Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/13277

Karar No

2024/17568

Karar Tarihi

15 Nisan 2024

...

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2020/660 E., 2020/669 K.

HÜKÜMLÜ: ...

SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Antalya 28.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 02.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2021/12339 sayılı evrakı ile kanun yararına

bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB 2023/61453 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB 2023/61453 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 11.09.2018 tarihli ve 2018/70867 Soruşturma, 2018/20973 Esas, 2018/17118 sayılı iddianamesi ile şüpheli hakkında daha önce Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.04.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesini müteakip, bu kararı ihlâl etmesi üzerine, 03.01.2018 tarihinde kamu davası açılması sebebiyle yeniden erteleme kararı verilemeyeceği belirtilerek kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, ancak sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde; Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca, 25.01.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 21.04.2016 tarihli ve 2016/6485 soruşturma, 2016/104 sayılı karar ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, 07.06.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açıldığı, Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/53 Esas, 2019/236 Karar sayılı kararı ile erteleme kararının tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle "davanın düşmesine" karar verildiği, kararın 26.03.2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, düşme kararıyla birlikte kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının da hukuki geçerliliği kalmadığından, incelemeye konu dosyada 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla birlikte, bu hususun karar verildikten sonra ortaya çıktığı nazara alındığında, bu durumun 5271 sayılı Kanun’un 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla mahallinde çözümlenebileceği düşünüldüğünden, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararı kanun yararına bozma konusu yapılmamıştır.

Ancak;

  1. Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı sanığın cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresine tabi tutulmasına dair

kararın 27.03.2019 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 30.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/844 Esas, 2020/546 Karar sayılı kararı ile mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2020 tarihli ve 2020/660 Esas, 2020/669 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de, denetim süresi içerisinde işlendiği belirtilen 30.10.2019 tarihli suça ilişkin Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/844 Esas, 2020/546 Karar sayılı kararının Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarihli ve 2021/4954 Esas, 2021/10376 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kanun yararına bozulmasına, aynı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi karşısında, artık denetim süresi içinde suç işlendiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle de erteli cezanın aynen infazına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair karar verilmesinde,

  1. Kabule göre de;

a. 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin yedinci fıkrasının ''Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir." şeklindeki yeni düzenleme dikkate alındığında,

Somut olayda, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli kararına konu sanığın erteli hapis cezasının kesinleşmesini takiben, denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, erteli cezanın aynen infaz edilip edilmeyeceği yönünde bir karar verilmesi gerekirken, mahkemesince, verilen ilk hükmün, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar gibi değerlendirilerek, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2020 tarihli kararı ile hükmün açıklanması ve sanığın mahkûmiyetine yönelik karar verilmiş ise de; ertelenen cezanın kısmen veya

tamamen infazı hususunda inceleme tarihi itibariyle İnfaz Hakimliğince bir karar verilmesi amacıyla görevsizlik kararı verilerek dosyanın İnfaz Hakimliğine gönderilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,

b. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305 inci maddesinde yer alan "Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, onbeş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re'sen tetkik olunur. 1. (Değişik: 18.11.1992 3842/28 md.) İkimilyar liraya kadar (İkimilyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler,(1) 2.(Değişik: 18.11.1992 3842/28 md.) Yukarı sınırı onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,(1) 3. Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, temyiz olunamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz..." şeklindeki düzenlemenin Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarih olan 20.07.2016 tarihine kadar geçerlilik arz ettiği,

Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte 20.07.2016 tarihi itibariyle artık 5271 sayılı Kanun'un istinaf başlıklı 272 nci maddesinin yürürlük kazanması ile birlikte anılan maddenin ilk halinde 1412 sayılı Kanun'daki gibi kesin olan hükümlerin tekerrüre esas alınamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmaması sebebiyle kesin nitelikteki adli para cezaları tekerrüre esas oluşturabiliyorken, 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinde yer alan"(1) İlk Derece Mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. (2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Ancak; a) (Değişik: 31.3.2011 6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz." şeklindeki düzenlemenin son fıkrasına 14.04.2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun'un 17 nci maddesiyle yapılan değişiklikle eklenen "Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz" şeklindeki cümle gereğince, kesin nitelikteki adli para cezasına dair mahkûmiyet hükümlerinin tekerrüre esas alınamayacağı dikkate alındığında,

Somut olayda; tekerrüre esas alınan sanığa ait adli sicil kaydında bulunan Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2017 tarihli ve 2016/71 Esas, 2017/27 Karar sayılı kararıyla verilen 2.000,00 Türk lirası adlî para cezasının, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği ve 5271 sayılı Kanun'un istinafa ilişkin hükümlerinin yürürlüğe girdiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kesin nitelikte, doğrudan adli para cezası olduğunun anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2020 tarihli

ve 2019/13 123 Esas, 2020/334 Karar sayılı ilâmında da kabul edildiği üzere sanığın tekerrüre esas alınan kesin nitelikteki adlî para cezasına dair mahkûmiyet hükmünün, 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin son fıkrasında yer alan "Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz." şeklindeki cümle gereğince, tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adlî sicil kaydında başkaca tekerrüre esas alınabilecek niteliği haiz ilâmın da bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinde,

İsabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 30.06.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 11.09.2018 tarihli ve 2018/70867 Soruşturma, 2018/20973 Esas, 2018/17118 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede, şüpheli hakkında daha önce Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.04.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, bu kararı ihlal etmesi üzerine 03.01.2018 tarihinde kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,

B. Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 27.03.2019 tarihinde kesinleştiği,

C. Sanığın denetim süresi içerisinde 30.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/844 Esas, 2020/546 Karar sayılı kararı ile mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine,

Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29.12.2020 tarihli ve 2020/660 Esas, 2020/669 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın

mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 02.02.2021 tarihinde kesinleştiği,

D.

  1. Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde; Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca, 25.01.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 21.04.2016 tarihli ve 2016/6485 soruşturma, 2016/104 sayılı karar ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği,

  2. Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/53 Esas, 2019/236 Karar sayılı kararının incelenmesinde; 25.01.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 21.04.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, 07.06.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine kamu davası açıldığı, erteleme kararının tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle "davanın düşmesine" karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 26.03.2019 tarihinde kesinleştiği,

  3. Yine dosya arasında mevcut Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/844 Esas, 2020/546 Karar sayılı kararının incelenmesinde; 30.10.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılama sonucunda, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 25.11.2020 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına bozma istemi üzerine, Dairemizin 20.10.2021 tarihli ve 2021/4954 Esas, 2021/10376 Karar sayılı kararı ile, Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/844 Esas, 2020/546 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kanun yararına bozulmasına, aynı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereğince "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

E. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 11.09.2018 tarihli iddianamesi ile şüpheli hakkında daha önce Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.04.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, bu kararı ihlal etmesi üzerine 03.01.2018 tarihinde kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği belirtilerek kamu davası açılmış ve Antalya 28. Asliye Ceza

Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde; Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca, 25.01.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 21.04.2016 tarihli ve 2016/6485 soruşturma, 2016/104 sayılı karar ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, 07.06.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açıldığı, Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/53 Esas, 2019/236 Karar sayılı kararı ile; erteleme kararının tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle "davanın düşmesine" karar verildiğinin ve kararın 26.03.2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, düşme kararıyla birlikte kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının da hukuki geçerliliği kalmadığından, incelemeye konu dosyada 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki kovuşturma şartının gerçekleşmediği, 30.06.2018 tarihli suç nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği, bu durumda mahkemece "durma" kararı verilerek dosyanın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla birlikte, bu hususun karar verildikten sonra ortaya çıktığı dikkate alındığında, bu durumun 5271 sayılı Kanun’un 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla mahallinde çözümlenebileceği düşünüldüğünden, Antalya 28.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararı kanun yararına bozma konusu yapılmamıştır.

Ancak;

  1. Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı sanığın cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine, 1 yıl 8 ay denetim süresine tabi tutulmasına dair kararın 27.03.2019 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 30.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/844 Esas, 2020/546 Karar sayılı kararı ile mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2020 tarihli ve 2020/660 Esas, 2020/669 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, denetim süresi içerisinde işlendiği belirtilen 30.10.2019 tarihli suça ilişkin Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/844 Esas, 2020/546 Karar

sayılı kararının Dairemizin 20.10.2021 tarihli ve 2021/4954 Esas, 2021/10376 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kanun yararına bozulmasına, aynı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereğince "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi karşısında, artık denetim süresi içinde suç işlendiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle de erteli cezanın aynen infazına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup Kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

Kabule göre de;

a. 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (7242 sayılı Kanun) uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin yedinci fıkrasının ''Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir." şeklindeki yeni düzenleme dikkate alındığında,

Somut olayda, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli kararına konu sanığın erteli hapis cezasının kesinleşmesini takiben, denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, erteli cezanın aynen infaz edilip edilmeyeceği yönünde bir karar verilmesi gerekirken, mahkemesince, verilen ilk hükmün, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar gibi değerlendirilerek, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2020 tarihli kararı ile hükmün açıklanması ve sanığın mahkûmiyetine yönelik karar verilmiş ise de; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infazı hususunda inceleme tarihi itibariyle İnfaz Hakimliğince bir karar verilmesi amacıyla görevsizlik kararı verilerek dosyanın İnfaz Hakimliğine gönderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

b. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinde yer alan "Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, onbeş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re'sen tetkik

olunur. 1. (Değişik: 18.11.1992 3842/28 md.) İkimilyar liraya kadar (İkimilyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler, (1) 2.(Değişik: 18.11.1992 3842/28 md.) Yukarı sınırı onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri, (1) 3. Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, temyiz olunamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz..." şeklindeki düzenlemenin Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarih olan 20.07.2016 tarihine kadar geçerlilik arz ettiği,

Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte 20.07.2016 tarihi itibariyle artık 5271 sayılı Kanun'un istinaf başlıklı 272 nci maddesinin yürürlük kazanması ile birlikte anılan maddenin ilk halinde 1412 sayılı Kanun'daki gibi kesin olan hükümlerin tekerrüre esas alınamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamasınedeniyle kesin nitelikteki adli para cezaları tekerrüre esas oluşturabiliyorken, 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinde yer alan "(1) İlk Derece Mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. (2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Ancak; a) (Değişik: 31.3.2011 6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz." şeklindeki düzenlemenin son fıkrasına 14.04.2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun'un 17 nci maddesiyle yapılan değişiklikle eklenen "Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz" şeklindeki cümle gereğince, kesin nitelikteki adli para cezasına dair mahkûmiyet hükümlerinin tekerrüre esas alınamayacağı dikkate alındığında,

Somut olayda; tekerrüre esas alınan sanığa ait adli sicil kaydında bulunan Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2017 tarihli ve 2016/71 Esas, 2017/27 Karar sayılı kararıyla verilen 2.000,00 Türk lirası adlî para cezasının, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği ve 5271 sayılı Kanun'un istinafa ilişkin hükümlerinin yürürlüğe girdiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kesin nitelikte, doğrudan adli para cezası olduğunun anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2020 tarihli ve 2019/13 123 Esas, 2020/334 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği üzere sanığın tekerrüre esas alınan kesin nitelikteki adli para cezasına dair mahkûmiyet hükmünün, 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin son fıkrasında yer alan "Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz." şeklindeki cümle gereğince, tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas alınabilecek nitelikte bir ilâmın da bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,

Kanuna aykırıdır.

Yukarıda (E) bendinin ikinci paragrafında açıklanan nedenle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden mahkemece "kamu davasının durmasına" ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği, ancak, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma yoluna gidilmediği anlaşıldığından, Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararındaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun’un 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla mahallinde çözümlenmesi hususunda mahkemesince işlem yapılması mümkün görülmüştür.

III. KARAR

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

  2. Antalya 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2020 tarihli ve 2020/660 Esas, 2020/669 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.04.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

uyuşturucukararmaddebulundurmayararınatevdiinekullanmakgerekçekanuniçinistembozulmasınakabulünebozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim