Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/413
2023/1154
14 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/2403 E., 2022/434 K.
DAVA TARİHİ: 19.07.2012
KARAR: Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/159 E., 2021/514 K.
Taraflar arasındaki sahte oda kaydı nedeniyle Bağ Kur aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve aylığın yeniden bağlanması istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Vergi Dairesinin ... sicil numaralı mükellefi olduğu için yine ... Kunduracılar ve ... Derneğinin 382 sicil numaralı üyesi olması nedeniyle 22.03.1985 tarihinden itibaren re'sen Bağ Kur sigortalılığının tescili yapıldığını, davacıya ... sicil numarasının verildiğini, davalı Bağ Kur idaresi davacıdan sigorta primlerini ait olduğu aylarda prim aslı, gecikme zammı ve faizleri ile birlikte tahsil edildiğini, davacının emeklilik şartlarını kazandıktan sonra Bağ Kur idaresine başvurup ve Bağ Kur idaresi tarafından davacıya emeklilik maaşı bağlandığını, ancak Bağ Kur idaresinin davacıya göndermiş olduğu 06.04.2006 ve 19.04.2006 tarihli yazılarda emeklilik aylığının müfettiş raporuna istinaden kesildiğinin bildirildiğini, fakat müfettiş raporunun içeriği hakkında bilgi verilmediğini belirterek davanın kabulü ile davacıya kesilmiş olan emeklilik aylığının yeniden bağlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; duruşmalarda verdiği beyanında davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK tarafından verilen cevapta davacının prim ve prime ilişkin borçlarını 31.12.2013 tarihinden önce ödediği belirtilerek geçici 54 üncü maddeden yararlandırıldığı bildirilmiştir. Kurum sigortalılığa itirazda bulunmaksızın davacıyı ilgili düzenlemeden yararlandırmıştır. Kaldırma ilamında da belirtildiği üzere Kurum, davacının anılan yasal düzenlemeden yararlandırmak suretiyle sigortalılığa geçerlilik veriyorsa kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması gerektiğinin gözetilmesine işaret edilmiş, kesilen aylıkların talep tarihinden değil kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması gerektiği belirtildiğinden dava konusuz kalmamış ve davacının talebi doğrultusunda kesilen aylıklar başvuru tarihinden değil kesildiği tarih olan 24.03.2006 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiği anlaşılarak davanın kabulü ile, SGK tarafından kesilen yaşlılık aylığının kesilme tarihi olan 24.03.2006 tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına,
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacının ..., Kunduracılar ve ... Derneğinde 05.07.1979 tarihinden başlayan meslek odası kaydına istinaden 22.03.1985 tarihinde Bağ Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiğini, davacıya 24.03.2000 tarihli talebine istinaden 5402 gün Bağ Kur sigortalılığı üzerinden 01.04.2000 tarihinden geçerli yaşlılık aylığı bağlandığını, Bağ Kur Teftiş Kurulunun 27.01.2006 tarihli 1 sayılı raporunda; davacının oda kaydının geçersiz olduğunun tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine Bağ Kur ... İl Müdürlüğünün 06.04.2006 tarihli ve 13632 varide sayılı yazısı ile aylığının 24.03.2006 tarihi itabırıyle iptal edildiğini, bu nedenle yersiz aldığı 10.941,00 TL aylık tutarının ve 03.04.2006 tarihine kadar hesap edilmiş kanuni faizi 10.008,00 TL'nin ödenmesi talep edildiğini, 6552 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde 54 üncü maddenin 2 nci fıkrası uyarınca müvekkili Kurum tarafından davacının yaşlılık aylığı talep tarihini takip eden 01.05.2019 tarihinden itibaren müvekkili kurum tarafından 6552 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlandığını, madde hükmü gereğince yerel mahkeme kararının aksine müvekkili kurum tarafından kesilen yaşlılık aylığının kesilme tarihi itibari ile değil talep tarihi itibari ile tekrar bağlanması gerektiğini, görülen dava konusuz kaldığından mahkemece esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında, davacının 4 üncü maddenin birinci fıkrası (b) bendi kapsamında prim gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31.12.2013 tarihi öncesi ödediği ve bu kapsamda sigortalılık başlangıç tarihinden itibaren sigortalı sayılacağı konusunda çekişme yoktur. Taraflar arasındaki çekişme kesilen Bağ Kur emekli maaşının kesildiği tarihten itibaren mi yoksa davacı müracaatı sonrası takip eden ilk aybaşından mı, bir başka söyleyişle somut olayda 24.03.2006 tarihinden mi 01.05.2019 tarihinden mi bağlanacağı noktasındadır. Yukarıda anılan Adana BAM 7. Hukuk Dairesince verilen önceki karar ve Yargıtay'ın istikrarlı kararları gereği kesilen aylıklar kesildiği tarihten itibaren bağlanmalıdır. 6552 sayılı Kanun'a eklenen 54 üncü madde ve ona istinaden çıkarılan 2014/32 ve 2013/11 nolu Kurum genelgeleri de bu yönü işaret etmektedir. Dolayısıyla da kurumun 01.05.2019 tarihinden itibaren maaşı tekrar bağlaması davayı konusuz kılmamıştır. İlk derece mahkemesinin davaya devamla davanın kabulü ve maaş bağlama tarihini 24.03.2006 olarak tespiti yerindedir. Davalı Kurum vekilinin aksi yönü amaçlayan istinaf talebi yerinde değildir gerekçeleri ile davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, 6552 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde 54 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca müvekkil Kurum tarafından davacı ...'ın yaşlılık aylığı talep tarihini takip eden 01.05.2019 tarihinden itibaren müvekkil kurum tarafından 6552 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanmış bulunmaktadır. Madde hükmü de incelendiğinde yerel mahkeme kararının aksine müvekkil kurum tarafından kesilen yaşlılık aylığının kesilme tarihi itibari ile değil de talep tarihi itibari ile tekrar bağlanması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple yerel mahkemede görülen dava konusuz kalmış olduğundan bu durumda bir karar verilecek ise esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken bu durumun gözardı edilmesi hukuka aykırı düşmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sahte oda kaydı nedeniyle Bağ Kur aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. inci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9, ve 10 uncu maddeleri.
2 Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 üncü maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 inci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 nci maddede, kişilerin bu Kanuna göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 uncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun'un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.
02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanunun 79 uncu maddenin 10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddenin 9 uncu fıkrasında açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı tarım Bağ Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda tarım Bağ Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2010 gün ve 2010/10 380 Esas 2010/420 Karar numaralı ilamında da açıklandığı üzere, kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyete dayalı olarak yetiştirilen ürünlerin teslimi sırasında ürün bedelleri üzerinden tevkifat (prim kesintisi) yapılması durumunda zorunlu sigortalılık hak ve yükümlülüğünün tevkifat tarihini izleyen aybaşından itibaren başlatılarak ait olduğu yılın sonuna kadar ve devam eden yıllarda tevkifatlar var ise devam eden en son yılın sonuna kadar davacının sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce tevkifat gerçekleştirilmiş ise prim tutarının Kuruma aktarılması koşulu aranmaktadır.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- 6552 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 54 üncü madde “Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22.03.1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31.12.2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır..." hükmünü içermekte olup; davalı Kurumca, davacının 12.04.2019 tarihli talebine istinaden prim ve prime ilişkin borçlarını 31.12.2013 tarihinden önce ödediği geçici 54 üncü maddesinden yararlanma suretiyle iptal edilen hizmetleri geçerli sayılarak talep tarihini takip eden 01.05.2019 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:27