Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/8275
2023/10360
26 Ekim 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/634 E., 2023/350 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalı şirket vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, taraf vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, taraf vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, Kurum sigortalısı ...'ın 12.11.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında %16 oranında maluliyete uğradığını, kazadan dolayı sigortalıya 5.563,05 TL geçici iş göremezlik ödemesi 1.131,43 TL hastane masrafı ve 18.152,48 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, toplamda 24.936,96 TL tutarında Kurum zararı oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde işverenin %80 oranında kusurlu olduğu iddia edilerek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik alacağın %50'sine karşılık gelen 12.468,48 TL'nin sarf ödeme ve tahsise onay tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı Kurum tarafından yapılan kusur ve maluliyet oran tespitlerine itiraz ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin kusurunun bulunmadığını, bütün kusurun kazalı sigortalıya ait olduğunu, davalı şirketin mevzuatın gerektirdiği tüm önlemleri yerine getirdiğini, davalı şirketin kusurunun bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2014 tarih, E.2012/728, K.2014/91 sayılı kararıyla; "açılan davanın yersiz ödemenin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmış hukuki deliller toplanmış, tahkikat raporu kurum tarafından yapılan ödemeler şahsi sicil dosyaları kesinleşen ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/72 E. 2013/179 K. sayılı dosyasıyine yargılaması biten ve kesinleşen mahkememize ait 2011/268 E. 2012/947 K. sayılı dava dosyası celp edilmiş, yapılan incelemede, davacı tarafından açılan davada hükme esas alınan bilirikişi raporunda meydana gelen kazada sigortalının % 30, davalının ise % 70 oranında kusurlu olduğu, kusura ilişkin raporun, hükme esas alınan raporun Yargıtay denetiminden geçmesi nedeni ile de mahkememizce de itibar edilmesi gerektiği, bu kapsamda meydana gelen kazada sigortalının % 30, davalının %70 oranında kusurlu olduğu, davacı kurum tarafından sigortalılığının geçirmiş olduğu kaza nedeni ile 5.653,05 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 1.131,43 TL tedavi gideri 18.152,48 TL PSDG ödemesi olmak üzere toplam 24.936,36 TL ödeme yapıldığı, davalının kusuru esas alındığında, davalının toplam sorumluluğunun 17.455,88 TL olduğu, bu kapsamda davacının yersiz ödemesinde kusur oranları ve talep dikkate alınarak, 2.826,53 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 565,71 TL tedavi gideri alacağı, 9.076,24 TL PSDG alacağı olmak üzere toplam 12.468,48 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının bu kapsamda 1.130,61 TL geçici işgöremezlik ödeneği, 226,29 TL tedavi gideri alacağı, 3.630,50 TL ise PSDG alacağı olmak üzere toplam 4987,40 TL alacağı kaldığı anlaşılmakla, davanın kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin saklı tutulmasına, ihbar edilen şirket hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmış aleyhe ve yerinde görülmeyen itirazlara itibar edilmediği" gerekçesiyle;
"1 Davanın kabulüne, davacı Kurumun yapmış olduğu 2.826,53 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 565,71 TL tedavi gideri, 9.076,24 TL PSDG olmak üzere toplam 12.468,48 TL kurum alacağının gelirde gelir bağlama kararının onay tarihinden, diğerlerinde ise sarf ve ödeme tarihllerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2 Davacının fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı tutulmasına," karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 22.06.2015 tarih ve E.2014/10511, K.2015/12410 sayılı kararında; 1 12.11.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle açılan bu davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21 ve 12 inci maddeleridir.
5510 sayılı Kanunun “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21 inci maddesine göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile davalıların Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
- Olay tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi hükmüne göre alt işveren , bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için, öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş, ya da, işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
3 Diğer taraftan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporu da eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45 61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Mahkemece, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi uyarınca hukuk hâkiminin, kesinleşmiş ceza kararına konu maddi olgularla bağlı olup, ceza yargılaması sürecinde belirlenen kusur oranlarıyla bağlı olmadığı gözetilerek, öncelikle tazminat dosyası ile kazanın nasıl olduğunu belirleyen ceza davasındaki maddi olguları dikkate alarak ve ceza alan tüm şahıslar bakımından kusur irdelemesi yapan, usulüne uygun şekilde rapor alınıp irdelenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan, Belediye Binası içerisinde halk sağlığı biriminde faaliyet gösteren fakat aslen %99 hissesinin ... Büyükşehir Belediyesi'ne ait olduğu anlaşılan ... İnşaat Madencilik. Ltd. Şti.'nde sigortalı olarak çalışıp da kaza günü belediye binasından taşınırken tavanda yer alan kabloların sökümü esnasında yüksekten düşmesi sonucunda yaralandığı anlaşılan olay hakkında açılan tazminat ve ceza davalarında davadışı kimselerin de asli kusurlu bulunduğu, ayrıca, mahkemece sigortalı tarafından açılan tazminat dosyasında alınan kusur raporunun bu dosya bakımından da esas alındığı anlaşılmakta ise de, aslen tazminat dosyasında davalı işveren yanında davadışı ... Büyükşehir Belediyesine de kusur izafe edildiği, Buna göre; eldeki davada 5510 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi kapsamında asıl işveren taşeron ilişkisi irdelenmeksizin karar verilmekle birlikte, teselsüle dayalı olarak açılmadığı anlaşılan davada, mahkemece 5510 sayılı Kanun'un 21 nci maddesi kapsamında Kurumun isteyebileceği tutarın belirlenmesi için gerçek zarar tavan hesabının yaptırılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, öncellikle ceza ve tazminat dosyaları dikkate alınarak maddi olaya uygun şekilde ve davacı Kurum talebini dikkate alınarak davalı şirketin asıl işveren taşeron ilişkisini de irdeleyen ve olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden uygun bir kusur raporu aldırılmak, sonrasında ise davacı Kurum zararının 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine uygun şekilde gerçek zarar hesabı yaptırılmak suretiyle belirlemek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O hâlde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2017 tarih ve E. 2015/630, K.2017/314 sayılı kararı ile "Mahkememizin Yargıtay Temyiz incelemesinden onanarak kesinleşen 2011/268 Esas 2012/947 Karar sayılı dosyasından kazalı işçi ...'ın, 12.11.2010 tarihinde uğradığı iş kazası nedeniyle %16 oranında malul kaldığı, sigortalıya SGK tarafından sürekli gelir bağlandığı, sürekli gelirin ilk peşin sermaye değerinin 18.152,48 TL olduğu, kazalı işçinin %30, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ... İnşaat ... Şti'nin müştereken %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/72 Esas, 2013/179 Karar sayılı dosyasında; kazalı ...'ın yaralanması nedeniyle sanık ... hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, ...'in ... İnş ... Şti'nin ilaçlama briminin mesul müdürü olarak çalıştığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,iş bu davanın kurum vekili tarafından davalı ... İnşaat Madencilik Ltd. Şti. aleyhine açılan rücuan alacak davası olduğu, mahkememiz tarafından verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğu, Yargıtay Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; ceza dosyasındaki maddi olgular dikaate alınarak ceza alan tüm şahıslar bakımından yeniden kusur raporu alınmıştır. Ayrıca davalı ... velili tarafından ... Büyükşehir Belediyesine davanın ihbarı telep edilmiş olduğundan ... davaya müdahil oluştur. İş bu dosyada Alınan kusur raporuna göre; davalı ... İmar İnş Şirketinden sigorta bildirimleri bulunan işçi ...'ın geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle %30, ... ve ... İnş.... Şirketinin müştereken ( Şirket mesul müdürü Ömür Genz'in %5 oranında kusurunun şirket içerisinde olduğu hususu dikkate alınarak) %70 oranında olduğunun tespit edildiği, Davalı ....... Şirketinin ... Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ayrı unvan olarak kurulduğu, ... Büyükşehir Belediyesi ile iç içe bulunduğu ve belediyenin iştiraki olduğu, bir bütünde bölünmüşlük olmadığından asıl ve alt işveren ilişkisi oluşmadığından her ikisinin müştereken sorumluluk taşıdığı anlaşılmıştır.
Davacı Kurum tarafından sigortalılığının geçirmiş olduğu kaza nedeni ile 5.653,05 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 1.131,43 TL tedavi gideri 18.152,48 TL PSDG ödemesi olmak üzere toplam 24.936,36 TL ödeme yapıldığı, davalının kusuru esas alındığında, davalının toplam sorumluluğunun 17.455,82 TL olduğu,kurum tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin gerçek zarar tavanını aşmadığı anlaşılmakla; bu kapsamda davacının yersiz ödemesinde kusur oranları ve talep dikkate alınarak, 2.826,53 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 565,71 TL tedavi gideri alacağı, 9.076,24 TL PSDG alacağı olmak üzere toplam 12.468,48 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının bu kapsamda 1.130,61 TL gecici işgöremezlik ödeneği, 226,29 TL tedavi gideri alacağı, 3.630,50 TL ise PSDG alacağı olmak üzere toplam 4987,40 TL alacağı kaldığı anlaşılmakla, davanın kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin saklı tutulmasına, ihbar edilen Belediye ve şirket hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmış aleyhe ve yerinde görülmeyen itirazlara itibar edilmediği" gerekçesiyle;
"1 Davanın kabulüne, davacı Kurumun yapmış olduğu 2.826,53 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 565,71 TL tedavi gideri, 9.076,24 TL PSDG olmak üzere toplam 12.468,48 TL Kurum alacağının gelirde gelir bağlama kararının onay tarihinden, diğerlerinde ise sarf ve ödeme tarihllerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2 Davacının fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı tutulmasına," karar verilmiştir.
C. 2'nci Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 29.05.2018 tarih ve E.2018/827, K.2018/5287 sayılı kararında; "... Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece esas alınan kusur raporunda, asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmesine rağmen, birlikte kusur dağılımına gidilmesi nedeniyle kendi içinde çelişki barındırdığı ve esas alınamayacağı hususu dikkate alınmalı, teselsüle dayalı olarak açılmadığı anlaşılan eldeki davada, ilk bozma kararımız çerçevesinde asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığını denetleyen, davalı şirket ve dava dışı Belediye ile ceza davasında yargılaması yapılan diğer kişiler hakkında ayrı ayrı kusur irdelemesi yapan ve ilk bozma kararına uygun bir kusur raporu aldırıldıktan sonra, sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesininn 11.10.2019 tarih ve E. 2018/502, K.2019/611 sayılı kararı ile; " Alınan Kusur Raporuna göre; ... ... İnş. Tic. Ltd.Şti 'nin %70 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ... Büyükşehir Belediyesinin asıl işveren olmaması nedeniyle kusursuz olduğu, dava dışı ve ... ..şirketinin ilaçlama müdürü ...'in %10 kusurlu olduğu, kazalı ...'ın %30 kusurlu olduğunun tespit edildiği, ... İnş..şirketinin ... Büyükşehir belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ayrı bir tüzel kişilik olduğu, Büyükşehir Belediyesinin iştiraklerinden olduğu, Halk sağlığı ilaçlama birimi olarak hizmet yaptığı, Halk sağlığı ilaçlama biriminin, atomiserle ilaçlama kısmını ve kabloların çıkartılmasını, sökülmesini veya iş yerinin taşınmasını veya naklinin yapılmasında bir başka işveren işe almadığı, işçide çalıştırmadığı, bu himmet alımında bir bölünmüşlük ve teknolojik gereksinim de olmadığından asıl işveren alt işveren ilişkisinin oluşmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Davacı Kurum tarafından sigortalılığının geçirmiş olduğu kaza nedeni ile 5.653,05 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 1.131,43 TL tedavi gideri 18.152,48 TL PSDG ödemesi olmak üzere toplam 24.936,36 TL ödeme yapıldığı, davalının kusuru esas alındığında, davalının toplam sorumluluğunun 17.455,82 TL olduğu, Kurum tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin gerçek zarar tavanını aşmadığı anlaşılmakla; bu kapsamda davacının yersiz ödemesinde kusur oranları ve talep dikkate alınarak, 2.826,53 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 565,71 TL tedavi gideri alacağı, 9.076,24 TL PSDG alacağı olmak üzere toplam 12.468,48 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının bu kapsamda 1.130,61 TL gecici işgöremezlik ödeneği, 226,29 TL tedavi gideri alacağı, 3.630,50 TL ise PSDG alacağı olmak üzere toplam 4987,40 TL alacağı kaldığı anlaşılmakla, kazalı işçinin davalı şirket işçisi olduğu ve davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğu" gerekçesiyle;
"1 Davanın kabulüne, davacı Kurumun yapmış olduğu 2.826,53 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 565,71 TL tedavi gideri, 9.076,24 TL PSDG olmak üzere toplam 12.468,48 TL kurum alacağının gelirde gelir bağlama kararının onay tarihinden , diğerlerinde ise sarf ve ödeme tarihllerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2 Davacının fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı tutulmasına," karar verilmiştir.
E. 3'üncü Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 22.02.2021 tarih ve E.2020/1351, K.2022/2348 sayılı kararında; 1 Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve temyiz sebep ve kapsamlarına göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 12.11.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında %16 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelir, geçici iş göremezlik ödemeleri ve tedavi giderinden oluşan Kurum zararının davalıdan rücuan alınmasına ilişkin, eldeki davada, mahkemece bozma sonrasında aldırılan kusur raporu ile davalı işveren şirketin %60, şirketin ilaçlama müdürü olduğu anlaşılan dava dışı ...’in %10 ve kazalının da %30 oranında kusurlu oldukları saptanmıştır.
Ne var ki davacı Kurumun açtığı bu davada teselsüle dayalı olarak talepte bulunmadığının anlaşılması karşısında davalının %60 kusuru karşılığına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3 Dosya kapsamına göre, sigortalıya bağlanan gelirin 5510 sayılı Kanun'un 54/c maddesi uyarınca yarıya indirildiği anlaşılmıştır. 5510 sayılı Kanun'un 54/c maddesi “malûllük, yaşlılık, ölüm sigortaları ve vazife malûllüğü ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık veya gelirlerden yüksek olanın tamamı, az olanın yarısı, eşitliği halinde ise iş kazası ve meslek hastalığından bağlanan gelirin tümü, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığının yarısı bağlanır.'' düzenlemesini içermektedir.
Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuen isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır.
Dava konusu edilen gelirlerin, 5510 sayılı Kanun'un 54 üncü madde uyarınca indirildiği anlaşılmakta olup, davacı kurumdan gelir ve aylıklardan hangisinin yarıya indirip hangisinin tam ödendiğinin sorularak, davalının tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı; gelirin başladığı tarih itibariyle 5510 sayılı Yasa’nın 54 üncü madde uyarınca indirilmiş hali üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına, indirme tarihine kadar yapılan fiili ödeme miktarının da yarısının eklenmesi suretiyle bulunan tutar ile yarıya indirilmemiş tam gelir üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerinin karşılaştırılması sonucu düşük olan esas alınarak belirlenmelidir.
Eldeki davada da, kazalı sigortalıya 01.08.2019 tarihinden itibaren yarım gelirin ödendiğinin anlaşılması karşısında, yapılan açıklamalar çerçevesinde gelirin başladığı tarihteki yarım gelir ve yarıya düşürülme tarihine kadar sigortalıya fiilen ödenen tutarların davacı kurumdan sorulması ile gelirin başladığı tarihteki yarım gelire, fiili ödemelerin yarısının da eklenmesi ile başlangıçtaki tam gelirin kıyaslanması suretiyle yapılacak değerlendirme sonucuna göre, düşük olana %60 kusur uygulanması suretiyle kurum alacağının belirlenmesi verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2023 tarih ve E. 2022/634, K.2023/350 sayılı kararı ile; " davalı şirketin %60 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
SGK müzekkere cevabında davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin 01.08.2019'da yaşlılık aylığı bağlanması nedeniyle yarıya indirildiği ve davacıya 14.884,74TL fiili ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Davalı şirketin kusuru dikkate alındığında davacının ilk peşin sermaye gelirinin 9.911,17TL, 3391,83TL hastane masrafı, 678,86TL geçici iş göremezlik ödeneğinden sorumlu olduğu anlaşılmış, İPSD ve hastane masrafı yönünden talep gibi karar verilmiştir." gerekçesiyle;
"1 Davanın kısmen kabulüne; davacı kurumun yapmış olduğu 678,86TL geçici iş göremezlik ödeneği, 565,71TL tedavi gideri, 9.076,24 TL PSDG olmak üzere toplam 10.320,81TL Kurum alacağının, gelirde gelir bağlama kararının onay tarihinden , diğerlerinde ise sarf ve ödeme tarihllerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili, kusura itirazla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rücuan tazminat talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 21 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre 10.320,81 TL'nin hüküm altına alındığı, davalı şirket yönünden temyize konu edilen toplam miktarın karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 12.952,23 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE karar verilmiştir.
- Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinde hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçeleri kararın bozmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden kesinlik nedeniyle REDDİNE,
Davacı Kurum yönünden ise yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:14