Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/7557
2023/10166
24 Ekim 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/311 E., 2023/103 K.
KARAR: Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... İnş. Taah. Tic. Tur. ve Müş. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.10.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... İnşaat Taah.Tic.Tur. ve Müş. Ltd. Şti. adına Av. ... ile davacı adına Av. ... ve davalı ... İnş.San. ve Tic.A.Ş. adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; 29.03.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 656.507,36 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... İnş. Taah. Tic. Tur. ve Müş. Ltd. Şti. vekili özetle; davacıya tedavi giderlerinin ödendiğini, kazadan sonra ücretinde hiçbir azalma olmaksızın daha hafif işlerde çalıştırılmak üzere işe dönmesi için 18.09.2012 tarihinde ihtarname gönderildiğini, müvekkili şirketin kazanın gerçekleşmesinde ve zararın ortaya çıkmasında kusursuz olduğunu belirtmiş davanın reddini istemiştir.
Davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili özetle; müvekkili firmanın kendisine ait işyeri binasının dış kaplaması hususunda diğer davalı ile sözleşme kapsamında anlaştığını, buna göre işin yapımında tüm sorumluluğun diğer davalıya ait olduğunu, diğer davalı ile müteselsil sorumuluklarından bahsedilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2019 tarih ve 2012/1347 Esas, 2019/535 Karar sayılı kararıyla; iş kazasının meydana gelişinde davacının %10, davalı ... şirketinin %20, diğer davalı ... şirketinin ise %70 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının %38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle davacı lehine 545.148,15 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2019 tarih ve 2012/1347 Esas, 2019/535 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2020 tarih, 2020/243 Esas, 2020/341 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 28.12.2021 tarih ve 2020/7533 Esas, 2021/16792 Karar sayılı kararı ile davalıların sair temyiz itirazları incelenmeksizin; somut olayda her ne kadar ilk derece mahkemesince alınan 17.01.2019 tarihli bilirkişi kusur raporu, aynı olaydan dolayı alınmış mevcut tüm kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için düzenlenmiş ise de 17.01.2019 tarihli bu raporda diğer kusur raporlarının bir tablo halinde kusur oranlarının rapora yazılmasından sonra yalnızca Anadolu 21. İş mahkemesine sunulan (2015/64 Esas) 28.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda asıl işveren ... İnşaat'ın kusurunun olmayacağı belirtilmiştir. Ancak yukarıda verilen mevzuatta açıkça yer aldığı üzere asıl işveren ile alt işveren ilişkisi konusunda birlikte sorumluluğu vardır. Bu dosyaya sunulan diğer iki bilirkişi raporu ve SGK inceleme raporu da birlikte sorumluluk yönünde görüş bildirmektedir. Bu nedenle heyetimiz 18.09.2015 ve 04.02.2016 tarihli raporlar ile aynı kanaattedir.“ şeklinde bir görüş bildirildiği, bu haliyle diğer kusur raporları konusunda gereği gibi bir irdeleme yapılmadığı, mahkemece yapılacak işin, aynı olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan rücuan tazminat dava dosyasının eksiksiz bir şekilde celp edilmesinden sonra “içeriğindeki kusur raporları”, o dosya içeriğindeki sigortalıyı %50, davalı ... şirketini %50 oranında kusurlu bulan kusur raporu, yine davalı ... şirketi vekilinin temyiz dilekçesinde bahsettiği davacı sigortalıyı %50, davalı ... şirketini %25, davalı ... şirketini %25 oranında kusurlu bulan kusur raporu, ceza dava dosyasında itibar edilen kusur raporu ile eldeki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporları arasındaki “çelişkiyi gidermek noktasında” alanında uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan rapor alarak kusurun oran ve aidiyetini tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, kusur durumunun değişmesi nedeniyle yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi durumunda bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirip ileriye çekmeden aynen hükme esas hesap raporundaki dönem verilerinin kullanıldığı bir hesaplama yapılması gerektiğini gözetip, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğu gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen 27.01.2023 Tarih, 2022/311 Esas, 2023/103 Karar Sayılı Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra Uyap üzerinden rücuan tazminat dava dosyası celp edilmiş, Dairemiz'in bozma kararında 17.01.2019 tarihli kusur raporunu düzenleyen aynı heyetten 13.10.2022 tarihli ek kusur raporu alınmıştır. Aynı heyet tarafından düzenlenen bu ek kusur raporunda, bilirkişi heyetinin daha önceki raporlarındaki davacının %10, davalı ... şirketinin %20, diğer davalı ... şirketinin ise %70 oranında oldukları yönündeki görüşlerini değiştirmemekle birlikte bilirkişi heyetinin bozmada belirtilen diğer tüm kusur raporlarını ayrı ayrı gerekçeli bir şekilde değerlendirmeye çalıştığı ancak rücuan tazminat dava dosyasında alınan 12.05.2018 tarihli kusur raporu ile 26.11.2018 tarihli kusur raporlarının çelişkinin giderilmesi noktasında değerlendirmedikleri, sonuç olarak Mahkemece temyiz incelemesine konu kararda 13.10.2022 tarihli ek kusur raporuna itibar edilerek iş kazasının meydana gelişinde davacının %10, davalı ... şirketinin %20, diğer davalı ... şirketinin ise %70 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının %38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle davacı lehine 545.148,15 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... İnş. Taah. Tic. Tur. ve Müş. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kesinleşen manevi tazminat kararına rağmen manevi tazminat hakkında yeniden hüküm kurulmasının ve bu doğrultuda yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozmadan sonra alınan kusur raporunun çelişkili raporları irdeleme hususunda bozma öncesi alınan ve Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılan rapordan hiçbir farkı olmadığını, gerekirse üniversitelerin ilgili bölümlerinde akademisyen olan bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay bozma ilamı uyarınca çelişkilerin detaylı bir şekilde irdelendiği rapor tanzimi gerekirken bu taleplerinin yerel mahkemece karşılanmadığını, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, SGK raporunda kazalının ağır kusurlu bulunduğunu, müvekkili şirketin hem kazanın gerçekleşmesinde hem de zararın ortaya çıkmasında kusursuz olduğunu, kusurun davacıda olduğunu, yerel mahkemece çelişkilerin giderilmesi için alınan uzlaştırıcı raporun üniversitelerin ilgili bölümlerindeki akademisyenlerden değil, ilk iki raporu düzenleyen bilirkişiler ile aynı düzeydeki bilirkişilerden alınması ve tüm itirazlarına rağmen heyette mermer/doğaltaş uzmanının bulunmamasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı işçiye imza karşılığı spiral makinesi ile koruyucu başlığını ve ayrıca kişisel koruyucu gözlüğü teslim ettiğini, kazaya sebebiyet verilen spiral makinesinin davacı işçinin üzerine zimmetli olup yalnızca onun tarafından kullanıldığını, bu durumun dosyada bulunan teslim tutanaklarında ve ayrıca SGK teftiş raporunda sabit olduğunu, yine mübrez İş Güvenliği Talimat Tutanağında, sigortalı işçiye iş güvenliği ile ilgili her türlü bilgilendirmenin yapıldığının da açık olduğunu, davacı işçinin "usta" işçi olup bu hususun yerleşik içtihatlara aykırı bir şekilde kusur belirlenmesinde nazara alınmadığını, kaza sonrası davacı işçiye aynı maddi şartlarda müvekkili şirket nezdinde çalışmasının teklif edildiğini, hal böyleyken davacının gerçekleşmiş bir maddi zararının bulunmadığını, davacı işçinin ücretinin hatalı bir şekilde hesaplandığını, davacının aylık ücretinin aylık net 1.400,00 TL olduğunu ve ancak raporda bordroda yer alan arızi kazanç niteliğindeki fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti gibi ücretlerin de tamamen hukuka aykırı bir şekilde davacının ücretine eklenerek hesaplama yapıldığını, zarar hesabının son aya ait prime esas kazanç üzerinden değil, net aylık ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, maddi tazminat hesaplaması yapılırken davacı işçinin günlük yevmiye usulü ile çalışan inşaat işçisi olduğundan sarfınazar edildiğini, bu hususun da gerçek maddi zararın belirlenmesi ilkesine aykırı olduğunu, davacı işçinin şu anda Avusturya'nın Viyana kentinde Etsan adlı firmada Türkiye ortalamaları ile karşılaştırılamayacak kadar yüksek bir maaşla çalıştığını, söz konusu ücretin de yapılacak olan hesaplamanın en azından bilinen dönem kısmından düşülmesi, mükerrer ödemenin önlenmesi ve ayrıca davacının haksız bir şekilde sebepsiz zenginleşmesinin önüne geçilmesi açısından önem arz ettiğini, artış oranının asgari ücrete endekslenmesinin de gerçek zararın tespiti ilkesine aykırı olduğunu, inşaat sektöründe yevmiye usulü çalışan bir işçinin yılın tamamında iş bulmasının mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminata esas kabul edilen ücretin her yıl farazi olarak artırılmasının bilimsel gerçekler ile bağdaşmadığını, pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğunu devletin eğitim eksikliği göstermiş olması nedeniyle devletin de kusuru bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat San. ve Tic.A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, alınan ek kusur raporunun dosya içerisinde yer alan kusur oranlarına ilişkin çelişkiyi gidermemekle beraber kusur tasnifine yönelik itirazlarının ve ... Anadolu 77. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/93 E. Ceza Dosyasının Mahkemece dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, halbuki ceza dosyasında müvekkili şirket yetkililerinin herhangi sanık olarak yargılanmadığından müvekkili şirketin bu olayda herhangi bir sorumluluğu bulunmadığının açıkça orta olduğunu, bilineceği üzere 6098 sayılı TBK 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hakiminin ceza mahkemesinin verdiği kararla bağlı olmasa bile ceza mahkemenin saptamış olduğu maddi olgularla bağlı olduğunu, dolayısıyla ... Anadolu 77. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/93 E. sayılı ceza dosyasında verilen karar ve SGK teftiş raporu dikkate alındığında müvekkili şirketin gerçekleşen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığının ortada olduğunu, ne var ki, alınan ek raporda bu hususların hiç değerlendirilmeye alınmadığını, SGK raporunda da kazalının tam kusurlu bulunduğunu, rücuan tazminat dosyasında alınan 28.10.2015 tarihli raporda %50 diğer davalı, %50 sigortalının kusurlu bulunduğunu, müvekkili şirkete herhangi bir kusur atfedilmediğini, müvekkilinin anahtar teslimi iş verdiğini, asıl işveren olmadığını, davaya konu kazanın müvekkili şirketin merkez ofisinde dış cephe kaplama işinin anahtar teslimi olarak yapıldığı sırada gerçekleştiğini, yani müvekkilinin yapılan işte işveren olarak katkısı olmadığının açık olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında akdedilen Sözleşmenin 8 inci maddesine göre de iş kazalarından doğacak sorumluluğun açıkça diğer davalı ... İnşaat şirketi tarafından yüklenildiğini, davacıya verildiği halde kişisel koruyucu donanımların kullanılmadığını, davacının ağır (tam) kusurunun illiyet bağını kestiğini, pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
- Değerlendirme
Dosya kapsamından Mahkemece davacının %10, davalı ... şirketinin %20, diğer davalı ... şirketinin ise %70 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle sonuca gidildiği, Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen inceleme raporunda davacının ağır kusurlu olduğunun belirtildiği, Dairemiz'in bozma ilamına uyulduktan sonra aynı olaya ilişkin rücuan tazminat dava dosyasının eldeki dosya arasına celp edildiği, anılan dosyada alınmış 28.10.2015 tarihli kusur raporunda davacının %50, davalı ... şirketinin %50 oranında kusurlu oldukları, davalı ... şirketinin kusursuz olduğu, 27.01.2017 tarihli kusur raporunda davacının %50, davalı ... şirketinin %25, davalı ... şirketinin %25 oranında kusurlu olduklarının, 12.05.2018 tarihli kusur raporunda davacının %20, davalı ... şirketinin %60 davalı ... şirketinin %20 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, 26.11.2018 tarihli kusur raporunda davacının %20, davalı ... şirketinin %59, Ceza Dava Dosyasında yargılanıp ceza alan şantiye şefinin %1, davalı ... şirketinin %20 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, ceza dava dosyasında hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda sigortalının tali, davalı ... şirketinin şantiye şefi olan sanığın asli kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının veya hak sahiplerinin kazanç kaybının hesaplanmasında davacı veya hak sahibinin kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Öte yandan mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonrasında Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu vardır. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, Dairemiz'in bozma ilamına uyulmasından sonra alınan ek kusur raporunda rücuan tazminat dava dosyasında alınan 12.05.2018 tarihli ve 26.11.2018 tarihli bilirkişi kusur raporları irdelenmediği halde anılan rapor yeterli görülerek sonuca gidilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, rücuan tazminat dava dosyası içeriğindeki tüm bilirkişi kusur raporları, ceza dava dosyasında itibar edilen kusur raporu ile eldeki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi noktasında yetkin uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan ve önceki raporları düzenleyenden farklı, yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alarak kusurun oran ve aidiyetini tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, kusur durumunun değişmesi nedeniyle yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi durumunda bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirip ileriye çekmeden aynen hükme esas hesap raporundaki dönem verilerinin kullanıldığı bir hesaplama yapılması gerektiğini gözetip usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililerine iadesine,
Davalılar avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:14:18