Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/10744
2023/12501
6 Aralık 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/303 E., 2023/1332 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Batı 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/794 E., 2021/363 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalı şirkete ait iş yerinde 14.04.2016 tarihinde çalışmakta olduğu sırada iş kazası uğradığını, kaza neticesinde kazalının kolu kopma noktasına geldiğini, kazanın tamamen davalı işvenin kusuru neticesinde oluştuğunu, işyerinde iş güvenliğine yönelik gerekli önlemleri yapılmadığını, davalı işyerinde çok sayıda yabancı işçi çalıştırılmakta olduğunu, bunların SGK kayıtlarının olmadığını, meydana gelen kaza sonrasında davalı işyeri yetkililerinin müvekkili davacıya ifadesini değiştirmesi konusunda baskı yaptıklarını belirterek, davacının geçirmiş olduğu kazanın, iş kazası olduğunun ve kazaya dayalı maluliyet oranının tespitini talep ve dava etmiştir
II. CEVAP
1.Davalı ... Lider Plastik ve Ambalaj San. Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirketin arasında bir iş akdi bulunmadığını, dolayısıyla olayın iş kazası olmadığını, olayın gerçekleştiği gün kazalının işyerine işyeri çalışanlarından ...'u ziyaret amacıyla gittiğini, ...'un kendisini gezdirdiği sırada makinaların birinde bardağın sıkıştığını gören davacının hiçbir emir ve talimat olmaksızın tamamen kendi iradesiyle bardağı almak üzere makinaya doğru hamle yaptığı sırada sağ kolunu makinanın zincirine kaptırdığını, davacının durumu Kazan Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadede belirttiği ve Başsavcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, meydana gelen olayda davacının asli kusurlu olup davalıya atfedebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, davalı şirketin işyerinde her türlü önlemi aldığını belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının maruz kaldığı olayın iş kazası olup olduğunun tespiti istenilmiş ise de açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, reddinin gerektiğini, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde iş kazasının, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle doğrudan ya da taahhütlü postayla bildirilmesinin zorunlu olduğunu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağını, Kahramankazan SGM tarafından yapılan inceleme sonucu Denetmen Yardımcısı... tarafından mevcut delilleri de göz önüne alarak inceleme raporu hazırlandığını, bu rapor hazırlandığı sırada davacı Alaa Muhammed Ameen Qadda al Qırmız'ın sigortasının olmadığının tespit edildiğini, çalıştığına dair hiçbir tespitte bulunulamadığını, olayın meydana gelmesiyle toplanan deliller değerlendirildiğinde davacının söz konusu işyerinde çalışmadığı, arkadaşını ziyaret etmek için işyerine misafir olarak geldiği tespit edildiğini, iş kazasına ilişkin değerlendirmenin yapılabilmesi için hizmetin varlığına ilişkin belgelerin, işe giriş bildirgesinin mevcut olması gerektiğini, davalı kurumun davanın açılmasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, hukuksal dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " Davanın kabulüne;
Davacı ...'ın 14.04.2016 tarihinde davalı işverenlik ...'ne bağlı işyerinde çalıştığı sırada makinaya sıkışan bardağı almak isterken sağ kolunu makinanın zincir dişli tertibatına kaptırması sonucunda yaralanması şeklinde gerçekleşen olayın iş yerinde ve iş verenin işini yürütülmesi esnasında meydana geldiği anlaşılmakla 5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca olayın iş kazası olduğunun tespitine,
Her ne kadar davacının iş kazası sonucunda uğradığı maluliyet oranının tespitine de karar verilmesi talep edilmiş ise de bu hususta davalılardan SGK tarafından iş bu karar sonrasında öncelikle 5510 sayılı Kanun uyarınca maluliyet işlemlerinin yapılması gerektiğinden bu aşamada maluliyet oranı tespiti hususunda bir karar verilmesine yer olmadığına " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
- Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalı işveren arasında herhangi bir iş akdi bulunmadığını, dolayısıyla meydana gelen olayın davacı yanın iddia ettiği gibi bir iş kazası niteliğinde olmadığını, olayın iş kazası olabilmesi için davacının müvekkili şirkette fiil bir çalışmasının bulunması gerektiğini, davacının olayın gerçekleştiği gün müvekkili şirket bünyesinde çalışan arkadaşı ...’u ziyarete geldiğini, ...’un kendisini şirkette gezdirdiği sırada makinaların birinde bardağın sıkıştığını gören davacı hiçbir emir ve talimat olmaksızın, tamamen kendi iradesi ile bardağı almak üzere makinaya doğru hamle yaptığını ve bu sırada üzerinde bulunan hırkanın sağ kolunu makinanın zincirine kaptırması neticesinde yaralandığını, tutanakta iş yerinin muhtelif yerlerinde iş güvenliği konulu uyarı ve ikaz levhalarının bulunduğunu, çalışanların iş güvenliği konusunda koruyucu kıyafet ve malzemeleri (koruyucu, bot, gözlük, baret, eldiven, kulaklık vs.) bulunduğu açıkça belirtildiğini,davacının söz konusu olayın meydana gelmesine tamamen kendi kusurunun neden olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece her ne kadar sigortasız davacının geçirdiği kazanın iş kazası olduğuna hükmedilmiş ise de bu kararın kanuna aykırı olduğunu, davacının davalı şirkette sigortalılığı bulunmadığı için iş kazası hükümlerinin uygulanması hukuken ve teknik olarak mümkün olmadığını, dinlenen tanıklardan tarafsız olmayan tanıkların beyanlarına itibar edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine, " karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı SGK Başkanlığı vekili; istinaf gerekçelerini tekrarla, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 14.04.2016 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi hükümleridir.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalılar vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı alınmayan temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan vekili ... İnceman ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla
06.12.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dava iş kazasının tespiti davası olup; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair verilen karar Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından eksik araştırma ve taraf teşkilinin sağlanması nedeniyle bozulmuş ise de aşağıda belirtilen gerekçelerle çoğunluk bozma gerekçesine katılınmamıştır.
İnceleme konusu davada, davacının davalıya ait iş yerinde geçirmiş olduğu kazanın 5510 sayılı Kanuna göre iş kazası olarak değerlendirilmesi için aynı kanunun 4 üncü maddesi kapsamında sigortalı sayılanlardan olması gerekir. Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmaksızın sadece somut olayın gerçekleşmesine yönelik sübut dikkate alınarak karar verilmiştir.
Davacının çalışan Afganistan vatandaşı olduğu anlaşılmaktadır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında ülkemizde bulunmaktadır. Türk vatandaşı değildir. Yabancıların Türkiye'de çalışma usul ve esasları önceden 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanuna göre düzenlenmiş iken bu kanun 28.07.2016 tarihli 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga 4817 sayılı Kanunun amaç başlıklı 1 inci maddesinde kanunun amacının;"... yabancıların Türkiye'deki çalışmalarını izne bağlamak ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek" olduğu belirtilmiştir. Aynı kanunun kapsam başlıklı 2 nci maddesinde ; ".... Türkiye'de bağımlı ve bağımsız olarak çalışan yabancıları , bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri" kapsadığı belirlenmiştir. İzin alma yükümlülüğü ve izin verme yetkisi başlıklı 4 üncü maddesinde; "Türkiye'nin taraf olduğu ikili yada çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe yabancıların Türkiye’de bağımlı ya da bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerektiği" ifade edilmiştir. 4817 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran ve 4817 sayılı Kanun gibi yabancıların Türkiye'de çalışma izni usul ve esaslarını düzenleyen 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanununun 6/2 nci maddesinde "Bu kanun kapsamında yer alan yabancıların çalışma izni olmaksızın Türkiye'de çalışmaları veya çalıştırılmalarının yasak" olduğu düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik kamu düzeniyle ilgilidir. Kimlerin sosyal güvenlik hakkından yararlanacağı devletlerin yasalarla ve uluslararası sözleşmelerle kendi milli çıkarları doğrultusunda belirlenir. 1932 yılında yürürlüğe giren 2007 sayılı Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun gereğince bazı mesleklerin yabancılar tarafından icra edilmelerinin yasaklanması da bu kapsamda yapılan yasal düzenlemelerdendir. Sosyal güvenlik sistemini doğrudan etkileyen bu durum karşısında 4/c maddesindeki sigortalı sayılacak yabancıların yasal bir çalışmalarının bulunması gerekir.
Dava dosyası incelendiğinde davacının ilgili makamlara başvurarak çalışma izni aldığına ilişkin bir bilgi ve belge yoktur. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca yabancının bir işveren yanında çalışabilmesi için, yabancı olan çalışanın ilgili makamlardan çalışma izninin alınmış olması gerekir. Bu sebeple davacının Türkiye'de çalışma izninin bulunup bulunmadığı araştırılarak 5510 sayılı Kanun kapsamanda sigortalı olma hakkı olup olmadığı belirlenerek, bu hakkı varsa yapmış olduğu çalışmaların bu kanun kapsamında sigortalı hizmetten sayılması ve çalışırken geçirdiği kazanında iş kazası olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı açık olduğundan verilen karar hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:47:42