Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/9389
2023/12394
5 Aralık 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/620 E., 2021/37 K.
KARAR: Kısmen Kabul
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı gerçek kişiler ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonrasında Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili 11.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacı kazalı ...'in sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl dava dosyasında davacı kazalı için 1.000,00 TL maddi tazminat talep ettikten sonra 2013 yılında gerçek kişiler ..., ... ve ...'e karşı açtığı birleşen dava dosyasının dava dilekçesinin başlık kısmında anne ... ve kardeşler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'u davacı olarak gösterdikten sonra dava dilekçesinin sonuç kısmında başlıkta davacı olarak adını yazmadığı kazalı ... için davalı gerçek kişilerin asıl dava dosyasında belirlenen %5 kusurları oranında 29.838,46'şar TL maddi, adı geçen davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsil edilmek üzere 50.000,00 TL manevi, diğer davacılar açısından ise anne ... için 10.000,00 TL manevi, kardeşler ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... için 3.000,00'er TL manevi tazminat talep etmiş ancak dava dilekçesinin başlık kısmında davacı olarak gösterdiği kardeşler ... ve ... için dilekçenin sonuç kısmında herhangi bir talepte bulunulmamıştır.
II. CEVAP
Asıl dava dosyasının davalıları cevap dilekçesi vermemişler, cevap süresi geçtikten sonra davalı İkibey şirketi vekili, şirketin kazada kusurunun olmadığını, davacı ... 'in mesai bitiminden sonra çalıştığı bölümle ilgisi olmayan yerde kazanın meydana geldiğini, işyerinde iş ve işçi güvenliği için tüm tedbirlerin alındığını, meydana gelen kazada kusurun tamamen davacı ...'de olduğunu, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dava dosyasında davalıların ortak vekili cevap dilekçesinde özetle, birleşen davadaki davalıların müflis İkibey Şirketinin yetkilileri olduğunu, kazanın meydana gelmesinde bu davalıların hukuki açıdan sorumluluklarının bulunmadığını, Ceza Mahkemesinde müflis tüzel kişiliği temsil etmeleri sebebi ile haklarında dava açıldığını, bu durumun hukuk davasında husumete neden olmayacağını, davacı ...'in hayatta olması sebebi ile diğer davacıların maddi manevi bir kayıplarının bulunmadığını, evde bakıma muhtaç olan kişilerin bakım ve bakıcı giderlerinin devlet tarafından karşılanmakta olduğunu, davacının bakım giderini talep etmesinin mümkün olmadığını, bu konuda düzenlenen bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, öncelikle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde davanın tümden reddine karar verilmesini, ceza davası sonucunun beklenmesi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.02.2016 tarih ve 2009/735 Esas, 2016/596 Karar sayılı kararıyla; asıl dava dosyası açısından davanın kabulüne, 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, birleşen dava dosyası açısından, davacı kazalının maddi tazminat taleplerinin kabulüne, her bir gerçek kişi davalının %5 kusuruna isabet eden 29.838,46'şar TL maddi tazminatın birleşen dava dosyasının davalılarından ayrı ayrı tahsili ile davacı kazalıya ödenmesine, davacı kazalının, annesinin ve kardeşlerinin manevi tazminat taleplerinin kabulüne, gerçek kişi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda belirtilen 22.02.2016 tarihli ve 2009/735 Esas, 2016/596 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde asıl dava dosyasının davalısı S.S. Başkent İdareciler Konut Yapı Koop. ile birleşen dava dosyasının davalısı gerçek kişi ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 24.09.2019 tarihli ve 2018/6986 Esas, 2019/5438 Karar sayılı kararı ile somut olayda, birleşen dava dosyasında hangi davacı için ne miktarda manevi tazminat talep edildiği davacılar vekiline açıklattırılmadan, birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde davacı kardeşler için toplamda 21.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği halde, hükümde kardeşler lehine toplamda 24.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu, birleşen dosyanın dava dilekçesinin hangi davacı kardeş için ne miktarda manevi tazminat talep edildiği noktasında davacı tarafa açıklattırılmasından sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına, sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen 22.01.2021 tarihli ve 2019/620 Esas, 2021/37 Karar sayılı karar ile asıl dava dosyası açısından davanın kabulüne, 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı kooperatif ve davalı şirketten tahsiline, birleşen dava dosyası açısından birleşen davanın kabulü ile esas davada hüküm altına alınan 1.000,00 TL bakımından tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile davalılar ..., ..., ... hakkında açılan maddi tazminat davasının talep ile bağlı kalanarak, her bir davalıdan %5 kusuruna isabet eden 29.838,46'şar TL maddi tazminatın ayrı ayrı tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, kazalının ve annesinin manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı kardeşler lehine 2.333,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, manevi tazminatların davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen 22.01.2021 tarihli ve 2019/620 Esas, 2021/37 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde birleşen dava dosyasının davalısı gerçek kişiler ..., ..., ...'ın ortak vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Temyiz eden gerçek kişi davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, birleşen davada davacı sıfatı bulunmayan ... lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminattan müvekkillerinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, birleşen dosyanın dava dilekçesinde, davacı olarak gösterilmeyen, asıl davanın davacısı olan kazalı ... için 50.000,00 TL manevi tazminat talep edilmişken, Mahkemece; birleşen bu davada, taraf (davacı) sıfatı olmayan (dilekçede davacı olarak gösterilmemiş) kazalı ... için toplamda 50.000,00 TL manevi tazminat, ile 89.500,00 TL maddi tazminata hükmolunmasının ve bu miktarın asıl davada davalı sıfatı bulunmayan müvekkillerinden tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davaya ilişkin ön inceleme duruşması yapılmadan, davalıların yokluğunda yapılan tahkikat işlemlerinin devamı ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davada birleştirme kararının davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, asıl davada yürütülen tahkikat işlemleri doğrultusunda tazminat ödemeye mahkum edildiklerini, yokluklarında alınan kusur ve hesap raporlarına göre hüküm kurulduğunu, itirazları dahi dinlenmeden, ön inceleme duruşması ile kendisine verilmesi gereken haklar ve süreler verilmeden hüküm kurulduğunu, ön inceleme duruşması yapılmadan asıl dava üzerinde yargılamaya kaldığı yerden devam edilerek birleşen davanın davalılarının hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davacılardan ... reşit olmasına rağmen, usulünce düzenlenen vekaletnamesinin dosyaya sunulmadan davaya devam edilip, karar verildiğini, birleşen dava dilekçesinde kusur sorumluluğuna dayanılmasına karşılık müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin, uğranıldığı iddia edilen manevi zararının % 5'i ile sorumlu tutulması gerektiğini, davalıların manevi tazminat ile yargılama giderlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, iş kazasının meydana geldiği şantiyenin yapı denetim sorumlusu yapı denetim firmasının kusur durumunun değerlendirilmemesinin doğru olmadığını, davalıların yokluğunda alınan tek kusur raporuna göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin iş kazasında kusuru bulunmadığını, bu hususun dosyada bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi Abdullah Özel'in 30.07.2009 tarihli raporu ile de sabit olduğunu, söz konusu raporda; "İşveren İkibey Gıda Tarım Hayvancılık İnş. İhr. Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin %70 oranında ve kazazede ...'in %30 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiğini, hükme esas alınan kusur raporunun davalı müvekkillerinin yokluğunda alındığını, bu rapora itirazlarının da mahkemece dikkate alınmadığını, 24.05.2012 tarihli kusur raporunda davalı müvekkillerinin ayrı ayrı %5 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de neden kusurlu olduklarına dair tek bir açıklama dahi olmadığını, kusur raporunun "Değerlendirmeler ve Yasal Yükümlülükler" kısmında yalnızca işverenin alması gereken yasal yükümlülüklerden alıntı yapıldığını, davalı müvekkillerinin kusurunun varlığı ile gerekçesine yer verilmediğini, yargılamaya konu iş kazasından kalfa olarak sorumlu tutulan davalı müvekkillerinin her biri için ayrı ayrı olmak üzere zorlama bir şekilde %5 oranında sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazalı işçinin davaya konu kazanın meydana geldiği anda iş dahi yapmadığını, sigortalının kendi ağır kusuru nedeniyle kaza geçirdiğini, mahkemece davacıların talebinin kısmen reddedildiği dikkate alındığında halde davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri.
- Değerlendirme
a.Davalılar ... ve ...'ın Temyiz İtirazları Açısından
Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. 6100 sayılı HMK 361/2 nci fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır.
Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2 f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.
Somut olayda, davalılar ... ve ...'in Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince bozulan 22.02.2016 tarihli ve 2009/735 Esas, 2016/596 Karar sayılı Mahkeme kararına karşı temyiz yoluna başvurmadıkları, bozma kararı sonrasında Mahkemece verilen temyiz incelemesine konu 22.01.2021 tarihli, 2019/620 Esas, 2021/37 Karar sayılı kararda adı geçen davalılar aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin de bulunmadığı anlaşıldığından davalılar ... ve ...'in temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararları bulunmamaktadır. Bu nedenle davalılar ... ve ...'im Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.
b.Davalı ...'ın Temyiz İtirazları Açısından
Dosya kapsamından, iş kazası tahkikatı sonrasında düzenlenen inceleme raporunda davacı kazalının %30, davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğu yönünde tespit yapıldığı, Mahkemece bir adet kusur raporu alındığı, tek iş güvenliği uzmanı tarafından düzenlenen 24.05.2012 tarihli bu bilirkişi kusur raporunda davacı kazalının %25, davalı şirketin %60, davalı gerçek kişiler ..., ... ve ...'in %5'er oranda kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, anılan kusur raporunun yeterli gerekçe içermediği, örneğin davalı gerçek kişilerin hangi nedenlerle kusurlu oldukları yönünde herhangi bir açıklama bulunmadığı anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda, yeterli gerekçe içermeyen eksik bilirkişi kusur raporu hükme dayanak kılınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; aynı kaza olayına ilişkin Ankara 25. İş Mahkemesi 2020/150 Esas sayılı rücuan tazminat dava dosyasının onaylı bir örneğini de celp ettikten sonra iş kazasının meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden özellikle davalı ...'in inşaat kalfası olduğu dikkate alındığında iş sağlığı ve güvenliği yönünden iş yerinde hangi tedbirleri almak zorunda olduğunu, hangi tedbirleri alıp hangilerini almadığını, varsa alacağı tedbirin kazanın oluşumuna ne şekilde etki ettiğini belirleyen, rücuan tazminat dava dosyasında alınmış bir kusur raporu varsa ve çelişki mevcut ise çelişkileri gideren, adı geçen davalının ceza dava dosyasında mahkumiyetine karar verilip Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini dikkate alarak davalı ...'e bir miktar kusur verilmesi gerektiğini dikkate alan yeni bir kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1 Davalılar ... ve ...'ın temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan ayrı ayrı reddine,
2 Davalı ...'ın temyiz itirazları açısından temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
3 Bozma sebebine göre davalı ...'ın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:48:37