Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/14070

Karar No

2023/9899

Karar Tarihi

21 Kasım 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SUÇ: Uyuşturucu madde ticareti yapma

HÜKÜM: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2020 tarihli ve 2020/46 Esas, 2020/123 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatine karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 29.09.2022 tarihli ve 2020/2797 Esas, 2022/2023 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusuna ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

  1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

  2. Tutanak tanıklarının beyanları ile olay tutanağının çelişkili olduğuna,

  3. Şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığına,

  4. Gerekçenin yeterli olmadığına,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

02.10.2019 günü 21:45 sıralarında yapılan rutin kontroller kapsamında Tarlabaşı Bulvarı üzerinde görevlilerin yanına gelen bir erkek şahsın “Tarlabaşı'nda aşağıda uyuşturucu madde satışı yapılıyor kontrol edin” diyerek iki eşgal verdiği, bunun üzerine eşgallere bire bir uyan sanığın ve temyiz dışı sanık Zülküf'ün polislerce görülerek göz takibine alındığı, cadde üzerinde gerekli tertibat alınmak suretiyle yapılan göz takibinde sanığın, temyiz dışı sanık Zülküf'e birşey verdiğinin görüldüğü, bunun üzerine sanıkların kısa süreli kovalamaca sonrası yakalandıkları, kovalamaca esnasında Zülküf'ün yere 15 parça halinde kokain maddesini yere attığı olayda; sanığın, Zülküf'e birşey verdiğinin görüldüğü belirtilmekle birlikte ne verdiğinin tespit olunamadığı, tutanak tanıklarının duruşmadaki beyanlarında da, alınıp verilen şeyin ne olduğunu görmediklerini beyan ettikleri, bu nedenle Zülküf'ün yere attığı uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığının sabit olmadığı, sanıkta ele geçen uyuşturucu madde bulunmadığı ve sanığın savunmalarının aksine, atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı mahiyette delilin bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Olay tutanağı içeriğinde temyiz dışı sanık Zülküf'ün yere attığı maddenin sanık ...'ten alınan madde olduğunun belirtildiği ve taraflar arasındaki alışverişin de tutanak tanıklarınca görüldüğü, ıslık ile uyarılmalarının ardından kolluk görevlilerini gören sanığın kaçmaya başladığı ve uyarılara rağmen uzun bir kovalamaca neticesinde zorla yakalamasının yapılabildiği; sanığın, Zülküf'e verdiği ve Zülküf tarafından yere atılan maddenin kokain cinsi uyuşturucu madde olduğuna ilişkin temin edilmiş uzmanlık raporu, yine İlk Derece Mahkemesince dinlenen ve bahsi geçen tutanakta imzası bulunan tutanak tanıklarının beyanları, tutanak tanıkları tarafından düzenlenmiş ve sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi evrak niteliğindeki olay yakalama tutanağı içeriğine göre, sanık ...'in eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında düzenlenen ve seçimlik hareketli bir suç olan uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturduğu, "başkalarına veren" şeklindeki seçimlik hareketin somut olayda icra edildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Bölge Adliye Mahkemesince; sanığın üzerine atılı “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu için suç tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca öngörülen hapis cezasının alt sınırı 5 yılın üzerinde olup, sanığın 5271 sayılı

Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafii ile temsil zorunluluğu bulunduğu ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrasında “hükmün kurulduğu celsede, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin hazır bulunması” emredici düzenlemesine yer verildiği, yine aynı Kanun'un 216 ncı maddesinde yer alan sıralama gözetilerek taraflara söz hakkı tanınması gerektiği, her ne kadar yakalama emri üzerine 20.02.2022 tarihinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesi tarafından sorgusu yapılan sanık duruşmadan vareste tutulmak istediğini beyan etmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçtan yargılanan sanığın istinabe yoluyla dinlenemeyeceği ve 27.05.2022 tarihinde asıl mahkemesinde beyanı alınırken sanığa duruşmadan vareste tutulma hakkının hatırlatılmadığı, buna göre yoklukta duruşma yapılmasına ilişkin 5271 sayılı Kanun'un 195 inci maddesinin de uygulama koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaada bulunduğu ve hükmün kurulduğu esaslı işlem yapılan celseye, sanık müdafiinin katılımı sağlanmadan 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 188 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı biçimde hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 29.09.2022 tarihli ve 2020/2797 Esas, 2022/2023 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ... ve Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.11.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılamada sanık müdafiinin tüm celselerde mazeret dilekçesi sunarak duruşmalara gelmediği, sanığın yakalama emri üzerine sorgusunun yapıldığı 27.05.2022 tarihli oturuma sanığın özel müdafii olduğunu beyan eden başka bir avukatın geldiği, sanığın sorgusunun avukat huzurunda yapılması akabinde daha önce belirlenen duruşma gün ve saatinden sanık müdafiinin haberdar olduğu, ancak hükmün verildiği 29.09.2022 tarihli duruşmada mazeret dilekçesi de sunmadığı; 5271 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca müdafiinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi durumunda duruşmaya devam edilebileceği belirtildiğinden ve aynı Kanun'un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına 15.08.2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnamenin 148 inci maddesi ile '' Bu aşamada zorunlu müdafiinin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez'' cümlesi eklendiğinden, kararın savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozulması gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyiz. 21.11.2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

uyuşturucukarargerekçesimaddetemyizhukukiincelenenv.kararınolgulartevdiinesüreçsebeplerigerekçeyapmabozulmasınaticaretikarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:00:16

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim