Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/10804

Karar No

2023/10058

Karar Tarihi

23 Ekim 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1570 E., 2023/1380 K.

HÜKÜM/KARAR: Esastan red

İLK DERECE MAHKEMESİ: Manavgat İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/381 E., 2022/742 K.

Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı işverene ait işyerinde 01.09.1991 tarihinde ziraat mühendisi olarak çalışmaya başladığı, davacıya ait işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmiş olduğu, ayrıca sigortalı kartının mevcut olduğu, davacının emeklilik işlemleri için müracaatında hizmetinin Kurumda gözükmediğini öğrendiği iddiasıyla davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.09.1991 olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı ... Namaraslı Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinden özetle; davacının iş bu şirket emrinde çalışmadığı kabul ve beyan edildiğinden davanın davalı şirkete yöneltilemeyeceği ve hakkında hüküm kurulamayacağı, davalıların taraf olmaması sebebi ile davacı talebinin reddi gerektiği, ... tarafından kendi adına çalıştırılan yem fabrikasının küçük bir işletme olduğu, işçi çalıştırmaya gerek olmadığı, hak düşürücü sürenin geçtiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... , ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafın 04.03.2019 tarihli dilekçesi ile davacının müteveffa ... yanında çalıştığı, adı geçenin davalı şirketin ortağı olduğu, şirket ortağının yaşamaması sebebi ile işveren mirasçıları ..., ..., ... ve ...’nin davaya dahil edilmesini talep ettiği, davacının iş bu davadaki talebinin işe giriş tarihi ile sınırlı olduğu, davacı iddiası ve davalı şirketin kuruluş tarihi ile faaliyet süresi gereği şirket hakkında hüküm kurulamayacağı, dahili davalılar hakkında iş bu dava ile hüküm tesis edilemeyeceği, hak düşürücü sürenin geçtiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalılığın gerçekleşmesi için eylemli ve gerçek çalışmanın varlığının gerektiği, bu tür çalışmanın varlığının Yargıtay ilke kararlarında belirtildiği usul ve deliller ile ispatlanması gerektiği, işyerinin kanun kapsamında olup olmadığının belirlenmesi ile davacı ile çalışmış olan tanık beyanlarına başvurulması gerektiği, asıl olanın kayıtlar olduğu, Kurumun davada feri müdahil sıfatını taşıması nedeni ile davanın kabulü halinde aleyhte yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından; davalı ... Tar. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasının 06.01.1995 tarihinde kurulduğu, şirket ortaklarının ... ve ... olduğu, faaliyet adresinin ... caddesi ... sokak no:1,faaliyet alanının çiçek üretim ve paketlemesi ile pazarlaması olduğunun bildirildiği, davacı vekilince davacının davalı şirkette değil şirket ortağı olan ...’nın yanında çalışıldığı yolunda beyanda bulunulduğu, ... adına gerçek kişi olarak 01.01.1981 31.07.1993 tarihleri arasında “çiçek yetiştiriciliği” alanında faaliyet kaydının mevcut olduğu, Namaraslılar Kollektif Şirketi ... ve Ortakları firmasının 25.09.1986 06.05.2003 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği, ilk kurucuları arasında ...’nın bulunduğu, 23.10.1987’den itibaren ise ..., ... ve ...’nın ortak oldukları, temsilcinin en son ... olduğu, şirketin faaliyetinin tarım ve ormancılık alet ve malzemeleri toptan ticareti olduğu, şirket kuruluş evraklarında ise faaliyet konusunun oto lastik satışı zirai ilaç motorlu zirai alet hayvan yemi imalatı kimyevi gübre alım satımı olarak gözüktüğü, 15.06.1993 tarihinde faaliyet konularına köklü köksüz çiçek ve fide imalatı ile çiçekçilik malzemesi ithalatının eklendiği, Namaraslılar Kollektif Şirketi ... ve Ortakları adlı firma tarafından davacı adına düzenlenmiş davacının 02.09.1991 tarihli işe giriş bildirgesi bulunduğu, bu tarihte şirketin faal olduğu, anılan belgenin incelenmesinde davacının adı geçen işveren emrinde işe giriş tarihinin 01.09.1991 olarak gözüktüğü, davacının 01.09.1991 tarihinde davalı iş yerinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş ise de, Kuruma intikal etmiş bordrolar mevcut olmayıp, anılan bildirgeye dayalı hizmetin bildirilmediği, davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde, bu davaya konu edilen sürede davacının başka bir işveren emrinde sigortalı çalışmasının bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21 Esas, 1999/510 Karar ve 16.06.1999 tarihli kararı da gözetildiğinde salt işe giriş bildirgesi verilmiş olmasının sigortalılık başlangıcı yönünden yeterli olmayacağı, bunun yanında çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtların olması gerektiği, davacı tarafça ziraat mühendisi olarak çalıştığı belirtilmiş ise de çalışmasını yaptığı dönemdeki aldığı ücret, işveren emrindeki görevi hakkında herhangi bir iddiada bulunulmadığı, dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarının bu konuda beyanda bulunmadıkları, davalı tanıklarınca verilen beyanlardan davacının çalışması hakkında bilgi sahibi olmadıklarının anlaşıldığı, davacı tanığı Seyit B’nin, kendisinin davacıyı tanıdığını, davacının ziraat mühendisi olduğunu, aynı zamanda fakülteden arkadaş olduklarını, davacı ile birlikte Namaraslı Tarım Ürünleri adlı firmada birlikte 2,5 yıl çalıştıklarını, hatırladığı kadarıyla 1992 1993 yıllarında arasında çalıştıklarını, davacının ziraat mühendisi olarak çalıştığını, aynı zamanda tüm sorumluluğun davacıda olduğunu, kendisinin de işe giriş bildirgesinin verilmiş olmasına rağmen primlerinin ödenmemiş olduğunu, davacının 1993 yılında işten ayrılarak kendi firmasını kurduğunu beyan ettiği, iş bu tanığın davacı ile 1992 1993 yıllarında çalıştıklarını beyan etmesine rağmen, tanığın 1999 yılında 120 gün 43802 sicil nolu iş yerinde çalışması olduğu, beyan ettiği çalışma yılı ve süresi ile beyanları arasında çelişki olduğu, tek tanık dışında davacının çalışma iddiasını destekleyen bir delil bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça yemin teklifinde bulunulmuş ise de; Sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olması nedeniyle, işverenin kabulü ya da davacının feragatinin tek başına hükme etkili olmayacağı, dolayısıyla feragat veya kabule rağmen hakimin delilleri hep birlikte değerlendirerek bir karara varacağı ve yine aynı nedenle bu davalarda yemin teklif olunamayacağı yönündeki ilkeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereğince bu teklifin mahkememizce reddedildiği, ayrıca davalıların davacının yanında çalıştığını iddia ettiği kişi değil onun yasal mirasçıları olmaları sebebiyle dosya esasına etkili görülmediğinden isticvap talebinin de kabul görmediği, izah olunan tüm bu nedenlerle davacının 01.09.1991 tarihinde sigortalı çalışmaya başladığının tespitini sağlayacak işe giriş bildirgesi dışında değerlendirmeye alınacak delil mevcut olmadığından iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

A.İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın davanın başından beri mevcut davalı şirketin çalışanlarının sadece aile fertlerinin olduğunu ve dışarıdan hiç kimsenin çalışmadığını belirterek gerçeğe aykırı beyanda bulundukları, mahkemenin yasa maddesini yanlış yorumladığı, davacının çalışması ve iş yerindeki durumunun tanık beyanlarıyla da görüldüğü üzere açık şeklide ortada olduğu, mahkemece re'sen yapılan araştırmada davacının başka bir işverende çalışmadığının sabit olduğu, mahkemece komşu işyeri tanığı araştırmasının da yeterince yapılmadığı iddiasıyla ilk derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde irdelenerek hüküm kurulduğu, davanın reddi yönündeki kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; davalılarına aile fertleri dışında çalışan olmadığına ilişkin iddialarının aksinin tanıklar ... ve ... beyanı ile ispat edildiği, tanık beyanları ile çalışmanın varlığının ispat edildiği, yemin ve isticvap taleplerinin karşılanmadığı, davalıların iş kolu ile davacının ziraat mühendisi olmasının çalışmanın niteliğiyle uyumlu olduğu, tanıkların vasfı ve durumlarının araştırılmadığı iddiasıyla temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1991 olduğunun tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk

1 Anayasa'nın 60 ıncı maddesi şöyledir:

"Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."

2 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194 üncü maddesi şöyledir:

"(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. / (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

"

3 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan Kanun'un yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un 79 ve 108 inci maddeleridir.

4 Mülga 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:

"Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar."

5 Mülga 506 sayılı Kanun'un 6 inci maddesi şöyledir:

"Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. / Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. / Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. / Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.."

6 Mülga 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin ilgili fıkrası şöyledir:

"...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (10 yıl 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..."

7 Mülga 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:

"Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihdir."

  1. Değerlendirme

1 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2 nci maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir.

2 Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

3 Somut olayda, davacının 01.09.1991 tarihinde hizmet akdiyle çalışmaya başladığına ilişkin işe giriş bildirgesi bir kısım davalıların murisinin ortağı olduğu şirket adına tescilli işyerinden verilmiştir. Ancak davacının söz konusu işyerindeki çalışmasının gerçek ve filli olup olmadığına ve niteliğine ilişkin yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

4 Öncelikle 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi nazara alınarak davaya konu çalışmasının hangi işyerinde ve hangi davalı nezdinde geçtiği, işyerinde ne iş yaptığı ve kimlerle çalıştığı davacıdan sorularak davasını somutlaştırması istenmelidir. Davacının bildireceği adres nazara alınarak komşu işyerlerinin çalışanları ile davalılar murisi ile iş ilişkisi içinde olan kişiler belirlenmelidir. Anılan kişilerin adresleri araştırılarak gerekirse sigorta sicil dosyaları istenmeli ve davanın esası hakkında tanık olarak re'sen beyanlarına başvurulmalıdır. İşe giriş bildirgesi kollektif şirket adına tescilli işyerinden verildiğinden bu şirket ortakları belirlenmeli, davalılardan birinin yargılamanın devamı sırasında öldüğü ve karar başlığında belirtilen avukat ile vekalet ilişkisinin sona erdiği nazara alınmalıdır.

5 Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararkaldırılmasınavı.mahkemeıdavakararııııilkderecebozulmasınaııcevaportadanvtemyizıvistinaf

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:14:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim