hükmedilmediği" gerekçesiyle;
"1 Davanın kabulü ile
Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü 2021/83 numaralı takip dosyasından davacıya gönderilen 24.11.2021 tarihli ödeme emrinin iptaline" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurumun bildirim üzerine işlem yaptığı, müvekkiline yükletilebilinecek herhangi bir kusur ve sorumluluğunun söz konusu olmadığı, Yerel Mahkeme tarafından hatalı ve eksik inceleme ile karar verildiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... 6100 sayılı HMK'nun 355 inci maddesi kapsamında dosya incelendiğinde; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin ise 6100 sayılı HK 353/1 b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı sigortalının işten çıkma bildirgesi verilmemesi nedeniyle 2018/9 2021/9 dönemine ilişkin olarak Kurum tarafından çıkartılan borca ilişkin ödeme emrinin iptali, 2018 yılı 8 inci ayından sonra çalışma bulunmadığının tespiti ve bildirilen sürelerin iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2.Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
- Değerlendirme
Eldeki dava, davacının, davalı sigortalının işten çıkma bildirgesi verilmemesi nedeniyle 2018/9 2021/9 dönemine ilişkin olarak Kurum tarafından çıkartılan borca ilişkin ödeme emrinin iptali, davalı ...'nin 2018 yılı 8 inci ayından sonra çalışması bulunmadığının tespiti ve bildirilen sürelerin iptali istemine ilişkin olup davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamına göre, davacı dönem bordrolarını verdiği davalının çalışmadığını iddia ederek bildirilen sürelerin iptali ve buna bağlı olarak çıkartılan borcun iptalini talep etmiş olup Mahkemece yapılması gereken iş; davacının fiilen çalışıp çalışmadığının araştırılmasına yönelik olup yapılan araştırma yeterli görülmemiştir.
Davalı ev hizmetlerinde çalıştığını iddia ettiğine göre, çalışmaları bilebilecek durumda olan kapıcı/yönetici/komşular tespit edilerek dinlenilmeli, iddia edilen dönemde çalışma olup olmadığı tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, sigortalılığı buna bağlı olarak istenilen prim borçlarının varlığı araştırılmalı, yargılama aşamasında borcun bir kısmının iptal edildiğinin belirtilmesi karşısında 2020 yılı 3 üncü ayı ve sonrasına ilişkin dönem yönünden davanın konusuz kalıp kalmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
-
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:41:34