Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/14153

Karar No

2023/9363

Karar Tarihi

2 Kasım 2023

I. BAŞVURU

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı (30606) ...'nun 16.02.2023 tarih ve 2023/25 Muh. sayılı yazısı ile;

"Anayasanın 1 inci maddesi gereğince bir hukuk devleti olması vasfından kaynaklanan devletin temel görevlerinden birisi de kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak ve suç işlenmesini önlemektir. Bu görevin gerçekleştirilmesi için suç işleyen kişiler hakkında tayin edilecek ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirleri başta 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu olmak üzere ceza hükmü içeren diğer özel ceza kanunlarında gösterilmiştir.

Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu'nun 3 üncü maddesinde dile getirildiği üzere, suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunması, kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasi veya diğer fikri düşünce, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik veya diğer toplumsal konumları yönünden hiçbir ayrım yapılmaması ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaması gerekmektedir.

Bu ilkelerin uzantısı olarak suç ve ceza adaletinin tesisi için getirilen müesseselerden birisi Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç uygulamasıdır.

Bu madde gereğince kanunun suç saydığı bir fiili aynı suç işleme kararının icrası kapsamında kısa aralıklarla işleyen kişinin fiilleri zincirleme tek suç kabul edilerek, cezasının maddede gösterilen oranlarda artırılması gerekmektedir.

Ancak, bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak, aralarında iddianame ile oluşturulmuş hukuki bir kesinti bulunmayan fiiller arasında geçmesi gereken süre konusunda Yargıtay ile bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri arasında ve farklı bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri arasında görüş ayrılığı bulunduğu tespit edilmiştir. Şöyle ki;

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.01.2021 gün ve ... K. sayılı kararında 9 ay ara ile işlenen iki kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak eylemi zincirleme tek suç kabul edilmiştir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.03.2021 gün ve 2021/1458 3541 E K. sayılı kararında 8 ay ara ile işlenen iki kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak eylemi zincirleme tek suç kabul edilmiştir.

Sanık Barış Uysal'ın 26.02.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak suçundan Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/491 E, 2021/131 K. sayılı kararı ile cezalandırılmasına dair kararının istinafen incelenmesi neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2021/2439 826 E K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildikten sonra aynı sanığın 03.10.2020 tarihinde işlediği aynı tür suçundan dolayı Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/595 E, 2021/477 K. sayılı kararı ile cezalandırılmasına dair kararının istinafen incelenmesi neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2021/1868 E, 2022/414 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülerek sanığın arada iddianame ile hukuki kesinti oluşmadan 7 ay 5 gün ara ile 26.02.2020 ve 03.10.2020 tarihlerinde işlediği iki eylemin müteselsil tek suç kabul edilerek hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından daire nezdinde 26.09.2022 gün ve 2022/1780 sayı ile yaptığımız itiraz yerinde görülmeyerek konunun tevdi edildiği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlar Kurulunun 02.12.2022 gün ve 2022/92 sayılı kararı ile itirazımızın reddine karar verilmiştir.

1 Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2020/1335 Esas, 2021/1061 Karar sayılı dosyasında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak suçundan sanık Ömer Yılmaz'ın arada iddianame ile oluşturulmuş hukuki kesinti bulunmaksızın 4 ay 25 gün ara ile 24.09.2017 ve 19.02.2018 tarihlerinde işlediği iki eylemin müteselsil tek suç kabul edilmesi talebi ile 27/12/2022 gün ve 2022/2413 sayı ile mezkur daire nezdinde yaptığımız itiraz yerinde görülmeyerek, konunun tevdi edildiği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlar Kurulunun 20/01/2023 gün ve 2023/4 sayılı kararı ile itirazımızın reddine karar verilmiştir.

2 Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2022/398 Esas, 2022/1707 Karar sayılı dosyasında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak suçundan sanık Mustafa Halil Yaşbayır'ın arada iddianame ile hukuki kesinti oluşturulmadan 3 ay 20 gün ara ile 10.12.2020 ve 30.03.2021 tarihlerinde işlediği iki eylemin müteselsil tek suç kabul edilmesi talebi ile anılan daire nezdinde 30.12.2020 gün ve 2022/2438 sayı ile yaptığımız itiraz yerinde görülmeyerek konunun tevdi edildiği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlar Kurulunun 20/01/2023 gün ve 2023/6 sayılı kararı ile itirazımızın reddine karar verilmiştir.

Oysa:

a. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından 19.11.2019 gün ve 2019/1248 esas, 2019/2491 Karar sayılı kararda sanık Hasan Aytaç'ın arada iddianame bulunmayacak şekilde 5 ay 18 gün ara ile 01.03.2017 ve 18.09.2017 tarihlerinde işlediği iki ayrı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak eylemi zincirleme tek suç kabul edilmiştir.

b. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından 22.12.2022 gün ve 2022/1153 Esas, 2022/2314 Karar sayılı kararda sanık Hüseyin Dağhan'ın arada iddianame bulunmayacak şekilde 2 yıl 1 ay ara ile 09.09.2019 ve 09.10.2021 tarihlerinde işlediği iki ayrı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak eylemi zincirleme tek suç kabul edilmiştir.

c. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından 28.12/2022 gün ve 2022/1056 Esas, 2022/2390 Karar sayılı kararda sanık Çiğdem Kantar'ın arada iddianame ile oluşturulmuş hukuki kesinti bulunmaksızın 4 ay 6 gün ara ile 29.05.2021 (13.06.2020, 16.04.2021 tarihli eylemler ile birlikte) ve 04.10.2021 tarihlerinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak eylemlerinin zincirleme tek suç oluşturulacağına karar verilmiştir.

ç. Yukarıda kısaca özetlendiği üzere Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından aynı kişinin 3 ay 20 gün ara ile işlediği iki eylemin, başka bir kişinin 4 ay 25 gün ara ile işlediği iki eylemin ve başka bir sanığın 7 ay 5 gün ara ile işlediği iki eylemin ayrı ayrı müstakil suç teşkil ettiği kabul edildiği halde, Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından 8 ay ara ile işlenen iki eylemin müteselsil tek suç ve 9 ay ara ile işlenen aynı tür iki eylemin müteselsil bir suç oluşturacağına; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından 5 ay 18 gün ara ile işlenen iki aynı tür eylemin müteselsil tek suç teşkil edeceğine; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından ise 4 ay 6 gün ara ile işlenen iki eylemin müteselsil tek suç ve 2 yıl 1 ay ara ile işlenen aynı tür eylemlerin müteselsil tek suç teşkil edeceğine karar verilerek bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri arasında Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan kanun önünde herkesin eşit olduğu ve 36. maddesinde ifade edilen herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ilkelerine ters düşecek şekilde ve hukuk güvenliğini zedeleyecek ölçüde kesin nitelikte görüş ayrılığı çıkmış bulunduğundan, yukarıda tarih ve sayıları belirtilen kararlardan birer nüsha ekte sunulmuştur.

d. Bu itibarla 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunun 40/6. maddesi gereğince bu ayrılığın halli için konunun Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'na bildirilmesi..." talebine istinaden,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı 28.02.2023 tarih ve B.M. 2023/102 sayılı yazısı ile;

"Türk Ceza Kanunun 43 üncü Maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri ile ilgili olarak Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararları arasındaki çelişkinin giderilmesi yazısında; "...Sanık Barış Uysal'ın 26.02.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak suçundan Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/491 Esas, 2021/131 Karar sayılı kararı ile cezalandırılmasına dair kararının istinafen incelenmesi neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2021/2439 Esas,2022/1170 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildikten sonra aynı sanığın 03.10.2020 tarihinde işlediği aynı tür suçundan dolayı Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/595 Esas, 2021/477 Karar sayılı kararı ile cezalandırılmasına dair kararının istinafen incelenmesi neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2021/1868 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülerek sanığın arada iddianame ile hukuki kesinti oluşmadan 7 ay 5 gün ara ile 26.02.2020 ve 03.10.2020 tarihlerinde işlediği iki eylemin müteselsil tek suç kabul edilmeyerek, müstakil suç şeklinde hüküm kurulması,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2020/1335 E, 2021/1061 K. sayılı dosyasında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak suçundan sanık Ömer Yılmaz'ın arada iddianame ile oluşturulmuş hukuki kesinti bulunmaksızın 4 ay 25 gün ara ile 24.09.2017 ve 19.02.2018 tarihlerinde işlediği iki eylemin müteselsil suç kabul edilmeyerek, müstakil suç şeklinde hüküm kurulması,

Yine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2022/398 Esas, 2022/1707 Karar sayılı dosyasında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak suçundan sanık Mustafa Halil Yaşbayır'ın arada iddianame ile hukuki kesinti oluşturulmadan 3 ay 20 gün ara ile 10.12.2020 ve 30.03.2021 tarihlerinde işlediği iki eylemin müteselsil tek suç kabul edilmeyerek sanık hakkında müstakil suç şeklinde hüküm kurulması sebebiyle,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca eylemin müteselsil suç kabul edilerek zincirleme suça ilişkin TCK 43 üncü maddesinin uygulanması gerektiğine dair yapılan itirazlar, hem ilgili ceza dairesi tarafından hem de Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlar Kurulu tarafından itirazlar yerinde görülmeyerek itirazın reddine karar verilmiştir.

Oysa,

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından 19.11.2019 gün ve 2019/1248 Esas, 2019/ 2491 Karar sayılı kararında,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından 22.12.2022 gün ve 2022/1153 Esas, 2022/2314 Karar sayılı kararında,

Yine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından 28.12.2022 gün ve 2022/1056 Esas, 2022/2390 Karar sayılı kararında, aynı ve yakın tarihli eylemlerin zincirleme tek suç oluşturulacağına dair hüküm kurarak karar verilmiştir.

Cumhuriyet Savcımızın ekli yazısında detaylı açıklandığı üzere, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından aynı kişinin 3 ay 20 gün ara ile işlediği iki eylemin, başka bir kişinin 4 ay 25 gün ara ile işlediği iki eylemin ve başka bir sanığın 7 ay 5 gün ara ile işlediği iki eylemin ayrı ayrı müstakil suç teşkil ettiği kabul edildiği halde,

Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından 8 ay ara ile işlenen iki eylemin müteselsil tek suç ve yine ayrı bir dosyada 9 ay ara ile işlenen aynı tür iki eylemin müteselsil bir suç oluşturacağına;

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından 5 ay 18 gün ara ile işlenen iki aynı tür eylemin müteselsil tek suç teşkil edeceğine;

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından ise 4 ay 6 gün ara ile işlenen iki eylemin müteselsil tek suç ve 2 yıl 1 ay ara ile işlenen aynı tür eylemlerin müteselsil tek suç teşkil edeceğine karar verdikleri,

Bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri arasında Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan kanun önünde herkesin eşit olduğu ve 36. maddesinde ifade edilen herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ilkelerine ters düşecek şekilde ve hukuk güvenliğini zedeleyecek ölçüde kesin nitelikte görüş ayrılığı çıkmış bulunmaktadır.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararları arasındaki çelişkinin giderilmesi hususu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35/3 maddesi gereğince..." şeklindeki gerekçe ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu’na talepte bulunulmuştur.

II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu’nun 10/03/2023 tarihli ve 2023/2 sayılı kararı ile,

"1 Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2023 tarih ve B.M. 2023/102 sayılı yazı ile belirtilen;

a İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesinin 19.11.2019 tarih, 2019/1248 Esas, 2019/2491 Karar sayılı ilamı (İstanbul Anadolu 19.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2019 tarih, 2018/159 Esas ve 2019/153 Karar sayılı kararı)

b Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin 22.12.2022 tarih, 2022/1153 Esas, 2022/2314 Karar sayılı ilamı (Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarih, 2022/135 Esas ve 2022/260 Karar sayılı kararı)

c Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.12.2022 tarih, 2022/1056 Esas, 2022/2390 Karar sayılı ilamı (Acıpayam 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarih, 2021/392 Esas ve 2022/168 Karar sayılı kararı)

ç Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarih, 2022/398 Esas, 2022/1707 Karar sayılı ilamı (Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarih, 2021/590 Esas ve 2021/717 Karar sayılı kararı)

d Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarih, 2021/2439 Esas, 2022/1170 Karar sayılı ilamı (Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2021 tarih, 2020/491 Esas ve 2021/826 Karar sayılı kararı)

e Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 09.03.2022 tarih, 2021/1868 Esas, 2022/414 Karar sayılı ilamı (Antalya 12.Asliye Ceza Mahkemesi 21.06.2021 tarih, 2020/595 Esas ve 2021/477 Karar sayılı kararı)

f Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarih, 2020/1335 Esas, 2021/1061 Karar sayılı ilamı (Denizli Ağır Ceza Mahkemesi 25.02.2020 tarih, 2019/278 Esas ve 2020/91 Karar sayılı kararı) ile verilen kesin nitelikteki kararları arasında İÇTİHAT AYKIRILIĞI BULUNDUĞUNA,

  1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2023 tarih ve B.M. 2023/102 sayılı yazısında belirtilen kararlara ilişkin uyuşmazlığın, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesi,

  2. Anılan Daire kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi ve içtihat birlikteliğinin sağlanması amacıyla 5235 Sayılı Adli Yargı İlk derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini düzenleyen kanunun 35/3. maddesi uyarınca ilgili bilgi ve belgelerin eklenerek kararın bir örneğinin YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA GÖNDERİLMESİNE,

  3. Karardan bir örneğin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE," karar verilmiştir.

III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ KARARLARI: **

A. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/1248 Esas, 2019/2491 Karar sayılı kararının incelenmesinde:

Şüpheli Hasan Aytaç hakkında, 01.03.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2018 tarihli ve 2017/81467 Soruşturma, 2018/9068 Esas, 2018/7524 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle doğrudan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda;

İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli ve 2018/159 Esas, 2019/153 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, sanığın kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/1248 Esas, 2019/2491 Karar sayılı kararı ile; Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/1144 Esas, 2018/506 Karar sayılı kararına konu 18.09.2017 tarihli eylem ile inceleme konusu 01.03.2017 tarihli eylem arasında hukuki kesinti bulunmadığı, zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ve 2019/689 Esas, 2020/295 Karar sayılı kararı ile Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki eylemin zincirleme suç kabul edilerek sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli kararıyla verilen 2 yıl hapis cezasının mahsubu ile neticeten 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 600,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kararın 05.11.2020 tarihinde kesinleştirildiği, anlaşılmıştır.

B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 22.12.2022 tarihli ve 2022/1153 Esas, 2022/2314 Karar sayılı kararının incelenmesinde:

Şüpheli Hüseyin Dağhan'ın 09.09.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 14.11.2019 tarihli ve 2019/18446 soruşturma, 2019/376 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 02.12.2019 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek infazı için Alanya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, şüphelinin 11.11.2021 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması ve uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine erteleme kararının

kaldırılarak Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2022 tarihli ve 2019/18446 Soruşturma, 2022/1080 Esas, 2022/890 sayılı iddianamesi ile Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2022/135 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 22.12.2022 tarihli ve 2022/1153 Esas, 2022/2314 Karar sayılı kararı ile "sanığın aynı nitelikteki 09.10.2021 tarihli eylemi nedeniyle halen Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/15047 Soruşturma sayılı dosyasında soruşturma yürütülmekte olduğunun anlaşılmış olması karşısında 09.10.2021 tarihli eylem yönünden dava açılıp açılmayacağı hususunda Isparta Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, dava açılması durumunda dosya birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesine zorunluluk bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde sanığın hükümlüğüne karar verilmesi" nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra, dosyanın Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/4 Esasına kaydedildiği, davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.

C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.12.2022 tarihli ve 2022/1056 Esas, 2022/2390 Karar sayılı kararının incelenmesinde:

Şüpheli Çiğdem Kantar hakkında 13.06.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Acıpayam Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2021 tarihli ve 2021/436 Soruşturma, 2021/11 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilidiği, kararın 12.03.2021 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek 06.04.2021 tarihinde Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, infaz işlemleri devam ederken 30.03.2021 ve 16.04.2021 tarihlerinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması ve uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Acıpayam Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2021 tarihli ve 2021/436 Soruşturma, 2021/544 Esas, 2021/457 sayılı iddianamesi ile Acıpayam 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 29.05.2021 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalanması ve uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine Acıpayam Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2021 tarihli ve 2021/2521 Soruşturma, 2021/696 Esas, 2021/592 sayılı iddianamesi ile Acıpayam 2. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, Acıpayam 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 2021/487 Esas, 2021/606 Karar sayılı kararı ile davanın 2021/392 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, Acıpayam 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/392 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un

191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.12.2022 tarihli ve 2022/1056 Esas, 2022/2390 Karar sayılı kararı ile, sanığın aynı nitelikteki 04.10.2021 tarihli eylemi nedeniyle 09.06.2022 tarihli iddianame ile açılan davanın halen Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/443 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu, istinaf incelemesine konu işbu dosyadaki suç tarihlerinin 13.06.2020, 16.04.2021, 29.05.2021, iddianame tarihlerinin ise 17.09.2021, 02.11.2021 olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi bakımından, aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan eylemlerle ilgili dosyaların birleştirilerek görülmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra, Acıpayam 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2023 tarihli ve 2023/26 Esas, 2023/83 Karar sayılı kararı ile, sanığın 13.06.2020, 16.04.2021 ve birleşen 29.05.2021 tarihli eylemlerini 17.09.2021 tarihli ilk iddianameden önce işlemiş olması nedeniyle zincirleme işlediği kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki 04.10.2021 tarihli eylemi ise yeni müstakil bir suç kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.

D. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/398 Esas, 2022/1707 Karar sayılı kararının incelenmesinde:

Şüpheli Mustafa Halil Yaşbayır'ın 30.03.2021 tarihli eylemi nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2021 tarihli ve 2021/22215 Soruşturma, 2021/18047 Esas, 2021/14164 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/590 Esas, 2021/717 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca teşdiden 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/398 Esas, 2022/1707 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki değişikliğin infazda gözetilmesinin mümkün olduğu eleştirisi ile "5 yıl hapis cezası" ibaresinin "2 yıl 6 ay hapis cezası" olarak düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği,

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca, Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/345 Esas, 2022/45 Karar sayılı dosyasındaki suç ile Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/590 Esas, 2021/717 Karar sayılı dosyasındaki suç arasında hukuki kesinti olmadığı, eylemlerin zincirleme suç kapsamında birlikte değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/398 Esas, 2022/1707 Karar sayılı kararına karşı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz talebinde bulunulduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının da aynı gerekçe ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarihli kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz ettiği, itirazı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 04.01.2023 tarihli ve 2022/398 Esas sayılı ek kararı ile, sanık hakkında kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olması nedeniyle itirazın reddine, dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 308/A 3 maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine kesin olarak karar verildiği,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 20.01.2023 tarihli ve 2023/6 Esas ve 2023/6 Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamının incelenmesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/398 Esas, 2022/1707 Karar sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine oyçokluğu ile karar verildiği,

Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/345 Esas sayılı kararının incelenmesinde; sanık hakkında, 10.12.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Serik Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2021 tarihli ve 2021/1748 Soruşturma, 2021/986 Esas, 2021/901 sayılı iddianamesi ile Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; 29.01.2020 tarihli suç nedeniyle verilen KDAE kararının ihlal nedeniyle 24.09.2020 tarihinde kaldırılarak Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın derdest olduğu, yine 24.12.2020 tarihli suç nedeniyle de aynı mahkemeye dava açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2022 tarihli ve 2021/345 Esas, 2022/45 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 12.04.2022 tarihinde kesinleştiği,

Sanık hakkında ayrıca, 03.08.2017 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2018 tarihli ve 2017/452 Esas, 2018/49 Karar sayılı ve 20.02.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiş

5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilmiş zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da bulunduğu,

Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/339 Esas, 2021/159 Karar sayılı kararının incelenmesinde; şüpheli Mustafa Halil Yaşbayır hakkında 29.01.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2020 tarihli ve 2020/17689 soruşturma, 2020/983 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 23.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin 11.09.2020 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.2020 tarihli ve 2020/17689 Soruşturma, 2020/14289 Esas, 2020/11031 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, sanığın 24.12.2019 tarihinde Adana ilinde işlediği aynı nev'i suçtan Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2020 tarihli ve 2020/16052 Esas sayılı iddianamesi ile açılan Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2021 tarihli ve 2020/464 Esas, 2021/50 Karar sayılı birleştirme kararı ile birleşen dosya ile birlikte yapılan yargılama sonucunda; Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 2020/339 Esas, 2021/159 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.12.2021 tarihli ve 2021/930 Esas, 2021/2142 Karar sayılı kararı ile; "sanığın 24.12.2019 tarihli aynı nev'i suçun Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2018 tarihli ve 2017/452 Esas, 2018/49 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olması nedeniyle kamu davasının düşürülmesine, gereği için Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine şeklinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, sanığın ana dosyadaki 29.01.2020 tarihli ve 11.09.2020 tarihli eylemleri yönünden ise, eylemler arasındaki uzun süre gözetildiğinde yenilenmiş suç iradesi nedeniyle eylemlerinin iki farklı suç oluşturacağı gözetilmeden zincirleme suç kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından davanın yeniden görülmesi nedeni sayılmamıştır" eleştirisi ile istinaf başvurusunun esastan reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, kararın temyiz edildiği, davanın Dairemizin 2022/13676 Esasında kayıtlı olduğu,

Anlaşılmıştır.

E. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/2439 Esas, 2022/1170 Karar sayılı kararının incelenmesinde:

Şüpheliler Barış Uysal, ... Aslan ve ... Altunay'ın 26.02.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2020 tarihli ve 2020/239 Soruşturma, 2020/569 Esas, 2020/368 sayılı iddianamesi ile Elmalı Asliye Ceza Mahkemesine 5237 saylı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2021 tarihli ve 2020/491 Esas, 2021/826 Karar sayılı kararı ile sanıklar Barış Uysal, ... Aslan ve ... Altunay'ın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 8'er ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanıkarın istinaf kanun yoluna başvurduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/2439 Esas, 2022/1170 Karar sayılı kararı ile; sanıklar Barış ve ... hakkında tekerrür hükümleri yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... hakkında istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık Barış Uysal hakkındaki Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/491 Esas sayılı dosyasındaki 26.02.2020 tarihli suç ile Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/595 Esas sayılı dosyasındaki 03.10.2020 tarihli suç arasında hukuki kesinti olmadığı, teşdit, zincirleme suç veya mahsup kararının gözönüne alınmadığı gerekçesiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/2439 Esas, 2022/1170 Karar sayılı kararına karşı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz talebinde bulunulduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının da aynı gerekçe ile Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararına 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz ettiği, itirazı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2021/2439 Esas, 2022/1170 Karar sayılı ek kararı ile, dosyadaki suç tarihinin 26.02.2020 olduğu, önceki dosyadaki suç tarihinin 03.10.2020 olduğu, iki eylem arasında geçen süreye göre sanığın yenilenen suç kastıyla ikinci eylemi gerçekleştirdiği gerekçesiyle itirazın reddine, dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 308/A 3 uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine karar verildiği,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 02.12.2022 tarihli ve 2022/92 Esas ve 2022/92 Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamının incelenmesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/2439 Esas, 2022/1170 Karar sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verildiği,

Sanık Barış Uysal hakkındaki, Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/595 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde;

Sanığın 03.10.2020 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2020 tarihli ve 2020/78197 Soruşturma, 2020/19024 Esas, 2020/14749 sayılı iddianamesi ile, Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesine 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede, daha önce 05.10.2014 tarihli eylemi nedeniyle 16.11.2016 tarihinde KDAE kararı verildiği, ihlal nedeniyle kaldırılarak Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesine 2016/837 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, mahkûmiyet kararı verildiğinin belirtildiği, (Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2017 tarihli ve 2016/837 Esas, 2017/118 Karar sayılı mahkûmiyet kararının, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 16.05.2017 tarihli ve 2017/434 Esas, 2017/630 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek 16.05.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır) Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/595 Esas, 2021/477 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 09.03.2022 tarihli ve 2021/1868 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararı ile, tekerrür yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

F. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 09.03.2022 tarihli ve 2021/1868 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararının incelenmesinde:

Sanık Barış Uysal'ın 03.10.2020 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2020 tarihli ve 2020/78197 Soruşturma, 2020/19024 Esas, 2020/14749 sayılı iddianamesi ile, Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesine 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede, daha önce 05.10.2014 tarihli eylemi nedeniyle 16.11.2016 tarihinde KDAE kararı verildiği, ihlal nedeniyle kaldırılarak Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesine 2016/837 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, mahkûmiyet kararı verildiğinin belirtildiği, (Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2017 tarihli ve 2016/837 Esas, 2017/118 Karar sayılı mahkûmiyet kararının, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 16.05.2017 tarihli ve 2017/434 Esas, 2017/630 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek 16.05.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır), yapılan yargılama sonucunda Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/595 Esas, 2021/477 Karar sayılı kararı ile, sanığın

5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 09.03.2022 tarihli ve 2021/1868 Esas, 2022/414 Karar sayılı kararı ile, tekerrür yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır.

G. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/1335 Esas, 2021/1061 Karar sayılı kararının incelenmesinde;

Şüpheliler Ömer Yılmaz, ... Yeler ve ...hakkında, 24.09.2017 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2018 tarihli ve 2018/8793 Soruşturma, 2018/3159 Esas, 2018/632 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.09.2018 tarihli ve ... Karar sayılı kararı ile, ticarete ilişkin savunmaların aksine somut delil bulunmadığı, idrar tahlillerinde uyuşturucu madde bulunduğu, ele geçen maddelerin kullanım sınırında kaldığı, eylemin kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanıklar Arif Kuzu, ... Yeler ve Ömer Yılmaz'ın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 8'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 28.11.2018 tarihinde kesinleştiği, sanık Ömer'in denetimli serbestlik tedbirine uymadığının ve sanık ... hakkında, 01.04.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2019 tarihli ve 2017/14310 Soruşturma, 2019/1103 Karar sayılı kararı ile, sanık ...'in 01.04.2017 tarihli suçunun zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olduğu gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilerek Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması üzerine; Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2019/278 Esas, 2020/91 Karar sayılı kararı ile, sanıklar ... Yeler ve Ömer Yılmaz haklarındaki hükümlerin açıklanmasına, ayrı ayrı 1'er yıl 8'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, sanıklar müdafilerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/1335 Esas, 2021/1061 Karar sayılı kararı ile, "suçun işleniş biçimi ve ele geçen madde miktarına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından davanın yeniden görülmesi sebebi sayılmamıştır" eleştirisi ile istinaf başvurularının esastan reddine kesin olarak karar verildiği,

Sanık Ömer Yılmaz hakkındaki Denizli 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/216 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; sanığın 19.02.2018 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2018 tarihli ve 2018/2628 Esas sayılı iddianamesi ile Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2020 tarihli ve 2018/216 Esas, 2020/650 Karar sayılı kararı ile, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 08.01.2021 tarihinde kesinleşmesini takiben denetim süresi içerisinde yükümlülüklerini ihlal ettiğinin bildirilmesi üzerine Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli ve 2021/559 Esas, 2022/74 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği,

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık Ömer Yılmaz'ın 24.09.2017 tarihli eylemi nedeniyle 09.03.2018 tarihli iddianameyle dava açıldığı, yargılama sonunda Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/278 Esas, 2020/91 Karar sayılı kararıyla hapis cezası verilerek kesinleştiği, 19.02.2018 tarihli eylem nedeniyle de 23.02.2018 tarihli iddianameyle dava açıldığı, yargılama sonunda Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/559 Esas, 2022/74 Karar sayılı kararıyla hapis cezası verilerek kesinleştiği, her iki dosyanın birleştirilip tek dosyadan karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek 2022/145 Esasa kaydedilerek Denizli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2022 tarihli ve 2022/145 Esas, 2022/350 Karar sayılı birleştirme kararı ile, davanın Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/353 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/278 Esas sayılı dosyasında 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 20.01.2023 tarihli ve 2023/4 Esas ve Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamının incelenmesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/1335 Esas, 2021/1061 Karar sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, bunun üzerine Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasını tefrik ederek mahkemesine gönderdiği,

Anlaşılmıştır.

IV. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.07.2023 tarihli ve UG 2023/60743 sayılı tebliğnamesinde; "696 sayılı KHK m.92 nci maddesinin ikinci fıkrası ile değişik 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 10.03.2023 tarih ve 2023/2 uyuşmazlığın giderilmesi sayılı kararına istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmazlığın kamu davasının açılmasına kadar olan kullanma kullanmak amacıyla bulundurma eylemleri bir bütün halinde ihlal sayılmalı, ancak birden fazla ihlal olması halinde cezanın teşdiden tayini için sebep oluşturmalıdır." şeklinde giderilmesi talep edilmiştir.

V. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra ancak denetim süresi içinde işlenen kullanma eylemleri ile yine sanık hakkında doğrudan kamu davası açılması şartlarının bulunduğu durumlarda işlenen ve aralarında bir yıla varan ancak hukuki kesinti gerçekleşmemiş eylemlerle ilgili farklı uygulamalar yapıldığı, bir kısım mahkemelerce eylemler zincirleme suç kapsamında değerlendirilerek hüküm kurulurken, bir kısım mahkemelerce eylemler arasında fiili kesinti oluştuğu kabul edilerek her bir eylem için ayrı mahkûmiyet kararı verildiği, bu yönde ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri arasında tam bir uygulama birliği bulunmadığı, farklı uygulamaların mağduriyetlere sebebiyet verdiği ve uyuşmazlığın giderilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. İlgili Hukuk

1.5235 sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun" 'un, 20.11.2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92 nci maddesi ile değişik, "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" başlıklı 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası;

"...(3)Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu

uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,

(Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK 696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018 7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir.

  1. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi hükmü;

"Madde 191 (Değişik: 18.06.2014 – 6545/68 md.)

(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a. Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b. Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,

c. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

(8) Bu Kanunun;

a. 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,

b. 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır."

(10) (Ek: 27.3.2015 6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır."

şeklindedir.

  1. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi;

(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır." şeklindedir.

C. Değerlendirme

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi", aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca "erteleme süresi içerisinde asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulması" kararı verilmesini takiben, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen durumlardan birinin gerçekleşmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açılacaktır.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile 12. Ceza Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık, sanığın birden fazla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi halinde hangi hallerde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin uygulamasında; sanığın birden fazla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri arasında fiili ve hukuki kesintinin gerçekleşmemesi halinde sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, kararlardan birinin kesinleşmesi halinde, mahsuplu zincirleme suç uygulaması yapılarak aradaki fark kadar cezaya hükmolunması gerektiği yönündedir.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin uygulamasında ise; hukuki kesinti gerçekleşmemiş olsa bile, eylemler arasındaki süre gözetilerek sanığın yenilenen suç iradesi ile tekrar suç işlediği, fiili kesintinin gerçekleştiği gerekçesiyle eylemlerin ayrı suç teşkil edeceği yönündedir.

Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;

5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda

Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, 5 yıl süre ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, suça sürüklenen çocuklar için de bu sürenin 5 yıl olduğu, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.

5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir.

Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında Mahkemelerce verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı ya da aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, hükmedilen tedbirin infazı sırasında ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen denetim süresi içerisinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen ilk eylem, anılan Kanun hükümleri, açık bir şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini düzenlediğinden, ihlal niteliğinde sayılacaktır ve Mahkemelerce yargılamaya devam olunarak hüküm kurulacaktır. Hükmedilen tedbirin infazı sırasında ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen denetim süresi içerisinde ihlalin gerçekleşmemesi halinde ise Mahkemelerce sürenin olumlu geçtiğinin tespiti üzerine düşme kararı verilecektir. Ancak, sanık hakkında anılan geçiş hükümlerinin uygulanmasından sonra, kullanmak için uyuşturucu madde suçundan işlenen soruşturma ve kovuşturma konusu edilebilen sonraki eylem ile ilgili olarak, sanık lehine olması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir.

Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Yine Dairemiz içtihatlarına göre, tek suça konu edilen birden fazla eylem bulunması halinde, hüküm kurulurken "tekerrür, zamanaşımı, ağırlaştırıcı ve hafifletici sebepler"in uygulanmasında suç tarihinin usulüne uygun olarak kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan suç tarihi olarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılması nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden

aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir.

İddianame düzenlendikten sonra işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci fıkrasının altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmenin, incelemeye konu edilen davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi bulunması nedeniyle kaldırılarak açılan kamu davasında yürütülen yargılama sonucunda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylemin "daha önce Mahkemelerce verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı ya da 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen denetim süresi içerisinde" işlendiğinin tespit edilmesi halinde ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylemin sübutuna ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda bu eylem yönünden sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen "beraat", "düşme", "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı ile sonuçlanmış olduğunun anlaşılması halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliğini yitirdiği, bu nedenle sonraki eylemlere ilişkin olarak yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir."

hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise, yine kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.

Sanığın UYAP sisteminde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Mahkeme ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde açık ve kapalı dosyalarının bulunduğunun tespiti halinde, UYAP üzerinden yapılan araştırma kayıtları da denetime olanak verecek şekilde dosya arasına alınıp, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından da başkaca kayıt bulunup bulunmadığı da sorularak, dosya ve soruşturma kayıtlarının akıbeti araştırılıp, aslı veya onaylı örneklerinin getirtilip incelenen dosya arasına konulması ve tüm deliller değerlendirilerek, kesinleşen Mahkeme kararları yönünden gerektiğinde kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği tartışıldıktan sonra, her bir eylem yönünden ayrı ayrı sübut da tartışılarak, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle, mükerrer dava olup olmadığının, suçların "bir suç işleme kararının icrası kapsamında" işlenip işlenmediğinin, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi; zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle eylem sayısı dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde aradaki fark kadar "ek cezaya hükmolunması", aksi halde "ek ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekmektedir.

Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda;

Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kişide yarattığı bağımlılık sonucu uyuşturucu madde kullanma eylemi genellikle tekrarlanan bir eylemdir, bu nedenle failin, birden çok suç teşkil eden eylemi olsa da, bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı suç kastıyla hareket ettiği kabul edilmelidir.

Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen birden fazla "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" eylemi var ise; erteleme kararına konu edilip edilmediğine bakılmaksızın kovuşturma şartının gerçekleştiğinin kabulü ile tüm eylemlerin tek suç sayılması ancak açılacak kamu davasında yapılan yargılama sonucunda temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesindeki oranlılık ilkesi ve aynı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği hususu da gözetilmelidir. İddianame düzenlendikten sonra işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.

5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında açılan birden fazla dava söz konusu ise, yine eylemler arasında hukuki kesintinin gerçekleşmemesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olacaktır.

Açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararlarının usul ve kanuna uygun olduğu değerlendirilmiştir.

VI. KARAR

  1. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm eylemlerin, erteleme kararına konu edilip edilmediğine bakılmaksızın tek suç oluşturduğu, ancak yapılan yargılama sonucunda temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütlere ve 3 üncü maddesinde öngörülen orantılılık ilkesine uygun olarak alt sınırdan uzaklaşılmasının mahkemenin takdirinde olduğu,

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi olduğu, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği, yine 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği, iddianame düzenlendikten sonra işlenen aynı nitelikteki eylemlerin ise ayrı suç olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebileceği,

5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan açılan birden fazla dava söz konusu ise, yine eylemler arasında hukuki kesintinin gerçekleşmemesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabulü ile,

5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin görüşleri doğrultusunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE,

  1. Dosyanın talepte bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,

  2. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,

02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararkararımahkemesigönderilmesine"bölgebaşkanlarkuruluvı.hakkındauyuşmazlığıncumhuriyetgörüşügiderilmesinebaşvurudaireleribulunduğunaaykırılığıbaşsavcılığınagerekçeiçtihatgönderilmesineuyuşmazlığıbaşsavcılığınınadliyeyargıtay

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:08:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim