Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/10620
2023/12278
4 Aralık 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/236 E., 2023/125 K.
HÜKÜM/KARAR: Asıl davanın kabulü, Birleşen davanın reddi
Taraflar arasındaki asıl davada Kurum işleminin iptali, birleşen davada itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair karara yönelik taraf vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince (kapatılan) Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; önceki kararda direnilmesine ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme tarafından Hukuk Genel Kurulunca verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yeniden asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair kurulan hükme karşı davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkeme tarafından bozmaya uyularak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen kararı davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece temyiz talebinin reddine dair verilen ek karar davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşinden yaklaşık 7 yıl önce boşandığını ve bu güne kadar hiç görüşmediğini, nerede olduğunu da bilmediğini, babasından ölüm aylığı aldığını, ancak boşandığı kocası ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilerek ödenen aylıkların faiziyle birlikte geri istendiğini, yapılan bu işlemin gerçek duruma ve yasalara aykırı olduğunu beyanla, müvekkilinin aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesilen aylıkları yeniden bağlanarak, ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; yersiz ödendiği tespit edilen ölüm aylıklarının istirdadı için ... 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5412 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının belirlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.01.2014 tarih, E. 2011/118, K. 2014/25 sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacının babası ...'dan dolayı almakta olduğu aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile davacıya ödenmeyen maaşların ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 27.10.2014 tarih, E. 2014/5670, K. 2014/21586 sayılı kararında; somut olayda, ihbar üzerine düzenlenen kontrol memuru raporuna esas kolluk araştırmasında, davacı ve eski eşinin fiilen birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi, mahkemesince yaptırılan kolluk araştırmalarının da, kontrol memuru raporunu teyit etmesi, davacının kayıtlı olduğu yerleşim yerinin mülkiyetinin, elektrik ve su aboneliklerinin hayatın olağan akışına uygun düşmeyecek şekilde eski eşin üzerinde olması hususları birlikte göz önüne alındığında; boşanma sonrasında da davacı ve eski eşinin fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup, 5510 sayılı Kanun'un 59/2 nci maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden davanın (iptal davası) reddi yerine kabulüne; karşı davanın (itirazın iptali davası) ise kabulü yerine reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, buna göre davanın (iptal davası) reddedilmesi, karşı davanın (itirazın iptali davası) ise kabul edilmesi gerektiğine işaret edilerek ve kabule göre de davacı/karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiği karşı davanın reddine karar verildiği halde, davacı/karşı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de isabetsiz bulunarak karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin 29.04.2015 tarih, E. 2015/72, K. 2015/119 sayılı kararı ile Kurumun aylığı kesme işlemine esas alınan ihbarın isimsiz yapıldığı, yerinde denetimin Kurum denetim elemanları tarafından değil, kolluk tarafından yapıldığı, davacı ile ilgili olarak çevreden yapılan araştırmada sorulan soru içeriğinin açık, denetlenebilir olmayıp, bu durumda bozma ilamında belirtilen ve kesin bozma niteliğinde sonuca götürecek bir delil olmadığı, kaldı ki sonraki kolluk araştırmalarında da aksi tutanakların varlığı gözetildiğinde, mevcut delillere göre davacı/karşı dava davalısının boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığı kanaatiyle asıl davanın kabulüne, Kurumun açtığı birleşen davanın ise reddine dair önceki kararında direnilmesi sureti ile aynı yönde karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
- Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2019 tarih, E. 2015/21 3902, K. 2019/303 sayılı kararında, davalı Kurum tarafından davacıya bağlanan ölüm aylığının iptaline yönelik işleminin 5510 sayılı Kanun'un 56/son maddesine uygun olup olmadığı, davacı ile eski eşinin eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ortaya konulması gerekmekte olup, yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, davacının boşandığı eşinin yerleşim yerinin saptanmasına ilişkin olarak, bu kişinin sistemde kayıtlı adresi bulunmadığından Nüfus Hizmetleri Genel Müdürlüğünce tamamlandığı anlaşılmakla, adresinin tespiti için muhtarlıktan ikametgâh senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, boşanan eşlerin hizmet akdine bağlı olarak çalışıp çalışmadığı çalışıyorsa kendilerine ödeme yapılması amacıyla banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacı ve boşandığı eşinin talep konusu dönemde verdikleri MEDULA sisteminde kayıtlarda görülen adresleri de ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge yönünden kapsamlı kolluk araştırması yapılmalı, anılan yer muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek değişik gerekçe ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 07.12.2020 tarih, E. 2019/178, K. 2020/258 sayılı kararı ile dosyada resmi kurum yazışmaları da dahil olmak üzere davacı ile eski eşinin boşandıktan sonra aynı evde yaşadıklarına ve fiilen evlilik hayatına devam ettiklerine dair hiçbir bilgi ya da delil tespit edilemediğinden, dosyada mevcut deliller, Kurum kayıtları ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda asıl dava yönünden davanın kabulüne ve 04.02.2011 tarih ve 3/1028946 sayılı aylık kesmeye ilişkin Kurum işleminin iptaline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
- Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 31.05.2021 tarih, E. 2021/2947, K. 2021/7243 sayılı kararında, bozma ilamında belirtildiği şekilde boşanan eş ...'in adresinde araştırma yapılmadığı, davacı ve boşandığı eşinin talep konusu dönemde MEDULA sisteminde kayıtları ilgili sağlık kuruluşlarından sorularak araştırılmadığı, davacı ve boşandığı eşinin talep konusu dönemde ikamet ettikleri adreslerdeki mahalle muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmadığı anlaşıldığından Hukuk Genel Kurulu bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi, tüm deliller nazarında değerlendirilme yapılıp neticesinde hüküm kurulması gerektiği belirtilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile asıl dava yönünden davanın kabulüne, davacının babası ...'dan dolayı almakta olduğu, aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile davacıya ödenmeyen maaşların ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Mahkemenin 16.08.2023 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin reddine karar verilmesi üzerine verilen ek karara karşı davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili Mahkemenin temyiz talebinin reddine dair ek kararına karşı sunduğu temyiz dilekçesinde; huzurdaki davanın adli tatilde görülebilecek iş ve davalar dışında olduğunu, bu sebeple ek kararın hatalı olduğunu, kararın esası yönünden müvekkil Kurumca denetmen raporu ve asayiş soruşturması sonucuna göre işlem tesis edildiğini, Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu, 23 yıllık evliliğin tek celsede anlaşmalı olarak bitirilmiş olmasının dahi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı/birleşen davada davalının aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, biriken aylıkların faiziyle tahsiline, davalı/birleşen davada davacı Kurum tarafından açılan itirazın iptaline, yersiz olarak ödenen aylıklar için icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
2 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi,
3 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; Adli tatil süresi başlıklı 102 nci maddesi, “Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar.”; Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103 üncü maddesi, “(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür: ...ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar...h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler...(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.”; … Adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104 üncü maddesi, “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.” Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler başlıklı 447 nci maddesi, “Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” düzenlemelerini içermektedir.
Bu yasal mevzuat çerçevesinde artık, (icra mahkemesinde görülenler hariç) basit yargılama usulüne tabi olan davalara adli tatilde bakılmayacaktır. Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tabi davalar da adli tatile tabi olacaktır. Basit yargılama usulünün uygulandığı sulh hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleri adli tatilden yararlanacaktır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda ise basit yargılama usulüne tâbi olan davalar adli tatilde görülmeye devam edilmekte idi (m. 176/11).
Adli tatilde görülemeyen basit yargılama usulüne tâbi olan davalarla ilgili bir süre, adli tatil süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanacaktır. Ancak Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülmeye devam edilecektir. Dikkat edilirse burada yargılama usulü değil, dava veya işin ivedi olması ya da mahkemenin ivedi olduğuna karar vermesi önemlidir. Bu nedenle mahkeme yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava ya da işin ivedi olduğuna karar verirse, bu dava veya işin adli tatilde de görülmesine karar verebilir. Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır. (Hakan Pekcanıtez/Oğuz Atalay/Muhammet Özekes, Medeni Usûl Hukuku, 14. Bası, s. 273, 274)
- Değerlendirme
1.Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekilinin temyiz talebinin mahkeme tarafından ek karar ile reddine karar verilmiş ise de; asıl dava niteliği itibariyle kurum işleminin iptali, birleşen dava ise itirazın iptali istemine yönelik olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 10 uncu maddesi kapsamında adli tatilde görülebilecek nitelikte bir dava değildir. Diğer yandan söz konusu davanın ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerden de olmaması sebebiyle, davalı/birleşen davada davacı Kurumun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104 üncü maddesinde belirtilen bir haftalık süreden yararlanması gerekir. Bu açıklamalar çerçevesinde, 22.07.2023 tarihinde tebliğ edilen karara karşı davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından 15.08.2023 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldığından mahkemenin temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine dair ek kararının kaldırılmasına,
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
04.12.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
-
Fiili birliktelik nedeni ile davacı karşı davalı aleyhine çıkarılan borca ilişkin Kurum işleminin iptali istemi ile davalı karşı davacı Kurum tarafından da karşı dava ile itirazın iptali ve takibin devamı açılan davada davanın kabulüne, karşı davanın kabulüne dair kararın istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilmiş, anılan gerekçeli kararın 22.07.2023 tarihinde tebliği üzerine 15.08.2023 tarihinde temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin süresinde yapılmadığı gerekçesi ile temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
-
Çoğunluk görüşü ile tebliğin adli tatil içinde yapıldığı, adli tatilde süre işlemeyeceği gerekçesi ile temyizin süresinde olduğu kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesinin süreden ret kararı kaldırılmış ve davanın kabulüne karşı davanın reddine dair kararın esastan onanmasına karar verilmiştir.
-
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7/5 maddesi uyarınca “Kanun yoluna başvurulan kararlar bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay’ca ivedilikle incelenir”.
-
6100 sayılı HMK.’un 103/1.h maddesinde açıkça “kanunlarda ivedi olduğu belirtilen işlerin” adli tatilde görüleceği kurala bağlanmıştır.
-
Anılan hükümler uyarınca İş (Sosyal Güvenlik) Mahkemelerinde görülen davalar ivedilikle kanun yoluna tabidir ve adli tatilde görülecektir.
-
Sonuç itibari ile Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesine ve Bölge Adliye Mahkemesinin kanun yoluna tabi incelemesi de ivedilikle yasanın açık düzenlemesi karşısında kararın tebliğine göre 6100 sayılı HMK.’un 361 ve 7035 sayılı Kanunla değiştirilen geçici 1 inci maddelleri uyarınca iki haftalık temyiz süresi geçmiştir. Bu yönde ek karar doğru olduğundan ek kararın onanması gerekir. Açıklanan gerekçe ile çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:50:20