Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/11659
2023/11812
1 Ocak 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2016/558 E., 2023/277 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Kurum vekili ile davalılar Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği, ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Düzyollar Hırdavat Nal. Elk. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde çalışmakta olan ...’ın 16.07.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu 17.07.2012 vefat ettiği, Yıkıkkemer Ulu Camii Yap.Yaş. Derneği’nin.../... adresinde kurulu bulanan Yıkıkkemer Ulu Camii’nin kubbelerinin alüminyum kaplama işi için Hırdavat Nal. Elk. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ... ile anlaştığı, kazazede ...’ın 26.06.2012 tarihinde Yıkıkkemer Camii kubbe tamiratı işinde çalışmaya başladığı, 16.07.2012 tarihinde kubbe kenarından yaklaşık sekiz metre yükseklikten cami merdivenlerine düşerek ağır şekilde yaralandığı ve 17.07.2012 tarihinde vefat ettiği, kaza nedeniyle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/1172 E. sırasına kayden davalılar ... ve ... aleyhine taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan kamu davası açıldığı ve söz konusu davada Yıkıkkemer Ulu Camii Yap. Yaşatma Derneğini temsilen dernek başkanı ...'ın ve işi üstlenen ...’un kazanın meydana gelişinde tali kusurlu bulundukları belirlenerek 25.03.2013 tarihinde verilen 2013/97 K sayılı kararla sonuçlandığı, kararın temyiz edilmeksizin 02.04.3013 tarihinde kesinleştiği, Kurumlarının Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Başmüfettişi tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 01.03.2013 tarih, 209013/İNC 04 sayılı inceleme raporunda olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine güre bir iş kazası olduğu, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi nedeniyle Düzyollar Hırdavat Nal. Elk. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin 5510 sayılı Kanun'un 21/1 ve 76/4 maddeleri uyarınca sorumluluğunun bulunduğu, ayrıca 26.06.2012 tarihinde çalışmaya başlayan ve 16.07.2012 tarihinde uğradığı iş kazası sonucu 17.07.2013 tarihinde vefat eden ...'a ait işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği, bu nedenle işveren hakkında 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin uygulanması gerektiğinin tesbit edildiği, Kurumları tarafından kaza sonrası kazazedenin hak sahiplerine 28.972,75 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığı iddiasıyla Kurum zararından ıslahen 24.626,84 TL'nin 5510 sayılı Kanun'un 12, 13, 21, 23 ve 76 ncı maddelerine istinaden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği Başkanı olduğu, 11.06.2012 tarihinde caminin ...'a götürü usulde verildiği ve Cami Derneği tarafından alınan kararla çalışanların her türlü sigorta ve güvenliğinin ...’a ait olacağının kararlaştırıldığı, dolayısı ile çalışanlardan ...'un sorumlu olduğu, diğer davalı ...’un işin kendisine verildiği hususunda bir itirazı olmadığı, davacı tarafın ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/1172 sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna değindiği, ancak hukuk hakiminin ceza hakiminin kusur değerlendirmesi ile bağlı olmadığı, işgüvenliği önlemlerinin alınmasından işverenin sorumlu olduğu, davalının olayda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... yargılamanın devamı sırasında vefat etmiş ve mirasçılarına husumet yöneltilerek davaya devam edilmiştir.
Davalı Düzyollar Hırdavat Nal. Elk. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yöneltilmesinin hatalı olduğu, belirlenebilecek durumda olan dava değerine ilişkin kısmi dava açılmasının usulen hatalı olduğu, davaya dayanak edilen kurum raporu ve işlemlere ilişkin açtıkları ... 3. İdare Mahkemesinin 2014/234 E sayılı dosyası ile iptal davası açılmış olup konusu ve sonucu doğrudan iş bu davanın esasını etkileyeceği, davacı kurumun sigorta bağlamasına dayanak yaptığı raporun hatalı olduğunun tespiti ve işlemin iptali durumunda, şirketi ile hiçbir bağlantısı olmayan muris sebebi ile kuruma bir borcu olmayacağının açık olduğu, davalı ile işlemde konu edilen kişiler arasında hiçbir çalışma ilişkisi mevcut olmadığı, Cami derneği ile anlaşma yapan kişinin şirketin sahibi ... değil akrabası olan ve aynı isim ve soyadı olan ... olduğu, bu durumun Müfettiş raporunda vurgulanmadığı, bu nedenle karışıklık olduğu, idari işleme dayanak rapor ve bahsi geçen kazaya ilişkin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2012/1309 E 2012/27355 sayılı karar ile yapılan yargılamada dahi davacı şirket temsilcisine hiçbir kusur atfı olmadığı, bu yargı kararında davacı şirket yetkilisi ile aynı ismi taşıyan akrabası ... kimlik nolu ... ve Cami Derneği yöneticilerinin sorumlu bulunduğu, ne davalı şirketin ne de temsilcisi olan 34339792640 kimlik nolu ...’un sorumluluğu, kusuru, olayla ilişkisi ve isçilerle bir çalıştıran sorumluluğu tespit edilmediği, dosyadan alınan İşgüvenliği uzmanı Ramazan Ekici tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da Düzyolllar şirketi yekilisi ...’un bir sorumluluğu tespit edilmediği, raporda o tarihte şirketle hukuki hiçbir bağı olmayan ...’a kısmi bir sorumluluk yüklendiğini savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili aşamalarda işveren olmadığı ve kusurunun bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 22.12.2014 tarihli ve 2014/34 Esas, 2014/876 Karar sayılı kararla bilirkişiler kurulu tarafından verilen 13.08.2014 tarihli raporda da belirtildiği gibi davalı işveren Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği nin kazanın meydana gelmesinde %25, ... 'ın kazanın meydana gelmesinde %5, ...'un kazanın meydana gelmesinde %20 oranında kusurlu oldukları, kazalı ...'ın ise olayda %50 oranında kusurlu bulunduğu, davalı şirketin kazalının işveren olduğu ve kusurunun bulunmadığı, olayın iş kazası 12.08.2009 tarihinde meydana geldiğinden 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin uygulama kapsamına girdiği, Kurum zararı 28.972,75 TL'lik ilk PSD gelirin %50'si 14.486,37 TL'sini talep ettiği görülmekle 21 inci maddeye göre 14.486,37 TL'de tavan zarardan 13.855,23 TL' nin talep edilebileceği 631,14 TL fazla talebin bulunduğu bilirkişi Mehmet Erol Biçer in raporu ile de belirlenmiş olduğu gerekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak istemle bağlı kalınarak 13.855,23 TL'nin gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., Yıkıkkemer Ulu Cami Yaşatma Derneği ile ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, davalılardan Düzyollar Hırdavat Nal.Elektrik Malz.İnş.San.Tic Ltd Şti hakkında açılan davanın kusursuzluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2014 tarihli ve 2014/34 Esas, 2014/876 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı Yıkıkkenar Ulu Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği, ..., Büşra İlkbahar, ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
-
Dairemiz tarafından 17.10.2016 tarihli ve 2016/9381 Esas, 2016/12483 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...1 Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 12 ve 21 ve 23 üncü maddeleri olup, davada, somutlaşan olayda; davalı Yıkıkkenar Ulu Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından yaptırılmakta olan cami tamiratı işinde çalışan sigortalının, kubbenin üzerinden düşerek vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Davada, öncelikle çözümlenmesi gereken sorun; zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalıyı çalıştıran işveren ile diğer davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin, bir başka ifade ile asıl işveren – alt işveren ilişkisi (taşeron) ilişkisi olup olmadığının saptanmasıdır.
...
Bu açıklamalar kapsamında Yıkıkkenar Ulu Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği ile davalı Düzyollar Hır. Nal. El. Mal. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... arasındaki ilişkinin niteliğinin tespiti için, sözleşme, fatura ve benzeri belgeler cep edilerek, beyanlarda geçen işin yapım bedeli ile şirket tarafından derneğe kesilen fatura bedellerinin birbirine yakınlığı ve davalı ... ile dava dışı Timur Kapukaya’nın kazadan kısa bir süre sonra davalı şirket tarafından sigortalı olarak bildirimlerinin yapılmış olması da gözetilerek, işi dernekten aldığı ileri sürülen ...’un tamirat işindeki görev ve yetkileri ile kaza tarihinde sigortalılığının bulunup bulunmadığı araştırılarak, davalı şirket ve dernek ile gerçek kişi ...un iş kazasının gerçekleştiği olayda asıl işveren taşeron sıfatına sahip olup olmadıkları irdelenerek, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; davalıların kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak hüküm kurulmalıdır.
2 5510 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde sigortalıların hangi tarihte bildirilmesi ve tescil edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Buna göre; Kanun'un 4/1 a maddesi kapsamında sigortalı olanların Kuruma bildirim yükümlülüğü işverene ait olup; 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalının işe giriş bildirgesi ile bildirilmesi gerekir. İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün; yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde, ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar; Kamu idarelerince istihdam edilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde, işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmeleri gerekir.
5510 sayılı Kanun'un “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan Doğan Sorumluluk” başlıklı 23 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir. Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise; işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez.
Sözü edilen madde ile işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş şeklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23 üncü maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir. Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51 inci maddesindeki; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” ve 52 nci maddesindeki “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” hükümleri gözetilerek, zarar gören(sigortalının) müterafik kusurları da nazara alınarak söz konusu maddeler kapsamında Hâkim tarafından takdir edilecek uygun bir indirimin yapılması gereği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla sebebiyet vermeleri halinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62 nci (818 sayılı Mülga Borçlar Kanununun 50 ve 51) maddeleri uyarınca teselsül hükümlerine göre birlikte sorumlulukları söz konusu olacaktır. Bu halde, Türk Borçlar Kanunu’nun 62’inci maddesi uyarınca kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişinin diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkı baki kalmak koşuluyla, her bir sorumlu yönünden kusurlarına düşen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına hükmedilebilecektir.
İşveren veya işveren vekiline 5510 sayılı Kanun'un 23 üçüncü kişiye ise aynı kanunun 21/4 üncü maddesine dayanılarak Borçlar Kanunu’nun 61 ve devamı maddelerinde düzenlenen teselsül hükümleri doğrultusunda dava açıldığı hâllerde, birlikte sorumlu olanların müşterek kusurla hareket etmemiş olmaları nedeniyle, kusurlu üçüncü kişinin, 5510 sayılı Kanunun 21/4’üncü maddesine uygun olarak, kusur sorumluluğu dâhilinde ilk peşin sermaye değerinin yarısından sorumlu olacağı, münhasıran 23 üncü maddeden kaynaklanan sorumluluğun ise işverene(varsa işveren vekiline) ait olacağı; tüm kusurun üçüncü kişide olması veya olayın tümüyle kaçınılmazlık sonucu ortaya çıkması hâlinde dahi işverenin 23 üncü madde uyarınca ve yukarıda belirlenen ilkeler doğrultusunda sorumlu tutulması zorunluluğu göz önünde tutulmalıdır.
Eldeki davaya konu olayda, mahkemece, davanın yasal dayanaklarından olan ve kusursuz sorumluluk halini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü madde şartlarının varlığı usulünce araştırılarak yukarıda belirtilen ilkeler de dikkate alınarak varılarak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir."
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu iş kazasının meydana geldiği sırada camide çalışan ve cami yaşatma derneği ile işin yapımı konusunda anlaşan ...’un (...) TC kimlik numarasına haiz kişi olduğu, buna karşın davalı Düzyollar Hırdavat Nal. Elek. Mal. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.nin sahibi ve ortağı olan ... isimli iki şahsın daha olduğu bu kişilerin de TC kimlik numaralarının (34339792640) ve (34285794484) olduğu, cami yaptırma ve yaşatma derneği ile anlaşan ...’un Düzyollar Hırdavat Nal. Elek. Mal. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile hukuken bir ilişkisinin olmadığı ve bu şirketin ortağı olmadığı, ancak bu şahısların birbirleri ile akraba olduklarının anlaşıldığı, davalı Düzyollar Hırdavat Nal. Elek. Mal. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.nin ... Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulunun kesinleşen kararı ile davacı Kurum sigortalısının işvereni olmadığı ve dava konusu kaza ile bir ilişkisinin bulunmadığı hususu maddi olgu haline dönüşmüş olduğu, ceza yargılamasının kesinleşen hükmüne göre, dava konusu iş kazasının meydana gelişinde davalılar ... ile ...’un (...) cezai yönden suçlu oldukları, sigortalının davalı Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği’nin işçisi olduğu, davalı ...’ın bu derneğin başkanı olarak işveren vekili konumunda olduğu, diğer davalı ...’un (...) ise caminin bakım ve onarımını üstlenen ekibinin sorumlusu olarak işin sevk ve idaresini üstlenen kişi olarak işveren vekili konumunda olduğu, bu kişinin kendi nam ve hesabına iş sahibi olduğu ve yanında işçi çalıştırdığını ortaya koyabilecek herhangi bir tespitin de olmadığı, zira kendisinin de diğer iki kişi gibi fiilen cami onarımında bedenen çalıştığı, tüm bu veriler doğrultusunda davalı ...’un kurum sigortalısının işvereni olmadığı, kazanın meydana gelmesinde davalı Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği’nin % 50, davalı Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği Başkanı Durmuş Ali Ekber’in % 10, davalı ...’un % 10, davacı kurum sigortalısı ve kazalı ... % 30 oranında kusurlu olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin öngördüğü sorumluluk hâlinin 21 inci maddeye oranla farklı ve daha ağır bir sorumluluk olduğu, % 100 oranında kusurundan TBK.’nun 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 51 ve 52 maddeleri uyarınca sigortalının müterafik kusurunun % 50 sinden az olmayacak şekilde bir hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, sigortalının % 30 kusurunun yarısı olan % 15 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığında Kurum zararının % 100 % 15 = % 85 oranında sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davacının davalı Düzyollar Hırdavat Nal. Elek. İnş. San ve Tic Ltd ŞTi hakkındaki davasının reddine, davacının diğer davalılar hakkındaki davasının kabulüne, 24.626,84 TL ilk PSD gelirin 30.07.2013 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılar Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği, ..., ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur ve hesap raporlarını kabul etmedikleri, kararın eksik incelemeyle alındığı ve tavan zararın daha yüksek olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği, ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris ...'ın ilgili kazanın yaşandığı tarihte sadece dernek başkanı olarak görev yaptığı, Yıkıkkemer Ulu Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği'nin ise dosya içeriğinde belirtildiği gibi, kubbelerin alüminyum kaplatma işini diğer davalılardan ...'a verdiği, tadilat işleri ile ilgilenmeyen, işveren dahi olmayan derneğin, emniyet tedbiri alacak bilgi, alet ve edevatı olmaması nedeniyle 01.06.2012 tarihli dernek karar defterinde çalışanların her türlü sigorta ve güvenliğinin ...’a ait olacağının belirtildiği, camide yapılan iş ile ...'dan alınan hizmetin bir bağlantısı olmayıp Yargıtay ilamına göre iki ayrı bağımsız işveren olduğu, ...'ın derneğin başkanı olarak işveren ya da vekili konumunda olmadığı, ihale makamı olup anahtar teslim iş verdikleri, kendilerinin inşaat yapımı faaliyetleri olmadığı, Yargıtay bozma sebepleri değerlendirilmediği, kusurun fazla olduğu, HAGB almaları nedeniyle kazalı sigortalının Yıkıkkemer Cami Yaşatma Derneği'nin işçileri olduğu, ...'ın ise işveren vekili olduğu sonucuna varıldığı, ...'ın işveren vekili konumunda olmayıp, kaza geçiren işçinin de cami işçisi olmadığı ve dosyada buna ilişkin hiç bir delil bulunmadığı, sigortalının kazanın meydana gelmesindeki kusurunun az belirlendiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibine bağlanan gelirden oluşan Kurum zararının rücuen tahsili davasıdır.
2.İlgili Hukuk
- 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlı Sigortası Kanunu'nun 12 nci maddesinin ilgili 1, 2 ve 6 ncı şöyledir:
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işverendir.
İşveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren vekilidir. Bu Kanunda geçen işveren deyimi, işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili ve 4857 sayılı İş Kanununda tanımlanan geçici iş ilişkisi kurulan işveren, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. (Ek cümleler: 15.07.2016 6728/46 md.) Bu Kanun gereği internet, elektronik ve benzeri ortamda Kuruma gönderilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte yazılı sözleşme ile yetki verilmiş serbest muhasebeci, serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavirler de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
...
Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir. Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur."
- 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir:
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) (Değişik: 17/4/2008 5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) (Değişik: 17/4/2008 5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır."
- 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir:
"İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır."
- 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin ilgili 1 ve 2 nci fıkrası şöyledir:
"Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, Kurumca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, 21 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.
"
- Değerlendirme
1.5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiştir. Kanun'un 12 nci maddesi uyarınca sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren (aracı / taşeron) ile birlikte sorumlu bulunmaktadır. Söz konusu 5510 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin 1 inci fıkrası kapsamında Kurum zararından alt ve üst işverenler birlikte sorumludur.
-
5510 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmüne göre alt işveren, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişidir. Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir. İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde, ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
-
Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden alınan işin, asıl iş, ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
-
Asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı sorumluluğun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması ya da anahtar teslim iş olduğu ibaresinin konulmuş olması; bu sözleşmenin tarafı olmayan Kurumu bağlamaz.
-
İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, madde anlamında bir alt işverenlik, dolayısıyla dayanışmalı sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Benzer şekilde, işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı), asıl işveren olmayacağından, alt asıl işveren ilişkisi de bulunmayacaktır. Burada önemli olan yön “devir” olgusudur. Devirden amaçlanan, yapılmakta olan işin, bölüm ve eklentilerinden tamamen bağımsız bir sonuç elde etmeye yönelik, işi alana bağımsız bir işveren kimliği kazandıracak bir işin devridir. Diğer iş yerlerinde sigortalı çalıştırması nedeniyle “işveren” sıfatına sahip olan kişi, devredilen iş dolayısıyla işverenlik sıfatına sahip olmadığı için asıl işveren olarak sorumlu tutulamayacaktır. Aynı şekilde, işi alan kişinin de işverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Alınan işte sigortalı çalıştırmayıp, tek başına işi yürüten kişi alt işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Bu kimsenin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi ise bulunmamaktadır.
-
Alınan iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi veya yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Diğer bir anlatımla, bir işverene ait iş yerindeki üretim sürecine, başka bir işverenin dahil olması durumunda “alt işverenden” söz edilebilecektir. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi durumunda aracıdan söz etme olanağı kalmayacak ve ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır.
-
İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
-
Somut olayda; davacı Kurum, zararlandırıcı sigorta olayından kaynaklanan sosyal sigorta yardımlarını “asıl işveren” sıfatıyla davalı Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği'nden, asıl işveren vekili olarak ... mirasçılarından ve alt işveren sıfatıyla ... ve Düzyollar Hırdavat Nal. Elk. Malz. İnş. San. Tic. Ltd. Şti'den rücuan tahsilini istemiştir. Davalı ... ile davalı Düzyollar Hırdavat Nal. Elk. Malz. İnş. San. Tic. Ltd. Şti yöneticisi ...'un aynı kişiler olmadığı ve isim benzerliği olan akraba kişiler olduğu anlaşılmakla davalı şirket yönünden davanın reddine, işveren davalı ... yönünden ise kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı yerindedir.
-
Mahkemece, davalı Yıkık Kemer Cami Yaşatma Derneği asıl işveren, muris ... ile asıl işveren vekili kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Yıkıkkemer Ulu Camii kubbelerinin bakır kaplamalarının çalınması üzerine kubbelerin alüminyumla kaplanması için cami giderlerinin karşılanması ve cami işlerinin yürütülmesi amacıyla faaliyet gösteren davalı Yıkıkkemer Cami Yaşatma Derneği karar almış ve bu kapsamda davalılardan ... ile anlaşılmıştır. İş yerinde davalı Dernek işçisi, denetçisi, malzemesi, iş makinası ve ekipmanı bulunmamaktadır. Davaya konu iş kazasının meydana geldiği iş yerinde çalışan işçiler davalı ... tarafından temin edilmiş, ücretleri ödenmiş ve anılan gerçek kişi tarafından hizmet akdi çerçevesinde sevk ve idare edilmişlerdir. İşin belirli bir bölümünün işten tümüyle el çekilmeden davalı işverene devredildiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı derneğin işi tümüyle anahtar teslimi devrinin söz konusu olduğu ortadadır. Bu durumda davalı Derneğin 5510 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi kapsamında asıl işveren kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır. olayısıyla Dernek yöneticisi bir kısım davalılar mirasçısı ...'ın da işveren vekili sıfatıyla sorumluluğundan bahsedilemeyecektir.
-
Mahkemece; açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde davalılar Yıkıkkemer Cami Yaşatma Derneği ile ... mirasçıları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50