Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/12593
2023/12336
4 Aralık 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/485 E., 2023/2212 K.
KARAR: Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 12. İş Mahkemesi
SAYISI: 2016/546 E., 2017/298 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen direnme kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Kurumun ... İl Müdürlüğünde ... sicil sayılı dosyada işlem gören, davalı işveren ... San.Tic.A.Ş.ne ait iş yerinde, 10075510 s.s. numarasıyla 15.08.1982 – 14.08.1983 tarihleri arasında çırak adayı, daha sonra 15.08.1983 – 31.12.1985 süresinde çırak ve 01.01.1986 tarihinden itibaren de 31.12.1986 tarihine kadar 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a maddesi kapsamında muvakkat / geçici işçi olarak çalıştığı ve 1986 yılına ait ücretleri ile sigorta primine esas kazanç tutarlarının SGK hizmet döküm cetvelinden görüleceği üzere, tüm sigorta kollarına tabi biçimde tam işçi aylığı olarak kendisine ödendiği; müteakiben, davalı işverene ait bu iş yerinde 01.10.2008 tarihinden öncesinde mer’i 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde tanımlanan nitelikte ve 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (1 a) bendi kapsamında tüm sigorta kollarına tabi üretimde ücretle zorunlu sigortalı olarak çalışmaya devam ederek kalfa olduğu; daha sonra aynı iş yerinde çalışmasını sürdürdüğü; davacının emekliliği yaklaştığında, davalı Kurumdan aldığı sigortalı hizmet cetvelinden, davalı iş yerinin 1986 yılına ait ve tüm sigorta kollarına tabi 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a maddesi kapsamında zorunlu sigortalı hizmetlerinin, SGK ... İl Müdürlüğüne bildirildiği; ancak daha sonra tüm sigorta kollarına tabi Ocak/1986 – Aralık/1986 dönemi çalışmalarının ise gerekçesini bilmediği nedenlerle 4 aylık sigorta prim bordrolarıyla tamamen iptal edildiğini öğrendiği iddiasıyla; davacının, davalı işveren ... San. Tic. A.Ş.ye ait ... sicil sayılı işyerinde, 11.02.1986 – 31.12.1986 süresinde ve 1986/1 2 3 dönemlerinde mer’i 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde tanımlanan nitelikte ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a maddesi kapsamında tüm sigorta kollarına tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tespitine karar verilmesini istediği tarihlerin 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleri uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığı, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihte 506 sayılı Kanun'un 2 ve 6 ncı maddeleri (5510 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri) anlamında fiili sigortalı olarak adlandırılabilecek çalışmaları bulunduğunu somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu; davacının davalı şirkete ait iş yerinin Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından pilot bölge olarak belirlenerek 1985 yılında ... Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğünün (eski adıyla ... Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğünün) kurulması ile davalı şirket bünyesindeki çırakların çalışmalarının 1986 – 1987 Eğitim Öğretim yılından itibaren ... Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğünün denetimine girdiği; böylelikle şirkette çırak olarak yetiştirilenlerin, bu tarihten itibaren eğitimlerine ... Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğüne kayıtlı olarak devam ettikleri ve sigortalılıklarının da anılan Çıraklık Eğitimi Merkezi Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiği; şirkette çalıştığı dönemde yürürlükte olan 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanununun ilgili maddeleri uyarınca iş kazaları ve meslek hastalıkları ve hastalık sigortası kollarına ait primlerin şirket tarafından tam ve eksiksiz olarak yatırıldığı; ancak 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 19.06.1986 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra ve 01.01.1987 tarihinden itibaren anılan Kanun gereğince iş kazaları, meslek hastalıkları ve hastalık sigortasına ait primlerin davacının eğitim gördüğü ve bağlı bulunduğu ... Mesleki Eğitim Müdürlüğü tarafından yatırıldığı; gerek 2089 sayılı gerekse 3308 sayılı Kanunlar uyarınca çırak statüsünde çalışanlarla ilgili olarak hastalık ve iş kazaları ile meslek hastalıkları sigortası kollarından dolayı prim dışında başkaca sigorta primleri kesintisinin yapılmadığı ve ödenmediği; yani emekliliğe esas olan sigorta kollarına ilişkin primlerin kesilmediği; bu nedenlerle davacı yanın iddialarını kabul etmedikleri; bunun yanında davacının, şirkette çırak statüsündeki çalışmalarının İş Kanunu kapsamı dışında kaldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 23.11.2017 tarihli ve 2016/546 Esas, 2017/298 Karar sayılı karar ile davacının çırak olarak işe alındığı tarihte yürürlükte bulunan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanununun 16 ncı maddesine göre reşit olması halinde dahi çıraklık sözleşmesi devam edeceğinden ve davacının çalıştığı meslek dalında çıraklık süresi 3 yıl olarak tespit edildiğinden adı geçenin 15.08.1983 tarihinde başladığı 3 yıllık çıraklık eğitimini 15.08.1986 tarihinde tamamladığı ve 16.08.1986 tarihinden itibaren de tüm sigorta kollarına tabi olarak çalıştırılması gerektiği kanaatine varıldığı; davacının, davalı işyerinde 16.08.1986 – 31.12.1986 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi anlamında tüm sigorta kollarına tabi sigortalı olarak geçen çalışma gün sayıları ile prime esas kazançlarının belirlendiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne davacı... TC Kimlik ve 10075510 sigorta sicil numaralı ...'ın davalı işveren ... Sanayi Tic. A.Ş'ye ait ... sicil sayılı işyerinde bilirkişi Selçuk Bekiroğullarının 04.11.2017 tarihli tarihli rapor içeriği de dikkate alınarak 16.08.1986 31.12.1986 tarihleri arasında, 1986/2. dönemde 16 gün 40.256 TL prime esas kazanç ile 1986/3 dönemde 120 gün 327,300 TL prime esas kazançlı olmak üzere toplam 136 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde tanımlanan nitelikte ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a maddesi kapsamında tüm sigorta kollarına tabi çalışma olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 10.02.1986 15.08.1986 tarihinde de davalı işverene ait ... sicil sayılı iş yerinde tüm sigorta kollarına tabi olarak 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde tanımlanan nitelikte ve 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1/a bendi kapsamında sigortalı olarak çalıştığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararına hukuka aykırı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporunun esas alındığı, Kurum fer'i müdahil olduğundan aleyhine mahkeme masrafları ile mahkeme vekalet ücretine hükmedilmemesinin gerektiği, İlk Derece Mahkemesince tespitine karar verilen tarihlerin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığı, Kurum kayıtlarına dayanılarak hüküm kurulması gerekirken sadece şahit beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dayanak yapılan bilirkişi raporunda zamanaşımı defilerinin dosya kapsamında dikkate alınmadığı, davacı taraf şirkette 1983 1986 yılları arasında çırak statüsünde çalıştığı iddiasında olduğu fakat o dönemdeki çalışmasından bu yana yaklaşık 30 yıl geçtiği, bu sebeple zamanaşımının söz konusu olduğu, Yerel Mahkemece eksik inceleme ile yeterli deliller toplanmadan karar verildiği ve eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edildiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2018 tarihli ve 2018/130 Esas, 2018/723 Karar sayılı kararı ile; davacının, çırak olarak işe alındığı tarihte yürürlükte bulunan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesinin, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse…” olarak çırak tanımına yer verip, 5 inci maddesinde çırak olabilmek için 12 yaşından küçük 18 yaşından büyük olmamak gerektiği, 16 ncı maddesinde ise, çırağın sözleşme süresi içinde reşit olması halinde çıraklık sözleşmesinin devam edeceği düzenlemesine yer verdiği; 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14 üncü maddesinde, çıraklık süresinin 3 4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanun'un 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesinin yer aldığı; 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 2 nci maddesi gereğince, M.E.B. Çıraklık Eğitimi Genel Müdürlüğü Çıraklık Kurul'unca alınan 22.01.1979 tarihli, 1 sayılı karar ile davacının çırak olarak çalıştığı “tesviyecilik” meslek dalı, ... İlinde 13.03.1979 tarihinden itibaren çıraklık eğitimi kapsamına alınmış ve bu meslek dalında çıraklık süresi 4 yıl olarak belirlenmiş olup davacının çırak olarak işe alındığı tarihte yürürlükte bulunan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 16 ncı maddesine göre reşit olması halinde dahi çıraklık sözleşmesi devam edeceğinden ve davacının çalıştığı tesviyecilik meslek dalında çıraklık süresi 4 yıl olarak tespit edildiğinden davacının 15.08.1983 tarihinde başladığı çıraklık eğitimini 01.11.1987 tarihinde tamamladığı; bu durumda davalı işveren ... San. Tic. A.Ş.ye ait ... sicil sayılı işyerinde, 17.09.1986 – 31.12.1986 süresinde 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde tanımlanan nitelikte ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a maddesi kapsamında tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışma iddiasının benimsenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair verilen Mahkeme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ... vekili ile fer'i müdahil SGK vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ... 12. İş Mahkemesi'nin 23.11.2017 tarihli, 2016/546 Esas, 2017/298 Karar sayılı hükmünün, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 b.3. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2018 tarihli ve 2018/130 Esas, 2018/723 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemiz tarafından 16.11.2020 tarihli ve 2020/2846 Esas, 2020/6512 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Somut olayda, 10.02.1968 doğumlu davacı adına, ... işyeri sicil numaralı ... San. ve Tic. A.Ş. ünvanlı işyerinden, 15.08.1983 tarihinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin verildiği, Bornova Kaymakamlığı Mesleki Eğitim Müdürlüğü nezdinde tesviyecilik meslek dalında 15.08.1983 – 01.01.1987 tarihleri arası eğitim gördüğü, yine Bornova Kaymakamlığı Mesleki Eğitim Müdürlüğünün yazı cevabına göre tesviyecilik meslek dalında çıraklık eğitim süresinin 4 yıl olduğunun bildirilmesi karşısında Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
...Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak çıraklık statüsünün irdelenmesi gerekli olup, 506 sayılı Kanunun 3. maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanun'da tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu’na göre, çıraklar teorik ve pratik eğitime tabi tutulurlar. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlık konusu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Konu ile ilgili olarak 3308 sayılı Yasa'nın 10. maddesinde çırak olabilmek için aranan şartlar arasında '...a) 14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak.
b) En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c) Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak.' hususları düzenlenmiş ve aynı maddeye 4702 sayılı Yasa'nın 9. maddesi ile eklenen fıkra ile 10.07.2001 tarihinden itibaren de 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabileceği hükmü getirilmiştir.
Diğer taraftan bir kişiye çırak denilebilmesi için, o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir. Yani, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının belirtilen tarihte çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Kişi işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Eldeki davada, talep tarihinde davacının 18 yaşını ikmal ettiği, yapılan işin niteliği gereği, talep tarihindeki davacı yaşına göre işyerindeki faaliyetinin çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi yahut üretime yönelik bir faaliyet ve imalat olup olmadığı araştırılıp açık ve net olarak belirlenip sonuca göre karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir."
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Direnilerek Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli ve 2020/2129 Esas, 2021/228 Karar sayılı kararı ile davacının çıraklık eğitimini tamamladığı tarih 01.11.1987 olmasına rağmen bozma kararında 01.01.1987 olarak belirtildiği, dosya kapsamında bulunan kayıtlar, sözleşme, mevzuat ve çıraklık dönemine ilişkin primlerinin ödenmesi karşısında bozma kararında belirtilen araştırmanın yapılmasının gerekli olmadığı, aksi eş değer belgelerle ortaya konulamayan dosyadaki yazılı belgeler, Çıraklık Eğitim Merkezi kayıtları, 2089 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi dikkate alındığında mevzuata uygun olarak başlayan çıraklık eğitimi bitmeden 18 yaşını ikmal edilmesinin bozma kararında belirtildiği üzere çıraklık statüsü üzerinde etkili olmadığı, bozma kararı gerekçesi ışığında yapılan değerlendirme sonucunda bozma kararındaki gerekçeye uyulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli ve 2020/2129 Esas, 2021/228 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Hukuk Genel Kurulu tarafından 17.11.2022 tarihli ve 2021/10 554 Esas, 2022/1537 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...24. Bu hükümler çerçevesinde öncelikle bir kimseye çırak denebilmesi için o kimsenin durumunun kanunda belirtilen çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir.
-
Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının belirtilen devrede çırak olup olmadığına karar verilirken çalışma ilişkisinin varlığına bakılmalıdır.
-
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda kalıyorsa bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
-
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 tarihli ve 2006/10 629 E., 2006/669 K. ile 23.06.2020 tarihli ve 2016/21 1524 E., 2020/442 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
-
Somut olayda 10.02.1968 doğum tarihli davacı hakkında davalı işveren tarafından düzenlenen ve Kurum kayıtlarına giren 15.08.1983 işe giriş tarihli bildirge kapsamında davalı işverence Kuruma verilen bildirilen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olmayanlara ait 1983/2. ilâ 1985/3. dönem arasındaki bordrolara göre bildirim yapıldığı, tüm sigorta kollarına tabi bildirimi yapılan 1986/1. İlâ 1986/3. dönem arasındaki sürelerin ise Kurum tarafından davacının çırak olduğundan bahisle iptal edildiği, yine davalı işveren tarafından askerlik süresi hariç olmak üzere 01.11.1987 25.07.1994 tarihleri arasında davacı adına tüm sigorta kollarına tabi yapıldığı, davalı şirketin 01.07.1966 tarihinde Kanun kapsamına alındığı ve hâlen faal olduğu, Bornova Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından davacının 15.08.1983 tarihinde davalı işveren ile sözleşme hazırlayıp tesviyecilik meslek dalında çırak öğrencisi olarak kayıt yaptırdığı, 01.11.1987 tarihinde ise eğitimini tamamladığının belirtildiği, diğer taraftan dinlenilen bordro tanıklarının davacının ne iş yaptığına dair beyanda bulundukları ancak davacı ile birlikte bir yıl çıraklık eğitimi aldıktan sonra fabrikada çalıştıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır.
-
Bu itibarla uyuşmazlık konusu çalışma dönemde davalı işverenin Kuruma davacının tüm sigorta kollarına tabi olarak çalıştığına dair bildirimde bulunması, bordro tanıklarının davacının bir yıllık çıraklık eğitimi aldıktan sonra üretime yönelik çalıştığını beyan etmeleri karşısında davacının ne iş yaptığı, meslek veya sanat eğitiminin arka planda tutulup tutulmadığı, yapılan işin niteliği gereği talep edilen dönemde davacının yaşına göre davalı işyerindeki çalışmasının bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi yoksa bilfiil üretime katılma şeklinde mi olduğu araştırılarak tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
-
Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
-
O hâlde direnme kararı bozulmalıdır."
D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yapılan işin aydınlatılması yönünde beyanı alındığı, bordrolarda yer alan tanıkların aydınlatıcı, net ve samimi anlatımları gözetildiğinde, davacının yaşına göre işyerindeki faaliyetinin çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine dayanmadığı, davalıya ait işyerinde torna tesviye bölümünde üretime yönelik bir faaliyet ve imalat işlemine yönelik olduğu, bu durumda davacının, davalıya ait ... sicil sayılı işyerinde 18 yaşının doldurduğu tarihi takip eden 11.02.1986 31.12.1986 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak ve asgari ücretle tüm sigorta kollarına tabi konumda çalıştığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının davalıya ait ... sicil sayılı işyerinde 11.02.1986 31.12.1986 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak ve asgari ücretle tüm sigorta kollarına tabi konumda çalıştığının tespitine,
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 10.02.1968 doğumlu davacı adına ... işyeri sicil numaralı davalı işyerinden 15.08.1983 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin verildiği, Bornova Kaymakamlığı Mesleki Eğitim Müdürlüğü nezdinde tesviyecilik meslek dalında 15.08.1983 01.01.1987 tarihleri arasında eğitim gördüğü , yine Bornova Kaymakamlığı Mesleki Eğitim Müdürlüğünün yazı cevabına göre tesviyecilik meslek dalında çıraklık eğitim süresinin 4 yıl olduğunun bildirilmesi karşısında davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının o dönemde çıraklık eğitimi gördüğü, çıraklık eğitimi bitmeden 18 yaşını ikmal etmiş olmasının tüm sigorta kollarına tabii çalışma anlamına gelmeyeceği, yazılı delillere rağmen tanık anlatımlarını esas alarak hüküm kurmanın usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dinlenen tanıkların ya davacıyı tanımayan ya da davacı ile başka bölümlerde çalışmış olan kişiler olduğu, yani sonradan dinlenen tanıklar, bozma ilamında geçen "davacının nasıl, hangi koşul ve sıfatlarda, ne şekilde çalıştığı / çalıştırıldığı" sorularına cevap verecek bilgi ve görgüde olmadıkları, dolayısıyla tanıkların bu anlatımları davacının istem ve davasını ispata yetmemekte, davanın reddi kararı verilmesi gerektiği halde kabulü kararı verilmesi hukuka aykırı olduğu, hak düşürücü sürenin geçtiği, iddianın ve davacının üretime katılacak şekilde çalıştığının ispat edilemediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı işveren nezdinden hizmet akdine tabi olarak 11.02.1986 31.12.1986 tarihleri arasında çalıştığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 uncu maddesi ilgili hükümlerdir.
- Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:49:25