Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/13246
2022/13813
8 Kasım 2022
Bölge Adliye
Mahkemesi: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Dava iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerinin süresi içerisinde istinafa başvurması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, davalı vekili tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/11/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ... ve şirket sorumlusu ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1 Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar
itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1 a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL’dir.
Somut olay incelendiğinde, davacı vekilinin geçici iş göremezlik dönem zararı olarak 355,95 TL, sürekli iş göremezlik dönem zararı olarak 246.139,35 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemlerinin tam kabulü ile geçici ödemenin iş bu alacaktan hükümde gösterilen şekilde mahsubuna, manevi tazminat olarak ise kısmen kabulle 3.000,00 TL’ye hükmedildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 09.09.2021 tarihli kararla davacı ve davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında, davacının reddolan maddi ve manevi tazminatların birbirlerinden ve diğer hüküm fıkralarından bağımsız olarak kesinlik incelemesine tabi tutulması gerektiği gözetilerek, temyize konu iş bu tazminat hükümlerinin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 78.630,00 TL’lik temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmakla anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2 Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddenin 3 ve 4. fıkrasına göre “12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar.”
HMK’nın 5.8.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı kanunun 31. maddesi ile değişik 361/1. maddesine göre “Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.”
Yine HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilirse, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar vermesi gerekir. Ancak temyiz edilen karar temyiz süresi geçtiği halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E, 1990/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verebilecektir.
Eldeki davada, davalı vekili olarak yetki belgesine istinaden görev yaptığı anlaşılan ve vekalet ilişkisinin sona erdiğine dair bir kayıt bulunmayan Av ...’a Bölge Adliye Mahkemesi kararının elektronik tebliğ yoluyla tebliğe çıkarıldığı ve 16.10.2021 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, davalı vekili Av ...’ın ise temyiz süresi geçtikten sonra 10.11.2021 tarihinde verdiği dilekçesi üzerine kararın yeniden tebliğini talep etmesi üzerine Mahkemece anılan vekile Bölge Adliye Mahkemesi kararının elektronik tebliğ yoluyla tebliğe çıkarıldığı ve 15.11.2021 tarihinde tebliğ edilmiş sayılması üzerine Av ... tarafından 26.11.2021 tarihinde temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda davalı vekili olarak görev yapan Av. ... tarafından düzenlenen yetki belgesine istinaden görev yapan Av ...’a yapılan ilk karar tebliği ile temyiz süresinin işlemeye başladığı, anılan vekilin vekalet görevinin kanunen sona erdiğini, tevkil yetkisinin kaldırıldığını, yetkili kılınan vekilin azledildiği veya anılan vekilin vekalet görevinden istifa ettiğini gösterir nitelikte bir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı gibi, Av. ... tarafından 10.11.2021 tarihli dilekçesine göre Av ... ile arasındaki işçi, işveren ilişkisi niteliğindeki istihdam ilişkisinin sona ermesinin azil veya istifa niteliğinde sayılamayacak olmasına göre, yapılan ikinci karar tebliğine geçerlilik atfedilmesinin mümkün olamayacak bulunmasına göre, davalı vekili Av. ...’ın temyiz için kanunda gösterilen 2 haftalık süre geçtikten sonra temyiz dilekçesi verdiği anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
08.11.2022 gününde oy birliğiyle karar vermek gerekmiştir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:06:38