Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/10568

Karar No

2023/11952

Karar Tarihi

28 Kasım 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1859 E., 2023/1690 K.

KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Denizli 6. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/323 E., 2023/113 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin 15 Eylül 2005 tarihinden 31.08.2019 tarihine kadar ... Vergi Dairesi nezdinde 13471455460 vergi numarasıyla mükellef davalı işverene ait 1094126 işyeri sicil numaralı ... Kuaför unvanlı işyerinde çalıştığını, davalı işverenin müvekkilin eski eşi olduğunu, hâlihazırda tesis edilmiş olunan boşanma kararının istinaf aşamasında olduğunu, müvekkilinin davalı işveren nezdinde 15 Eylül 2005 tarihinden itibaren cumartesi ve pazar günleri de dâhil olmak üzere sabah 08:00 akşam 20:00 saatleri arasında haftada 7 gün asgari ücretle çalıştığını buna rağmen davalı işveren, müvekkilin eşi olması başta olmak üzere çeşitli bahaneler ileri sürerek hukuka aykırı bir biçimde 07.01.2011 tarihine kadar müvekkilini SGK nezdinde sigorta girişini gerçekleştirmediğini, davalı tarafından davacı aleyhine Denizli 1. Aile Mahkemesinin 2019/481 Esas sayılı dosyası ile açılan "Mal rejiminin tasfiyesi ile katılma ve değer artış payı alacağı" konulu davada davalı ...'ın taraflar arasındaki sigortalılık ve iş ilişkisinin başlangıcına dair beyan ve ikrarda bulunduğunu, davalı ... "... Kuaför" isimli işyerinin sahibi olduğunu, bu işyerini tarafların evlilik birliğinden evvel, 2005 yılında hizmete açtığını, davacı ... davalının yanında işe başladığını, bu vesile ile tanışan taraflar neticede evlendiklerini, davalı ... işyerinde kuaför olarak saç kesimi ve saç bakımına dair (fön, röfle, balyaj gibi), davacı ... ise manikür, pedikür, ağda, kaş bıyık işlemleri vb. işlemlerine dair hizmeti verdiğini, her ne kadar SGK nezdindeki kayıtlarda müvekkilin 07.01.2011 31.08.2019 tarihleri arasında davalı işverenin işyerinde çalıştığı görünmekteyse de müvekkil, ilgili işyerinde 2005 yılı Eylül ayının 15 inde çalışmaya başladığını ve 31.08.2019 tarihine kadar çalışması devam ettiğini, bu nedenlerle müvekkilinin15.09.2005 tarihinden 07.01.2011 tarihine kadar davalı ...'a ait 1094126 işyeri sicil numaralı işyerinde hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı işverene yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; tarafların 2006 yılı Temmuz ayında evlendiklerini, davacının 15 Eylül 2005 tarihinde çalışmaya başladığını söylese de taraflar bu tarihlerde evlilik hazırlıkları içinde olduklarından davacının çalışmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ilk yeri olan bu işletmeyi 2005 yılında açtığını, ilk işyerini açan müvekkilinin zaten çok fazla işinin de olmadığını ve evlilik hazırlığı içindeki tecrübesiz davacının çalışmasının mümkün olmadığını, davacı evin çok yakın (100 150 metre mesafede) olmasından dolayı işyerine gelip gittiğini, yemek getirdiğini, yapmış, çay kahveye yardım ettiğini. taraflar evlendikten bir süre sonra davacının hamilelik yaşadığını, Ekim/2007 yılında bebekleri dünyaya geldiğini. Ev hanımı olan davacının yine kuaför iş yerinde çalışma yapması mümkün olmadığını, davacının kuaför salonunda "manikür, pedikür, ağda, kaş bıyık vs" işlemlerinde çalışmadığını, kaldı ki kuaförde bir kişinin çalışması için bu konularda eğitim alması, sertifikasının bulunması da zorunlu olduğunu, ayrıca, bu hususta çalışanların 3 yıl çıraklık, 2 yıl da kalfalık yapmasının şart olduğunu, davacının, 2005 yılında okulundan mezun olmak suretiyle gıda teknikeri olduğunu, kuafördeki işlemlerle uzaktan veya yakından bir alakası yok iken 3 5 ayda manikür, pedikür vs işlemlerini yapması mümkün olmadığını, davacı ..., davalının kuaför salonunda hizmet akdine bağlı olarak çalıştığını, bu tarihlerde davacıya ait işe giriş ve çıkış bildirgesi bulunmadığını, SGK kayıtlarında görünmekte olan davacının sigorta bildirimleri bile gerçek çalışmaya dayanmadığını, davacının müvekkilimize karşı "beni neden sigortalı yapmıyorsun... Herkesin eşi işyerinde eşini sigortalı gösteriyor, sen beni hiç düşünmüyorsun.." vb sözlerle yıllarca söylenip durması, sürekli baskı yapması neticesinde evliliğin devamını teminen davalı, 2011 yılında davacıyı sigortalı yapmak zorunda kalmış ve SGK' ya işe giriş bildiriminde bulunulduğunu ancak davacı, iş yerine sadece arada yardım amaçlı geldiğini, ancak bu yardımının sürekliliği veya hizmet akdinin diğer şartlarıyla bir alakası olmadığını, ayrıca davacı kadın iyiniyetli olmadığını, davacının, boşanma ve mal paylaşım davası açmış olduğu davalı eşine karşı işbu haksız davayı ikamet etmesinin art niyetinin göstergesi olduğunu, zira davacı evli olduğu günlerdeki eşinin iyiniyetinden faydalanmaya amacıyla iş yerinde çalışmadığı halde sanki çalışmış gibi sosyal güvenlik kurumundan hizmet kazanma fırsatçılığı peşinde olduğunu, davacının 5510 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde "Sigortalı sayılmayanlar" sayıldığı tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davadaki davalı sıfatlarının kaldırılmasına ve davaya müvekkil kurumun feri’i müdahil olarak devam etmesine ve yargılama sonunda fer’i Müdahil olan Müvekkil Kurum SGK Başkanlığı aleyhinde hüküm kurulmamasını talep ettiklerini, ayrıca TBMM tarafından 10.09.2014 tarihinde çıkartılan 6552 sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun” 11.09.2014 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin 1 fıkrası ile 5521 sayılı Kanunun 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirildiğini, "31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer Kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. ” Yine anılan Kanun'un 145 inci maddesi gereğince 64 üncü madde hükmü Kanun'un yayım tarihi itibarı ile yürürlüğe girecek olup, Kanun’un yayım tarihi 11.09.2014 tarihidir. İşbu Kanun ile değişen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesi hükmü uyarınca 11.09.2014 tarihinden sonra davacı taraf Kuruma müracaat etmeden doğrudan dava yoluna gidemeyeceğini, zira davaya konu talep yine aynı yasadaki yeni yasal düzenleme karşısında davalı Kurum tarafından kabul görebileceğini, davacı tarafça bu yola başvurulmaksızın dava yoluna başvurulmuş olması sebebiyle işbu davaya usul ve yasaya uygun olmadığından usul bakımından reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde davacının 15 Eylül 2005 tarihinden 31.08.2019'a kadar sigorta primlerinin eksik ödenmiş olduğu iddia edilse de, müvekkil Kurum kayıtlarının tetkikinde, eksik yatırılan sigorta primlerine ilişkin kayıtlarına rastlanılmadığını, Kurum kayıtlarının esas olup, davacı bunun aksini aynı değerdeki yazılı belgelerle ispatlayabileceğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının kendi beyanına göre evlendikten sonra davalıdan ücret almadığı, kazanılan paranın ortak olarak kullanıldığı, davacının Denizli 5. Aile Mahkemesi 2019/514 Esas sayılı boşanma davasında iş yerini birlikte işlettiklerine dair beyanının bulunduğu, alınan tanık beyanlarına göre iş yerinde iş yeri sahibi iş yeri sahibinin eşi sıfatıyla bulunduğu, çalışanlara zaman zaman talimat verdiği, müşterilere hizmet vermesinin ise işçi olduğu anlamına gelmeyeceği, iş yeri sahibi olarak müşterilere işlem yapmasının önünde bir engel bulunmadığı, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmamakla birlikte aksine birlikte iş yeri işletme iradelerinin bulunduğu, aksi halde dahi 5510 sayılı Kanun m.6/1 a hükmüne göre iş yerinde ücretsiz çalışan eşin sigortalı sayılmayacağı, sonuç olarak evlilik sonrası dönem yönünden sigortalılık koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla bu dönem yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

... taraflar arasında evlilik öncesi işçi işveren ilişkisi bulunduğuna dair delil bulunmadığı, iş yerinin açılış tarihi, tarafların evlilik tarihi ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde evlilik öncesi de birlikte iş yeri işletmek iradeleri bulunduğunun anlaşıldığı, Denizli 4. Aile Mahkemesi 2019/239 Esas sayılı mal rejiminin tasfiyesi davasındaki dava dilekçesinde davacının iş yerini evlenmeden önce birlikte açtıklarına dair beyanının bulunduğu, sonuç olarak bu dönem yönünden de sigortalılık koşullarının oluşmadığı göz önüne alınarak evlilik öncesi dönem yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bordro tanığı olarak beyanı alınan kişinin bordro dönemi öncesine ilişkin beyanının evlilik öncesi dönem olan ihtilaf konusu dönem için yargılamaya esas alınmasına olanak bulunmadığını, davanın tam kabulünün gerektiğini, evlilik öncesi 15.09.2005 20.08.2006 tarihi arası dönemin kabulünün gerektiğini, davacının iddiasını ispatlamak için mahkemeye sunduğu diğer tanıkların dinlenilmesi talebinin reddedilerek verilen hükmün bu nedenle hatalı olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; uyuşmazlık konusu dönem 15.09.2005 07.01.2011 tarihleri arasıdır. Bu dönemin 20.08.2006 07.01.2011 tarihleri arası davacı ve davalı evlidir. Davacı yargılama sırasında 12.01.2023 tarihli oturumdaki beyanında evlendikten sonra ücretsiz olarak davalı eşinin yanında çalıştığını dile getirmesi karşısında bu dönem için (20.08.2006 07.01.2011 tarihleri arası) sigortalı sayılamaz. Yine evlilik öncesi 15.09.2005 20.08.2006 tarihleri arası dönem için ise davacının açmış olduğu boşanma dava dilekçesindeki kuaförün birlikte işletildiğine ilişkin açıklama, yargılama sırasında dinlenen taraf tanıkları ve mahkemece resen dinlenen komşu işyeri tanıklarının beyanları gözönüne alındığında bu dönem için de davacının davalı yanında hizmet akdine tabi olarak çalıştığı ve çalışma olgusu tereddütsüz ve hiçbir duraksamaya meydan bırakmayacak şekilde ortaya konamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci, 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim