Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/6856

Karar No

2023/11567

Karar Tarihi

21 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2736 E., 2021/2416 K.

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 12. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/677 E., 2021/536 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 22.11.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmensine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili özetle, müvekkillerinin murisi ...'nın 05.05.2012 tarihinde davalı şirketin Kuzey Irak’ta bulunan şantiyesinde çalışmaya başladığını, aylık ücretinin 1.200,00 USD (Amerikan Doları) olduğunu, işyeri şantiyesinde 26.09.2012 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde vefat ettiğinden bahisle dava dilekçesinde her bir davacı için 1.000,00’er TL maddi, eş ... için 130.000,00 TL manevi, diğer davacı çocuklar ... ve ... için 100.000,00’er TL manevi tazminat talep etmiş, aşamalarda ıslah dilekçesi olarak adlandırdığı 26.10.2018 tarihli dilekçede davacı eşe yapılan ödeme 40.000,00 ABD doları olduğu halde 50.000,00 ABD dolarının hesaplanan zarardan tenzil edilmesinin kabul edilemez olduğu belirtildikten sonra davacılar vekili bu itirazları saklı kalmak kaydıyla, yargılama sürecinin gereksiz şekilde 5 yılın üzerine çıkması ve davacıların mağduriyeti dikkate alınarak bir an önce karar verilebilmesi için; maddi tazminat istemlerini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 17.09.2018 tarihli ek hesap raporu doğrultusunda eş için 72.262,00 TL’ye, çocuk ... için 18.004,00 TL’ye, çocuk ... için 28.378,00 TL’ye arttırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili özetle; yetki itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin merkezi olan İstanbul Anadolu İş Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacıların murisinin müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu, davaya konu olayın iş kazası olup olmadığının belirsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 09.10.2019 tarih ve 2013/1355 Esas, 2019/433 Karar sayılı kararı ile davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 100.000,00 TL, çocuklar lehine 50.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.09.2020 tarih ve 2020/407 Esas, 2020/1871 Karar sayılı kararı ile dosyada en son alınan hesap bilirkişi raporunun 17.09.2018 tarihli olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bu rapor tarihi ile karar tarihi arasında 1 yıldan fazla süre geçtiği, hak sahiplerinin maddi zararının tespiti için hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan ücret artışları da göz önünde tutularak bu ücret üzerinden hesap raporu alınması gerektiği, davacının bu hususa ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğundan bahisle taraflarca ileri sürülen diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında sonra verilen İlk Derece Mahkemesinin temyiz incelemesine konu 18.06.2021 tarih ve 2020/677 Esas, 2021/536 Karar sayılı kararı ile SGK Başkanlığı tarafından, davalı şirket işverenliğinde, yurt dışında gerçekleşen olayın iş kazası olarak kabul edildiği ve ölümlü iş kazası nedeniyle davacı hak sahiplerine peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, davalı şirket bünyesinde çalışan davacılar murisinin Kuzey Irak ... bölgesinde şantiye alanında geri manevra yapan aracın altında kalarak hayatını kaybettiği, bilirkişi heyetinin kusur raporunda, davacılar murisi işçinin %20 müterafik kusurlu bulunduğu, alınan kusur raporunun dosya kapsamına ve kazanın niteliğine uygun kabul edildiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30 ve devamı maddeleri kapsamında davacılar murisi işçiye ait kusur durumu bu dosyada tespit edildiğinden, davalı işveren şirket ile kazada kusuru bulunan diğer şahıs ve şirket arasında sonradan açılması muhtemel rücu davasında kusur ve sorumluluk oranlarının ayrıca tespit edilebileceği, mevcut dosya durumunun hüküm tesisine yeterli kabul edildiğinden bahisle davacıların talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle maddi tazminat istemlerinin kabulüne, maddi tazminat talepleri yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, eş lehine 100.000,00 TL, çocuklar lehine 50.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine, manevi tazminatlar yönünden fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2021 tarih 2021/2736 Esas, 2021/2416 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkillerinin maddi zararının eksik hesaplandığını, hesaplamaya esas ücretin hatalı tespit edildiğini, müteveffanın yol ve asfalt yapım işlerinde çalışan inşaat işçisi olduğunu, TÜİK verileri uyarınca 2014 yılı için nitelik gerektirmeyen yol ve genel olarak inşaat işlerinde çalışanların 2014 Kasım ayı brüt ücretinin 1.412,00 TL olarak yer aldığını, aynı dönemde asgari ücretin brüt 1.134,00 TL olduğunu, vasıfsız inşaat işçisinin ücretinin TÜİK verileri uyarınca asgari ücretin 1,245 katı olarak kabul edildiğini, yapılan toplam 50.000 ABD doları tutarındaki ödemenin 10.000 dolarlık kısmının bizzat müteveffanın annesi ...'na yapıldığını, bu ödemenin müvekkili ... ile bir ilgisinin bulunmadığını, buna rağmen tazminattan 50.000 dolar karşılığı 89.090,00 TL'nin mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hüküm altına alınan her bir alacak kalemi için ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, nitekim istinaf öncesi ilk hükümde bu şekilde karar verildiğini, ancak İlk Derece Mahkemesinin bu defa tüm davacılar için hüküm altına aldığı maddi tazminatı toplayıp, maddi tazminat için tek bir vekalet ücretine, manevi tazminat tutarını toplayıp tek bir vekalet ücretine karar verdiğini, kararın usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacı eş ... için 213.850,81 TL, ... için 25.521,00 TL, ... için 45.288,05 TL zarar hesaplandığını, raporun sonuç bölümünde müvekkili ...'ün talep edeceği miktar olarak; 213.850,81 TL yer alması gerekirken, maddi hata ile 72.882,91 TL olarak yer aldığını, hüküm verirken bu hususun dikkate alınması gerektiğini, ıslah talepleri uyarınca karar verildiğini ve ıslah talebinden sonra yapılan hesaplamada ortaya çıkan tazminat artışına ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, ancak saklı tutulan alacak miktarının hükümde yer almadığını, müvekkili ... için 141.588,81 TL, ... için 7.517,00 TL, ... için 16.910,05 TL maddi tazminat alacağının saklı tutulduğunun hüküm fıkrasında yer verilmesi gerektiğini belirterek, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava dışı ... Asfalt firması tarafından 50.000 dolar ile şu anda davacıların uğradığı manevi zarar karşılandığı gibi manevi zarardan daha fazlasının ana para olarak kaldığını, davacıların murisi ...'nın vefat ettiği tarihte müvekkili şirket çalışanı olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili ile dava dışı ... Asfalt firması arasında alt işeveren – asıl işveren ilişkisi olduğu yönündeki tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, tek benzerliğin iki firmanın da aynı bölgede çalışma yapması olduğunu, müvekkilinin adresi itibariyle İstanbul Anadolu İş Mahkemelerinin yetkili olduğunu, tanıkların ifadelerinden de anlaşılacağı üzere müteveffanın müvekkili şirket çalışanı olmadığını, dava dışı ... Asfalt firmasının çalışanı olduğunu, davacı tarafın ... İnşaat’a verdiği feragatname ile aldığı 50.000 dolar karşılığı tüm davalarından feragat ettiğini, müvekkilinin müteveffanın geçirdiği kaza ile ilgili hiçbir bağlantısının kasıt veya kusurunun bulunmadığını, işveren ... Asfalt Company’nin öncelikle davaya dâhil edilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan tazminatların fahiş olduğunu, yurt dışı sözleşmesi olmadan müteveffanın yurt dışında müvekkili şirket tarafından çalıştırılmasının yasal olarak mümkün olmadığını, müteveffanın kusur oranının yanlış tespit edildiğini, müteveffanın ücretinin hiç bir inceleme yapılmaksızın 1.200,00 USD olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacı eşin henüz 40 yaşında olmasına rağmen evlenebilme ihtimalinin olmadığı hakkındaki görüşün doğru olmadığını belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 15.10.2021 tarih, 2021/2736 Esas, 2021/2416 Karar kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesinin kararına yönelik en önemli itirazlarının davacıların maddi zararının eksik hesaplanması olduğunu, eksik hesaplamanın müteveffanın hesaplamaya baz alınan ücretinden kaynaklandığını, hükme esas alınan raporda işlemiş dönem hesabında sadece 221 günlük (yaklaşık 7 ay) dönem bakımından davacının ücretinin gerçek ücreti olan 1.200,00 dolar olarak kabul edildiğini, onun dışında kalan işlemiş dönem ve ıskontolu dönemin tamamı bakımından davacının gelirinin asgari ücret olarak kabul edildiğini, davacının yol ve asfalt yapım işlerinde çalışan inşaat işçisi olduğunu, TUİK verileri uyarınca 2014 yılı için nitelik gerektirmeyen yol ve genel olarak inşaat işlerinde çalışanların 2014 Kasım ayı brüt ücreti 1.412,00 TL olarak yer aldığını, aynı dönemde asgari ücret brüt 1.134 TL olduğunu, yani vasıfsız inşaat işçisinin ücretinin dahi TUİK verileri uyarınca asgari ücretin 1,245 katı olarak kabul edildiğini, bu verilerin istinaf aşamasında dosyaya ibraz edildiğini, hesaplamaya esas alınan ücrete yönelik itirazları dikkate alınmadan müteveffanın ücretinin asgari ücret olarak kabul edildiğini ve salt bu hatalı varsayım nedeniyle maddi tazminat hesabında en azından 1,245 kat eksik hesaplama yapıldığını, maddi tazminatın eksik hesaplanması nedeniyle kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı verildiğini, hesaplamadaki diğer bir hatalı hususun davacı eş ...'e ait tazminattan 40.000 dolar karşılığı 69.784,00 TL mahsup edilmesi gerekirken ödenmediği halde 50.000 dolar karşılığı 89.090 TL'nin mahsup edilmesi olduğunu, yargılamanın en başından itibaren davacı ...'e yapılan ödemenin 50.000 dolar karşılığı 89.090 TL değil 40.000 dolar karşılığı 69.784 TL olduğunu beyan ettiklerini, yapılan toplam 50.000 dolarlık ödemenin 10.000 dolarlık kısmının bizzat müteveffanın annesi Halime'ye yapıldığını, bu ödemenin davacı eş ... ile bir ilgisi olmadığını, davacı ...'e 50.000 dolar ödeme yapılığına dair herhangi bir yazılı delil veya kabul olmamasına karşın tazminattan 50.000 dolar karşılığı 89.090 TL'nin mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, vekalet ücretinin hatalı takdir edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müteveffanın müvekkili şirketin işçisi olmadığını, dava dışı ... Asfalt Company şirketinin işçisi olduğunu, Mahkemede ... Asfalt Company şirketine davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini ancak bu talepleri konusunda bir karar verilmediğini, yasal süreci içinde yetki itirazında bulunduklarını, Ankara İş Mahkemelerinin bu davada yetkili olmadığını, müvekkili şirket ile müteveffanın çalışanı olduğu ... Asfalt Company arasında bir alt/üst veren ilişkisi bulunmadığını, tek benzerliğin aynı bölgelerde faaliyet gösteren Türk firmaları olmalarından ibaret olduğunu, 17.11.2016 tarihli celsede Mahkeme huzurunda dinlenen tanık Cihan Tahsin'in ifadesinde Irak ...'de asfalt ve taş kırma işi yapan ... Asfalt firmasının sahibi ve yetkilisi olduğunu müteveffanın kendi çalışanı olduğunu ikrar ettiğini, olayın cereyanını bizzat Mahkemeye aktardığını, olay meydana geldiğinde müteveffanın Iraklı müşteriye ait TIR'ın tekerinin dibinde uyuyor olduğunu ve TIR'ın hareket etmesi sonucu vefat eden ...'nın kendi çalışanı olduğunu olayın cereyanı üzerine birçok Türk firmanın olay yerine yardıma geldiğini 77 İnşaat tarafından bir kişinin de yardım amaçlı gelmiş olabileceğini söylediğini, bu sebeple taraf vasfında müvekkili şirket olduğunu düşünüp yanılmış olabileceklerini dile getirdiğini, aynı zamanda tanık ifadesinin devamında olaya sebebiyet veren TIR şoförünün Irak'ta yargılandığını müteveffanın ailesinin tanığın yanına geldiğini ve aileye o zaman için 50.000 dolar ödeme yapıldığını ve noter huzurunda hiçbir haklarının kalmadığına dair bir ibraname imzaladıklarından bahsettiğini, söz konusu bu ibranamenin müteveffanın ailesinin gerçek işverenle yaptıkları anlaşma olduğunu, ibranamenin müvekkilinin olayla bir ilgisi olmadığını gösterdiğini, 21.12.2016 tarihinde Adana 3. İş Mahkemesinde dinlenen tanık ...'in beyanın da ise kendisinin ... Asfalt Company çalışanı olduğunu, müteveffanın da bu şirkette çalışmakta olduğunu, kazayı görmediğini ancak haber alınca olay yerine gittiğini öğle molasında orada bulunan tırın tekerinin altında yaslanmış uyumuş haldeyken mesai başlayıp kantar açılınca tır şoförünüm tırı hareket ettirdiğini, bunun üzerine müteveffanın ezilerek hayatını kaybettiğini ifade ettiğini, olay sonrasında TIR şoförünün tutuklandığını, ...'nın hak sahiplerinin ...'e gelerek işverenle anlaştığını ve tazminat ödemesi yapıldığını da beyan ettiğini, 13.12.2012 tarihli 37247 sayılı ve 171 kayıt nolu belgeye göre ...(...) '' Trafik kazası olayında 50.000 USD olan hakkımın tamamını almış bulunmaktayım, gelecekte hiçbir şekilde herhangi bir talepte bulunma ya da tazminat talebinde bulunma hakkım yoktur.'' diyerek işvereni ibra ederek tüm haklarından feragat ettiğini, bu beyanlar ve davacıların feragati ile ilgili belgelerin dosya içeriğinde mevcut olduğunu, alınan 50.000 doların mahsup edilmediğini, taraf teşkili yanlış olmasına karşın müvekkili şirketten çok fahiş miktarda tazminat talebinde bulunulduğunu, müteveffanın müvekkilinin çalışanı olduğu hususunun net delillerle ortaya konulmadığını, müteveffanın SGK kayıtlarının incelendiğini, ... Asfalt çalışanı olduğunun ortaya konulduğunu, bilirkişi raporlarında da kaza anında işverenin ... Asfalt Company olduğunun ortaya konulduğunu, yapılan tespitler neticesinde kaza yerinin de ...'ya ait şantiye olduğunun da görüldüğünü, müvekkili şirketin her çalışanı için İŞKUR nezdinde Yurt Dışı Hizmet Sözleşmesi imzaladığını, ispat hukuku kuralları gereği davada hak ve menfaat elde etmeye çalışan davacı tarafın müteveffanın müvekkili şirket işçisi olduğunu yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, hukuk düzeninde olmayan bir şeyi ortaya koyamadıkları gerekçesi ile müvekkiline bir yaptırım uygulamanın doğru olmayacağını, şayet çalışan olsaydı müvekkili şirketin tüm belge ve delillerinde bu hususun görülebileceğini, müteveffanın müvekkili şirket ile bağını ispat edebilecek nitelikte diğer işçilerle yaptığı sözleşmelerden hiçbirinin olmadığını, normal hayat akışında tır tekerinin dibinde uyumanın mümkün olmadığını, burada işçinin hayatı ile ilgili ihmalinin mevcut olduğunu, bunun aksi düşünülse bile vefat eden işçinin müvekkili şirket ile arasında bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, taraf sıfatı eksikliğinden davanın reddi gerekirken müvekkili aleyhine karar çıkmasının hukuk düzeninin temel ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, müteveffanın aylık ücretinin belirli olmadığını, buna rağmen hiçbir inceleme yapılmadan ücretin 1.200,00 dolar olarak kabul edilmesinin haksızlık olduğunu, tazminata hiç hükmedilmemesi gerekirken üzerine bir de fahiş bir aylık ücretten tazminata hükmedilmesinin taraflar arasında gözetilmesi gereken eşitlik ilkesine uymadığını, müvekkili şirketin yüzlerce işçisi ile yaptığı iş akitlerini sadece ... için yapmadığını düşünmenin mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 281 inci maddesinin birinci fıkrası, 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanun'un 8 inci ve 31 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından Kurumun zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle tahkikat yaptığı, bu tahkikat sonucunda başmüfettiş tarafından düzenlenen inceleme raporunda olayın bir iş kazası olarak nitelendirildiği, davacılar murisinin işvereninin ise davalı ... İnşaat şirketi olduğu, işverenden sigortalı işe giriş bildirgesinin istenilmesi, verilmemesi halinde resen düzenlenmesi gerektiğinin tespit edildiği, inceleme raporunda herhangi bir kusur taksimatı yapılmadığı ancak meydana gelen iş kazası ile ilgili olarak herhangi bir tutanak, bilirkişi raporu vs. olmadığından sigortalı, işveren ve üçüncü kişi sorumluluğunun tespit edilemediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 nci maddesinin birinci fıkrasında iş sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Buna göre, " İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir." Ayrıca aynı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında da " Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir." hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda Kurum tarafından davalı şirketin işveren olduğu tespitinin yapıldığı anlaşıldığına göre davalı şirkete davacılar murisinin işvereni olmadığının tespiti için Sosyal Güvenlik Kurumuna ve ... sigortalının hak sahiplerine karşı menfi tespit davası açmak üzere kesin süre verilmesi, açılacak dava bekletici mesele yapılarak, usuli kazanılmış haklar da gözetilip çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Davacı yararına 17.100 TL duruşma Avukatlık ücretinin davalıya, davalı yararına 17.100 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiişkurderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:00:16

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim