Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7135
2023/10597
1 Kasım 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/3024 E., 2022/451 K.
HÜKÜM/KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Anadolu 8. İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/450 E., 2021/857 K.
Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 08.06.2016 tarihinde meydana gelen iş kazasından dolayı, davalı işverenin kusurluğu olduğunu belirterek şimdilik 3.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının her beş yılda bir yapılan havuz bakım tutum ve onarımında görevli çarkçıbaşı olarak çalışırken görevi gereği yakıt tankında su testi su tahliyesi yaparken elektrik çarpması sonucu yüksekten düşüp iş kazasına maruz kaldığı, davacının kendisine verilen işi icra ederken davacı taraf vekilinin iddiasının aksine tersaneye ait karadaki elektrik panosunda var olan elektrik kaçağı dolayısıyla elektrik çarpması sonucu olayın meydana geldiği, müvekkilin gerekli kişisel koruyucular ile iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini davacıya eksiksiz olarak verdiği, davacı tarafın iddiasının aksine geminin planları onaylı bir gemi olduğu ve planlı bakım tutum onarım sürecinde kazanın gerçekleştiği, ayrıca geminin zemininde bulunan iskeletin sac ile kaplı olması gibi bir gerekliliğin mevcut olmadığı, davacının kullandığı dalgıç pompanın şamandırasının kesik ve elektrik bandı ile bantlı olduğu, yani fişe takıldığı anda elektrik vermeye başlayacağı, davacının ise Akdeniz Tersanesinden temin ettiği ve davalı müvekkile ait olmayan ekipmanı kullandığı, kullanırken de gerekli kontrolleri yapmadığı hususlarını beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince "Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.06.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 287.948,62 TL' nin olay tarihi olan 08.06.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,..." dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, kusuru kabul etmediklerini, hesap raporundaki diğer hesaplamaya göre hüküm kurulması gerektiğini, davacının ücretinin 2500 USD olmadığını, maluliyet oranının %14,3 olduğunu ve buna göre hesaplama yapılması gerektiğini, eksik incelemeye göre hüküm kurulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı "...davaya konu olayın meydana gelmesinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 4, 5; İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık Ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği Madde 6 EK I/2.19, madde 7; Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Madde 5 inci madde 12 hükümlerini ihlal eden ilgili işverenliğin birinci dereceden kusurlu olduğu anlaşıldığından davalı işveren “Aras Römorkor Hizmet San. ve Tic. Ltd. Şti.”nin % 70 (y. yetmiş) oranında kusurlu olduğuna dair kabulün yerinde olduğu görülmüştür.
Davacının başlangıçta maluliyet oranı %25 olup buna göre davacıya sgk tarafından ödeme yapılmış daha sonra davacının nihai mamuliyet oranı % 14,3 e düşmüş olup SGK rücu davasının dikkate alınarak bilirkişi tarafından doğru şekilde hesaplama yapıldığı itirazın yersiz olduğu anlaşılmıştır.
Ücret yönünden yapılan maaş araştırması davacının kıdemi dosyadaki bilgi ve belgeler göz önüne alınarak hesaplama yapıldığı itirazın yersiz olduğu anlaşılmıştır..." gerekçesiyle mahkeme hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususları tekrar etmekle birlikte davacıya yapılan ödemelerin indirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddesi
- Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
- Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
-
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21 102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
-
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
-
Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
-
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21 1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
-
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
-
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, gemide çarkçıbaşı olarak çalışan davacının yakıt deposundaki suyu dalgıç pompası ile boşaltmaya başladığı esnada dalgıç pompasından gelen elektrik akımına maruz kalması sonucu iş kazasının meydana geldiği, olaya ilişkin olarak işgüvenliği uzmanı olan iki makine mühendisi ve bir mimardan müteşekkil heyetten alınan kusur raporunda davalı işverenin %70 sigortalının %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, iş kazasının meydana geldiği yer dikkate alındığında içerisinde bir gemi mühendisinin de bulunduğu heyetten rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur.
10.Mahkemece yukarıda belirtilen şekilde oluşan bilirkişi heyetinden kusur raporu alınıp sonucuna göre alınacak hesap raporunda, davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklar da dikkate alınmak suretiyle daha önce alınan hesap raporunda tespit edilen ücret katında ve işlemiş/bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihten değişikliğe gidilmeden (özellikle işlemiş/bilinen devre sonrasında yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yansıtılmadan) hesap yapılıp sonucuna göre maddi tazminat alacağı belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:09:29