Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7470
2023/1100
13 Şubat 2023
...
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/822 E., 2020/1023 K.
...
HÜKÜM/KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/244 E., 2019/419 K.
Taraflar arasındaki 01.07.2014 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığının tespiti ile prim borcunun bulunmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili, davacının davalı kurumdan 01.07.2014 tarihi itibariyle emekli olduğunu ve ... tahsis numarası ile aylık almaya başladığını, davacının aylık almakta iken davalı Kurum tarafından aldığı emekli maaşının haksız yere durdurulduğunu ve 01.07.2014 tarihinden itibaren ödenen maaş toplamı 43342,63 TL'nin Kuruma iade edilmesinin talep edildiğini, davalı Kurumun emekli maaşını durdurma ve ödenen emekli maaşlarını talep etme gerekçesinin, ek 1 de sunulan yazıda belirtiliği üzere vergi kaydı sürelerinin değişmesi ve halen devam ediyor olmasından dolayı 4 b hizmet sürelerinin değiştiği ve prim borcu bulunduğunun gerekçe gösterildiğini, davalı Kurum tarafından yapılan işlemlerin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacının yaşlılık aylığı müracaat tarihinde davalı Kuruma prim borcu bulunmadığının, 01/07/2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine ve kurumca iadesi talep edilen 43342,63 TL'yi davalı kuruma iade etmesine yer olmadığı hususunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum, kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davacıya 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a maddesi kapsamındaki sigortalılığının son yedi yıldaki fiili hizmet süresi, değişen vergi kayıt tarihleri ve Bağkur sigortalılığı nedeniyle 1260 günün altında kaldığından, diğer bir anlatımla Haziran 2014 olan tahsis talep tarihinde 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesine göre son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumun 4/1 b kapsamında olduğu, 4/1 a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanamadığı, değişen 4/1 b hizmetlerinden kaynaklı Kurum işlemlerinin yerinde olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin yaşlılık aylığı almasının engelleyecek prim borcu var iken emeklilik hakkı verilmesinin davalı Kurumun hatası olduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 30.0.2014 tarihli tahsis talebine göre 4/1 a statüsünde 1226 gün sayısının olduğu, 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesine göre son 7 yıllık fiili hizmet süresi içerisinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumun statüsünün 4/1 b olduğundan davacının tahsis talep tarihi itibariyle 4/1 a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanamadığı, değişen 4/1 b hizmetlerinden kaynaklı Kurum işlemlerinin ve ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde yer verdikleri hususları belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.07.2014 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığının ve kuruma prim borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü ve 25 inci, 5510 sayılı Kanun'un geçici 63 üncü, 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddeleridir.
- Değerlendirme
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleridir. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkârlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkârlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Diğer taraftan, 23.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen geçici 63 üncü maddesinde “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
İnceleme konusu dosyada; davacıya 01.07.2014 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesine göre aylık bağlandığı, vergi kayıt sürelerinin değişmesi nedeniyle 4/b sigortalılık sürelerinin de değiştiği ve aylığının bağlandığı tarihten itibaren iptal edilerek yersiz ödeme ve prim borcu çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Davacının hizmet cetvelinde 26.09.2008 30.06.2014 döneminde kesintili 4/a sigortalılığı vardır. Diğer yandan 20.04.1982 31.12.1984, 15.03.1989 01.03.1991, 01.05.1991 31.03.2001 dönemlerinde 4/b sigortalılığı olduğu, 31.03.2001 09.06.2011,01.07.2014 30.04.2015 döneminin 63 terk koduyla, 01.05.2015 31.05.2018 döneminin 76 terk koduyla, 01.06.2018 31.10.2020 döneminin 83 terk koduyla, 01.11.2020 30.04.2021 döneminin 84 terk koduyla durdurulduğu görülmektedir.
Somut davada, 5510 sayılı Kanun'un geçici 63 üncü maddesinde durdurulan sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiş olup, geçici 63 ncü madde kapsamındaki süreler sigortalılıktan sayılamaz. Bu itibarla mahkemece geçerli olan 20.04.1982 31.03.2001 tarihleri arasındaki 4/b, 26.09.2008 30.06.2014 tarihleri arasındaki 4/a sigortalılık süreleri esas alınarak tahsis koşullarının varlığı irdelenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:57