Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/7044
2023/11553
21 Kasım 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/788 E., 2023/25 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2015/542 E., 2022/116 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın süresi içerisinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; (hakkında tefrik kararı verilen) ... ve ... ile beraber müvekkili ...'in 19.04.2014 günü saat 18:00 sularında işveren ... İnşaat & ... İnşaat Adi Ortaklığının Yukarı Beylerbeyi Mahallesinde yapımı süren ... Arena Stadyum inşaatında kalıp ustası olarak çalıştıklarını, davacıların inşaatın yatakhane bölümünde bulunan prefabrik evde istirahat ederken, yatakhane kalorifer kazanının patlayıp davacıların kaldığı evin üzerine düşmesi neticesinde müvekkillerinin yaralandıklarını hastaneye sevk edilerek tedaviye alındıklarını, müvekkillerin bu iş kazası nedeniyle vücutlarında ciddi yanıklar olduğunu, bedensel güçlerini geri kazanamadıklarını, vücutlarında kalıcı iz olduğunu, işverenle yapmış oldukları, anlaşmaya göre 8 saatlik çalışma karşılığı 75,00 TL'şer ücret aldıklarını, günde 8 saatlik çalışmadan sonra da bazen 4 bazen 6 saatlik fazla çalışma yaptıklarını, SGK kayıtlarında davacıların asgari ücretle çalıştıklarının gösterilmekle beraber, işçi puantaj defterinde ücretlerinin 3.000,00 TL'nin üzerinde olduğunun belirtildiğini, bu nedenlerle her bir davacı için 500,00 TL'şer maddi tazminat ile 50.000,00 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihinden yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
- Müvekkili Şemsettin'in maddi tazminat istemini 10.02.2022 tarihli dilekçesiyle 596.365,20 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... İnşaat ve ... İnşaat Adi Ortaklığı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacıların geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle oluşan herhangi bir sürekli iş göremezlik oranının olmadığını, işverenini kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağının olmadığını, müvekkil şirketin tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davacılara tüm eğitimlerin verildiğini, şantiyenin aylık olarak denetlendiğini, davacının ücret bordrolarında görüleceği üzere asgari ücretle çalıştığını, her gün 4 veya 6 saat fazla çalışmanın yapılmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacıların İşveren Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında müvekkili şirket aleyhine dava açılmalarının haksız olduğunu, İşveren Mali Mesuliyet Poliçesinin ihtiyari nitelikte bir poliçe olup, sigortalı ile sigorta şirketi arasında geçerli olan bir sözleşme olduğunu, 3. kişiler tarafından ihtiyari olan ve sadece tarafları bağlayan bu poliçe ile ilgili olarak sözleşme tarafı olmayan davacıların müvekkil şirkete husumet yönetmelerinin mümkün olmadığını,SGK'nun sağladığı yardım ve ödemelerin gözetilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Davanın kısmen kabulü ile; davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle 596.365,92 TL maddi tazminat talebinin 589.066,04 TL’sinin kabulü ile 19.04.2014 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, (Davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına), davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle 50.000,00 TL talep ettiği manevi tazminat talebinin 40.000,00 TL’sinin kabulü ile 19.04.2014 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnş ve Tic A.Ş. ile davalı ... İnş Taah San ve Tic Ltd Şti’nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle;müvekkilinin kalıp ustası olarak davalı işverenlikte kaza tarihi itibari ile net 75 TL günlük ücretle çalıştığını, haftalık 45 saatin üzerinde çalışıp ücretlerinin iki farklı banka hesabına biri bordro hesabı olarak işverenlik tarafından diğeri ise bordro üstü ve fazla mesai karşılıkları şirket personeli tarafından yatırılması ile ücretlerinin ödendiğini, davacının günlük kazancının 150 TL civarında olduğunu, tazminat alacağının eksik hesaplandığını, geçici ve sürekli iş göremezlik tespitlerini kabul etmediklerini, maluliyet oranını kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, davalı ... şirketinin poliçesinde manevi tazminat klozu bulunmasına rağmen sigorta şirketi yönünden red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kabule göre de sigorta şirketi lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, manevi tazminat yönünden hem davalı işveren şirketlere hem de davalı ... şirketine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesi ile husumet itirazlarının bulunduğunu, maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, maluliyete ilişkin ATK Genel Kurulundan rapor aldırılması gerektiğini, davacı tarafın tanık dinletmediği dikkate alındığında davacının kalıpçı ustası olmadığı, günlük ücretine ilişkin tanık delilinin olmadığı, iddiaya ilişkin başkaca yazılı evrak da bulunmadığı dikkate alındığında ücretinin kayıtlarda olduğu gibi asgari ücret olarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
3.Davalılar ... İnş. ve ... İnş. vekili istinaf dilekçesi ile; maddi tazminatın reddedilen kısmının kesinlik sınırının altında olduğunu, davacının usta olduğunu ve ücret iddiasını ispat edemediğini, belirlenen maluliyet oranını kabul etmediklerini, zarar ile müvekkilleri arasındaki illiyet bağının kesildiğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, sigorta şirketinin poliçe gereği manevi tazminattan sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "davaya konu iş kazasının, 19.04.2014 tarihinde davalılar ... İnş. Ve ... İnş. Ortaklığı firmasına ait ... 33.000 kişilik stadyum inşaatında koğuşların ısıtılması için kullanılan kömürlü kalorifer kazanının yüksek basınç sebebiyle patlaması sonucu kalorifer kazanının kazan dairesine 6 7 metre uzaklıkta bulunan işçi koğuşunun üzerine düşmesi ve etrafa yayılan sıcak su sebebiyle koğuşta istirahat eden davacı işçi ... ile Nihat Rençüzoğlu ve ...'un yaralanması şeklinde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Aynı iş kazasında yaralanan işçi ...'un açtığı aynı nitelikteki davanın ... 2. İş Mahkemesinin 2015/356 E.sayılı dosyasında görüldüğü, dosyada aldırılan 30.12.2020 tarihli ve iş bu dosyada yapılan yargılama sırasında aldırılan 20.07.2020 tarihli heyet bilirkişilerce hazırlanan kusura ilişkin bilirkişi raporlarında işveren ... İnş ve ... İnş. Şirketlerinin %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği görülmüştür. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle davalı işveren iş ortaklığınca kazaya sebebiyet veren kalorifer kazanının yakılması, temizlenmesi, kontrol ve bakımı konusunda gerekli ve yeterli özenin gösterilmediği, kazanı yakmakla görevli olan Yakup Elmas isimli çalışanın kaza tarihinden önce işten ayrıldığı, söz konusu iş kazasının olduğu gün kazanı yakmak ve kontrolünü yapmak üzere kimin görevli olduğunun bilinmediği, ehil olmayan, ateşçi belgesi olmayan bir inşaat işçisini kalorifer kazanı yakma işinde görevlendirdiği, kömürlü kalorifer kazanının periyodik kontrol formunun olmadığı, işyerinde etkin kontrol ve denetim sisteminin oluşturulmaması nedeniyle işveren iş ortaklığının %100 oranında kusurlu olduğu, kazazede işçinin olayın gerçekleşmesinde kendinden kaynaklı herhangi bir tehlikeli hareketinin bulunmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığının kabul edilmesi olayın oluş biçimi ve dosya kapsamındaki delil durumu nazara alındığında yerinde bulunmuştur. 19.07.2016 tarihli maluliyete ilişkin SGK sağlık kurulu raporunda davacının maluliyetinin %0 olduğu belirtilirken itiraz üzerine aldırılan Yüksek Sağlık Kurulu'nun 19.09.2018 tarihli raporunda davacının maluliyet oranının %16 olduğunun belirtildiği, itiraz üzerine dosyanın ATK'ya gönderildiği, 24.06.2019 tarihli ATK raporunda davacının maluliyet oranının %16 olarak belirtildiği görülmekle YSK ve ATK raporu arasında çelişki bulunmadığı da dikkate alındığında davacının maluliyetinin usulüne uygun şekilde belirlendiği, buna ilişkin itirazların yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının aylık ücretinin miktarı taraflar arasında anlaşmazlık konusudur. Davacı dava dilekçesinde davalı işyerinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, günlük ücretinin 75,00 TL olduğunu, yaptığı fazla mesailerle birlikte aylık 3000,00 TL civarında ücret aldığını iddia etmiş, davalı işveren davacının usta değil kalıpçı olarak çalıştığını, aylık ücretinin asgari ücret olduğunu savunmuştur. Davacı yargılama sırasında tanık dinletmemiştir. Sunulan banka kayıtlarında yapılan ödemelerin neye ilişkin olduğu belirtilmemiştir. Bu durumda davalı yanın kabulünde olduğu üzere davacının kalıpçı olarak çalıştığı, usta vasfında olduğunun dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı, davacının yaptığı işin niteliği dikkate alındığında asgari ücret düzeyinde bir ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği, ünvanı, kıdemi ve emsal ücrete ilişkin TÜİK kaydı dikkate alındığında davacının son aylık ücretinin brüt 1.620,33 TL olarak kabulü gerekirken salt davacı iddiasına dayalı olarak net 2250,00 TL olduğunun kabülü hatalı olmuştur. Dairemizce yeni kurulacak hükümde 09.02.2022 tarihli hesap raporunda 10621,60 TL olan ilk peşin sermaye değeri ve 28.515,04 TL olan geçici iş göremezlik ödemesine ilişkin olarak yapılan maddi hata düzeltilerek 2. Seçenek hesaplama doğrultusunda bulunan 375.419,13 TL'den 10621,60 TL ilk peşin sermaye değeri ve 28.515,04 TL geçici iş göremezlik ödemesi mahsup edildiğinde 336.282,49 TL maddi tazminat hesaplanmıştır. Dosya içerisinde mevcut 31.12.2013 31.12.2014 dönemini kapsayan işveren mali sorumluluk poliçesi içeriği dikkate alındığında davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak maddi tazminattan sorumluluğunun bulunduğu, husumet itirazının yerinde olmadığı, her ne kadar Mahkemece davalı ... manevi tazminat alacağından sorumlu tutulmamış ise de poliçede manevi tazminat klozu bulunmakta olup hüküm altına alınan manevi tazminat miktarından davalı ... şirketinin de poliçe limiti ile sınırlı olarak müşterek ve müteselsil sorumlu tutulması gerekirken bu davalı yönünden talebin reddine kararı verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, sigorta şirketi de maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulur iken kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir. Oysa sigorta şirketinin temerrüde düşürüldüğü dava tarihinden itibaren faiz sorumluluğu başlamaktadır. Bu yönüyle davalı ... şirketinin istinaf itirazı yerindedir. Tarafların kusur durumları, kaza tarihi, maluliyet oranı, somut olayın özellikleri ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat makul ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Davalı ... ve ... inşaat yönünden ise, uygulanan faiz oranları ve başlangıç tarihi bakımından usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Yine, yüksek yargı kararları gereği, PMF yaşam tablosunun dikkate alınmaması, TRH 2010 işaretli yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi de yerindedir." gerekçeleriyle "Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1 b/2 hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, Davanın Kısmen Kabulüne; 336.282,49 TL maddi tazminat alacağının 19.04.2014 iş kazası tarihinden (davalı ...Ş yönünden 24.07.2015 dava tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ...Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine, 40.000,00 TL manevi tazminat alacağının 19.04.2014 iş kazası tarihinden (davalı ...Ş yönünden 24.07.2015 dava tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ...Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verildiği anlaşılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan hesap seçeneğinin hatalı olduğunu, usta ücretinin esas alınması gerektiğini, 75 TL ücret iddiasının, Kayseri İnşaat İşçileri Derneğinden gelen günlük 80 TL düzeyindeki ücret ile doğrulandığını, müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini müvekkilinin 2 yıl bakıma muhtaç durumda kaldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kaldır kararından sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerinin hesap raporunda dikkate alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
-
Davalı ... İnşaat ve ... İnşaat Şirketleri ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının usta olduğunu ispat edemediğini ve "kalıp işçisi" olduğunu kabul eden Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının kalıp işçiliğinde asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalışmasını gerektirecek kıdemi ve tecrübesi olmadığını dikkate almaksızın asgari ücretin 1,4697 katı ücretle çalıştığını kabul etmesinin hatalı olduğunu, davacı vekilinin 05.08.2021 tarihli bilirkişi hesap raporu kendisine HMK 281 inci madde ihtarıyla tebliğ edilmesine karşın davacının bu rapora 2 haftalık kesin sürede itiraz etmediğini ve 05.08.2021 tarihli rapor yönünden müvekkilleri lehine usuli kazanılmış hak doğduğu halde hesap bilirkişisinin yetki ve görevini aşarak 12.11.2021 tarihli beyanını verdiğini,, Mahkemenin 04.02.2022 tarihli ara kararı (ve işbu karara karşı 08.02.2022 tarihli dilekçemizle itiraz da ettiğimiz halde) davacının süresinde itiraz etmediği 05.08.2021 tarihli rapor yönünden müvekkilleri yararına doğan usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde 05.08.2021 tarihli rapor ve bu rapordaki verileri ve tutarları aşarak 09.02.2022 tarihli hesap raporuna mesnetle karar vermesinin ve Bölge Adliye Mahkemesince de bu duruma dair itirazlarını karşılar gerekçe oluşturmadan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, ÇSGB Müfettiş tespitlerine göre işyerinin güvenli olduğu, aynı zamanda risk analizi yapılmış olduğunu, kalorifer ateşleyicisinin işinin başında olduğunun sabit olduğunu müvekkillerle kaza arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını, olayda kaçınılmazlığın söz konusu olduğunu ve bu durumun dikkate alınmaması, müvekkillerin mevzuata aykırılığı olmaması sebebiyle bilim ve teknik açıdan bir değerlendirme yapılırsa bu sefer de kusurdan hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yapılmayıp müvekkiller %100 kusurlu kabul edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bozulmasını ve davanın reddini talep ettiğini, sürekli iş göremezlik oranının tespitinde davacının tedaviye dair gerekleri yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, sigorta poliçe limitinin kararda belirtilmemesinin hatalı olduğunu, PMF yaşam tablosu kullanılmaksızın hesap yapılmasının, faizin başlangıç tarihi ve oranları ile hükmedilen yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
-
Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının doğrudan müvekkili sigortaya dava harkkı olmadığını, poliçe teminat miktarının kararda açıkça yazılmamasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket'in ... poliçe numaralı İşveren Mali Sorumluluk Poliçesi kapsamındaki sorumluluğu şahıs başı teminat limiti olarak 200.000,00 TL ile sınırlı olup, buna ek olarak, 66672021 poliçe numaralı İşveren Mali Sorumluluk poliçesi kapsamındaki sorumluluğu şahıs başı teminat limiti olarak 150.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, bundan anlaşılması gereken, her iki poliçe kapsamında mağdur için ödenebilecek tutarlar şahıs başı teminat limitleri dahilinde olup işbu limitleri aşmasının hukuken mümkün olmadığını, bu kapsamda müvekkilinin her iki poliçe kapsamında şahıs başı teminat limitleri kapsamında sorumlu olduğu maksimum tutar'ın 350.000,00 TL olduğunun gözetilmediğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sigorta teminatıyla sorumlu tutulmasına hükmedilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı kanunun 110 uncu maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56.maddeleri, ile sigorta şirketinin sorumluluğu açısından aynı kanunun 130.maddesi, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, " İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77.maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir.
-
Değerlendirme
-
Davalı tarafın kusura yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; iş kazasının gerçekleşme şekli dikkate alındığında, davacı sigortalıya kusur atfedilmemesine dair tespitin yerinde olup müteselsil sorumluluk ilkeleri kapsamında davalıların sorumlu tutulduğu %100 kusur oranı içerisinde, dava harici kişiler ile olay günü kalorifer kazanını yakan kişi kusurunun tespitinin, davalılar ile dava harici kişiler arasında ileride açılması imkanı bulunan rücu dava dosyasında tartışılarak hükme bağlanmasının mümkün olması karşısında bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
-
Davacı ve davalı tarafların maddi tazminat hesabına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21) 94 E 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, ... 2001, Cilt:3, s. 2753)"
3.6100 sayılı HMK'nun 266.maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016 6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03/11/2016 6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı kanunun 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020 7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.
-
Bilindiği üzere HMK'nun 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
-
Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
6.Gerçek ücretin ise; öncelikle sendikalı işçiler için toplu iş sözleşmesine, sendikasız işçiler yönünde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
-
Somut olayda davacının yaptığı işin niteliği ortaya konulup usta niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi açısından ceza dava dosyasındaki tespitlerin de delil niteliğinde olduğu gözetilerek iş bu dava dosyası örneği de dosya içeriğine dahil edilip var ise sigortalının kendi beyanlarında geçen ücrete dair kabulünün aşılamayacağını da gözeterek, yaptığı işe uygun ücretin tespiti açısından, dava dosyasında olduğu gibi TÜİK emsal ücretleri ile beraber, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının rayiç ücretleri ve işin yapılmakta olduğu yerdeki meslek odalarından yapılan işe uygun kaza tarihi ile bilinen dönem içerisindeki ücretlerin tespit edilip bütün bu ücretler birlikte değerlendirilerek ücret tespiti yoluna gidilmesi gerekirken yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
-
Öte yandan davacı vekilinin 05.08.2021 tarihli hesap raporun kendisine 10.08.2021 tarihinde tebliğ edilmesine karşın süresi içerisinde rapora itiraz ettiğini gösterir bir kaydın dosya içerisinde tespit edilemediği, davalı vekilinin ise süresi içerisinde itirazlarında ise erkek bakiye ömür tablosunda yerine kadın bakiye ömür tablosunun dikkate alınmasını belirttiği alınan 09.02.2022 tarihli ek raporda bakiye ömür tablosuna yönelik hata giderilmekle beraber, davacı tarafın süresinde itirazının olmamasına rağmen işlemiş devrenin kök raporda esas alınan 31.12.2021 tarihinden 31.12.2022 tarihine çekilmesi de hatalı olmuştur.
-
O halde mahkemece maddi tazminatın tespiti noktasında yapılacak iş; sigortalının olay tarihinde yaptığı iş belirlenip, yaptığı işte usta nitelikte bir işçi olup olmadığı belirlenerek, TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile iş kazasının gerçekleştiği yerdeki meslek odalarından araştırma yapılarak tespit edilecek ücret ile davacı taraf iddiaları aşılmadan tespit edilecek ücreti ile TRH 2010 (Erkek) bakiye ömür tablosuna göre tespit olunan bakiye ömrün 05.08.2021 tarihli hesap raporuna uygulamak, (31.12.2021 tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücretleri rapora yansıtmamaya riayet etmek) taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözeterek maddi tazminat alacağını belirlemekten ibarettir.
-
Sigorta Şirketinin sorumluluğa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bilindiği üzere sigorta şirketlerin sorumluluğu sigorta poliçesi ve sigortanın tabi olduğu genel şartlara göre belirleneceği açıktır.
-
Somut olayda davalı şirketler tarafından düzenlene İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçeleri kapsamında sorumluluğu bulunan sigortanın şahıs başına sorumluluk teminatları kapsamında sorumluluğunun 350.000 TL ile sınırlı olduğu, mahkemece hüküm altına alınan tazminat miktarlarından sigorta şirketinin teminat limitiyle sınırlı sorumlu olduğu belirtilmiş ise de anılan teminat sınırının hüküm altına alınan tazminat miktarlarını aşması nedeniyle karşılama oranı gözetilerek hükmünün fer'ileri olan yargılama gideri, vekalet ücreti ile harçtan teminat limitiyle sorumlu olduğu miktar kadar sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur.
-
O halde, taraf vekillerinin bu aşamada bozma sebeplerine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında verdiği karar bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
-
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
-
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:00:16