Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/8957

Karar No

2023/10242

Karar Tarihi

25 Ekim 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/2213 E., 2023/1055 K.

KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 41. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/96 E., 2022/295 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve davalı SGK vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı SGK vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; rüzgârlı Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından dava dışı yüklenici ...'ın borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yapıldığının, tapuda davacılar adına kayıtlı, ... ili, Keçiören ilçesi, ... Mahallesi, 30995 Ada 4 parsel 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtları üzerine ilgili Kurumun; 25.06.2021 tarih ve 16917563 sayılı haciz yazısı üzerine 29.06.2021 tarih ve 49142 yevmiye sayılı; 03.02.2022 tarıh ve 39556333 sayılı haciz yazısı üzerine 03.02.2022 tarih ve 9287 yevmiye sayılı haczin konulduğunun öğrenildiğini, Kurumdan 28.02.2022 tarihli dilekçe ile konulan hacizlerin kaldırılmasının talep edildiğini, ancak 03.03.2022 tarihli cevabi yazı ile talebin reddedildiğini, arsa sahibi olan davacılar ile davalı Kurumun borçlusu olan müteahhit ... arasında 30995 Ada 4 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ... 46. Noterliğinin 05.03.2004 tarih ve 5982 sayılı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmenin yükleniciye herhangi bir ayni hak bahşetmediğini, sözleşmeden doğan edimlerin tam ve eksiksiz yerine getirilmesi halinde yükleneceği lehine bir şahsi hak doğduğunu, 4 ve 5 nolu bağımsız bölümlerin (dairelerin) arsa sahipleri adına tapuda kayıtlı olduğunu, müteahhit ...'ın tapuda malik bulunmadığını, borçlunun tapuda malik olarak yer almadığı taşınmazlara konulan haczin öncelikle bu nedenle yasaya aykırı olduğu, öte yandan müteahhit ...'ın sözleşme gereği edimlerini ifa etmediği, yarım bıraktığı, bu hususların kesin karar haline dönüşen ... 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/233 sayılı kararı ile arsa sahipleri tarafından açılan nama ifaya izin davasında verilen ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/97 Karar sayılı ilamı ve ... 17. İcra Müdürlüğünün 2012/1143 sayılı dosyaları ile sabit bulunduğunu, haciz tatbik edilen 4 nolu bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılmasından sonra imar durumu sebebiyle ortaya çıkan fazla kat nedeniyle ekstradan imal edilen 3 daireden sözleşme ve kanun'lar gereği paylaşım oranına göre arsa sahiplerine düşen daire olduğu, yüklenici ile ilgisinin bulunmadığını, ... 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile bu 4 nolu bağımsız bölümün arsa sahiplerine ait olduğunun kabul edildiği, geç teslim nedeniyle arsa sahipleri lehine kira tazminatına hükmedildiğini kesinleşen mahkeme kararı ile arsa sahiplerine ait olduğu kabul edilen 4 nolu daire üzerine yüklenici ...'ın borcu sebebiyle konulan haczin bu nedenle de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, diğer yandan arsa sahipleri tarafından ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/25 esas sayılı dosyasında açılan ifaya izin davasında 5 nolu bağımsız bölümün satılması konusunda arsa sahiplerine yetki ve izin verildiğini, söz konusu hacizlerden çok önce 24.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, 5 nolu bağımsız bölüm üzerine yüklenici ...'ın talebi doğrultusunda davalı idarece konulan haczin bu yönüyle de dayanaktan yoksun bulunduğunu belirtilerek, dava konusu “... ili, Keçiören ilçesi, ... Mahallesi 30995 Ada 4 parsel üzerindeki 4 ve 5 nolu bağımsız bölümleri haciz konulmasına dair davalı Kurum işlemlerinin ve bu haciz kaldırılması için yapılan başvurunun reddine dair Kurum işleminin iptali ile taşınmazlar üzerine konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yana ait arsaya ilişkin olarak, davacılarla Kurum borçlusu ... arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, irtifak hakkının tapuya şerh verilmekle irtifak hakkı sahibine taşınmaz üzerinde bina yapıp, kat mülkiyetine çevrilinceye kadar devam eden, mülkiyet hakkına benzer mahiyeti haklar sağladığını, kanunun açık hükmü gereği arsa sahipleri ile yüklenici müteahhit arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yüklenici kişi adına düşen bağımsız bölümlerin sözleşme hükümlerine göre yapıların belirli seviyeye gelmesi halinde müteahhit adına tapu hakkı verdiği ve yüklenicinin o bağımsız bölüm mülkiyetini kazandığını, bunun sonucunda doğaldır ki hak üzerinde kurum tarafından haciz konulmasında hiçbir hukuki engel bulunmadığını, ...'ın Kurum'a olan borcundan dolayı kat karşılığı inşaat sözleşmesi'nin mahiyeti gereği borçluya düşen bağımsız bölümleri haciz konulabildiğini, bu bakımdan, ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/164 Esas, 2010/170 Karar numaralı dosyasında açılan dava sonucunda kat karşılığı inşaat sözleşmesinde kurum borçlusu ...'a düşen 30940 Ada 3 parselde kayıtlı 12 nolu bağımsız bölümün müteahhitin edimini yerine getirmediğinden kendisine düşen bağımsız bölümün paraya çevrilerek inşaatın tamamlanmasına karar verildiğini, söz konusu gayrimenkulün tapu tescile ilişkin bir dava olmadığı gibi Kurumun söz konusu davada taraf olmadığını, ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/25 Esas sayılı dosyası ile açılan ifaya izin davasında 5 nolu bağımsız bölümün satılması konusunda arsa sahiplerine yetki ve isim verildiği, mahkemenin bu kararının da söz konusu hacizlerden önce kesinleştiğini, bu nedenle Kurum tarafından haciz konulamayacağı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, karar kesinleşmiş olsa dahi herhangi bir tasarruf işleminde bulunulmamış olmasından ...'ın bahsi geçen taşınmazda kat irtifakı dolayısıyla kurum tarafından yapılmış haczin geçerli bir işlem olduğunu belirtilerek, açılmış olan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davanın kısmen kabulü ile

a.... İli, Keçiören İlçesi, ... Mah. 30995 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (4) nolu bağımsız bölümünün Kurum borçlusu (dava dışı müteahhit) ...'a bırakılmadığının kesinleşen Mahkeme kararı ile de belirgin bulunması karşısında, bu bağımsız bölüm üzerinde;

i.Rüzgarlı SGM'nin 25.06.2021 tarih ve 16917563 sayılı;

ii.Rüzgarlı SGM'nin 03.02.2022 tarih ve 39556333 sayılı hacizlerin kaldırılması gerektiğinin tespitine, aksi kurum işleminin iptaline,

b.... İli, Keçiören İlçesi, ... Mah. 30995 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (5) nolu bağımsız bölümüne ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı SGK vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteahhit ...’ın sözleşme gereği edimlerini ifa etmediğini, inşaatı yarım bıraktığını, tam, sağlam ve eksiksiz olarak tesliminin gerçekleşmediğini, inşaat aşamasında, yüklenicinin gösterdiği kişilere sözleşme gereği verilmesi gerekli bir çok taşınmaz devredilmiş olup kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle yükümlendiği edimlerini yerine getirmeyen, inşaatı tamamlamadan yarım bırakan, davalı kurum borçlusu yüklenici ...’ın, arsa sahibi müvekkillerden talep edebileceği başkaca bir hakkı bulunmadığını, yükümlendiği edimlerini eksiksiz ve tam olarak yerine getirmediği için de davacılara karşı borçlu durumda olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak davanın kabulünü, taşınmazlar üzerindeki haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma olan borçtan dolayı kat karşılığı inşaat sözleşmesinde borçluya düşen bağımsız bölümlere haciz konulabildiğini, söz konusu bağımsız bölümlere uygulanan hacizlerin hukuka uygun olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacılar vekili ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1 b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı SGK vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf gerekçelerini yinelemiştir.

2.Davalı SGK vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taşınmaz kaydına konulan haczin kaldırılması talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

Mahkemelerin görevi ve yargı yolu "Kanun" ile belirlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınır. (HMK 1. madde)

İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. Eldeki davaya konu uyuşmazlığın, mülkiyet uyuşmazlığından kaynaklı olduğu anlaşılmakla, çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın karar verilmiş olması karşısında görev konusu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında ve re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf istemlerinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Üyeler ... ve ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan Vekili ..., Üyeler ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla,

25.10.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

  1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “dava dışı kişinin Kuruma prim borcundan dolayı, üçüncü kişi konumunda olan davacının taşınmazına konulan haczin kaldırılmasına ilişkin uyuşmazlıkta iş mahkemesinin mi genel mahkemelerin mi görevli olduğu” noktasında toplanmaktadır.

  2. İş Mahkemesince yapılan yargılama sonunda prim borcunun kat karşılığı sözleşme ile taraf olan müteahhide ait olduğu, davacıların arsa sahibi oldukları, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

  3. Kararın temyiz edilmesi üzerine çoğunluk görüşü ile “6183 sayılı Kanun’un 79/4 üncü maddesinde haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın herhangi bir nedenle yedi günlük itiraz süresini geçirmesi halinde haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açabileceğinin belirtildiği, dava konusu uyuşmazlığın da haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup uyuşmazlığın çözümünde 5510 sayılı Kanun’un uygulama alanı bulunmadığı, bu nedenle eldeki davayı çözümlemekle görevli mahkemenin genel mahkeme olduğu ve görev konusu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, HMK’nın 331/2 nci maddesi de uygulanarak, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği” gerekçesiyle yerel mahkemenin kararı bozulmuştur.

  4. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101 inci maddesi uyarınca “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür”.

Aynı kanunun 88/16 ıncı maddesi uyarınca “Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.

Keza aynı maddenin 19 uncu Fıkrası uyarınca da “Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.

  1. Diğer taraftan dava tarihinde yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1/B maddesine göre “İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalar iş mahkemesinde görülür". Yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca ise "İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere ... veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara iş mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir.

  2. Çoğunluğun dayandığı ve yerel mahkemenin gerekçesine esas aldığı 6183 sayılı Kanun'un 2 üncü maddesi ise; “Amme borçlusunun bu Kanun’un 27, 28, 29 ve 30 uncu maddelerinde yazılı tasarruf ve muamelelerinin iptali için umumi mahkemelerde dava açılacağı ve bu davalara diğer işlere takdimen umumi hükümlere göre bakılacağı” kurala bağlanmıştır.

  3. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun 1953 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6183 sayılı kanunda genel olarak uyuşmazlıklar kişiler açtığında idari yargının görev alanına girmektedir. Ancak kurumlar tarafından açılan davalarda genel mahkemeler deyimi, aslında adli yargı yerindeki mahkemeleri ifade etmektedir. Zira o tarihte uzman mahkemeler bulunmamaktadır. Bu hali ile bu kanun genel kanundur.

  4. Gerek 5510 sayılı SSGSS Kanunu, gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ise özel kanunlar olup, 6183 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe girmişler ve özel düzenlemelere yer vermişlerdir.

  5. Yukarda belirtilen görev ile ilgili düzenlemelerde açıkça Kurumun taraf olduğu ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan ve açıkça primin 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsili üzerine bu kanunun da uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesinin görevli olacağı belirtilmiştir. Burada Kurumun taraf olması ve uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanun'dan doğması yeterlidir. Karşı tarafın sigortalı veya üçüncü kişi olmasının önemi bulunmamaktadır.

  6. Somut uyuşmazlıkta Kurum 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan prim alacağının tahsili için, anılan kanunun 88 inci maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca prim borçlusu takip başlatılmış ve taşınmazına haciz uygulanmıştır. Davacılar taşınmazın kendilerine ait olduğunu belirterek haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Dava tarihi itibari ile İş Mahkemesinin görevli olduğu açıktır. Zira 88 inci maddenin 16 ıncı fıkrasında “Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanacağı” belirtilirken, açıkça 26 ve devamı tasarrufun iptali ile ilgili hükümler hariç bırakılmamıştır. Aynı maddenin 19 ıncı fıkrası ise açıklandığı gibi “Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesini yetkili kılmıştır. Bu açık düzenleme karşısında, 6183 sayılı Kanun’un 24 inci maddesindeki “6183 sayılı Kanun’un 79/4 üncü maddesinde haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın herhangi bir nedenle yedi günlük itiraz süresini geçirmesi halinde haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açabilir” kuralının uygulanması olanaklı değildir. Zira 5510 sayılı Kanun'u özel kanun olduğu gibi 6183 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe girmiş ve yetkili yer yanında görevli mahkemeyi de açıkça düzenlemiştir.

  7. Yerel mahkemenin kararının bu nedenle bozulması kararına katılmadığımızı, esasının incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun görev yönünden bozma görüşüne katılınmamıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

gerekçesiistinafcevapkarartemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınassgssortadankarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim