Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/12083
2023/12269
4 Aralık 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/199 E., 2023/200 K.
HÜKÜM/KARAR: Kabul
Taraflar arasında görülen haczin kaldırılması ve yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin iadesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş; davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde; emekli olduğunu, 8 aydan fazla bir süredir emekli aylığından aylık 250 TL kesinti yapıldığını, 1996 yılından itibaren ortak olduğu ... sicil numaralı dosyada işlem gören ... İnş. Malz. Oto. Ltd. Şti.de çalıştırdığı tek çalışanın prim borcundan dolayı kesinti yapıldığını öğrendiğini, ortaklığının 1996 yılında başladığını, 1997 yılında sona erdiğini, devir tarihinden sonraki borçlardan sorumluluğunun bulunmadığını, kendisine tebligat yapılmadığını, kesintinin hukuka uygun olmadığını, Kuruma yaptığı başvurunun sonuçsuz kaldığını beyanla yapılan kesintilerin iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının borcunun ... İnş. Malz. Oto. Ltd. Şti.'den kaynaklandığını, borç nedeniyle 2001/1241 ve 2001/1244 Esas sayılı icra takiplerinin yapıldığını ve davacıya ödeme emri gönderildiğini, takip kesinleştikten sonra emekli aylığından kesinti yapıldığını, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre davacının kendi şahsi malvarlığı ile de borçtan sorumlu olduğunu, açılan davanın yersiz olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesine göre de emekli aylığına haciz konulabileceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.05.2014 tarihli ve 2013/195 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararı ile SGK Adana İl Müdürlüğünün 2001/1241 ve 2001/1244 esas sayılı takip dosyaları ile ... Ltd. Şti.nin 1996, 1997 ve 1998 yılı prim borçlarından dolayı davacı hakkında takip başlatıldığı, ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edilemediği, ancak davacının Kuruma itiraz dilekçesi verdiği 11.12.2012 tarihi itibariyle borçtan haberdar olduğu, davanın ise 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 08.05.2013 tarihinde açıldığı ve asıl alacağı kabul eden davacının alacağın kanuni neticelerinden de sorumlu olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairenin 05.12.2017 tarih ve 2015/12510 Esas, 2017/8658 Karar sayılı kararında; "...Eldeki davada, dava dilekçesinde; davalı Kuruma olan prim borçlarının varlığının ve borç asılları yönünden borçlu olduğunun kabul edildiği belirtilmesine rağmen, davacının avukatının beyanı ile prim borçlarının zamanaşımına uğraması nedeniyle davalı Kuruma karşı borçlu olmadığının tespitine dair istemde bulunulduğu, mahkemece davanın ödeme emrinin iptaline yöneldiği kabul edilerek hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair karar verildiği anlaşılmakta ise de; yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca, dava dilekçesinin yorumu ve bahsedilen olaylara ilişkin hukuki nitelendirmenin hâkime ait bir görev olduğu da dikkate alınarak, davacının talebi de açıklattırılmak suretiyle, talep sonucunun belirlenmesi ile sonucuna göre yapılacak araştırmadan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi ile davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 04.12.2018 tarihli ve 2018/66 Esas, 2018/547 Karar sayılı kararı ile davacının, söz konusu takiplere muttali olduğu tarihten dava tarihine kadar geçen zaman aralığı gözetildiğinde açılan davanın dinlenmesine olanak bulunmadığı, davacının gerek Kuruma sunduğu 25.12.2012 tarihli dilekçesinde, gerek dava dilekçesinde ve 22.10.2018 tarihli açıklama dilekçesinde borç aslını kabul ettiğini ancak, kendisine herhangi bir bildirim bulunmadığından ferilerini kabul etmediğini belirtmiş ise de; Kurumun prim ve benzeri alacaklarının yasal düzenlemelere dayalı olması ve yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu olgusu karşısında borç aslını kabul eden davacının ilgi borcun ferilerine de katlanmak zorunda olduğu, davasını ispatlayamadığı ve aylıklarından haczen yapılan kesintilerin istirdadını isteyemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairenin 15.09.2020 tarih ve 2019/1914 Esas, 2020/4380 Karar sayılı kararında; eldeki davada, 1996 ve 1998 yıllarına ait kamu borçları nedeniyle kurumca takip başlatıldığı ve ilk kez 06.01.2005 tarihinde davacı hakkında haciz kararı alındığı, haciz kararında tebliğ tarihinin 31.12.2001 olarak, ilanen tebliğ niteliğinde bulunduğu belirtilmiş, daha sonra davacı adına kayıtlı taşınmazın bulunmaması nedeniyle, 20.12.2011 tarihi itibari ile borcun hesaplanarak, davacının aldığı emekli maaşına 2012 yılı Ocak ayından itibaren haciz konulması üzerine işbu davanın açıldığı belirgin olmakla, öncelikle, dava dilekçesi içeriğindeki davacı açıklamaları, davacının sonradan Kuruma yaptığı yazılı beyanlar ve Kurum tahakkukuna konu olan işlemin aylık haczine dayalı olması ile davacının asıl borca itirazının bulunmadığı yönündeki beyanı olsa da, asıl amacının haksız haciz nedeniyle yapılan işlemlerin iptal ve kesintilerin iadesine yöneldiği dikkate alınarak, 20.12.2011 tarihi itibari ile davacının aylıklarına konulan haczin dayanağı olan takipte ödeme emri tebliğinin usulünce yapılıp yapılmadığı hususunun belirlenmesi, devamında ise, hakkında kesinleşmiş bir takibin varlığının araştırılması ile ilanen tebligat evraklarının da kurumdan celp edilerek haciz kararının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek Mahkmece verilen karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum kayıtları incelendiğinde 2001/1241 ve 2001/1244 takip numaralı ödeme emirlerinin 2001 yılında davacıya tebliğe çıkarıldığı ancak tebligatın iade edildiği, ilanen tebligata yönelik belge bulunmadığı, dolayısıyla Kurum kayıtlarına göre kesinleşmiş takip bulunmadığından emekli aylığından yapılan kesinti işleminin hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile 5.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 7 günlük hak düşürücü süre içinde itiraz edilmeyen takipler hakkında olumsuz tespit davası açılamayacağını, davacının Kuruma verdiği dilekçe ile devir tarihine kadar olan borçtan, devir tarihinden sonra ise ana paradan sorumlu olduğunu kabul ettiğini, dosya kapsamında bulunmadığı bildirilen belgeler hakkında yeterli araştırma yapılmadığını belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haczin kaldırılması ve yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:50:20