Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6550
2023/11546
21 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1185 E., 2020/2038 K.
HÜKÜM/KARAR: Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI: 2014/88 E., 2020/43 K.
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı SGK vekili ile davalılardan (Müflis) ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili ve ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı SGK vekili ile davalılardan ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizce yapılan ilk incelemede tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmiş, geri çevirme kararı gereği yerine getirilerek dosya Dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili 07.08.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ve ... İnşaat adli ortaklığının Samsun yeni Adalet Sarayı inşaat işini üstlendikleri, sigortalı ...'nun 11.04.2013 tarihinde asansör boşluğuna düşmesi sonucu vefat ettiği, davacı kurumun Rehberlik Teftiş ve Başkanlığının 13.08.2013 tarihli raporu ile olayın iş kazası olduğunun tespit edildiğini, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/8895 soruşturma sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporunda davalı ... Elektrik Makine Tur. Ltd. Şti.'nin asansörün montajından sonra kapı boşluğunu emniyete almadığından 3.kişi olarak sorumlu olduğunun tespit edildiğini, bu iş kazası nedeniyle hak sahiplerine 102.846,39 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, işveren ... İnşaat ve ... İnşaat 'ın 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre zararın tamamından, diğer davalı ... İnşaat Şirketi'nin 21/4 maddesi gereğince yarısından sorumlu olduğunu belirterek davalıların mal varlığına tedbir uygulanmasını ve gelirin şimdilik %60'ına tekabül eden 61.797,83 TL'sinin tahsis onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müteselsile tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında 10.01.2020 tarihli dilekçesiyle hak sahiplerine bağlanan 102.846,39 TL'nin %80'i olan 82.277,11 TL'nin (davalı ... Elektrik Şirketi %50'si ile sınırlı olmak üzere) tüm sorumlulardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Elektrik Mak Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle müvekkili ile ... ... iş ortaklığı arasında 30.11.2012 tarihli asansör montaj sözleşmesi imzalandığını, sözleşme hükümleri gereği binadaki tüm inşaat işlerinin ana müteahhit olan diğer davalıların sorumluluğunda olduğunu, ana müteahhidin şantiyede gerekli önemlerin alınmasından sorumlu olduğunu, kaza sonrası yaptıkları araştırmada tüm kusurun vefat eden işçide olduğunun anlaşıldığını, soruşturma aşamasında alınan raporları kabul etmediklerini sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... İnşaat San ve Tic A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Samsun 2. İş Mahkemesi'nin 2014/139 Esas sayılı dosyası üzerinden müteveffa mirasçıları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, müfettiş raporuna itiraz ettiklerini, kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasındaki tanık ifadelerinden bu hususun anlaşıldığını, asansör işinin davalı ... Elektrik Mak Tur...Ltd. Şti. tarafından üstlenildiğini bu nedenle gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, müvekkili ve işi ortağı ... inşaat taraından tüm iş sağlığı ve güvenliği önemleri aldığını, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddelerine göre rücu şartlarının oluşmadığını, aksi durumun ispatı halinde kusur tespiti yapılmasını, ... inşaat ... İnşat ortaklığı protokolü gereği işi fiilen yürütülen ... inşaat rücu haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
- Davalı ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalının tehlikeyi öngörerek çalışmaya devam ettiğinin kolluk bilgi alma tutanaklarından tespit edildiğini, müteveffanın olay günü kullandığı antidepresan etkisinde çalışmakta olduğundan sağlıklı düşünme yetisinin bulunmadığını, müvekkili ile davalı ... Elektirik Şirketi arasındaki sözleşmenin uzman ekip sözleşmesi olup anahtar teslim olarak verilmiş olması nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müvekkiline iş teslimi yapılmadığından müvekkilinin davaya konu işten el çekmiş olması karşısında sorumluluğuna gidilemeyeceğini, tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinden anılan uzman ekip ... Elektirik Şirketi sorumlu olup, Ceza Dava dosyasının bekletici mesele yapılmasını müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; sigortalı ...'nun davalı işyerinde 11.04.2013 tarihinde çalışırken asansör boşluğuna düşmesi nedeni ile vefat ettiği, Kurum tarafından sigortalıya 102.846,39 TL değerli peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, Kurumun rehberlik ve teftiş kurulunca hazırlanan raporda olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, dosyanın kusur bilirkişisine gönderildiği ve 07.08.2019 tarihli kusur raporu alındığı, sigortalı ... 'nun %20 kusuru bulunduğu davalılar ... İnşaat ve ... İnşaat İş ortaklığının %80 oranında kusurlu bulunduğunun belirlendiği, davalı ... inşaat için kusur izafe edilmediği, 02.01.2020 tarihli hesap raporunun alındığı, alınan hesap raporuna göre kurumun yaptığı ödemelerin tavan değerinin altında kaldığının belirlendiği, alınan kusur ve hesap raporları doğrultusunda davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 10.01.2020 tarihli dilekçesi ile talebini ıslah ettiği, anlaşılarak, tarafların kusur oranları, Mahkememizce yapılan hesaplamalar ve mahkememize sunulan ıslah dilekçesi neticesinde; 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereği ve tarafların kusur oranları dikkate alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddine, 82.277,11 TL PSD'nin tahsis ve onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ve ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı kuruma ödenmesine, davalı ... Elektirik Makine San. ve Tic. A.Ş. yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan (Müflis) ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili ve ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; üçüncü kişi ... Elektrik Firması olayın meydana gelmesinde kusuru bulunması nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 21/4 ve 39 uncu maddeleri gereğince Kurum zararı olan ilk peşin sermaye değerinin yarısından sorumluluğu bulunduğu, davalı ... Elektik firmasının da sorumluluğu bulunmakla çelişkili raporlarla kurulan hükmün bu firma yönünden usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; ölenin asli kusurlu olduğu, müvekkilinin kusurunun olmadığı, davalı ... Elektrik... Ltd.Şti.nin de iş kazasında asli kusurlu olduğu, bu şirket yönünden davanın reddine, müvekkil şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
3.Davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... İnş. ile ... İnş. arasında imzalanan protokole göre işin fiilen yürütülmesinin ... İnş. Tic. ve San. A.Ş.’ye ait olup, müvekkil şirketin işbu davada işveren olarak sorumluluğu bulunmadığı, ölenin asli kusurlu olduğu, Samsun 2. İş Mahkemesi’nin 2014/139 E. sayılı dosyasında hükme esas alınan ve kusur tespiti yönünden Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kusur raporunda dava dışı ...’nın %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, işbu raporda ise ...’nın alt işveren olmadığından bahisle kendisine kusur izafesi yapılmadığının belirtildiği, Yargıtay denetiminden geçen bir kusur raporu ile işbu rapor arasında bulunan çelişkinin giderilmesi gerekliliği karşısında, bahse konu raporda yer alan tespitlerle sonuca gidilmesinin hatalı olduğu, hesap raporunda taraflara ayrılan destek paylarının hesaplanmasında hataya düşüldüğü, sağ kalan eş ile ölen kişinin paylarının eşit tutulması gerektiği, her bir çocuğun payı ise sağ kalan eş payının 1/2 ‘si olması gerektiği, eş ve çocuktan oluşan hak sahiplerinin destek payları belirlenirken 2 pay ölene, 2 pay dul eşe, 1 pay da çocuğa verilerek, payların toplamı olan 5 rakamı paydayı oluşturması gerektiği, bilirkişi raporunda, ölen kişi ile sağ kalan eşin payını %70 olarak belirlemiş olup, yukarıda bahsedilen yöntemden uzaklaşarak tazminat hesaplarında farklılıklar oluşmasına sebebiyet verdiği, hükme esas alınan 02.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda hak sahibi Pınar Çobanoğlu’nun evlenmesi oranı da, yerleşik Yargıtay kararlarına göre vazedilen oranlara aykırı hesaplandığı, davanın açılmasından önce temerrüd yoksa faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiği, Yerel Mahkeme tarafından dava tarihinden değil de onay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de yasa ve usule aykırı olduğu, Yerel Mahkeme kararının hüküm kısmında faiz başlangıcına ilişkin olarak açık bir tarih de belirtilmemiş olduğundan, hükmün infazı açısından da hatalı sonuçlara yol açacağı gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesinin bu karar ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, Dairemizce de bu karar ve gerekçeye itibar edildiği, davacı ve davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle "İlk Derece Mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nun madde 353/1 b.1 hükmü gereğince davacı ve davalı ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. ve davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine," karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... İnşaat San ve Tic A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece, gerek kusur ve gerekse kazadan sorumlu olan kişilerin (işveren alt işveren üçüncü kişi) kimliği ile hukuki nitelemesi noktasında dosyada mevcut tüm raporlar arasında var olan bariz çelişki giderilmeden karar verildiğini, Mahkemenin davalı ... Elektrik Mak. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında davanın reddine dair vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteveffa kazalının, asansör boşluğuna düşerek vefat etmiş olduğunu, hakkında ret kararı verilen davalının da adı geçen inşaatın asansörlerinin montaj ve yapımından sorumlu firma olarak iş kazasının meydana gelmesinde sorumluluğu bulunduğunu, sigortalıya verilen kusur oranları arasında çelişki olduğunu Mahkemece dava dilekçesinde açıkça belirtmiş olmalarına rağmen 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi dikkate alınmadan karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu olayın meydana geldiği “Samsun İstinaf Mahkemesi Yapım İşi”, Adalet Bakanlığı'nın yapmış olduğu ihale sonucu imzalanan sözleşme ile her ne kadar ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. ortaklığı tarafından üstlenilmiş ise de ... İnş. ile ... İnş. arasında imzalanan protokole göre işin fiilen yürütülmesinin ... İnş. Tic. ve San. A.Ş.'ne ait olduğunu, müvekkil şirketin iş bu davada işveren olarak sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca, akdedilen ... İnşaat — ... İnşaat Adi Ortaklığı Protokolü gereğince işi fiilen yürüten ve iş sahasından sorumlu bulunan ... İnş. Tic. Ve San. A.Ş. yetkilileri tarafından gerekli tüm iş güvenliği ve sağlığı önlemleri alınmış olup, davacının gerekli teçhizat, uyarılar ve eğitim olmaksızın çalıştırılması gibi bir durum söz konusu olmadığını, dava konusu kazanın, müteveffanın asansör boşluğu yanına koymuş olduğu bidona basarak düşmesi sonucunda gerçekleşmiş olduğu tüm tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, ayrıca, kazanın; olduğu esnada söz konusu alanda herhangi bir çalışma olmadığını, asansör boşluğunun bulunduğu ve halen yapımı tamamlanmamış bir alanda, plastik bir bidonun insan ağırlığını taşımayacağının herkesçe bilinebileceği/tahmin edilebileceği gerçeği karşısında, tedbirsiz davranışı neticesinde kazanın oluşumuna sebebiyet veren müteveffanın kusurunun %20 olarak tespit edilmesi son derece hatalıdır. Samsun 2. İş Mahkemesi'nin 2014/139 Esas sayılı tazminat davasında sunulan bilgi ve belgelere göre; müteveffa ...'nun antideprasan kullanıcısı olduğu ve "Citalaprom" isimli bir antidepresan ilacı kullandığı anlaşılmasına, söz konusu ilacın yan etkileri ve doktor kontrolünde kullanılmadığı zaman ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçlarının kusur raporunda değerlendirilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında muhalefet şerhi gibi kusur incelemesi yapılması gerektiğini, hesapta destek payının belirlemede en doğru yöntemin, ölenin kazançlarının 100 kabul edilerek paylaştırma yapılması olduğunu, bu kabulden hareketle; sağ kalan eş ile ölen kişinin paylarının eşit tutulması gerektiğini, yapılan destek payı ve gelir dağıtımı ilkelerinin hatalı olduğunu, faize onay tarihinden hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle davacı Kurum zararının davalı işveren ve üçüncü kişilerden rücuan tahsili istemine ilişkin davada taraf teşkili noktasındadır.
- İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri ile "Taraf ve Dava ehliyeti" açısından aynı kanunun 50 ve 51 inci maddeleri "Dava şartları ve incelemesi" açısından aynı Kanunun 114 ve 115 inci maddeleridir.
-
Değerlendirme
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2018 tarih ve 2018/9 584 E 2018/1332 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 1982 Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi uyarınca, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Ayrıca Anayasanın 90 ncı maddesinin son fıkrasında usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir.
2.Bu bağlamda ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olup, gerek Anayasa’da gerekse AİHS’ndeki düzenlemelere karşılık gelmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27 nci maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir.
3.HMK'nın 27 nci maddesi uyarınca;
"(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir".
4.Hukuki dinlenilme hakkı çoğunlukla "iddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Ancak bu hak iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunlardan ilki “bilgilenme hakkı” dır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır. Bu hakkın ikinci unsuru, “açıklama ve ispat hakkı”dır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6’ncı maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde yer alan silahların eşitliği ilkesi, yine AİHS’ne göre, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında tam bir eşitliğin bulunması ve bu dengenin bütün yargılama boyunca korunmasıdır. Başka bir deyişle, silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birini diğeri karşısında avantajsız bir duruma düşürmeyecek şekilde her iki tarafın deliller de dâhil olmak üzere, iddia ve savunmasını ortaya koymak için makul bir olanağa sahip olması, tarafların denge içinde olması demektir. Hukuki dinlenilme hakkının üçüncü unsuru, “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi”dir. Bu değerlendirmenin de karar gerekçesinde yapılması gerekir (6100 sayılı HMK’nın gerekçesi m. 32). Yargılama bakımından, sadece bir tarafın dinlenip diğerinin dinlenmemesi, tek yönlü karar verilmesi demektir. Yargılamada yer alan taraflar yargılamanın objesi değil, süjesidir. Hukukî dinlenilme hakkı doğru karar verilmesinin garantisidir; bu nedenle, haksızlığa karşı koyabilme imkânı tanır. Bu hak, hukuk devletinin, insan onurunun korunması ve eşitlik ilkesinin, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının bir gereğidir.
5.Bu açıklamalarla beraber somut olaya uygulanması açısından iflas hükümleri üzerinde durmak da faydalı olacaktır. Bilindiği üzere İflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK. Md.218) usulü benimsenmişse de bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) ait olması nedeniyle, iflas müdürlüğünce yetkilendirilmiş kimsenin davadan haberdar kılınması gerekmektedir.
6.Somut olayda, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları ve UYAP ortamından tespit edilen kayıtlara göre; davalı ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş. hakkında ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/159 E 2019/877 K ile 04.12.2019 tarihinden geçerli olmak üzere İİK 179 uncu maddesi kapsamında iflasın açılmasına karar verildiği (anılan kararın da istinaf edilmeksizin 17.06.2021 tarihinde kesinleştiği) şirketin iflasının "adi tasfiye" usulüne göre ... 21. İcra Müdürlüğünün 2019/48 sayılı dosyasında açık olduğu anlaşılmaktadır. Anılan davalı şirketin iflasının açılması ile bu şirketi temsil yetkisinin iflas idare memurlarına geçeceği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 513 üncü maddesi kapsamında şirket ile vekil arasındaki vekalet ilişkisinin de iflasın açılması ile son bulmuş olduğu gözetilerek, davalı şirketi temsile yetkili iflas idare memurlarının davadan usulüne uygun haberdar kılınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmeden müflis şirketi temsile yetkili olmayan vekil huzuru ile hüküm tesisi, ve aynı vekilin ibraz ettiği dilekçe değerlendirilerek istinaf incelemesi yapılması da hatalı olmuştur.
-
İlk Derece Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
-
O halde, HMK'nun 369/1 inci maddesi kapsamında kanunun emredici hükmüne aykırı görülen yukarıda işaret olunan hususlar dikkate alınarak temyiz eden taraf vekillerinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:00:16