Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2024/2322
2024/16339
11 Mart 2024
I. BAŞVURU
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 22.09.2023 tarihli ve 2023/493 Esas sayılı yazısı ile;
"Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ya da Kullanmak" suçlarına ilişkin soruşturmalarda şüpheli hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlarda kanun yolu bilgilendirmesinin yazılı olması, yani karara karşı baş vurulabilecek kanun yolunun ismi, başvurulabilecek merci ismi ve başvuru süresinin belirtilmesi zorunluluğunun 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce de mevcut olup olmadığı ve yine bu tarihten önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının ilgilisine tebliğinin zorunlu olup olmadığına ilişkin, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24.05.2023 tarihli ve 2023/493 Esas, 2023/1126 Karar sayılı kararı ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/4605 Esas, 2019/2345 Karar sayılı kararı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 03.07.2020 tarihli ve 2020/72 (5271 sayılı Kanun'un 308/A İtiraz Değerlendirme) sayılı kararları arasındaki çelişkinin giderilmesi hususunda, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu’na talepte bulunulmuştur.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu’nun 03.11.2023 tarihli ve 2023/10 sayılı kararı ile,
" İçtihat uyuşmazlığı bulunup bulunmadığının tespiti talep edilen söz konusu kararlar incelenmiş,
- Denizli 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2023 tarih, 2022/617 Esas ve 2023/100 Karar sayılı dosyası ile, "Sanık ...'ın üzerine atılı "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak veya Kullanmak" suçu nedeniyle 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" karar verildiği,
Sanığın istinaf başvurusu üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 5. Ceza Dairesinin 24.05.2023 tarih, 2023/493 Esas ve 2023/1126 Karar sayılı kararı ile,
"1. Sanık hakkında 08.08.2021 tarihli eylemi ile ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan açılan davada yapılan yargılama sonunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, davanın doğrudan açılmasına dayanak teşkil eden Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/129 Esas ve 2018/203 Karar sayılı dosyasında verilen inceleme konusu dosya kapsamında bulunan 13.03.2017 tarihli erteleme kararında usule uygun tam ve eksiksiz yasa yolu bildirimi yapılmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durma kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın hükümlülüğüne karar verilmiş olması,
Kabule göre de,
- Tekerrüre esas alınan Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/336 Esas ve 2018/460 Karar sayılı
dosyasında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan açılan davada sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası gereği mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, yukarıdaki gerekçeler ile bu dosya açısından da kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bu ilam açısından tekerrür hükümlerinin uygulanma şartlarının ortadan kalktığının gözetilmemesi,
Usul ve yasaya aykırı olduğundan, sanığın istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülerek CMK'nın 280/1 f maddesi gereği hükmün BOZULMASINA..." karar verildiği,
- Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2018 tarih, 2018/336 Esas ve 2018/460 Karar sayılı dosyası ile, "Sanık ...'ın üzerine atılı "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak veya Kullanmak" suçu nedeniyle 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" karar verildiği,
Sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Ceza Dairesinin 12.12.2019 tarih, 2018/4605 Esas ve 2019/2345 Karar sayılı kararı ile,
"Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin bulunmadığı delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE..." karar verildiği,
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 03.07.2020 tarih ve 2020/72 (308/A İtirazın Değerlendirilmesi) sayılı kararının incelenmesinde: "Kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçu 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre ilk defa uyuşturucu madde kullananlar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre ise erteleme süresinde yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakla ısrar edenler, tekrar
kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alanlar, kabul edenler veya bulunduranlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde kullananlar hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verilerek iddinname ile kamu davası açılır.
Olayımızda da sanığın işlediği 15.07.2015 tarihli eylemi nedeniyle 13.08.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, bu karar ile yüklenen yükümlülüklerine aykırı davranan sanık hakkında 09.12.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün 17.01.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 09.12.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldıktan sonra işlediği 19.09.2016, 02.10.2016, 06.11.2016 ve 12.01.2017 tarihli eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davaları açıldığı, bu davaların bir kısmının yargılama aşamasında, bir kısmınında Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince istinaf aşamasında birleştirilerek yeni hüküm kurulduğu ve kesin olarak verilen bu hükmün 09.10.2018 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fikrası "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. " Bu maddede açıkça düzenlendiği gibi kanun koyucu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından kişilerin bir kere yararlanmasını uygun görmüş, sonraki eylemleri nedeniyle doğrudan kamu davasının açılacağını hükme bağlamıştır. Açılan bu davanın sonuçlarmasını, karara bağlanmasını veya kesinleşmesini istememiştir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasına göre doğrudan dava açma şartlarının oluşması için, aynı nitelikteki eylem nedeniyle iddianame tanzim edilerek kamu davasının açılmış olması yeterli kabul edilmiştir.
Dosyamızda, doğrudan dava açılmasına esas olan eylem nedeniyle verilen hüküm 17.01.2017 tarihinde kesinleştikten sonra, itiraza konu dosyadaki eylemlerden açılan davalardan hüküm kurulmuştur.
Yine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin kanun yararına bozma talebinden sonra 09.12.2019 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygün tebliğ edilmediğinden dolayı bozulmasına karar vermiştir ki, bu kararda itiraza konu dosyalardaki hükmün 09.10.2018 tarihinde kesinleşmesinden sonraki tarihe rastlamaktadır. Bu nedenle yerel mahkemelerin veya 3.Ceza Dairesinin, doğrudan dava açılmasına esas alınan eylem nedeniyle verilen hükmün hangi aşamada olduğunu
araştırmasına gerek yoktur. Aksine görüş dosyalarda çözümsüzlüklere neden olacaktır.
Bir başka tartışılması gerekli husus da, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye, sanığa tebliğine gerek olup olmadığıdır.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi müessesesi 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarına karşı suçtan zarar görenin 5271 sayılı Kanun'un 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz yoluna gidebileceğini hüküm altına almıştır.
Şüpheli veya sanığın, uyuşturucu kullanmak suçlarında suçtan zarar gören olarak kabul etmek ve verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarına karşı şüpheli veya sanığa itiraz hakkı tanımak mümkün değildir. Kaldı ki kanun koyucu da aynı düşüncede olduğundan 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasına 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile yaptığı ilave ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı şüpheliye de itiraz hakkı tanımıştır. Yani 24.10.2019 tarihinden önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarına karşı şüphelinin itiraz hakki yoktur.
Bu itibarla;
Şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğine gerek olmadığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sonrası denetim aşamasında yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi sonucu kamu davası açılmış olmakla doğrudan dava açma koşulları oluştuğu sonucuna ulaşıldığından İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden reddine..." karar verilmiştir.
GEREKÇE: **
Bu tespitlere göre Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 25.03.2023 tarih, 2023/493 Esas ve 2023/1126 Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2018/4605 Esas 2019/2345 Karar sayılı kararı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 03.07.2020 tarih ve 2020/72 (308/A İtiraz Değerlendirme) sayılı kesin nitelikteki kararları arasında, "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ya da Kullanmak" suçlarına ilişkin soruşturmalarda şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlarda kanun yolu bilgilendirmesinin yazılı olması yani karara karşı başvurulabilecek kanun yolunun ismi, başvurulabilecek merci ismi ve başvuru süresinin belirtilmesi zorunluluğunun 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce de mevcut olup olmadığı ve yine bu tarihten önce verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararlarının ilgilisine tebliğinin zorunlu olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşıldığından talebinin kabulüne, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bu hususta karar alınarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinden karar uyuşmazlığının giderilmesine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
KARAR: **
Açıklanan nedenlerle;
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna göndermiş olduğu 22.09.2023 tarih, 2023/493 sayılı yazısı ile belirtilen;
-
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24.05.2023 tarih, 2023/493 Esas ve 2023/1126 Karar sayılı ilamı (Denizli 14. Asliye Ceza Mahkemesi 25.01.2023 tarih, 2022/617 Esas ve 2023/100 Karar sayılı kararı)
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.12.2019 tarih, 2018/4605 Esas ve 2019/2345 Karar sayılı kararı (Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2018 tarih, 2018/336 Esas ve 2018/460 Karar sayılı kararı)
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 03.07.2020 tarih ve 2020/72 ( 5271 sayılı Kanun 308/A itiraz değerlendirme) sayılı kararı ile verilen kesin nitelikteki kararları arasında İÇTİHAT AYKIRILIĞI BULUNDUĞUNA,
-
Karar uyuşmazlığının; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde düzenlenen "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ya da Kullanmak" eylemini ilk defa işleyen kişiler hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi ve itiraz kanun yoluna tabi olarak verilen bu kararda, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde
sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğunun belirtilmesi ve kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi müteakip karar usulüne uygun şekilde kesinleştirildikten sonra infazi için ilgili denetimle serbestlik müdürlüğüne gönderilmesinin gerektiği, 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce de erteleme kararının tebliğ edilmesi ve kanun yolu bilgilendirmesi yapılması yasal zorunluluk olduğu gibi Yargıtay Ceza Dairesi uygulamalarının da bu yönde olduğu anlaşıldığından, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda uyuşmazlığın giderilmesi,
-
Anılan Daire kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi ve içtihat birlikteliğinin sağlanması amacıyla 5235 Sayılı Adli Yargı İlk derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini düzenleyen kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ilgili bilgi ve belgelerin eklenerek kararın bir örneğinin YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA GÖNDERİLMESİNE,
-
Karardan bir örnek bilgi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE
Karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ KARARLARI: **
A. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24.05.2023 tarihli ve 2023/493 Esas, 2023/1126 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
Şüpheli ... hakkında, 08.08.2021 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2022 tarihli ve 2022/6648 Soruşturma, 2022/3099 Esas, 2022/2060 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı
Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle doğrudan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; Denizli 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2023 tarihli ve 2022/617 Esas, 2023/100 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24.05.2023 tarihli ve 2023/493 Esas, 2023/1126 Karar sayılı kararı ile,
"Sanık hakkında 08.08.2021 tarihli eylemi ile ilgili olarak doğrudan açılan davada yapılan yargılama sonunda sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, davanın doğrudan açılmasına dayanak teşkil eden Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/129 Esas, 2018/203 Karar sayılı dosyasında verilen inceleme konusu dosya kapsamında bulunan 13.03.2017 tarihli erteleme kararında usule uygun tam ve eksiksiz yasa yolu bildirimi yapılmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durma kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde sanığın hükümlülüğüne karar verildiği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra, Denizli 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.06.2023 tarihli ve 2023/396 Esas, 2023/446 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının durmasına karar verildiği, durma kararının, 22.06.2023 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır.
B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/4605 Esas, 2019/2345 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
Şüpheli ... hakkında, 16.02.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2018 tarihli iddianamesi ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle doğrudan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; Salihli 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2018 tarihli ve 2018/336 Esas, 2018/460 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin kararı istinaf etmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/4605 Esas, 2019/2345 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır.
İncelenen her iki karara ilişkin doğrudan açılan kamu davalarına dayanak teşkil eden Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasının incelenmesinde;
Şüpheli ... hakkında, 27.01.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2017 tarihli ve 2017/609 Soruşturma, 2017/55 sayılı kararı ile, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda, itiraz yolu ve merciinin gösterildiği, ancak itiraz
süresinin gösterilmediği, kararın şüpheliye tebliğine ilişkin dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, şüphelinin erteleme süresi içerisinde 15.01.2018 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığı gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2018 tarihli ve 2017/609 Soruşturma, 2018/310 Esas, 2018/234 sayılı iddianamesi ile Söke 4.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Söke 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2018/129 Esas, 2018/203 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 03.05.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Söke 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/194 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 03.07.2020 tarihli ve 2020/72 Karar (5271 sayılı Kanun'un 308/A İtirazın Değerlendirilmesi) sayılı kararının incelenmesinde:
-
Şüpheli Oğuz Burhan hakkında, 19.09.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan açılan kamu davası ve 02.10.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2016 tarihli iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davası birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, İzmir 40.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2017 tarihli ve 2016/746 Esas, 2017/335 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
-
Şüpheli Oğuz Burhan hakkında, 06.11.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2017 tarihli iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davası ve 12.01.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan açılan kamu davası birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli ve 2017/65 Esas, 2017/591 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinde her iki istinaf dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda;
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin 09.10.2018 tarihli ve 2017/2171 Esas, 2018/1434 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesi hükümlerinin kaldırılarak, sanığın 19.09.2016, 02.10.2016 ve 06.11.2016 tarihli eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 12.01.2017 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kesin olarak karar verildiği,
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin kararına, dayanak İzmir 2.Asliye Ceza Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından bozulduğu gerekçesiyle itiraz edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 03.07.2020 tarihli ve 2020/72 (308/A İtirazın değerlendirilmesi) sayılı kararı ile;
7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin yürürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunmadığı, kararın şüpheliye tebliğine gerek olmadığı, erteleme kararı sonrasında yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle kamu davası açılmış olmakla doğrudan dava açma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle itirazın REDDİNE kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
İnceleme konusu karara ilişkin doğrudan açılan kamu davalarına dayanak teşkil eden İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasının incelenmesinde ise;
Şüpheli hakkında, 15.07.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 13.08.2015 tarihli kararı ile, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı aşamasında, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmadığı gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 09.12.2015 tarihli ve 2015/72164 Soruşturma, 2015/39924 Esas, 2015/33482 sayılı iddianamesi ile İzmir 2.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İzmir 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2016 tarihli ve 2015/893 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 15.07.2015 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, birleşen İzmir 17.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/487 Esas sayılı dosyasındaki 26.04.2016 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 15.11.2016 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce, kararın kanun yararına bozulmasının talep edilmesi üzerine, Dairemizin, 08.03.2018 tarihli ve 2017/7648 Esas, 2018/2377 Karar sayılı kararı ile; 15.07.2015 tarihli eylem yönünden, uyarı tebligatı yapılmaması nedeniyle ısrar şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği, 26.04.2016 tarihli eylemin ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ihlal kabul edilerek ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle İzmir 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2016 tarihli ve 2015/893 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar verildiği,
Kanun yararına bozmadan sonra, İzmir 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli ve 2018/536 Esas, 2018/1199 Karar sayılı kararı ile, sanığın sadece 15.07.2015 tarihli suç nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz yoluna başvurması üzerine, Dairemizin 09.12.2019 tarihli ve 2019/1040 Esas, 2019/7726 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz hakkının gösterilmediği, kararın şüpheliye tebliğ edilmediği, durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
Bozmadan sonra, İzmir 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2020/34 Esas, 2020/54 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararında yasa yolu bildirimi yapılmadığı, erteleme kararının kesinleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
IV. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2024 tarihli ve UG 2024/63187 sayılı tebliğnamesinde;
" 696 sayılı KHK 92 inci maddesinin ikinci fıkrası ile değişik 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun 03.11.2023 tarih ve 2023/10 sayılı uyuşmazlığın giderilmesi talebine istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmazlığın "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ya da Kullanmak" suçuna ilişkin soruşturmalarda, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin
ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlarda, kanun yolu bilgilendirmesinin karara karşı başvurulabilecek kanun yolunun ismi, başvurulabilecek merci ismi ve başvuru süresinin belirtilmesinin zorunlu olduğuna ve bu zorunluluğun 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı yasanın 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce de mevcut olduğuna ve yine bu tarihten önce verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararlarının ilgilisine tebliğinin zorunlu olduğuna" şeklinde giderilmesi talep edilmiştir.
V. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ya da Kullanmak" (kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma) suçlarına ilişkin soruşturmalarda şüpheli hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlarda,
kanun yolu bilgilendirmesinin yazılı olması yani karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, başvurulabilecek merci ve başvuru süresinin belirtilmesi zorunluluğunun 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Yasa'nın 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce de mevcut olup olmadığı ve yine bu tarihten önce verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararlarının ilgilisine tebliğinin zorunlu olup olmadığı hususunda, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri arasında tam bir uygulama birliği bulunmadığı, farklı uygulamaların mağduriyetlere sebebiyet verdiği ve uyuşmazlığın giderilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. İlgili Hukuk
- 5235 sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un, 20.11.2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92 nci maddesi ile değişik, "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" başlıklı 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası;
"...(3) Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,
(Değişik fıkra: 20.11.2017 – KHK 696/92 md.; Aynen kabul: 1.2.2018 7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir.
- 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6545 sayılı Kanun) ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi hükmü;
"Madde 191 (Değişik: 18.06.2014 – 6545/68 md.)
-
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-
Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.
-
Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.
-
Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a. Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b. Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
-
Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
-
Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
-
Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
-
Bu Kanunun;
a. 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b. 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
-
Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.
-
(Ek: 27.3.2015 6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır."
şeklindedir.
- 5271 sayılı Kanun'un 171 inci Maddesi ;
(Değişik: 6.12.2006 – 5560/22 md.)
-
Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
-
(Değişik:17.10.2019 7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.
-
Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;
a. Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması,
b. Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,
c. Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması,
d. Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
-
Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez.
-
Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
-
(Ek:17.10.2019 7188/19 md.) Bu madde hükümleri;
a. Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,
b. Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar,
c. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,
Hakkında uygulanmaz, şeklindedir.
- 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7188 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi;
Madde 19 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasında yer alan, "uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere" ibaresi madde metninden çıkarılmış, fıkranın (d) bendinde yer alan "uğradığı zararın," ibaresi "uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın," şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"(2) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir."
"(6) Bu madde hükümleri;
a. Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,
b. Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar,
c. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,
Hakkında uygulanmaz." şeklindedir.
C. Değerlendirme
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık, 7188 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunup bulunmadığına ve kararın şüpheliye tebliğinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin uygulamasında; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına, 7188 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce de, şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, kararda usulüne uygun şekilde kanun yolu bildiriminin yapılması gerektiği, aksi halde karar kesinleşmemiş sayılacağından, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan açılan kamu davalarında da kovuşturma şartının gerçekleşmediği kabul edilmektedir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin uygulaması ise; 7188 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunmadığı, bu nedenle kararın şüpheliye tebliğinin de gerekmediği yönündedir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı,
erteleme süresinin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 191 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme ve erteleme kararı ile birlikte şüpheliye tedavi ve/veya denetimli serbestlik yükümlülüğü yükletilmesi, bu yükümlülüklere uygun davranmamasının şüpheli hakkında hukuki yaptırım uygulanması sonucunu doğurması dikkate alındığında, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerekmekte, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı kabul edilmektedir.
Nitekim, 7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle şüpheliye de, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz hakkı tanınarak, Dairemizin yerleşik içtihatları ile uyumlu bir düzenlemeye gidilmiştir.
Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmektedir. Verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça belirtilmesi zorunludur. Yanılgılı bildirim nedeniyle kanun
yoluna başvuru hakkının etkin kullanılmasının engellendiği hâllerde, ilgilinin bu yanılgısından faydalanması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Yine Dairemizce, tek suça konu edilen birden fazla eylem bulunması halinde, hüküm kurulurken "tekerrür, zamanaşımı, ağırlaştırıcı ve hafifletici sebepler"in uygulanmasında suç tarihinin usulüne uygun olarak kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan suç tarihi olarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci fıkrasının altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmenin, incelemeye konu edilen davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi bulunması nedeniyle kaldırılarak açılan kamu davasında yürütülen yargılama sonucunda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylemin "daha önce Mahkemelerce verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı ya da 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen denetim süresi içerisinde" işlendiğinin tespit edilmesi halinde ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylemin sübutuna ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda bu eylem yönünden sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen "beraat", "düşme", "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı ile sonuçlanmış olduğunun anlaşılması halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliğini yitirdiği, bu nedenle sonraki eylemlere ilişkin olarak yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda;
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin soruşturmalarda şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlarda, 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce de, şüphelinin karara karşı itiraz hakkı bulunduğundan başvurulacak kanun yolunun, başvurulacak merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği ve yine bu tarihten önce verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararlarının şüpheliye tebliği gerektiği anlaşıldığından; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu değerlendirilmiştir.
VI. KARAR
- 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin soruşturmalarda şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlarda, 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce de, şüphelinin karara karşı itiraz hakkı bulunduğundan başvurulacak kanun yolunun, başvurulacak merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği ve yine bu tarihten önce verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararlarının şüpheliye tebliği gerektiğinin kabulü ile,
5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile İzmir Bölge Adliye
Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE,
-
Dosyanın talepte bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
-
Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:51