Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12222

Karar No

2023/12016

Karar Tarihi

28 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/529 E., 2023/1101 K.

KARAR: Kısmen Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 11. İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/9 E., 2022/662 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili özetle; 20.08.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda davacılar murisinin vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle dava dilekçesinde faiz talep edilmeksizin davacılar eş ve çocuklar için 1.000,00’er TL maddi, eş ... için 40.000,00 TL manevi, davacı çocuklar ..., ... ve ... için 20.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettikten sonra davacılar vekili aşamalarda 22.09.2022 tarihli dilekçe ile davacı eşin maddi tazminat istemini 488.618,91 TL’ye, çocuk ...’nın maddi tazminat istemini 7.168,85 TL’ye, çocuk ...’ın maddi tazminat istemini 39.055,34 TL’ye, çocuk ...’in maddi tazminat istemini 25.898,58 TL’ye arttırmıştır. Ayrıca bu dilekçede davacılar vekili dava dilekçesinde talep ettikleri toplam 4.000,00 TL maddi tazminata olay tarihi olan 20.08.2010 tarihi ile 19.09.2022 olan ıslah tarihine kadar işleyecek olan 4.352,55 TL faiz alacağı ile dava dilekçesinde talep ettikleri toplam 100.000,00 TL manevi tazminata olay tarihi olan 20.08.2010 tarihinden 19.09.2022 olan ıslah tarihine kadar işleyecek olan 108.813,70 TL faiz alacağının davalıdan tahsilini de talep ettiği gibi hüküm altına alınacak maddi tazminatların arttırılmış kısımlarının ise ıslah tarihinden yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili özetle; müteveffa sigortalının iş kazası geçirmediğini, sıcak çarpması sonucu ölüm olayının müvekkili şirket ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, müteveffanın rahatsızlanarak hayatını kaybetmesi ile müvekkil şirket ya da yetkililerinin fiilleri arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığımı bütün bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisinin ölümü ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelişinde müteveffa sigortalının %20, davalı asıl işveren ... şirketinin %40, dava dışı alt işveren ...’ın %40 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle

davacıların maddi tazminat istemlerinin talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, hüküm altına alınan tüm tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müteveffanın müvekkili şirket işçisi olmadığını, taşeron ...'ın işçisi olduğunu, müvekkili şirkete ait Adana fabrikası sahasındaki galvaniz atölyesinde askılama işi yaptığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, müteveffanın müvekkili iş yerinde ... çalışanı olarak çalışmaya başlamasından itibaren üçüncü günde olayın gerçekleştiğini, yıllardır müvekkili şirkette çalışan diğer işçilerin hiçbirinin bu şekilde rahatsızlık yaşamadığını, sorumluluk için kaza ile zarar arasındaki illiyet bağının yanında, yapılan iş ile kaza olayı arasında da uygun illiyet bağının bulunması gerektiğini, müteveffanın vefat ettiği gün ile bir önceki gün arasında çalışma koşullarında hiçbir değişikliğin olmadığını, müteveffanın geçirmiş olduğu kazanın iş kazası sayılamayacağını, illiyet bağının olmadığını, ölümünün kendi sağlığından kaynaklanan bir durum olduğunu, yapılan hesaplamanın hukuka uygun olmadığını, yaşam tabloları ve destek sürelerinin müteveffanın ücreti ile hatalı tespit edildiğini, bu rapora istinaden yapılan ıslahın kabul edilemez olduğunu, SGK işlemlerinin tamamlanması neticesinde İPSD'nin mahsubu için ek rapor aldırıldığını, davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş olmasına rağmen ıslah dilekçesi ile talep edilmiş ve mahkemece buna göre hüküm tesis edildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu

istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde faiz talebi bulunmamasına rağmen manevi tazminatın faizle hüküm altına alınmasının hatalı olduğu, yine maddi tazminat yönünden kabul edilen tüm miktarın faizle hüküm altına alınmasının da yerinde olmadığı, manevi tazminat taleplerinin faizsiz olarak, maddi tazminat taleplerinin ise ıslahla talep edilen kısım yönünden faizle, dava dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden faizsiz olarak hüküm altına alınması gerektiğinden bahisle istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, davacılar murisinin ölümü ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelişinde müteveffa sigortalının %20, davalı asıl işveren ... şirketinin %40, dava dışı alt işveren ...’ın %40 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacıların maddi tazminat istemlerinin talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, hüküm altına alınan tüm tazminatlardan dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00'er TL maddi tazminatla manevi tazminatların faiz işletilmeksizin, maddi tazminatların arttırılan kısımlarının ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, işyeri, yapılan iş ve işçinin ölümü olayı arasında hiç bir sebep sonuç ilişkisi kurulamayacağını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan sebeplerle vefat ettiğini, ayrıca yapılan hesaplamanın da hukuka uygun olmadığını, yaşam tabloları ve destek süreleri ile müteveffanın ücretinin hatalı tespit edildiğini, ayrıca davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş olmasına rağmen ıslah dilekçesi ile talep edildiğini ve Mahkemece buna göre hüküm tesis edildiğini, iddianın genişletilmesine muvafakatleri olmamasına rağmen kararın bu şekilde verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların tüm talepleri zamanaşımına uğramış olduğundan Yerel Mahkemece hükmedilen kararın bozulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanun'un 8 inci ve 31 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından; davacılar vekilinin 22.09.2022 tarihli dilekçesinde ıslahla arttırılan toplam 556.741,68 TL tutarındanki maddi tazminat talepleri yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yönünde talepte bulundukları, İlk Derece Mahkemesince bir adet kök bir de ek hesap raporu alınıp, ek hesap rapıruna itibar edildiği, 17.05.2022 tarihli kök hesap raporunda davacılara bağlanan iş kazası ölüm gelirlerinin ilk peşin sermaye değerleri tenzil edilmeden eş ...'nın maddi zararının 614.528,99 TL, çocuk ...’nın maddi zararının 10.364,60 TL, çocuk ...’ın maddi zararının 44.508,62 TL, çocuk ...’in maddi zararının 55.843,99 TL olarak belirlendiği, bu kök hesap raporu davanın taraflarına tebliğ edildiği, davalı vekilinin rapora süresinde itiraz ettiği, davacılar vekilince anılan kök hesap raporuna itiraz edilmediği gibi dosyaya davacılara bağlanan iş kazası ölüm gelirlerinin ilk peşin sermaye değerlerinin celp edilmesinden sonra 22.09.2022 tarihli ıslah dilekçesi ibraz ederek kök hesap raporunda belirlenen maddi zarar tutarlarından ilk peşin sermaye değerlerini kendisi tenzil edip, maddi tazminat tutarlarını eş yönünden 488.618,91 TL’ye, çocuk ... yönünden 7.168,85 TL’ye, çocuk ... yönünden 39.055,34 TL’ye, çocuk ... yönünden 25.898,58 TL’ye arttırdığı, mahkemece yargılamanın 23 üncü celsesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen belgelerin değerlendirilmesi için ek hesap raporu alınmasına karar verildiği, 31.10.2022 tarihli ek hesap raporu düzenlendiği, bu raporda bilinen dönemin değişmesi nedeniyle Kurum ödemeleri tenzil edilmesine karşın davacı eşin maddi zararının 688.702,34 TL, çocuk ...’nın maddi zararının 7.791,84 TL, çocuk ...’ın maddi zararı 50.565,93 TL, çocuk ...’in maddi zararı 45.630,72 TL olarak belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu kararı ile davacıların maddi tazminat istemlerinin talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, hüküm altına alınan tüm tazminatlardan dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00'er TL maddi tazminatla manevi tazminatların faiz işletilmeksizin, maddi tazminatların arttırılan kısımlarının ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4 519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10 730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda davacılar vekilinin 17.05.2022 tarihli kök hesap raporuna itiraz etmeyip, anılan raporda belirlenen maddi zarar tutarlarından davacılara bağlanan iş kazası ölüm gelirlerinin ilk peşin sermaye değerlerini mahsup edip maddi tazminat taleplerini sırasıyla eş yönünden 488.618,91 TL’ye, çocuk ... yönünden 7.168,85 TL’ye, çocuk ... yönünden 39.055,34 TL’ye, çocuk ... yönünden 25.898,58 TL’ye arttırmış olması karşısında söz konusu miktarlar yönünden temyiz eden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde ek hesap raporu hükme esas alınmak ve davacıların talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle tesis olunan kararda isabet görülmemiştir. Bunun yanında maddi tazminatlar yönünden dava dilekçesinde faiz talep edilmeyip ıslah dilekçesinde ıslah edilen maddi tazminat tutarlarına ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edilmesine rağmen, ıslah edilen maddi tazminat kısımları yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi de hatalı olmuştur.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Bölge Adliye Mahkemesi kararının;

A. Gerekçesinde yer alan "Müteveffanın ücreti asgari ücret olarak kabul edilmiş ve davacılara yapılan ilk peşin sermaye değerli gelirlerin rücuya tabi kısımları düşülerek hazırlanan ek bilirkişi raporunda yapılan hesaplama uyarnıca taleple bağlı kalınarak karar verildiği ve yapılan hesaplamanın denetime elverişli olduğu görülmüştür. Bu yöndeki istinafın reddi gerekir." ibarelerini içeren paragrafın tamamen silinerek yerine geçmek üzere "İlk Derece Mahkemesince müteveffanın ücreti asgari ücret olarak kabul edilmiş ve davacılara yapılan ilk peşin sermaye değerli gelirlerin rücuya tabi kısımları düşülerek hazırlanan ek bilirkişi raporunda yapılan hesaplama uyarınca taleple bağlı kalınarak karar verilmiş ise de davacılar vekilinin 17.05.2022 tarihli kök hesap raporunda belirlenen maddi zarar tutarlarından davacılara bağlanan iş kazası ölüm gelirlerinin ilk peşin sermaye değerlerini mahsup edip maddi tazminat taleplerini sırasıyla eş yönünden 488.618,91 TL’ye, çocuk ... yönünden 7.168,85 TL’ye, çocuk ... yönünden 39.055,34 TL’ye, çocuk ... yönünden 25.898,58 TL’ye arttırmış olması karşısında söz konusu miktarlar yönünden temyiz eden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu açık olduğundan İlk Derece Mahkemesince davacıların talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır." ibarelerinin yazılması,

B. Hüküm fıkrasında yer alan "Maddi tazminat yönünden" başlığı altındaki a, b, c, ç bentlerinin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere;

"Maddi tazminat yönünden;

a Davacı ... yönünden 488.618,91 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL sinin faizsiz olarak, bakiye kısmının ise 22.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı taraftan alınıp davacı ...'a verilmesine,

b Davacı ... Aşkın yönünden 7.168,85 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL sinin faizsiz olarak, bakiye kısmının ise 22.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı taraftan alınıp davacı ... Aşkın'a verilmesine,

c Davacı ... yönünden 39.055,34 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL sinin faizsiz olarak, bakiye kısmının ise 22.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı taraftan alınıp davacı ...'a verilmesine,

ç Davacı ... yönünden 25.898,58 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL sinin faizsiz olarak, bakiye kısmının ise 22.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı taraftan alınıp davacı ...'a verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkarardüzeltilerekistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim