Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/12396
2023/106
10 Ocak 2023
...
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/80 E., 2022/91 K.
Otomotiv Nak. Temizlik vekili Avukat ...
...
KARAR: Kabul
Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendine yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ve kuruma fazladan ödenen tutarların faizi ile birlikte iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen 09.02.2016 tarih, 2015/144 Esas ve 2016/32 Karar sayılı hükmü ile davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi sonucunda, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14.11.2016 tarih ve 2016/8989 Esas ve 2016/14123 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek, 14.11.2016 tarihinde kesinleşmiş; davacı vekili tarafından Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunması sonucunda Anayasa Mahkemesi'nin 23.06.2020 tarih 2017/16292 başvuru numaralı kararı ile davacının Anayasanın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan Adil Yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği, ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için ilk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davalı ... tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
1982 Anayasasının 148/1 inci maddesinde, Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında bireysel başvuruları kararı bağlayacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 3 ve 4 üncü fıkralarında;
“(Ek fıkra: 7/5/2010 5982/18 md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
(Ek fıkra: 7/5/2010 5982/18 md.) Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
Anayasanın 153 üncü maddesine göre de, Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir ve Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. Anayasa Mahkemesinin diğer kararları gibi bireysel başvuruları inceleyen Bölüm kararları da yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlamaktadır.
2010 yılında Anayasa'nın 148 inci maddesinde yapılan değişiklikle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruları karara bağlama yetki ve görevi verilmiştir. Bu değişikliğin gerekçesinde şöyle ifade edilmiştir: "Bireysel başvuru ya da anayasa şikâyeti, kamu gücü tarafından, temel hak ve özgürlükleri ihlâl edilen bireylerin başvurdukları olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde, temel hakların korunması amacıyla bireysel başvuru yolu, pek çok uygar ülkede anayasa yargısının ayrılmaz bir parçası kabul edilmektedir.“
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun "Mahkemenin görev ve yetkileri" kenar başlıklı 3/1 c bendinde Yüksek Mahkemeye “ Anayasanın 148 inci maddesi uyarınca yapılan bireysel başvuruları karara bağlamak” görevi verilmiştir.
Aynı kanunun "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye‘nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
"Esas hakkındaki inceleme" kenar başlıklı 49 uncu maddesinin (6) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"... bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin inceleme... bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."
"Kararlar" kenar başlıklı 50 nci maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.“
Yine 6216 sayılı Kanun'un "Mahkeme kararları" kenar başlıklı 66/1 inci maddesine göre, "Mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar."
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında Anayasa Mahkemesince bireysel başvurular sonucu verdiği kararların hukuki niteliği üzerinde durmak gerekir. Anayasanın 148 inci maddesindeki değişikliğin gerekçesinde bireysel başvuru yolu, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlanmıştır. Bireysel başvuru ya da anayasa şikâyeti, temel hak ve özgürlükleri yasama, yürütme veya yargı organlarının işlemleri tarafından ihlal edilen bireylerin başvurdukları olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlanabilir. Bireysel başvuru öncelikle, hakları ihlal edilenlere Anayasa veya yasayla tanınan bir dava türüdür.Anayasa Mahkemesinin kararına göre, “Anayasa’nın 148 inci maddesinde yer verilen bireysel başvuru yolu, dava dilekçesinde belirtildiği gibi sadece bir hakkın ihlal edilip edilmediğinin tespiti davası değil, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin kamu gücü tarafından ihlalinin önlenmesi ve bir ihlal tespiti durumunda da bu ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak veya meydana gelen zararı giderecek şekilde hukuki sonuçlar doğuran bir dava niteliğindedir (AYM 1.3.2012 t. E.2011/59, K.2012/34).
Bireysel başvuru yolu, temyiz veya istinaf benzeri bir başvuru olmadığı gibi, temyiz veya istinaf sonrası olağanüstü bir temyiz fırsatı da değildir. Anayasanın 148/4 üncü maddesinde bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacağı belirtilmiş, 6216 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinde de aynı hüküm tekrar edilmiştir. Bu kapsamda temyiz ve istinaf aşamalarında, ilk derece mahkemelerinin olayları ve delilleri değerlendirmeleri doğru yapıp yapmadıkları, mahkemelerin yaptığı işlemlerin yasalara uygun olup olmadığı ve yasa kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilirken Anayasa Mahkemesi, genel mahkemelerin olayı ve delilleri değerlendirirken, yasa kurallarını uygularken temel hakları ihlal edip etmediklerini ve ihlal varsa bu ihlallerin bireysel başvuru yolu dışında başka bir yolla giderilip giderilemeyeceğini inceler.
6216 sayılı Kanun'un 50/1 inci fıkrasında; bireysel başvuruların esas incelemesi sonunda başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verileceği, ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular kapsamındaki yetki ve görevi, hakkın ihlal edilip edilmediğinin tespitiyle sınırlı olmayıp tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesini de kapsamaktadır (AYM 15.3.018 t. 2018/3007 başvuru sayılı kararı). Bu kapsamda tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderileceği hükme bağlanmıştır.
Kanun'da, ihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağına ilişkin belirleme yapma bakımından Anayasa Mahkemesine geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Bunun tek sınırı 6216 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının sonunda yer alan Anayasa Mahkemesinin idari eylem ve işlem niteliğinde karar veremeyeceğine ilişkin düzenlemedir. Buna göre anılan sınır, Anayasa Mahkemesinin ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine hükmederken idarenin yerine geçerek işlem tesis edemeyeceğini ifade eder. Bireysel başvurunun niteliği dikkate alındığında bu sınırlama sadece idare değil yasama ve yargı organları yönünden de geçerlidir. Mahkeme, ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine hükmederek kararı, gerekli işlemlerin tesis edilmesi için ilgili mercilere gönderir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi kural olarak ihlalin ve sonuçlarının nasıl ve hangi araçlarla ortadan kaldırılacağı hususunda ilgili mercilere takdir yetkisi bırakır (AYM 15.3.018 t. 2018/3007 başvuru sayılı kararı).
6216 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde, Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderileceği belirtildiğinden, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama nitelik olarak “yeniden yargılama“dır. 6100 sayılı HMK’nın 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde ise, ”Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” yargılamanın iadesi sebebi olarak sayılmıştır. Bu maddede Anaya Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu verdiği kararlar sayılmamış ise de, 6216 sayılı Kanunda yeniden yargılama yapılacağı açıkça düzenlenmiştir.
Anılan açıklamalar çerçevesine ihlal kararının sonuçlarının oırtadan kalıdırlması için yapılan yeniden yargılama, önceki yargılamadan bağımsız yeni bir davadır. Yeniden..yargılamaya sebep olan mahkeme kararı, Anaya Mahkemesinin kararı ile kısmen veya tamamen ortadan kaldırılmıştır. İhlale neden olan yerel mahkeme kararı temyiz incelemesinden geçmiş ise, yerel mahkemenin verdiği karar kaldırıldığı için, kaldırılan kararın temyizine ilişkin Yargıtay kararı da ihlale konu somut olay yönünden kaldırıldığından artık Yargıtay'ın onama veya bozma kararı işbu davada dikkate alınamayacaktır.
Sonuç itibari ile Anayasa Mahkemesince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiş ise, ilk derece mahkemesince, artık önceki kararlardan bağımsız olarak Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı çerçevesinde yeni ve ayrı bir inceleme yapılacağından, HMK’nın 373/4 üncü fıkrasında “Yargıtay'ın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir“ hükmü uygulanamaz. İlk derece mahkemesinin kararı, madde 341/1 kapsamında ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar niteliğinde olup, öncelikle istinaf yoluna başvurulması gerekmektedir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere yerel mahkemeye İADESİNE,
Dosya esasının bu şekilde kapatılmasına,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:46:37