Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/9071

Karar No

2023/10814

Karar Tarihi

6 Kasım 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/505 E., 2023/934 K.

KARAR: Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Yalova İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/524 E., 2023/37 K.

Taraflar arasındaki davacının doğum borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile davacıya yaşlılık aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 3 üncü çocuğu için yapmış olduğu doğum borçlanması talebinin SGK tarafından, doğum borçlanması yaptığı tarihler arasında şirket ortaklığı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, davacının 31.12.1994 tarihine kadar gerçek kişi sıfatı ile faaliyetini sürdürdüğünü, iş yerini bu tarihte kapattığını, Kurum işleminin iptal edilerek doğum borçlanması talebinin kabulünü, davacının başvuru tarihi itibarı ile emekli sayılmasına ve tahsis talebinin kabulü ile birikmiş emekli maaşı bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 1982,1989 ve 1999 tarihlerinde doğan 3 çocuğunun bulunduğu, 1982 ve 1989 doğum tarihli çocukları için toplamda 1440 gün süreyle doğum borçlanması yaptığı, 1999 tarihinde yapmış olduğu doğum sebebiyle SGK'ya doğum sürelerini borçlanma talebinde bulunduğu, talebin kabul edildiği ve borç miktarının Kuruma ödendiği ancak Kurum tarafından doğum borçlanması yaptığı 08.06.1999 07.06.2001 tarihleri arasında şirket ortaklığı olması nedeniyle 720 günlük doğum borçlanmasının dikkate alınmadığı ve 3600 günü doldurmadığından tahsis talebinin kabul edilmediği, ... Vergi Dairesi 20.09.2022 tarihli yazısına göre davacının işi bırakma tarihinin 13.12.1994 tarihi olduğu, ayrıca nizaya konu Ticaret Sicil kayıtları için ... Ticaret Odasına yazılan yazı cevabına göre 22.06.2022 tarihinde davacının sicilden terkin edildiği, ilgili iş yerinin şirket olmayıp gerçek kişi olduğu, dinlenen tanıkların da alınan beyanlarında davacının 1994 yılında iş yerini kapattığı, bu tarihten sonra da herhangi bir serbest faaliyette bulunmadığını beyan ettikleri, davacının dosyada mevcut aile nüfus kayıt tablosuna göre 08.06.1999 tarihli ... isimli bir çocuğu olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca ücretsiz doğum ya da analık izin süreleri ile 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının a bendi kapsamındaki sigortalı kadının 3 defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra 2 yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden iş yerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartı ile talepte bulunulan sürelerin borçlanılabileceği düzenlemesinin olduğu, yine Kurumun davacının son çocuğu için öncesinde borçlanma talebini kabul ettiği, borçlanma bedelini de tahsil ettiği, ancak Ticaret Sicil kaydı olduğundan bahisle daha sonra bu istemi reddettiği, yukarıda da açıklandığı üzere vergi dairesi kaydına istinaden davacının 1994 tarihinde mükellefiyet kaydının son bulduğu, dosyada kendi nam ve hesabına çalıştığı ya da başkaca vergi kaydı olduğuna ilişkin herhangi bir delil de olmadığı, salt ticaret sicilindeki kaydın devam etmesinin davacının kendi nam ve hesabına çalışmasını devam ettirdiğinin bir kanıtı olamayacağı bu sebeple Kurumun işleminin yerinde olmadığı, iptalinin gerektiği, davacının son çocuğu için borçlanma talebinin kabulünün gerektiği bu durumda borçlanma süresinin 720 gün olduğu, daha önceki 2885 prim gününün ilave edilmesi ile davacının prim gün sayısının 3605 gün olacağı , 506 sayılı Kanun uyarınca bu durumda 3600 günün de dolduğu, davacının süresini tamamlamış sayıldığından tahsis talebinin de kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı Kurumun 03.08.2022 tarih, 49780618 sayılı işleminin iptali ile davacının doğum borçlanması talebinin kabulü ile başvuru tarihi itibarı ile emekli sayılması ve tahsis talebinin kabul edilmesi gerektiğinin ve birikmiş aylıklarının da davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı Kurum vekili uyuşmazlığın idari yargıda çözümü gerektiğini, Mahkemenin delilleri değerlendirmesi ve hukuki nitelemesinin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 14.10.1961 doğumlu davacının 10.09.1982 09.09.1984, 06.08.1989 05.08.1991 ve 08.06.1999 07.06.2001 tarihleri arası için 2160 gün doğum borçlanmasının, 938 gün 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) kapsamında, 03.02.1992 30.06.1993 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında hizmetlerinin bulunduğu, 13.06.2022 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunmasından sonra 30.06.1993 30.09.2008 tarihleri arasında şirket ortaklığı ve 1479 sayılı Kanun'un Ek 19 uncu maddesi gereğince silinmiş hizmet süreleri bulunduğu gerekçesiyle davacının 08.06.1999 07.06.2001 tarihleri arası için yaptığı 720 günlük doğum borçlanmasının geçersiz sayıldığı, toplam 3600 gün şartını gerçekleştirmediği gerekçesiyle tahsis talebinin de reddedildiği, somut olayda; 5510 sayılı Kanun'un Geçici 63 üncü, Geçici 76 ncı ve Geçici 83 üncü maddeleri karşısında; 1479 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1 b) kapsamındaki sigortalılığı ile çakıştığı gerekçesiyle davacının doğum borçlanmasının iptal edilmesinin yerinde bulunmadığı, dolayısıyla 14.10.1961 doğumlu olan ve 13.06.2022 tarihli yaşlılık aylığı tahsisi talebine istinaden 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabilecek olan davacının tahsis talep tarihi itibariyle 3605 gün sigortalılığının bulunması ve 61 yaşında olması karşısında 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C maddesine göre kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığı, ancak, davacıya 01.07.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde "Başvuru tarihi itibarı ile emekli sayılması ve tahsis talebinin kabul edilmesi gerektiğinin ve birikmiş aylıklarının da davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine" şeklinde hüküm kurulmasının yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davalı Kurumun kısmen yerinde bulunan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne davalı Kurumun aksi yöndeki işleminin iptali ile davacının 08.06.1999 07.06.2001 tarihleri arası için yaptığı doğum borçlanmasının geçerli olduğunun ve davacıya 01.07.2022 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili, idari yargının görevli olduğunu, davacının ticaret odası kaydının 22.06.2022 tarihine kadar devam etmiş olması nedeniyle Kurum tarafından 30.06.1993 30.09.2008 tarihleri arasında Ek 19 sürelerinin olduğunun bildirildiğini, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu belirterek temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının doğum borçlanması talebinin kabul edilmemesine dair Kurum işleminin iptali ile davacıya yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:07:24

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim