Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3386
2023/1182
14 Şubat 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/2470 E., 2021/2009 K.
...
HÜKÜM/KARAR: Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Anadolu 24. İş Mahkemesi
SAYISI: 2016/703 E., 2020/311 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; kazalı sigortalının 13.11.2012 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 2.000,00 TL maddi, 500,00 TL tedavi gideri, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili yargılama sırasında 09.02.2020 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 204.916,79 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının müvekkiline ait işyerinde vasıfsız işçi konumunda çalıştığını ve zımpara işleri ile görevli olduğunu, iş kazasının davacının dikkatsizliği sebebiyle meydana geldiğini, davacının tedavi masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, raporlu olduğu dönemdeki maaşlarının SGK tarafından diğer tüm masraflarının müvekkili tarafından ödendiğini, davacının kazadan sonra işyerinde çalışmaya devam ettiğini, kaza sebebiyle davacının iş gücü kaybının söz konusu olmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Maddi tazminat olarak 152.905,27 TL alacağın olay tarihi olan 13.11.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
Manevi tazminat olarak 15.000,00 TL alacağın olay tarihi olan 13.11.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
Davacının tedavi gideri alacak talebinin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davacı taleplerinin tümünün zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirket bünyesinde 2011 yılı Ağustos ayında işe başlamadığını, davacının işe başladığı tarihin 26.07.2012 tarihi olduğunu, dava dilekçesindeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, dava konusu kazanın yaşandığı tarihin 13.11.2011 tarihi değil, 13.11.2012 tarihi olduğunu, davacının kaza tarihinden sonra da 12.11.2013 tarihine kadar müvekkiline ait iş yerinde çalışmasına devam ettiğini ve işten ayrılırken de müvekkilini her türlü hak ve alacakları ile ilgili olarak ibra ettiğini, ibraname örneğinin de dosyaya sunulduğunu, davacı müvekkilinin şirkette vasıfsız işçi konumunda çalıştığını, zımpara işleri görevi bulunduğunu, davacının görevi itibari ile zımpara yapması gereken bölümde çalışması gerektiğini, zımpara bölümünün sunta bölümü ile ayrı bölgelerde bulunduğunu, davacının işçi amirince verilen bir emir olmadan ve amirine haber vermeden görev sorumluluk bölgesini terk ettiğini, işçinin bu bölümde bulunduğundan amirlerinin haberi olmadığı gibi bu bölümde amirleri ve işvereni tarafından davacıya hiçbir iş verilmediğini ve görevlendirme yapılmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen 13 suntanın abartılı olduğunu, kaza sırasında 4 veya 5 sunta düştüğünü, söz konusu suntaların kendi kendine düşmesinin imkansız olduğunu, işçilerin kendi aralarında güç gösterisi yapmak sureti ile amirlerince iş güvenliği konusunda kendilerine verilen direktifleri dinlemeksizin ve dikkatsiz davranmak sureti ile kazaya sebep olduklarını, işçi ve iş güvenliği için tüm tedbirler alınmış olup, bunların işçilere verildiğini, alınan ve kullanılan tüm malzemelerin o dönemde demirbaşlara da kaydedildiğini, anlaşmalı iş güvenliği firması tarafından tüm personel sağlık kontrolleri yapıldığını, iş güvenliği eğitimleri verildiğini ve gerekli sertifakaların alındığını, kazanın işçinin dikkatsizliği sebebi ile yaşandığını, davacı işçinin işten ayrıldığı dönemde ayaklarında ve yüzünde bahsedilen şekilde sakatlıkların mevcut olmadığını, davacının müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan sonraki süreçte çalıştığı işlerde ve yaşadığı kazalarda uğradığı yaralanmalar dolayısıyla müvekkilinden hak ve alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, kaza sonrası işçinin isteği doğrultusunda müvekkili tarafından işçi dosyada belgeleri sunulu özel hastanede estetik ameliyatı ettirildiğini ve tüm masrafların yine müvekkili şirket tarafından karşılandığını, estetik ameliyatı yapan doktorlar tarafından ameliyat sonrası yaranın düzeleceği ve yüzünün kendini yenileceğinin söylendiğini, kazanın yaşandığı dönem ve işçinin işten ayrıldığı dönem askerlik zamanı öncesi olup, işten ayrıldıktan sonra davacının nasıl bir süreç geçirdiği ve yaşadığının bilinemediğini, dava dilekçesinde bahsedilen sürecin kaza ile ilgisinin olmasının mümkün olmadığını, davacının 1994 doğumlu olup henüz 23 yaşında olduğunu, davacının evlilik hayallerinin yok olduğu iddiasının yersiz olduğu gibi neden evlenmediği ve bundan sonraki süreçte evlenip evlenmeyeceğinin de henüz belli olmadığını, davacının kaza tarihinden sonra çalışmasına aynı şekilde devam ettiğini, iş bu dava kazanın yaşanmasından 4 yıl sonra açılmış olup davacının yaptığı harcamaları uğradığı zararları bilememesi, hesaplayamamasının mümkün olmadığını, bu sebeple iş bu davanın kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığından davacının fazlaya dair sebeplerini saklı tutarak alacak talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının yaptığı tedavi harcamalarını ispatlamaya mecbur olduğunu, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, davacının manevi tazminat taleplerinin reddinin gerekli olduğunu, hatalı kusur oranlarına göre ve itirazlarının dikkate alınmadan yapılan tazminat hesabının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı bilirkişiden ek rapor alınmakta ısrar edilmesinin hatalı olduğunu, kök raporda belirtilen eksikliklerin giderilemediğini, raporun sonuç kısmında SGK geçici iş göremezlik ödeneklerinin ve bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin celbi gerektiğini, davacının 01.05.2019 tarihinde yapılması gereken kontrol muayenesi sonucunun takip edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bilirkişi ek raporunda SGK tarafından %14,3 maluliyet oranında değişiklik olmadığının bildirilmesi nedeniyle bu yönde hesaplama yapılmışsa da bu hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, zira itiraz nedeniyle Adli Tıp Kurumu aracılığı ile inceleme yapılması gerektiğinin Kanun ve Yargıtay İçtihatları ile sabit olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca henüz kesinleşmiş bir maluliyet oranı bulunmadığından ve kararda belirtilen usuli işlemler tamamlanmadığından yapılan hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, emsal ücret dikkate alınarak yapılan hesaplamanın da kabulünün mümkün olmadığını, davacının tüm çalışma süresi boyunca asgari ücret karşılığı çalıştığının sabit olduğunu, mahkemenin hüküm gerekçesinde dinlenen tanık beyanlarını hiç irdelemediğini, kesin kusur ve maluliyet oranı belirlenmeden davacının ilk günden itibaren çalışabilir durumda olduğunun gözardı edilerek hüküm altına alınan maddi tazminat bedelinin davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, hukuka aykırı ve yüksek olduğunu, manevi tazminat bedelinin de hukuka aykırı ve yüksek olduğunu, davacı lehine kurulan vekalet ücretinin yüksek, müvekkili lehine kurulan vekalet ücretinin düşük hesap edildiğini, yine reddedilen miktar dikkate alınarak müvekkili lehine yargılama giderinin hüküm altına alınmamasının da hukuka aykırı olduğunu, davacı lehinde hüküm altına alınan yargılama giderinin de yüksek hesap edildiğini, iadesi gereken avans bedellerinin dahi davacı lehine tekrar hüküm altına alındığını, hüküm altına alınan harç bedellerinin de hatalı ve yüksek hesap edildiğini beyan etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan delillere göre ilk derece mahkemesince uyuşmazlık konularının tespitinde, yargılamaya hakim olan ilkelere uyulmasında, ispat hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasında, dava konusunu ve dosyadaki verileri hukuki nitelendirilmesinde, ihtilaflı konuların çözümü için gerekli delillerin yeterli düzeyde toplanması ve değerlendirilmesinde, dava konusu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin hukuk kurallarının uygulanmasında, karar gerekçesinin dosya kapsamına uygun olmasında herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kamu düzenine aykırı bir husususun da bulunmadığı gerekçesiyle;
Davalının istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1 b 1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 18, 19 ve 95 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
-
5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
-
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6 4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
-
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
-
Somut olayda, davaya konu iş kazası nedeniyle SGK Sağlık Kurulunun 02.08.2019 tarihli raporunda davacıdaki sürekli iş göremezlik oranı %14,3 olarak tespit edildiği, davalının bu karara itirazı üzerine SSK Yüksek Sağlık Kurulu'nun 10.06.2020 tarihli raporunda, davacıdaki sürekli iş göremezlik oranının %14,3 olduğuna karar verildiği, davalı tarafça temyiz itirazlarında tekrar edildiği şekilde anılan rapora itiraz edildiği halde, davalı tarafın itirazının karşılanması için yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda rapor alınmadığı anlaşılmaktadır.
-
Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranın her türlü şüpheden uzak şekilde belirlenmesi açısından; öncelikle Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması, söz konusu raporların birbirini doğrulaması halinde tespit edilen oranın dikkate alınması, çelişkinin bulunması halinde ise giderek Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınması sağlanarak sonucuna göre belirlenecek sürekli iş göremezlik oranının ve bu oranın kurumca tespit edilen oranlardan farklı olması ihtimali halinde ise SGK tarafından bağlanacak gelire etkisi gözetilerek ilgilisine kurum ve işverenleri davalı olarak göstererek tespit davası açmak üzere önel verilmesi önel içerisinde açılacak dava sonucu beklenerek sonucuna göre tespit edilecek sürekli iş göremezlik oranını dikkate alması, sonucuna göre dosyada kabul edilen %14,3 oranından daha az miktarda bir sürekli iş göremezlik oranı tespiti halinde, bu oranı mahkemece hükme esas alınan ve davacının temyiz itirazı olmadığı için temyiz eden davalı lehine usuli kazanılmış hakkın dayanağını oluşturan 03.02.2020 tarihli hesap raporuna uygulaması, iş bu raporda esas alınan bilinen (işlemiş) devre tarihini ileri çekmemesi, kesinleşen bu sürekli iş göremezlik oranından bağlanacak gelirin rucuya kabil kısmını da bu raporda hesap edilecek tazminattan tenzil etmek suretiyle davalının sorumlu olduğu maddi tazminatı belirlemesi ve oluşacak sonuca göre bir karar vermesinden ibarettir.
-
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
-
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ... Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:27