Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/6218

Karar No

2024/16904

Karar Tarihi

25 Mart 2024

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2016/457 E., 2016/199 K. 2019/377 E.,2019/747 K.

SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

İNCELEME KONUSU KARARLAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması

İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/457 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 14.11.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı

suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/377 Esas, 2019/747 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 12.11.2019 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.02.2023 tarihli ve 2019/22104 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB 2023/20465 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB 2023/20465 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"1. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/457 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik anılan Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararlara karşı itiraz yolunun açık olduğu, kararın şüpheliye tebliğ edilerek kesinleştirilmesi gerektiği, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden ve kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, incelemeye konu dosyada ise; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüphelinin bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu ve mercii gösterilmediği gibi,

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23 üncü maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,

Somut olayda ise, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüphelinin bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu gösterilmediği gibi doğrudan şüphelinin MERNİS adresine çıkarılan tebligatın da usulsüz olduğu, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleşmediği, bu nedenle mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma kararı" verilerek şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

  1. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/377 Esas, 2019/747 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar…" şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, somut olayda İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.09.2019 tarihli kararda, sanığın denetim süresi içinde suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine, daha önce açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına dair İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/457 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararının kesinleşme tarihinin 14.11.2016 olduğu, sanığın denetim süresi içinde işlediği kabul edilen İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2017 tarihli ve 2017/124 Esas, 2017/336 Karar sayılı kararına konu suçun işlendiği tarihin ise 07.11.2016 olduğu dikkate alındığında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kesinleşmeden ve dolayısıyla denetim süresi başlamadan önce işlenen suç nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 22.11.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2016 tarihli ve 2015/115832 soruşturma, 2016/15 sayılı Kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın şüpheliye tebliğ edilerek infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, şüphelinin uyuşturucu madde kullanımına devam etmesi nedeniyle tedavi programına uyumsuz olduğunun bildirilmesi üzerine dosyanın kapatılmasına karar verilerek 19.04.2016 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2016 tarihli ve 2015/115832 Soruşturma, 2016/17100 Esas, 2016/14180 sayılı iddianamesi ile İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

C. Şüphelinin 14.08.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/805 Esas sayılı davasının 2016/457 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği,

D. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 31.10.2016 tarihli ve 2016/457 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının, birleşen 2016/805 Esas sayılı dosyaya ilişkin bir karar verilmediği gerekçesiyle karara itiraz ettiği, itirazı inceleyen mercii İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2016 tarihli ve 2016/948 değişik iş sayılı kararı ile; birleştirilen dosya hakkında zamanaşımı süresince hüküm kurulmasının mümkün olduğu, verilmeyen bir kararın incelenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 14.11.2016 tarihinde kesinleştiği,

E. Sanığın 07.11.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2017 tarihli ve 2017/124 Esas,2017/336 Karar sayılı kararı ile cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine;

İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.09.2019 tarihli ve 2019/377 Esas, 2019/747 Karar sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 12.11.2019 tarihinde kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

F. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/457 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik anılan Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararlara karşı itiraz yolunun açık olduğu, kararın şüpheliye tebliğ edilerek

kesinleştirilmesi gerektiği, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden ve kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, incelemeye konu dosyada ise; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu ve mercii gösterilmediği gibi,

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,

Somut olayda ise, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüphelinin bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu gösterilmediği gibi doğrudan şüphelinin MERNİS adresine çıkarılan tebligatın da usulsüz olduğu, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleşmediği, bu nedenle mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,

G. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/377 Esas, 2019/747 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar…" şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, somut olayda İzmir 2.Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.09.2019 tarihli karar ile,, sanığın denetim süresi içinde suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine, daha önce açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/457 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararının kesinleşme tarihinin 14.11.2016 olduğu, sanığın denetim süresi içinde işlediği kabul edilen İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2017 tarihli ve 2017/124 Esas, 2017/336 Karar sayılı kararına konu suçun işlendiği tarihin ise 07.11.2016 olduğu dikkate alındığında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kesinleşmeden ve dolayısıyla denetim süresi başlamadan önce işlenen suç nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,

Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

  2. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/457 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı ile İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/377 Esas, 2019/747 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

uyuşturucukararmaddebulundurmayararınatevdiinekullanmakgerekçekanunmernisiçinistembozulmasınakabulüne

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:28

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim