Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13373
2024/21960
9 Eylül 2024
İNCELENEN KARARLARIN
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararları ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 51.maddesi uyarınca
ertelenmesine dair hükümlerin, istinaf edilmeksizin 05.04.2017 ve 06.04.2017 tarihlerinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2020/2782 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB 2023/58654 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB 2023/58654 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosyalar kapsamına göre, sanığın 03.09.2016 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 18.10.2016 tarihli iddianame ile açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2016/761 Esas, 2017/122 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın 05.04.2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği; yine sanığın 31.03.2016 tarihinde işlediği aynı tür suçtan dolayı 16.11.2016 tarihli iddianame ile açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2017 tarihli ve 2016/699 Esas, 2017/166 Karar sayılı kararı ile de mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın 05.04.2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmış ise de; sanığın, hukuki kesintinin gerçekleştiği ilk iddianame tarihinden önce bir suç işleme kararının icrası kapsamında 31.03.2016 ve 03.09.2016 tarihlerinde iki kez "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu işlediği ve bunların "zincirleme suç” kapsamına değerlendirilmesi için davaların birleştirilmesine karar verilerek, tek bir kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyet kararı verilip zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kararlar verilmesinde isabet görülmemiştir. "
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/761 Esas ve 2017/122 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1.Şüpheli hakkında, 03.09.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2016 tarihli ve 2016/98778 Soruşturma, 2016/36033 Esas, 2016/30024 sayılı iddianamesi ile İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı,
2.İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 09.03.2017 tarihli ve 2016/761 Esas,2017/122 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince cezanın ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın 05.04.2017 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/699 Esas ve 2017/166 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1.Şüpheli hakkında 31.03.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2016 tarihli ve 2016/44093 Soruşturma, 2016/2188 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda başvurulabilecek itiraz kanun yolu gösterilmediği gibi kararın şüpheliye tebliğ edildiğine ilişkin dosya arasında bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı,
-
Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2016 tarihli ve 2016/44093 Soruşturma, 2016/32141 Esas, 2016/26771 sayılı iddianamesi ile İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
-
İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.03.2017 tarihli ve 2016/699 Esas, 2017/166 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince cezanın ertelenmesine ve 2 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 06.04.2017 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dosyalar kapsamına göre;
İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/699 Esas sayılı dosyasındaki suçun 31.03.2016 tarihinde işlendiği, bu suça ilişkin iddianamenin 18.10.2016 tarihinde düzenlendiği, İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/761 Esas sayılı dosyasındaki aynı nev'iden suçun 03.09.2016 tarihinde işlendiği, bu suça ilişkin iddianamenin ise 16.11.2016 tarihinde düzenlendiği, bu halde; sanığın eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/699 Esas sayılı dosya kapsamında yer alan 18.10.2016 tarihli iddianameden önce olması karşısında, sanık hakkında tek bir suçtan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği,
Sanığın, 31.03.2016 ve 03.09.2016 tarihlerinde iki kez "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu işlediği anlaşıldığından, davaların birleştirilmesine karar verilerek, suçların "bir suç işleme kararının icrası kapsamında" işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak belirtilen suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının tartışılarak belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması durumunda, tayin edilecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, kanun yararına bozma istemi yerindedir.
Ancak;
Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2.fıkrası doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, KDAE kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, KDAE kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, KDAE kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen KDAE kararının hukuken geçersiz sayılacağı, KDAE kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen KDAE kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin KDAE kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda KDAE kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen KDAE kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, KDAE kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı Kanun'un 191/6. fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, KDAE kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir KDAE kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası KDAE kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61.maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. KDAE kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191/5. fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43.maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir.
İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191/6. fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılması nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk KDAE kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda;
Somut olayda; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2016 tarihli ve 2016/44093 Soruşturma, 2016/2188 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararda başvurulabilecek itiraz kanun yolu gösterilmediği gibi kararın, şüpheliye tebliğ edildiğine ilişkin dosya arasında bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, karar kesinleşmeden İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infazına başlanıldığı, müdürlükçe yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı, usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir erteleme kararının bulunmadığı anlaşıldığından;
Öncelikle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin 21.12.2018 tarihli ve 2018/661 Esas, 2018/2039 Karar sayılı kararına karşı 5271 sayılı CMK 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi, İzmir 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2017 tarihli ve 2017/810 Esas, 2017/958 Karar sayılı mahkûmiyet kararının bozulması sağlanarak dosyanın alacağı esas numarasının tespit edilmesi ve her üç davanın birleştirilmesine karar verilerek, davaların birleştirilmesinden sonra 31.03.2016, 03.09.2016 ve İzmir 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/810 Esas, ve 2017/958 Karar sayılı mahkûmiyet kararına konu 01.08.2017 tarihli eylemler hakkında tek bir KDAE kararı verilmek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8 2.cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilmesi ve gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2016/761 Esas, 2017/122 Karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin 24.03.2017 tarihli ve 2016/699 Esas, 2017/166 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı CMK'nın 309/4 a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.09.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:13:58