Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/10602
2023/10311
26 Ekim 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/54 E., 2023/132 K.
KARAR: Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işyerinde 15.05.2012 19.09.2013 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücretle çalıştığını, davacıya çalıştığı dönem içerisinde kendisi ile ilgili hiçbir sorun yokken, işine son verildiğini ve kendisinden zorla ibraname alındığını, ancak söz konusu ibranamenin hukuki bir geçerliliğinin olmadığını, davacının primlerinin eksik yatırıldığını, SSK girişi 19.09.2013 olarak bildirildiği için davacının mağdur olduğunu, davacının çalışma süresi az göründüğünden kendisine hiçbir hakkının ödenmediğini ve bu nedenle alacak kalemleri yönünden de dava açmak zorunda kaldığını, davacının ekonomik olarak iş bu dava için yatırılması gereken harçları dahi yatırımayacak durumda olduğunu, davayı adli yardım müzaheret talepli olarak açtıklarını beyan ederek, öncelikle adli yardım müzaheret taleplerinin kabulüne, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının SSK'ya bildiriler süreler dışında 15.05.2012 19.09.2013 tarihleri arasında davalı şirkette kesintisiz çalıştığının tespitine ve bu günlere ait eksik sigorta primlerinin yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirketin cevap dilekçesini Mahkemeye yasal süresi içerisinde sunmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK'nın 322 nci maddesi delaletiyle 128 inci maddesi uyarınca, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı mahkememizce dikkate alınmıştır.
Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle, bilindiği üzere hizmet tespit davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un mülga 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Dairelerinin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, (10.Hukuk Dairesinin 28.02.2006 tarih, 2005/11870 Esas, 2006/2054 Karar sayılı ilamı) bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek davalı işverenin tek taraflı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağını, davanın niteliği itibariyle kamu düzenine ilişkin olduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından kuruma verilip verilmediğinin, yada çalıştığının kurumca tespit edilip edilmediğinin, hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda işyerinin gerçekte var olup olmadığının, 5510 sayılı Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı hususlarının kurumdan sorulmasını, davacının çalıştığını iddia ettiği yıllara ait işyeri kayıtları ve ücret tediye bordolarının celp edilerek, davacının bu iş yerinde çalıştığını gösterir kayıt ve belgenin bulunup bulunmadığının araştırılmasını, böylece çalışma iddiasının öncelikle belge ve kayıtlarla tespit edilmesini dilediklerini, iddianın sadece tanık beyanlarına dayandırılması durumunda, çalışmanın konusunun süreklimi, kesintilimi, mevsimlik mi olduğunun, başlangıç ve bitiş tarihlerinin ve alınan ücret konularında tanıkların sözlerinin değerlendirilirken, bunların inandırıcılığı üzerinde durulmasını, verdikleri bilgilere nasıl vakıf olduklarının, bu bilgilerin hafızalarında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabildiğinin düşünülmesini, ve tanıkların buna göre sorguya çekilmesini, hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenine ilişkin olup, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekeceğini, davacının çalıştığına dair ücret tediye bordroları ve diğer belgelerin getirtilmesini, işyerinin müdür, amir, şef gibi görevlileri ve o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri tanıyan ve bilenlerin dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlıklılığının denetlenmesi gerektiği, çalışma olgusunun böylece hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sağlıklı bir biçimde denetlenmesi gerektiğini, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanların kontrol edilmesini, gerekiyorsa keşif yapılmak suretiyle, işyerinin müdür, şef, ustabaşı, posta başı ve diğer çalışanları ile, işyerine komşu işyerlerinde, bu yeri bilen ve tanıyanların dahi resen dinlenerek tanık beyanlarının sağlıklı olup almadığının denetlenmesini ve çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak bir biçimde belirlenmesini talep etiklerini, bu davaların, mülga 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle yukarıdaki araştırma sonucunda saptanan hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise, davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini dilediklerini, işe giriş bildirgesi verilmiş olsa bile işe giriş bildirgesinden önceki sürelerle ilgili hak düşürücü sürenin işleyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, (21.Hukuk Dairesinin 09.11.2004 tarih, 2004/6010 Esas, 2004/9621 Karar sayılı ilamı) 5510 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir hizmetin sigortalı hizmet olarak değerlendirilebilmesi için “zaman ve bağımlılık” unsurlarının gerçekleşmiş olması gerektiğinden, davacının iddia ettiği çalışmasının zaman ve bağımlılık yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin kontrol edilmesi gerektiğini, çalışma olgusu bu şekilde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulması gerektiğini, 5510 sayılı Kanun'un 3/B ve D maddelerinde olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olduğu durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığının özellikle saptanması gerektiğini, HMK’nın 200 üncü maddesinde belirtilen sınırları aşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranması gerektiği, yoksa reddedilmesi gerektiğini, bu sınırların altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarlarının tanıklardan sorularak tespit edilmesi gerektiğini, Kurum kayıtlarına göre davacının, 44768 sicil sayılı işyerinde 24.06.2013 tarihinde işe başlamış olduğunu, 19.09.2013 tarihinde ayrıldığını, çalıştığı günlerin düzenli olarak Kuruma bildirildiği, kuruma bildirilen günlerin tespitinde hukuki yarar bulunmadığını, Kurum kayıtlarının resmi belge olması nedeniyle davacının resmi kayıtlarda görülmeyen hizmetinin varlığını kanıtlamasının ancak aynı güçte deliller ile mümkün olduğunu, bu iddianın tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 4447 sayılı Kanun ile değişik 2 nci fıkrası uyarınca, dönem bordoları ekinde verilen eksik bildirime ilişkin belgelerin ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü kurumundan getirilerek buna göre hüküm kurulması gerektiğini, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunun yazışma, evrak, bilgi, arşivleme esasları başlıklı 40 ıncı maddesi hükmü gereğince, kurum kayıtlarının aksinin davacı tarafından eş değerde yazılı belgelerle ispatı gerekeceğini bu itibarla davacının davalı işverene ait işyerinde kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Özetle; “ Davanın kabulü ile davacının davalı şirkete ait 38995 sicil sayılı iş yerinde kuruma bildirilen günler haricinde 15.05.2012 19.09.2013 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından kesintisiz çalıştığının tespitine,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle; davacı ve fer'i müdahil vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.“.. İnceleme konusu davada, her ne kadar Mahkemece davalı vekilinin cevap dilekçesini yasal süresi içerisinde mahkemeye sunmaması nedeniyle cevap dilekçesi ekinde sunulan belirsiz süreli iş sözleşmesi, işe giriş bildirgesi, ibraname, istifa dilekçesi, ayrılış bildirgesi ve ücret bordrolarına itibar olunmamış ise de anılan davada resen araştırma ilkesi geçerli olup, sunulan delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davacıya sunulan belgelerdeki imzalara itirazı bulunup bulunmadığı sorulmalı, itirazı bulunması halinde gerekçeleri ile ortaya konulmalı, ayrıca uyuşmazlığa konu dönemin tamamını kapsar şekilde çalışması bulunan ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan dinlenen tanıklar dışında diğer bordrolu tanıklar araştırılarak, bu kişilerin beyanlarına başvurulmalı ve toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle;
“1 Davanın kabulü ile
2 Davacının davalı şirkete ait ......sicil sayılı iş yerinde kuruma bildirilen günler haricinde 15.05.2012 19.09.2013 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından kesintisiz çalıştığının tespitine,” dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Feri müdahil kurum vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı ile fer'i müdahil Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:14