Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/9010

Karar No

2023/11579

Karar Tarihi

21 Kasım 2023

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2023/60 E., 2023/206 K.

KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti ile aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak muvazzaf subay (pilot) olarak çalıştığını, 26.10.2010 tarihinde istifa ederek görevinden ayrıldığını ve özel havayolu şirketlerinde çalıştığını, 18.01.2019 tarihinde kuruma başvurarak fiili hizmet zammı süresinin tespiti ile sürelerin sigortalılık başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden geriye çekilmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu, kurum tarafından 49 yaşını doldurduğunda emekliliğe hak kazanacağının bildirildiğini, davacının fiili hizmet zammı süresinin 1542 gün olduğunu, hizmet başlangıç tarihi olan 15.11.1989 tarihinden geriye doğru çekildiğinde hizmet başlangıç tarihinin 03.08.1985 tarihi olacağını, bu tarihe göre emeklilik yaşının 49 olacağını, ancak bu sürenin emeklilik yaş haddinden de geri çekilmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin hak etmiş olduğu 1542 gün yani 4 yıl 3 ay 12 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, geri çekilme sonucunda emeklilik yaş haddinden de bu sürelerin düşülerek emeklilik tarihinin 27.07.2016 tarihi olduğunun tespitine, müvekkiline emeklilik aylığı bağlanmasına ve kuruma başvurulduğu 18.01.2019 tarihini takip eden 01.02.2019 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanmasına ve birikmiş aylıkların faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istifa ettiği tarihe kadar 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığını yaş haddinden indirilecek sürenin yarısı olduğunu dava tarihinden sonraki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi, 05.12.2019 tarihli ve 2019/66 Esas, 2019/483 Karar sayılı kararı ile "...İlk Derece Mahkemesi “506 sayılı Kanun'un geçici 81/B f maddesinde; 23.5.2002 tarihinde sigortalılık süresi 15 yıl 6 aydan (dahil) fazla, 17 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları ve en az 5300 gün, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilecekleri hükmünün yer aldığı, yine 5434 sayılı Kanun'un geçici 205 inci maddesinin son fıkrasına göre ise, 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların hu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiili hizmet süresi zammı kadar indirim yapılacağının hükme bağlandığı, tahsis talep tarihi itibariyle davacının son yedi yıllık hizmetinin yarısından fazla kısmının 4/1 a maddesi kapsamında geçtiği, yaşlılık aylığının 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B f maddesine göre bağlanması gerektiği, ancak 2829 sayılı Kanun uyarınca hizmet birleştirilmesinde Emekli sandığı kapsamındaki çalışma sürelerinin gözetilmesi gerektiği, sigorta başlangıcının fiili hizmet zammı süresi düşüldüğünde 03.08.1985 tarihi olduğu, yaş haddinden de 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi gereğince fiili hizmet sürelerine 4 yıl 3 ay 15 gün süre kadar düşülmesi gerektiği, 49 yaştan bu süre düşüldüğünde 23.07.2016 tarihinde tahsis gerektiği, buna göre yapılan değerlendirmede sigortalılık süresi, yaş ve prim ödeme gün sayısı yönünden koşulları taşıyan davacıya talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi ve birikmiş aylıklara kuruma tanınan 3 aylık süre gözetilerek 01.05.2019 tarihinden itibaren yasal faizi yürütülmesi gerektiği kanaatine varılarak, davanın kabulü ile, davacının talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve birikmiş aylıkların 01.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar vermiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2020/408 Esas, 2021/1411 Karar sayılı kararı ile "...5434 sayılı Kanun kapsamındaki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri durumunda sigortalılık süresine eklenerek işe başlangıç tarihinden ve yaş haddinden de indirilmesi gerekeceği, buna göre, Kurumun kabul ettiği, 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet süresinin sigortalılık süresine eklenerek işe başlangıç tarihinden ve yaş haddinden de indirilmesi, aylık bağlanması için gerekli koşulların bu şekilde tespit edilmesi gerekmekte olup mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1 b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli ve 2020/408 Esas, 2021/1411 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

  1. Dairemizin, ilk bozma kararında "...2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.

Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı yasada yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma sonrası verdiği kararı ile; "...Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, davacının fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcını ve emeklilik yaş haddini geri çekip çekmeyeceği davacının, aylığa hak kazanıp kazanmadığı ve kazanmış ise faizi ile birlikte ödenmesi gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın istinaf başvurusunun reddedildiği, temyiz üzerine ise fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilebileceği, ancak sigortalılık başlangıcını geri çekmeyeceği gerekçesi ile kararın bozulduğu, mahkememizce bozma ilamına uyulduğu, bozma kapsamına uygun olarak yapılan değerlendirmede, davacının 23.05.2002 yasal değişiklik tarihine kadar olan hizmeti nedeni ile 3 yıl 4 ay 17 gün fiili hizmeti bulunduğu, bu süre 23.05.2002 tarihine kadar olan hizmetine eklendiğinde bu tarih itibarıyla 16 yıl 10 ay 25 gün toplam hizmeti olduğu, bu hizmet süresine göre 506 sayılı Kanun 81/B f bendi gereğince 25 yıllık sigortalılık, 49 yaş ve 5300 gün prim koşullarına tabi olduğu, emeklilik sanığı hizmet başlangıcı sigorta başlangıcı olarak esas alındığında 25 yıllık sigortalılık süresinin 2014 yılında dolduğu, 5300 gün koşulunu sağladığı, fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde 23.07.2016 tarihi itibarıyla emekli olması gerektiği, buna göre yapılan değerlendirmede sigortalılık süresi, yaş ve prim ödeme gün sayısı yönünden koşulları taşıyan davacıya talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi ve birikmiş aylıklara kuruma tanınan 3 aylık süre gözetilerek 01.05.2019 tarihinden itibaren yasal faizi yürütülmesi gerektiği kanaatine varılarak, davanın kabulüne, davacının talep tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve birikmiş aylıkların 01.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,.. dair karar verilmiştir.

C. Dairemizin 2 nci Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2022/64 Esas, 2022/137 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

  1. Dairemizin, 2 nci bozma kararında "...Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Buna göre; 18.01.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.11.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 2 ay 3 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 6 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla 11323 gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 08.11.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 08.11.2022 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre bir karar verilmesi..." gereklerine işaret edilerek verilen karar 2. kez bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... 18.01.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.11.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 2 ay 3 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 6 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla 11323 gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 08.11.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 08.11.2022 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile 51 yaş şartının 23.07.2018 tarihinde dolduğunun kabulü gerektiği, buna göre bu tarihi takip eden ay başı olan 01.08.2018 tarihi itibarıyla tahsise hak kazanılacağı, ancak tahsis talebinin 18.01.2019 tarihinde olduğu, buna göre bu tarihi takip eden 01.02.2019 tarihinde tahsise hak kazanılacağı, davacı tarafından fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından da geri çekilmesi talep edilmiş ve bu talep kabul edilmemiş ise de, bu talebin kabul edilmemesinin sonucu etkili olmadığı anlaşıldığından talebin tahsise yönelik olması da gözetilerek tam kabul kararı verilmiş, davanın kabulü ile, davacının talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve birikmiş aylıkların 01.05.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği ve tahsis şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde:

“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.

  1. Değerlendirme

1.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.

2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

3.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4 142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3 981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14 29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15 278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3 462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9 397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1 86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11 195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11 344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10 726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3 444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2 97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4 3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.

5.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

6.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

8.Eldeki davada, davacının, 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkin olarak eldeki davasını açtığı, mahkemece davacı tarafından fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından da geri çekilmesi talep edilmiş ve bu talep kabul edilmemiş ise de, bu durumun sonuca etkili olmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacının fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesine ilişkin talebinin mümkün olmadığı ve bu yönden talebinin reddi gerektiği ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kısa kararı kendi içerisinde çelişkili kılmakta, ayrıca hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir.

9.O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapistinafkarartemyizyargılamavı.kararımahkemesiderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:00:16

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim