Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/6945
2023/10050
19 Ekim 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/718 E., 2022/480 K.
HÜKÜM/KARAR: Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde itirazın iptali ve icra inkar tazminatı davasında davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, Kurumlarından 3211004603 tahsis numarası ile ölüm aylığı almakta olan ...'nın Bağ Kur'a tabi sigortalılığı nedeniyle aylığının 20.01.2012 tarihi itibarıyla kesildiğini, tarafına 20.07.2010 19.01.2012 tarihleri arasında 11.679,77. ¨ yersiz ödeme yapıldığını. ...'nın vefatı nedeniyle yasal mirasçılarına ... 20. İcra Müdürlüğünün 2014/1451 Esas sayılı icra dosyası ile takibe geçildiğini, borçlulardan ... hariç davalıların tamamının süresi içinde itiraz ettiğini ve 13.03.2014 tarihli karar İte takibin itiraz eden davalılar açısından durdurulmasına karar verildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin (a) bendine göre davalıların yersiz ödenen aylıklardan sorumlu olduklarını belirterek, davalıların ... 20. İcra Müdürlüğünün 2014/1451 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazların İptali İle takibin ferileriyle birlikte devamına ve borçluların %20 oranında İcra İnkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili mahkememize verdiği 31.03.2014 tarihli dava dilekçesi ile Kurumlarından 3211004603 tahsis numarası İle ölüm aylığı almakta olan ...'nın Bağ Kur'a tabi sigortalılığı nedeniyle aylığının 20.01.2012 tarihi itibarıyla kesildiğini, tarafına 20.07.2010 19.01.2012 tarihleri arasında 11.679,77. ¨ yersiz ödeme yapıldığını. ...'nın vefatı nedeniyle yasal mirasçılarına ... 20. İcra Müdürlüğünün 2014/1451 Esas sayılı icra dosyası ile takibe geçildiğini, borçlulardan ... hariç davalıların tamamının süresi içinde itiraz ettiğini ve 13.03.2014 tarihli karar İte takibin itiraz eden davalılar açısından durdurulmasına karar verildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin (a) bendine göre davalıların yersiz ödenen aylıklardan sorumlu olduklarını belirterek, davalıların ... 20. İcra Müdürlüğünün 2014/1451 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazların İptali İle takibin ferileriyle birlikte devamına ve borçluların %20 oranında İcra İnkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ..., ..., ... adlarına usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş olup davalılar cevap ve beyanlarında; açılan davayı kabul etmediklerini, annelerinin ölen babasından bağlanan aylığı aldığını, Bağ Kur kaydının bulunmadığını beyan ederek, açılan davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2016 tarih, E.2014/272, K.2016/2 sayılı kararıyla; dava dilekçesi içeriği, davacı vekili ve davalı vekilinin beyanları, celp ve ibraz olunan belgeler, 02.06.2015 havale tarihli bilirkişi Av. ... ’ın raporu ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili, davalıların ... 20. İcra Müdürlüğünün 2014/1451 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazların İptali İle takibin ferileriyle birlikte devamına ve borçluların %20 oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesi istemi ile iş bu davayı açmış ise de; .../... Jandarma Komutanlığı'na, ... Ş.Ş. ... Polis Merkezi Amirliği'ne ve ... Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda birlikte değerlendirildiğinde; 506 sayılı Kanun ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunlardaki düzenlemelerde "evli olmayan, evli olmakla birlikte sonradan boşanan veya dul kalan ve sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan, kendi çalışmaları nedeniyle buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına ana veya babaları üzerinden ölüm aylığı bağlanacağı, kız çocuklarına bağlanan aylıkların sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işlerde çalışmaya başlamaları halinde kesileceğinin öngörüldüğü, her ne kadar davacı kurum, ...'nın 23.06.2010 tarihinden itibaren Bağ Kur sigortalısı olarak tescil edilmesi nedeniyle Sosyal Güvenlik Kuruluşları kapsamında çalışmaya başlamasını gerekçe göstererek 20.07.2010 19.01.2012 tarihleri arasında ...'ya babası üzerinden ödenen ölüm aylıklarını mirasçılarından icra yoluyla geri istemiş ise de, gerek ... İlçesinde, gerekse ... ilinde yapılan zabıta araştırmalarında muris ...'nın tarımsal faaliyette bulunmadığı, ... İli ... ilçesi ... Köyünde eşine ait fındık bahçelerinde oğullarının yaz aylarında fındık yetiştirdiğinin tespit edildiği, yapılan bu tespitlere göre muris ...'nın tarım sigortalısı olarak tescil edildiği 23.06.2010 tarihinden ölüm tarihi olan 23.12.2011 tarihine kadar kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunmadığının ve geçimini tarımsal faaliyetten elde ettiği gelir ile sağlamadığının anlaşıldığı, Sosyal Güvenlik hakkının vazgeçilmez ve devredilmez haklardan olduğundan davacı Kurumun tarım Bağ Kur sigortalısı olduğunu ileri sürerek murise yersiz ödenen aylıkların ancak murisin tarım sigortalısı olarakgeçerli bir tescilinin bulunması ve bu tescile göre de kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunup kazanç sağlanması durumunda geri isteme hakkının bulunduğu, davacı kurumun 20.07.2010 19.01.2012 döneminde kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyeti bulunmayan muris ...'ya ödenen aylıkların mirasçılarından geri istenmesi mümkün olmadığından davalıların ... 20. İcra Müdürlüğünün 2014/1451 Esas nolu dosyasına yaptıkları itirazlarında haklı olduklarından davacının açtığı davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Daire kararında; "Eldeki davada, davalılar murisi ...’in, babası üzerinden 506 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla 01.06.2004 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı ve vefat tarihi olan 23.12.2011 tarihine kadar davalı murisi Kurumca ödeme yapılmış olduğu, ne var ki davalılar Murisi ...’in aynı zamanda ... Köyünden Çiftçilik belgesinin 25.06.2010 tarihi itibari ile kuruma intikalinden sonra, davalı murisi Kurumca resen yapılan tescil ile 01.10.2008 23.12.2011 tarihleri arasında tarımsal faaliyetinin varlığı nedeniyle, 5510 sayılı Kanun'un 4 b bendi kapsamında sigortalı olarak kabul edildiği, bu nedenle de 506 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi kapsamında ölüm aylığı alma koşullarının ortadan kalkması nedeniyle ve sonuç olarak 20.06.2012 tarihli işlemiyle, davalılar murisinin 01.07.2010 23.12.2011 tarihleri arasında almış olduğu aylıkların iadesi amacıyla, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin a bendi kapsamında işlem yapılarak, davalılar hakkında mirasçılık sıfatları nedeniyle icra takibine geçildiği ve davalıların itirazı nedeniyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece davalılar murisinin sigortalılık niteliğinin bulunmaması nedeniyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta ise de, verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanun'un 3 üncü maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7 nci maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasının 5 inci bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6 ncı maddenin (ı) bendinde ise, Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.
Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10 230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10 769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10 292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davalılar murisinin tarımsal faaliyetinin varlığı ve kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;
1 Çekişmeli dönemde davalı murisinin nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2 Dönem içinde ... Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3 Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4 25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dâhil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davalı murisinın hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10 580 647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun'un 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5 Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ... Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6 Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10 306 365 sayılı Kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Eldeki davada ise, davalılar murisi hakkında kayıtlı fındık bahçesi olduğuna dair tutulan Jandarma tutanağı nedeniyle, mahkemece, davalılar murisinin tarımsal faaliyetinin, yukarıda açıklanan ilkeler uygun ve ayrıntılı şekilde belirlenmesi ve muris hakkında 5510 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin (ı) bendinde yer alan koşulların varlığının da irdelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni" olduğu gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamında, ...'ya babası ...'den dolayı 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlandığı, ...'nın 01.10.2008 23.12.2011 tarihleri arasında ... Bağ Numarasıyla 5510 sayılı Kanun'un 4/1 b maddesi kapsamında tarım Bağ Kur sigortalılığı bulunduğu, ...'nın 31.05.2004 23.12.2011 tarihleri arasında Samsun Terme ... odasında oda kaydı bulunduğu, ...'nın tarım Bağ Kur sigortalı kaydı nedeniyle babasından dolayı aldığı 20.07.2010 20.12.2011 tarihleri arasında aldığı aylıklar hakkında toplam 11.679,22 TL borç kaydedildiği, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 02.09.2019 tarihli, E.2018/5353 ve K.2019/5718 sayılı ilamı dikkate alınarak ...'nın 01.07.2010 31.12.2011 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1 b maddesi kapsamında tarım sigortalısı sayılıp sayılamayacağının belirlenebilmesi için; ...'nın dava dosyasında bulunan taşınmaz kayıtları dikkate alınarak bu taşınmazlarda tarımsal faaliyette bulunduğu kabul edildiği takdirde ...'nın 2010 ve 2011 yıllarında tarımsal faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra geriye kalan kazancının aylık ortalamasının belirlenebilmesi için ... mühendisi bir bilirkişiden rapor alındığı, 09.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; ... ve Refik Kaya üzerine kayıtlı olan 2 adet arsa ve 1 adet fındık bahçesi vasfındaki taşınmazdan, 2010 yılında elde edilecek fındık ana ve yan ürün net kazancının yıllık 47,82 TL, 2010 yılında elde edilecek fındık ana ve yan ürün net kazancının aylık 3,99 TL, 2011 yılında elde edilecek fındık ana ve yan ürün net kazancının yıllık 168,49 TL, 2011 yılında elde edilecek fındık ana ve yan ürün net kazancının aylık 14,04 TL olduğu yönünde kanaat bildirildiği, bu rapor doğrultusunda Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan 04.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda, 5510 sayılı Kanun'un 6/ı ve Geçici 16.maddesi gereğince yapılan değerlendirmede, ...'nın aylık kazancı dikkate alındığında 5510 sayılı Kanun'un 6/ı maddesi kapsamında kaldığı, bu kapsamda 5510 sayılı Kanun'un 4/1 b maddesi kapsamında tarım Bağ Kur sigortalısı sayılamayacağı, davacı Kurumun davalılardan alacağı bulunmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum, davanın kabulü gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (b) bendi ve 6’ncı maddesinin (ı) bendi ve 96 ncı, 506 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi.
- Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:16:20