Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13336
2024/19519
3 Haziran 2024
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2018/142 Değişik iş
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 2017/632 Esas, 2017/586 Karar sayılı kararına yönelik itirazın "reddine" kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/21166 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB 2023/61526 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB 2023/61526 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" İstanbul 36. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.12.2013 tarihli kararının 26.02.2014 tarihinde tebliğ edilmek suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de,
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve bu nedenle anılan kararın kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiği gerekçesiyle aynen infaz kararı verilemeyeceği gibi,
5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan, ''Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 2017/632 Esas, 2017/586 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında erteli cezanın aynen infazına karar verilmesi gerekirken, yeniden duruşma açılmak suretiyle sanık hakkında yeniden mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeksizin merciince itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 21.03.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2010 tarihli ve 2010/13624 Soruşturma, 2010/972 Esas, 2010/11041 sayılı iddianamesi ile İstanbul 2.Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.12.2010 tarihli ve 2010/3258 Esas, 2010/2922 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 13.04.2011 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine, İstanbul 36. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.12.2013 tarihli ve 2012/113 Esas, 2013/676 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen kararın doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 26.02.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilerek 06.03.2014 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştirildiği,
D. Denetim süresi içerisinde 14.06.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 2017/632 Esas, 2017/586 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
E. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 22.01.2018 tarihli ve 2017/2626 Esas, 2018/98 Karar sayılı kararı ile, kararın itiraz kanun yoluna tabi olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin iadesine
karar verilmesini takiben, itirazı inceleyen mercii İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 15.02.2018 tarihli ve 2018/142 Değişik iş sayılı kararı ile "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
F. İstanbul 36. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.12.2013 tarihli kararının 26.02.2014 tarihinde tebliğ edilmek suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de;
7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve bu nedenle anılan kararın kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiği gerekçesiyle aynen infaz kararı verilemeyeceği gibi,
5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan, ''Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 2017/632 Esas, 2017/586 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında erteli cezanın aynen infazına karar verilmesi gerekirken, yeniden duruşma açılmak suretiyle sanık hakkında yeniden mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, merciince "itirazın kabulü" yerine "itirazın reddine" karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2018 tarihli ve 2018/142 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.06.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:00